KARAR METNİ
Derlemedeki karar metni
ÖZET: U. Holding A.Ş.’nin yönetiminde bulunan sanık E.İ.Ö. ve bu şirketin yönetimine sonradan dâhil olan sanıklar B. ve M. ile şirket tüzel kişiliği arasındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında olması, şirketi idare etme yetkisinin gereği olarak şirkete ait mal varlığının sanıklara tevdi edilmesiyle şirket yönetiminde bulunan sanıkların sözleşme ile kendilerine bırakılan şirket mal varlığını korumak ve bu mal varlığı üzerinde ana sözleşmede belirtilen amaca uygun ve kâr getirecek şekilde tasarrufta bulunmakla yükümlü olmaları, katılan T.’nin hisselerinin eksiltildiğine ilişkin kararların müştereken alınması ve hisse dağılımına ilişkin hazırun cetvelinin sahte olduğuna yönelik herhangi bir iddianın da bulunmaması göz önüne alındığında; sanıkların şirket mal varlığı üzerinde kendilerinin veya
Yukarıdaki 25.09.2018 tarihli ve 215-371 sayılı CGK kararında güveni kötüye kullanma ilişkin hukuki açıklamalar bulunduğundan, tekrardan kaçınmak adına bu kararın yalnızca özetine yer verilmiştir.
başkalarının yararına olarak tevdi amacına aykırı şekilde tasarrufta bulunmalarından sonra, bu tasarrufların ortaya çıkmaması için gerçekleştirdikleri bir takım hileli davranışlarının eylemlerini dolandırıcılık suçuna dönüştürmeyeceği, zira dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için hileli hareketlerin haksız menfaatin elde edilmesinden önce sergilenmesi gerektiği, şirket yönetiminde bulunan sanıkların hizmet ilişkisi nedeniyle bağlı bulundukları katılan U. Holding A.Ş. aleyhine hizmet ilişkisiyle bağdaşmayan tasarruflar yapmak suretiyle menfaat elde etmeleri şeklinde gerçekleşen eylemlerinin bir bütün hâlinde TCK’nın 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. İtirazın kapsamına göre inceleme sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar; 1- Sanıkların eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık suçunu mu, yoksa hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu mu oluşturduğu, 2- Sanıkların sabit olan eylemlerinin, katılan sayısınca zincirleme şekilde ayrı ayrı suçları mı, yoksa zincirleme şekilde tek bir suçu mu oluşturduğu, katılan sayısınca zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun kabulü hâlinde ise alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenen temel hapis ve adli para cezasının TCK’nın 61. maddesindeki ölçütler ile 3. maddesindeki orantılılık ilkesi gereğince üst sınıra yakın olarak belirlenmesinin gerekip gerekmediği, 3- Sanık E.İ. Ö.U. hakkında TCK’nın 167. maddesinin uygulama şartlarının bulunup bulunmadığı, Noktalarında toplanmakta ise de; Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle, sanık E. İ. Ö. U. hakkında katılan T. U.’ya yönelik olarak nitelikli dolandırıcılık suçundan dava açılıp açılmadığının belirlenmesi gerekmektedir. İncelenen dosya kapsamından; E. Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen fezleke doğrultusunda B. Cumhuriyet Başsavcılığınca; katılan U. Holding A.Ş.’nin yöneticisi olan sanık E.İ. Ö.U.’nun, U. Holding A.Ş.’nin yönetim kurulunda yer alan ve imza yetkisi bulunan diğer sanıklar B. Ç. ve M. İ. K. ile birlikte hareket ederek paravan şirketler kurup, U. Holding A.Ş. hisselerini kurduğu paravan şirketlere aktarmak suretiyle U. Holding A.Ş. ve bu şirkete bağlı iştiraklerin içini boşalttığı, hileli davranışlarla aldattıkları U. Holding A.Ş.’nin diğer hissedarları olan katılanlar T.U., A.S.U. ve Ş.K.’yi 44.957.472,312 Lira zarara uğratarak kendilerine menfaat sağladıkları iddiasıyla sanıklar M.İ.K. ve B.Ç.’nin üç kez, sanık E.İ. Ö.U.’nun ise iki kez zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açıldığı, E. Cumhuriyet Başsavcılığınca 02.07.2008 gün ve ... sayı ile; sanık E.İ. Ö.U. hakkında “E.İ. Ö.U.’nun bilirkişi raporuyla U. Holding A.Ş. hissedarı şikâyetçi T. U.’ya karşı da zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık ve zincirleme şekilde güveni kötüye kullanma suçlarını işlemiş olduğu anlaşılmış ise de, şüphelinin, şikâyetçinin oğlu olması nedeni ile hakkında şahsi cezasızlık sebebinin bulunduğu” gerekçesi ile katılan T.U.’ya yönelik eylemleri ile ilgili olarak 5237 sayılı TCK’nın 167. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca nitelikli dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçlarından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, Soruşturma aşamasında, İ. Üniversitesi öğretim üyesi B. Programı Başkanı Yrd. Doç. Dr. M.H.S., İ. Üniversitesi öğretim üyesi M. Programı Başkanı Yrd. Doç. Dr. N.Ç. ve İ. Üniversitesi B. Programı T. Hukuku öğretim görevlisi A.E.’den oluşan bilirkişi heyeti tarafından 17.06.2008 tarihinde düzenlenen raporda özetle; katılan T.U.’nun eşi, katılanlar A.S.U. ve Ş.K. ile sanık E.İ. Ö.U.’nun babaları olan A.U.’nun ölümünden önce, 16.03.1998 tarihli sermaye artırımı sonrasında U. Holding Anonim Şirketi’ne ait toplam 7.800.000.000 adet şirket hissesinin, 7.480.519.414 adedinin A.U.’ya, 86.083.999 adedinin katılan T.U.’e, 77.648.613 adedinin katılan Ş.K.’ye, 77.873.987’şer adedinin de katılan A.S.U. ile sanık E.İ. U.’ya ait olmak üzere dağılımının yapıldığı, A.U.’nun 05.10.1998 tarihinde vefat etmesi üzerine şirketin gerçek kişi hissedar sayısının dörde düşmesi nedeniyle, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre beşinci ortağın oluşturulması amacıyla U. Sınai Yatırım A.Ş.’ye 78.000 adet U. Holding A.Ş. payının devredildiği ve bu 78.000 adet payın, katılanlar T. ve A. S.’den 19.499,5’er adet, katılan Ş. ve sanık E.İ.Ö.’den ise 19.500,5’er adet alınmak suretiyle U. Sınai Yatırım A.Ş. aktifine kaydedildiği, U. Sınai Yatırım A.Ş.’yi sanık B.Ç.’nin temsil ettiği, bu devir işlemi sonrasında U. Sınai Yatırım A.Ş.’ye devredilen 78.000 adet pay dışındaki yeni pay dağılımının katılan T.’ye 1.956.194.353 adet, katılan Ş.’ye 1.947.758.967 adet, katılan A.S. ve sanık E.İ.Ö.’ye ise 1.947.984.340’ar adet hisse sayısı olması gerekirken U. Holding A.Ş.’nin 09.08.2002 tarihinde gerçekleştirilen genel kurul toplantısında ortaya farklı bir ortaklık yapısının çıktığı ve katılan T.’ye ait olması gereken 1.956.194.353
adet U. Holding A.Ş. hissesinde 6.213.853 adet eksiltme yoluna gidilerek, katılan T.’nin hisselerinin 1.949.980.500 adede düşürüldüğü, katılan T.’den alınan 6.213.853 adet hissenin ise sanık E.İ.Ö. tarafından katılanlar Ş. ve A.S. ile kendi adına intikalinin sağlanarak U. Sınai Yatırım A.Ş. dışındaki diğer dört ortağın U. Holding A.Ş.’deki hisselerinin eşitlendiği, katılan T.’ye ait U. Holding A.Ş. hisselerin eksiltilmesi işleminin katılan T.’nin bilgisi ve rızası dışında herhangi bir delil ve satış belgesi olmaksızın gerçekleştirildiği, hisse devrinin hukuksal dayanaktan yoksun olduğu, usulsüz devredilen bu hisse devrinden dolayı katılan T.’ye herhangi bir ödeme yapılmadığı ve sanık E.İ.Ö. tarafından iddiaların aksini ispat edecek yönde bir ödeme belgesinin de sunulmadığı, katılan T.’ye ait hisselerin ne şekilde el değiştirdiğinin tespiti amacıyla hisse devir işlemine ilişkin belgelerin şirket yetkililerinden ve U. Holding A.Ş. avukatlarından yazılı olarak defalarca istenmesine rağmen herhangi bir sonuç elde edilemediği, bu nedenle söz konusu pay devri işleminin nasıl gerçekleştirildiği ve hisse devirlerinin pay defterine işlenip işlenmediğinin tespit edilemediği, bu duruma göre katılan T.’ye ait olması gereken 6.213.853 adet payın, 2.221.533 adedinin katılan Ş.’a, 1.996.160 adedinin katılan A.S.’ye, 1.996.166 adedinin ise sanık E.İ.Ö.’ye intikal ettiği, katılan T.’nin hissesinin olması gerekenden daha aza düşmesi nedeniyle U. Holding A.Ş. hissedarlık yapısının U. Sınai Yatırım A.Ş. haricindeki hissedarlar dışında eşit duruma geldiği, böylelikle katılan A.S., sanık E.İ.Ö. ve U. Sınai Yatırım A.Ş.’nin hisse toplamının 3.900.039.000 adede ulaşması sağlanarak U. Holding A.Ş. yönetiminde karar alabilmek için gerekli olan %50,005 mutlak çoğunluk oranının oluşturulduğu, bu şekilde muvazaalı oluşturulan hisse yapısı ile U. Holding A.Ş. yönetimini değiştirecek duruma gelen sanıklar E. İ. Ö. ve B. Ç. ile katılan A. S.’nin öncelikle 19.08.2002 tarihli 2001 yılı genel kurul toplantısında U. Holding A.Ş.’nin yönetimini değiştirdikleri ve yönetime üç yıllığına sanıklar E.İ.Ö. ve B.Ç. ile katılan A.S.’nin seçildiği, U. Holding A.Ş. yönetimindeki çoğunluk hissenin sanıklar İ.E.Ö. ve B.Ç. ile katılan A.S. tarafından elde edilmesinden sonra, sanık E. İ. Ö. ve katılan A. S.’ın sermayeleri tamamen kendilerine ait olan U. Traktör Sanayi ve Ticaret Limited Şirketini kurdukları ve muvazaalı durumda bulunan 3.899.961.000 adet U. Holding A.Ş. hissesini kendi kurdukları U. Traktör Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine devrettikleri, yine sanık E.İ.Ö. ve katılan A.S. tarafından U. Traktör ve Otomotiv Yedek Parça Sanayi Ticaret Limited Şirketi unvanlı yeni bir şirketin daha kurulduğu ve bu şirket hisselerini elinde bulunduran sanık E.İ.Ö. ve katılan A.S.’nin, sahip olduğu hisselerin %99’luk kısmını 14.06.2005 tarihinde U. I. N.V. (H.) firmasına sattıkları, U.I. N.V. firmasının 22.11.2005 tarihinde isim tadili yapılarak ünvanının U. Corporation N.V. şeklinde değiştirildiği, U. Holding A.Ş. hissedarı olan katılan T.’nin, eşi A. U.’nun ölümünden önce kendisine ait olan 6.213.853 adet hissenin usulsüz olarak eksiltilmesi ve devri nedeniyle İ. Ticaret Mahkemesine açtığı ... Esas sayılı davaya ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2005/11613 Esas sayılı dosyası kapsamında mürafaalı olarak yapılan temyiz incelemesi sırasında, katılanlar A. S. ve Ş. K.’nin, usulsüz hisse aktarımının sanık E. İ. Ö. tarafından yapıldığını belirterek kendi adlarına intikal eden usulsüz hisselerin anneleri olan katılan T.’ye iade edilmesini kabul ettikleri, sanık E.İ.Ö.’nün ayrıca U. Holding A.Ş.’nin aktifinde bulunan U. Makine A.Ş. hisselerinin %83.19’unu 162.869.121 Amerikan Doları bedelle U. A. N.V. firmasına sattığı, böylelikle U. Holding A.Ş. aktifinde bulunan U. Makina A.Ş. hisselerinin tamamının görünürde U. A. firmasına gerçekte ise U. A.’nın üzerinde kurulan zincir şirketlere intikal ettiği, bu firmanın üzerinde bulunan U. Corparation N.V. firmasının U.A. N.V. firmasının %100, U. Traktör ve Otomotiv Yedek Parça Sanayi Limited Şirketi ile U. Traktör Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin ise %99’ar hissesine sahip olduğu, U. Corparation N.V. (H.) firmasının %100 hissesinin U.C.S.(L.) firmasına, U.C.S.(L.) firmasının % 100 hissesinin I.L.S. firmasına, I.L.S. firmasının %100 hissesinin ise I.C.(J.) Limited Şirketine ait olduğu, I.C.(J.) Limited Firmasının iki paydan oluştuğu, A grubu hissesinin L.T. Company (C.I.) Limited adına, B grubu diğer hissenin de yine L.T. Company (C.I.) Limited adına kayıtlı olduğu, L.T. Company (C.I.) Limited adına kayıtlı iki oy hakkına sahip bir adet A grubu hissenin 30.09.2002 tarihinde sanık E.İ.Ö.’ye, L.T. Company (C.I.) Limited adına kayıtlı bir oy hakkına sahip bir adet B grubu hissenin ise 30.09.2002 tarihinde katılan A. S.’a devredildiği, neticede U. Traktör ve Otomotiv Yedek Parça Sanayi Limited Şirketi, U. Traktör Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, U.A. N.V., U. Corporation N.V., C.S.(L.), I.L.S. firmalarının en üstünde bulunan I.C. (J.) Limited firmasının da iki oy hakkına sahip A grubu hisseyi elinde bulunduran sanık E.İ.Ö.’nün kontrol ve denetiminde bulunduğu, sanık E.İ.Ö.’nün çok iyi planlanmış ve görünürde yasal bir ortam içerisinde U. Holding A.Ş.’nin içini boşalttığı, katılanlar T., Ş. ve A.S.’nin U. Holding A.Ş. bünyesinde sahip olduğu %83,19 oranındaki U. Makine Sanayi A.Ş. hisselerini ustaca hazırlanmış şirket silsileleri yaratmak suretiyle uhdesine geçirip katılanları zarara uğrattığı, yurt içinde ve yurt dışında kurulan tüm şirketlerdeki ortaklık yapısının neredeyse aynı kişilerden oluşmasının hile ve muvazaa durumunu açıkça ortaya koyduğu, sanık E.İ.Ö.’nün bununla da yetinmeyip I.C.(J.) Limited firmasındaki A grubu hissesinden kaynaklanabilecek tüm olumsuzlukları düşünerek bu kez katılan A.S.’nin içinde yer almadığı Singapur’da yerleşik yeni bir şirket kurduğu ve U.A. N.V. uhdesinde bulunan %83,19 oranındaki U. Makina Sanayi A.Ş. hisselerinin %64,43’lük bölümünü
27.02.2008 tarihinde SS. D. P. Limited Şirketine devrettiği, bu konuyla ilgili İMKB duyurusunun 28.02.2008 tarihinde yapıldığı, SS. D. P. Limited firmasının ödenmiş sermayesinin 2 Singapur Doları olduğu, U. Makina Sanayi A.Ş.’den 29.02.2008 tarihinde İMKB Başkanlığına gönderilen duyuruda adı geçen firmanın %90 hissesinin A. R. E. Limited ve %10 hissesinin sanık E.İ.Ö. adına kayıtlı olduğunun ilan edildiği, ancak bu satış işleminin de diğer satış işlemlerinde olduğu gibi açık muvazaa durumu arz etmesinden endişe eden sanık E.İ.Ö.’nün bu kez 03.03.2008 tarihinde İMKB Başkanlığına yeni bir şirket duyurusu gönderdiği ve bu duyuruda SS. D. P. Limited Şirketinin %100 hissesinin tamamının A.R.E. Limited Şirketine ait olup %10’luk kısmından dolayı sanık E.İ.Ö.’ye öncelikli alım hakkı tanındığı hususunun ilan edildiği, bu durumun U. Makina Sanayi A.Ş. gibi Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden birinin yazışma ciddiyetiyle bağdaşmadığı gibi 27.02.2008 tarihli satış işleminin de muvazaalı bir durum arz ettiği, satış işleminin gerçekleştiği tarihlerin mal kaçırmaya yönelik olduğunun açık bir göstergesi olduğu, sonuç olarak U. Holding A.Ş. hisselerinin herhangi bir satış belgesine dayanmaksızın sanık E.İ.Ö. tarafından holding yönetimini ele geçirmek amacıyla katılanlar adına intikal ettirildiği ve bu hâliyle katılanların sanık aleyhindeki iddialarının doğru olduğu, neticeten sanıkların, yurtdışında tüm hisseleri kendilerine ait veya kendi adamları denetiminde çok düşük sermayeli şirketler kurmak suretiyle U. Holding A.Ş. uhdesinde bulunan U. Makina Sanayi A.Ş. hisselerini bu şirketlere intikal ettirdikleri, Ayrıca L. Invs Limited ve L. C. isimli şirketlerin de sanık E.İ.Ö. tarafından toplam 23.847.687 Lira bedelle satın alınarak U. Holding A.Ş. bünyesine dâhil edildiği, ancak söz konusu şirketlerin herhangi bir mal varlığına sahip olmadığı, özel denetçi raporunda da şirketlerin değerine ilişkin ve ortaklığı belgeleyen hiçbir belge bulunmadığının belirtildiği, ayrıca söz konusu şirketlerin satın alınması sırasında gerekli olan izinlerin alınmadığı, bu nedenle sanık E.İ.Ö.’nün U. Holding A.Ş.’yi kendi şirketlerine ortak etmek suretiyle şirketi 23.847.687 Lira zarara uğrattığı, U. Holding’in halka açık iştiraki durumunda olan U. Makina Sanayi A.Ş.’nin de benzer şekilde İngiltere’de mukim ve internet üzerinden Avrupa ülkelerine tarım makineleri pazarlama, satış ve diğer hizmet faliyetlerinde bulunan F. .com Limited Şirketine 4.000.000 Amerikan Doları bedelle iştirak kararı aldığı, farmec.com şirketinin mevcut ortakları arasında L.C. ve L. Tech. Limited firmalarının yer aldığı, özetle bu şirketin nihai sahibinin de tek başına sanık E. İ. Ö. olduğu ve bu sanığın U. Makina Sanayi A.Ş.’yi kendi şirketlerine ortak ederek halka açık bu şirketi 4.609.784,32 Lira zarara uğrattığı, Sanık E. İ. Ö. tarafından U. Holding A.Ş. bünyesine İ.’de kurulan L.C., L.I. ve F. .com gibi herhangi bir mal varlığına sahip olmayan şirketlerin milyonlarca dolar bedel karşılığında satın alındığı, holding bünyesine satın alınan bu şirketlerin sermayelerinin 1 dolar ile 50.000 dolar arasında olduğu, yurt dışı menşeili şirket alım işlemlerinin ticari gayeden çok, tamamıyla U. Holding A.Ş ve U. Makina A.Ş.’nin içini boşaltmaya yönelik bir amaç için kullanıldığı, şirketlerin satın alınması sırasında sanık E.İ.Ö.’nün, kendi cari hesaplarının da U. Holding A.Ş. tarafından kapatılmasını sağladığı, herhangi bir aktif değere sahip olmayan ve sadece faliyetsiz tabela şirketi durumundaki bu şirketlere U. Holding A.Ş. tarafından ödenen paraların sanıkların uhdesinde bulunduğunun tespit edildiği, Yine, 226.338.079,60 Lira bedelle merkezi Hollanda’da bulunan yabancı bir şirkete devredilen U. Makina Sanayi A.Ş. hisselerinin devri sırasında U.A. N.V. firmasından banka teminat mektubu, banka çeki, uluslararası nitelikte senet veya bono gibi geçerli teminat talep edilmediğinin tespit edildiği, Sermaye Piyasası Kanun’una göre halka açık anonim şirketlerin hisse senetlerinin hâkim ortaklarca blok olarak satışı sırasında bağımsız denetim kuruluşlarınca hisse devir bedellerinin tespitine yönelik rapor tanzim edilmesi gerektiği hâlde, U. Holding A.Ş. yöneticilerince böyle bir rapor tanzim edilmediği, tamamen keyfi bir şekilde gerçek piyasa değeri milyar dolar seviyesinde olan U. Makina Sanayi A.Ş. hisselerinin 226.338.079,60 Lira bedelle ve herhangi bir ödeme ve teminat alınmaksızın U. A. N.V. firmasına devredildiği, U. Holding A.Ş.’nin muhasebe kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde 226.238.079,60 Lira tutarındaki satış işleminden dolayı U. A. N.V. firmasından U. Holding A.Ş.’ye bugüne kadar sadece toplam 1.640.200 Lira para ödemesi yapıldığı ve 162.869.121 Amerikan Doları tutarındaki satış bedelinden hâlen U.A. N.V. firmasının U. Holding A.Ş. firmasına 161.510.088,43 Amerikan Doları borcunun bulunduğu, İ., J. Adaları, S., H., L. ve diğer ülkelerde kurulan tüm firmaların doğrudan veya dolaylı olarak sanık E.İ.Ö. adına kayıtlı olduğu, yapılan işlemlerin de aleni bir şekilde muvazaalı olduğu, Sanıklar E.İ.Ö.U., B.Ç. ve M.İ.K.’nın U. Holding A.Ş., U. Makina Sanayi A.Ş., U.A.N.V. ve diğer U. grubu şirketlerin yönetim kurulu üyesi, imza ve işlem yetkilisi ve yöneticisi sıfatıyla halka açık U. Makina Sanayi A.Ş. ile U. Holding A.Ş. firmalarını diğer hissedarların haklarını olumsuz etkileyecek şekilde kötü yönettikleri, fiktif satış işlemleriyle U. Holding A.Ş.’nin içini boşalttıkları, herhangi bir uluslararası bağımsız
denetim kuruluşu raporuna dayanmaksızın U. Holding A.Ş. bünyesine sermayeleri 1 ila 50.000 Dolar arasında değişen ve herhangi bir mal varlığına sahip olmayan L. Capital, L.I. firmaları ile U. Makina Sanayi A.Ş. bünyesine farmec.com ve H. GMBH firmalarını 44.957.472.312 Lira ödemek suretiyle satın aldıkları ve bu suretle U. Makina Sanayi A.Ş. ve U. Holding A.Ş. firmalarının içini boşalttıkları, bunlara ek olarak U. Makina Sanayi A.Ş. firmasının U. A. N.V. firmasına satışından dolayı U. Holding A.Ş. tarafından fatura edilmeyen 10.020.000 Amerikan Doları tutarındaki “gecikme faizi” faturasıyla birlikte toplamda 57.557.472 Lira vergi ziyaına sebebiyet verdikleri, Tespitlerine yer verildiği, Kovuşturma aşamasında mahkemece bilirkişi raporu düzenlenmesi amacıyla dosyanın Serbest Muhasebeci mali Müşavir Y. D., İ. Ş. Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku öğretim üyesi Prof. Dr. M.K. ve K.H. Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. S. B.’e tevdi edildiği; Serbest Muhasebeci mali Müşavir Y.D. tarafından düzenlenen 14.11.2011 ve 03.01.2012 tarihli raporlarda özetle; katılanlar T., A.S. ve Ş. ile sanık E.İ.Ö.’nün babaları olan A.U.’nun ölümünden önce, 16.03.1998 tarihli sermaye artırımı sonrasında, U. Holding A.Ş.’ye ait olan toplam 7.800.000.000 adet şirket hissesinin 7.480.519.414 adedinin Ahmet U.’ya, 86.083.999 adedinin katılan T.’ye, 77.648.613 adedinin katılan Ş.’ye, 77.873.987’şer adedinin de sanık E.İ.Ö. ve katılan A.S.’ye ait olmak üzere dağılımının yapıldığı, Ahmet U.’nun 05.10.1998 tarihinde vefatı üzerine şirketin gerçek kişi hissedar adedinin dörde düşmesi nedeniyle, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre beşinci ortağın oluşturulması gerektiğinden, U. Holding A.Ş.’nin 78.000 hisse payının katılanlar T. ve A.S.’dan 19.499,5’er adet, katılan Ş. ve sanık E.İ.Ö.’den ise 19.500,5’er adet alınmak suretiyle U. Sınai Yatırım A.Ş.’ye devredildiği ve bu hisselerin U. Sınai Yatırım A.Ş. aktifine kaydedildiği, anılan şirketi sanık B.Ç.’nin temsil ettiği ve bu sanığın U. Holding A.Ş. yönetim kurulu murahhas azası seçildiği, A.U.’nun ölümünden sonra U. Holding A.Ş’nin 25.12.1998 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında gerçek kişi hissedarlar olan katılanlar T., Ş. ve A.S. ile sanık E.İ.Ö.’nün hisselerinin 1.949.980.500 adette eşitlenerek U. Holding A.Ş. ortaklık yapısının değiştirildiği, bu genel kurul toplantısı hazırun cetvelini katılanlar T. ve Ş.’nin asaleten imzaladıkları, katılan A. S.’nin de vekâleten sanık E. İ. Ö.’nün temsil ettiği, ancak aynı hazırun cetvelinde divan başkanı olarak sanık E.İ.Ö.’nün, oy toplama memuru olarak tanık G.K.’nin, kâtip olarak ise N.D.E.’nin imzalarının görüldüğü, yine aynı toplantının başkanlık divanında katılanların temsil edilmedikleri ve ilgili tutanakta katılanların imzalarının bulunmadığı, 03.08.1998, 31.03.2000, 30.04.2000 ve 09.08.2002 tarihli genel kurul toplantıları ile ilgili hazırun cetveli ve toplantı tutanaklarında da katılan ortakların asaleten hazır olduklarına dair imzalarının bulunmasına rağmen hazırun cetveli ve tutanaklarda bu ortaklar dışındaki kişilerin görevlendirildiği, katılanların gerçekte toplantıda bulunmadıkları, hazırlanan evrakın kendi beyanlarında da belirtildiği gibi toplantı öncesinde imzalatıldığının anlaşıldığı, Katılan T.’ye ait olması gereken 1.956.194.353 adet U. Holding A.Ş. hissesinde katılan T.’nin bilgi ve onayı dışında, herhangi bir yazılı delil ve temlik belgesi olmaksızın 6.213.853 adet eksiltilme yoluna gidilerek 6.213.853 adet hissenin katılanlar Ş. ve A.S. ile sanık E.İ.Ö. adına dağılımı yapılıp, U. Holding A.Ş.’nin gerçek kişi hissedarları olan katılanlar T., Ş. ve A.S. ile sanık E.İ.Ö.’ye ait hisselerin 1.949.980.500 adette eşitlenerek, U. Holding Anonim Şirketinin ortaklık yapısının değiştirildiği, bu şekilde sanık E.İ.Ö. ve katılan A.S. ile U. Sınai Yatırım A.Ş.’nin payları toplamının 3.900.039.000 adede ulaşması sağlanarak, U. Holding A.Ş. yönetiminde karar alabilmek için gerekli olan %50,0005 mutlak çoğunluk oranının oluşturulduğu, katılanlar yönünden tüm olumsuzlukların bu işlemden sonraki kararlarla gerçekleştirildiği, yapılan hisse devrinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, usulsüz yapılan devirden dolayı katılan T.’ye yapılmış bir ödeme belgesine rastlanmadığı, U. Holding A.Ş. yönetimindeki çoğunluk hissesinin katılan A. S. ile sanıklar E.İ.Ö. ve B. tarafından elde edilmesinden sonra katılan A.S. ile sanık E.İ.Ö.’nün sermayesi kendilerine ait U. Traktör Sanayi Ticaret Limited Şirketini kurdukları ve usulsüz olarak elde edilen katılan T.’ye ait 3.899.961.000 Lira tutarındaki U. Holding A.Ş. hissesini, kurulan U. Traktör Sanayi Ticaret Limited Şirketine devrettikleri, katılan T. tarafından U. Holding A.Ş.’deki gerçek pay miktarının belirlenmesi amacıyla İ. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında açılan davanın reddedildiği, bu kararın davacı katılan T. tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından mürafaalı olarak yapılan temyiz incelemesinde, davalılardan katılan A. S.’nin, kendi adına kayıtlı olan, fakat gerçekte annesi katılan T.’ye ait hisselerin aidiyeti konusundaki hatayı kabul ettiğini ve bu hisselerin annesi adına intikaline onay verdiğini belirterek davayı kabul etmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince Yerel Mahkeme kararının bozulduğu, bozma kararı sonrasında verilen Yerel Mahkeme kararı ile katılan A.S.’nin U. Holding A.Ş.’deki hisse sayısının 1.947.758.967 adede
düştüğü, katılan Ş. ile sanık E.İ.Ö. hisselerinde herhangi bir değişiklik olmaması durumunda bile katılan A.S., sanık E.İ.Ö. ve U. Sınai Yatırım A.Ş. hisseleri toplamının salt çoğunluk rakamına ulaşmadığı, bu oranın da U. Holding A.Ş.’nin yönetiminde karar alabilmek için gerekli olan %50 oranının gerisinde kaldığı, buna rağmen sanık E. İ. Ö.’nün, U. Traktör ve Otomotiv Yedek Parça Sanayi Limited Şirketi, U. Traktör ve Ticaret Limited Şirketi, U.A.N.V., U. Corparation Sarl, İ.L.S. firmalarının üstünde olan I. Capital (J.) Limited firmalarında hâkim durumda yetkili iki oy hakkına sahip A grubu hisseyi elinde bulundurmak suretiyle şirketleri kendi kontrol ve denetimi altında tuttuğu, sanık E.İ.Ö.’nün, yasal bir ortam ve görüntü içinde U. Holding A.Ş.’nin öz varlığını yok ettiği, katılanlar A.S., Ş. ve T.’nin U. Holding A.Ş. bünyesinde sahip olduğu %83,19 oranındaki U. Makina Sanayi A.Ş. hisselerinin kendilerine ait olan kısmını ustaca hazırlanmış belgelerle seri şirketler yaratmak suretiyle bunların öz varlıklarını muvazaalı bir şekilde kendine mal ederek katılanları zarara uğrattığı, yurt içinde ve yurt dışında kurduğu tüm şirketlerdeki ortaklık yapısının hemen hemen aynı kişilerden oluşmasının hile ve muvazaa durumunu açıkça ortaya koyduğu, U. Holding A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanı olan ve anılan şirket adına işlem yapan sanık E.İ.Ö.’nün, U. Holding A.Ş. yönetim kurulunda imza yetkilisi olarak bulunan sanıklar B. ve M.İ.’yi kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirerek onlarla birlikte hareket etmek suretiyle kurulan zincir ve paravan şirketlerle U. Holding A.Ş.’nin ve bağlı iştiraklerinin içini boşaltıp, hileli ve muvazaalı işlemlerle U. Holding A.Ş.’nin diğer hissedarları olan katılanları aldatıp katılanların zararına olarak 44.957.472.312 Lira kendisine çıkar sağladığı, sanıklar B. ve M.İ.’nin de sanık E.İ.Ö. ile birlikte hareket ederek onun çıkar sağlamasına yardımcı oldukları, Bilgilerine yer verildiği, Bilirkişiler Prof. Dr. M.K. ve Doç. Dr. S.B. tarafından düzenlenen 20.01.2012 havale tarihli raporda ise özetle; sanık E. İ. Ö.’nün, miras hisselerinin paylaşılmasıyla ilgili olarak ceza sorumluluğunu gerektirecek nitelikte bir fiilinin bulunmadığı, söz konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak açılan davaların neticesine göre hukuki sorumluluğunun bahis konusu olabileceği, A. U.’nun ölümünden sonra 25.12.1998 tarihinde yapılan U. Holding A.Ş. genel kurul toplantısında şirketin yönetim kurulu başkanlığına murisin eşi katılan T.’nin seçildiği, sanık E.İ.Ö.’nün ise bu sırada diğer katılanlarla birlikte yönetim kurulu üyesi olduğu, sanık E.İ.Ö.’nün ilk defa 19.08.2002 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında yönetim kurulu başkanı, katılan A. S. ile sanık B.’nin ise yönetim kurulu üyesi olarak seçildikleri, dolayısıyla katılan T.’nin belirtilen miktardaki hissesinin diğer kardeşlere dağılımı sırasında yönetim kurulu başkanı olarak hâlen katılan T.’nin gözüktüğü ve hisse dağılımına ilişkin kararın sanık ve katılanlar tarafından müştereken alındığı, tamamen hukuki mahiyette anlaşmazlık niteliğinde bulunan bu hususun ceza hukuku bakımından değerlendirilebilecek bir yönünün bulunmadığı, esas sözleşmede aksine hüküm yoksa anonim ortaklıkların genel kurullarındaki kararların nasıl alınacağı hususunun TTK’nın 372 ve 388. maddelerinde düzenlendiği, burada TTK’nın 372. maddesinin genel hüküm mahiyetinde olduğu ve genel kurulun şirket sermayesinin en az dörtte birini temsil eden pay sahiplerinin huzuruyla toplanıp ekseriyetle karar verileceğinin belirtildiği, esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, şirkette toplantı ve karar nisabının %50 çoğunluk hissesine sahip olmayı gerektirmediği, bu nedenle mali müşavir tarafından düzenlenen raporda belirtilen %50,0005 çoğunluğun sağlanmasıyla toplantı ve karar nisaplarının oluşup oluşmadığı hususunun açık olmadığı, genel kurul toplantısı yapmak ve yönetim kurulunda karar alabilmek için kural olarak hisselerin mutlak çoğunluğuna sahip olunmasının gerekmediği, dolayısıyla iddianamede buna aykırı olarak yapılan değerlendirmelerin sanıklara yönelik suçlamalara temel oluşturmasının mümkün olmadığı, terekede bulunan hisselerden hangi mirasçının ne kadar payının bulunduğuna ve bunların mirasçılara ne şekilde devredileceğine yönelik anlaşmazlıkların tamamen miras hukuku ve ticaret hukuku kuralları çerçevesinde belirlenmesi gerektiği, Sanık E.İ.Ö. ile katılan A.S.’nin hisse satışlarının tamamen ticari nitelikte olduğu, suç teşkil eden bir fiilin söz konusu olmadığı, sanıkların U. Holding A.Ş.’de sahip oldukları hisseleri kurdukları bir başka şirkete devretmelerinde hukuki bir sorun bulunmadığı, bu devrin iddianamede belirtilmesi nedeninin sanık E.İ.Ö. ile katılan A.S.’nin anneleri olan katılan T.’den usulsüz olarak uhdelerine geçirdikleri ileri sürülen hisse adediyle ilgili kısma ilişkin olabileceği, her ne kadar bu hissenin dağılımında hukuka aykırı davranıldığı dava konusu edilmiş ise de, kişilerin usulsüz olarak ele geçirdiği ileri sürülen hisseler üzerinde tasarruf etmelerini engelleyen adli ve idari bir tedbirin bulunmadığı, bu nedenle sanıkların mal varlığında bulunan hisseleri üzerinde serbestçe tasarruf etmelerinde suç teşkil eden bir haksızlığın söz konusu olmadığı, Sanıkların gerek yurt içinde gerekse yurt dışında aranan yasal koşullara uymak suretiyle çok sayıda şirket kurmuş olmaları, bunların ortaklarının aynı kişilerden ibaret olması ve hisselerin bir şirketten diğerine aktarılmasının da tek başına isnat edilen suçların oluşması bakımından yeterli olmadığı, U. Holding
A.Ş.’nin yönetiminde bulunan sanıklar ile şirket tüzel kişiliği arasında vekâlet veya hizmet sözleşmesine dayalı bir ilişki olduğu, bu ilişki çerçevesinde şirket yöneticilerinin tüm eylem ve işlemlerinde kendilerinin değil şirketin yararını gözetmek, sözleşme ile kendilerine bırakılan şirket mal varlığını korumak ve bu mal varlığı üzerinde ana sözleşmede belirtilen amaca uygun ve kâr getirecek şekilde tasarrufta bulunmakla yükümlü oldukları, şirket yöneticilerinin bu yükümlülüğe aykırı davranışlarının tespit edilmesi hâlinde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu çerçevesinde değerlendirme yapılmasının gerektiği, ayrıca bir şirketin yönetim kurulu başkanı ve üyesinin kendisine emanet edilen şirket mal varlığı üzerinde kendisinin veya başkasının yararına olarak tevdi amacına aykırı şekilde tasarrufta bulunmasından sonra bu tasarrufun ortaya çıkmaması için bir takım hileli işlemlere başvurması hâlinde dolandırıcılık suçunun oluştuğundan söz edilemeyeceği, bu durumda fiilin, güveni kötüye kullanma ve ayrıca belgede sahtecilik var ise belgenin niteliğine göre resmi ya da özel belgede sahtecilik suçları kapsamında değerlendirileceği, bu itibarla söz konusu satış işleminden sonra bu hisse senetlerinin çok sayıda el değiştirmesinin güveni kötüye kullanma suçunun ortaya çıkmamasına yönelik fiiller olarak değerlendirilmesi gerektiği, U. Holding A.Ş.’nin aktifinde bulunan U. Makine Sanayi A.Ş. hisselerinin % 83.19’unun U.A. N.V. H. firmasına piyasa değerinin oldukça altında satıldığına ve U. Holding A.Ş.’nin en önemli mal varlığının sanık E.İ.Ö. tarafından holding yönetimindeki hâkimiyetini kaybedeceği endişesiyle U.A. N.V’ye kaçırıldığına ilişkin tespitlerin doğru olduğunun kabulü hâlinde sanıkların bu satış işlemleri nedeniyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan dolayı ceza sorumluluklarının bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, Sanık E.İ.Ö.’nün, İngiltere’de Lali Invs. Limited ve L. Capital Limited isimli şirketleri kurması, F. .com Limited isimli şirkete 4.000.000 Amerikan Doları bedelle iştirak etme kararı almış olması ve bu fiillerinin sonucunda U. Makina A.Ş.’yi 4.609.784.320.000 Lira zarara uğratması ile bu şirketlerin herhangi bir mal varlığına sahip olmayan şirketler olması, çok yüksek bedellerle satın alınması, yine şirketlerin alım bedellerinin tespitine yönelik uluslararası bağımsız denetim kuruluşlarından değerlendirme raporu alınmaması yönünde mali bilirkişilerce yapılan tespitlerin, sanığın yönetici olması nedeniyle kendisine emanet edilmiş bulunan U. Holding A.Ş. ve bağlı ortaklarının mal varlığını, yönetici olduğu şirketlere değil kendi yararına olarak kullandığını ortaya koyduğu, bu hâliyle sanıklar tarafından gerçekleştirilen eylemlerin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu, Değerlendirilmelerine yer verildiği, İ. Menkul Kıymetler Borsasının U. Makina Sanayi A.Ş.’nin mali yapılanmasının incelenmesine ilişkin düzenlediği inceleme raporlarında; U. Makina Sanayi A.Ş.’nin 1953 yılında motorlu araçlara yaprak yay üretmek amacıyla kurulduğu, 1961 yılından sonra da traktör motoru üretmeye başladığı, şirketin aynı zamanda binek oto ve ticari araçlar için jant, helisey yay ve denge çubuğu ürettiği, U. Makinanın tek rakibinin K. Holding-C. ortaklığı olan T. Traktör olduğu, N. H. markası altında ürettiği traktörlerle %45-%50 pazar payına sahip olduğu, bu şirkete bağlı ortaklığı olan U. Otomotiv Sanayi Ticaret A.Ş.’nin 1981 yılında kurulduğu, U. Makina Sanayi A.Ş.’nin 1997’de halka açılmış olup, %15’inin İMKB ve London Stok Exchange Borsasında işlem gördüğü bilgilerine yer verildiği, Sermaye Piyasası Kurulunca, çeşitli tarihlerde U. Holding A.Ş. tarafından İMKB’ye yapılmış özel durum açıklamaları ile sanık E.İ.Ö. tarafından çeşitli gazetelere verilen ilanlarda yer alan hususların Sermaye Piyasası Kanun’un 47/A-3 maddesi kapsamında, yine sanık E.İ.Ö.’nün halka açık şirket olan U. Makina Sanayi A.Ş. hisse senedinde 2007 yılı başında gerçekleştirdiği işlemlerin aynı Kanun’un 47/A-2 maddesi kapsamında incelendiği açıklamalarına yer verilerek düzenlenen 02.05.2008 tarihli raporda özetle; U. Makina A.Ş. hisselerinin U.A. N.V.’ye satışıyla ilgili U. Holding A.Ş.’nin 26.03.2007 tarihli yönetim kurulu kararına ilişkin özel durum açıklamasının gecikmeli olarak 04.04.2007 tarihinde kurulun 03.04.2007 tarihli yazısı üzerine gerçekleştirildiği, söz konusu satışın U. Holding A.Ş. gündeminde olduğuna ilişkin olarak da 26.03.2007 tarihinden önce İMKB’ye herhangi bir açıklama yapılmadığı, yine 28.03.2007 tarihinde yapılan satış işlemine dair ilk açıklamanın gecikmeli olarak 02.04.2007 tarihinde yapıldığı, halka açık şirketlerin açıklamakla yükümlü oldukları bilgilerin genel olarak SPK’nun 16/A maddesinde, özel olarak ise Kurulun 39 sayılı tebliğinde düzenlendiği, buna göre şirketteki payların satışıyla ilgili yapılan görüşmelere dair satış öncesinde açıklama yapılması gerektiği, ancak şirketin söz konusu özel durum açıklamalarının gecikmeli olarak yapıldığı, her iki açıklamanın gecikmeli de olsa yapılmış olmasının SPK’nun 47/I-A-3 maddesinde tanımlanan suçun maddi unsurunun oluşmaması sonucunu doğurduğu, bu konuya ilişkin SPK’nun 47/I-A-3 maddesi çerçevesinde Kurulca herhangi bir işlem yapılmamasının uygun olduğu, açıklamaların gecikmeli olarak yapılması nedeniyle U. Holding A.Ş. hakkında SPK’nun 47/A maddesi uyarınca idari para cezası uygulanmasına karar verildiği,
Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesinin U. Holding A.Ş.’ye kayyum atanması ve sanıklar E.İ.Ö. ile B.’nin yönetim yetkisinin kaldırılmasına ilişkin 26.03.2007 tarihli kararının sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde açıklanmakla yükümlü bulunulan bir bilgi olduğu, bu karara ilişkin açıklamanın da gecikmeli olarak 03.04.2007 tarihinde yapıldığı, söz konusu açıklamanın gecikmeli de olsa yapılmış olmasının SPK’nun 47/I-A-3 maddesinde tanımlanan suçun maddi unsurunun oluşmaması sonucunu doğurduğu, bu çerçevede bu suçun oluşmaması nedeniyle SPK’nun 47/I-A-3 maddesi çerçevesinde Kurulca herhangi bir işlem yapılmamasının uygun olacağı, söz konusu açıklamanın gecikmeli olarak yapılması nedeniyle şirket hakkında SPK’nun 47/A maddesi kapsamında idari para cezası uygulanmasına karar verildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13.02.2007 tarihli mürafaası sırasında katılan A.S.’nin, katılan T.’nin davasını kabul etmesine ilişkin olarak U. Holding A.Ş. tarafından yapılan 01.03.2007 ve 08.03.2007 tarihli özel durum açıklamalarının tam olarak gerçek durumu yansıtmadığı, zira katılan T.’ın, 29.09.2003 tarihinde açtığı dava ile, eşinin ölümünden sonra kendisine kalan U. Holding A.Ş. hisselerinin bir kısmının usulsüz bir biçimde üç kardeşe ve U. Sınai Yatırım A.Ş.’ye aktarıldığını, kızı Ş.’den herhangi bir talebi olmadığını ifade ederek diğer davalılarda bulunan söz konusu hisse senetlerinin tarafına iadesini istediği, dolayısıyla söz konusu hisse senetlerinin katılan T.’ın talep ettiği şekilde tarafına iade edilmesi durumunda katılan T.’nin çocuklarından birisiyle U. Holding A.Ş.’nin yönetim hâkimiyetini ele geçirebileceği, katılan A.S.’nin söz konusu davayı kabul etmesi ve katılan T.’nin 29.09.2003 tarihinde açtığı davanın içeriği düşünüldüğünde, bu hususun U. Holding A.Ş. ve U. Makina Sanayi A.Ş. açısından önemli sonuçlar doğurabilecek bir gelişme olduğu, ayrıca şirketin açıklamasında katılan A. S.’ın hisse senedi adedini 1.000 olarak belirttiği, ancak U. Holding A.Ş.’nin %49,99’una sahip olan U. Traktör A.Ş.’nin %50’sinin sahibinin de katılan A.S. olduğu, dolayısıyla U. Holding A.Ş.’nin söz konusu açıklamalarında katılan A.S.’ın U. Traktör A.Ş.’deki payından bahsedilmeyerek, U. Holding A.Ş.’de sahip olduğu 1.000 adet hisse senedine vurgu yapılmasının gerçek durumu tam olarak yansıtmadığı, ancak söz konusu açıklamaların şirket hisse senedinin değerini etkileyebilecek nitelikte açıklamalar olduğuna ilişkin bir tespit yapılamadığından SPK’nun 47/I-A-3 maddesinde tanımlanan suçun maddi unsurunun oluşmadığı sonucuna varıldığı, bu çerçevede U. Holding A.Ş.’nin 01.03.2007 ve 08.03.2007 tarihli açıklamalarına ilişkin olarak SPK’nun seri: VIII, No:39 sayılı tebliğin 10. maddesine uyulması hususunda ikaz edilmesinin uygun olacağı, Hususlarına yer verildiği, Sermaye Piyasası Kurulunun 07.04.2009 tarihinde düzenlediği raporda ise özetle; sanık E. İ. Ö.’nün kontrolünde olan, ayrıca katılan A.S. ile sanık E.İ.Ö.’nün %50 oranında ortak oldukları U. Corparation N.V.’nin, A.’da kurulan H. şirketini satın almasında gereken peşinat bedelinin şirket kaynaklarından karşılanması hususunun TCK’nın 155. madde kapsamında değerlendirilmesi; U. Makina A.Ş. yönetiminin ilişkili şirketlere sağlamış olduğu yüksek tutarlı finansmanlar ile oluşan alacaklarının takip ve tahsilinde yerine getirmekle yükümlü oldukları özen borcuna aykırı davranmaları nedeniyle, ilişkili şirketlere ölçüsüz olarak sağlanan finansmanın özellikle 2006-2007 döneminde arttığı ve söz konusu dönemde sağlanan finansman ile yapılan tahsilat arasındaki zaman ve tutar farkının açıldığı dikkate alınarak, konunun TCK’nın 155. madde kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, U. Makina A.Ş.’nin 4 milyon Amerikan Doları tutarında iştirak ettirildiği farmec.com Limited şirketinin kısa sürede iflas etmesi nedeniyle, şirketin kur farkları da dâhil olmak üzere 05.12.2013 tarihinde 4.609.784,32 Lira zarara uğraması dolayısıyla söz konusu tutar kadar şirket mal varlığında azalma meydana gelmesi hususlarına ilişkin olarak başta sanık E.İ.Ö. olmak üzere farmec.com şirketine iştirak edilmesi kararını alan şirket yönetim kurulu üyelerinin kendileri ya da başkalarının lehine bir menfaat temin ettikleri yönünde bir tespite ulaşılamadığından Kurulca bu aşamada herhangi bir işlemin yapılmamasına karar verildiği, Tespitlerine yer verildiği, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Teftiş Kurulunca 13.11.2008 tarihinde düzenlenen raporda özetle; U. Holding A.Ş. ve U. Makina A.Ş. ile ilgili incelemelerin ortaya koyduğu en yalın olgunun, bu şirketleri temsil, ilzam ve idare ile görevli kişilerin, şirket varlıklarını, şirket faliyetleri kapsamına giren işler görüntüsü altında, yönetim kurulu başkanı sanık E.İ.Ö. ile hâkimiyeti altındaki şirketlere aktarılarak şirketin zarara uğratılması olduğu, U. Holding A.Ş.’nin 18.09.2002 tarihinde sanık E.İ.Ö.’den, İngiltere’de kurulu L. I. Limited ve L.C. Limited ünvanlı iki şirketi 14.338.704 Amerikan Doları ödeyerek satın alması, sanık E.İ.Ö. ile yönetim kurulu üyesi A.S.’nin toplam 8.481.555 Lira borcunu U. Traktör Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine nakletmesi, bilirkişi heyetinin 17.06.2008 tarihli raporu ile Sermaye Piyasası Kurulu uzmanlarının tespitlerine göre halka açık U. Makina Sanayi A.Ş.’nin 2000 yılında sanık E. İ. Ö.’nün hâkimiyetindeki farmec. com ünvanlı şirkete 4.000.000 Amerikan Doları ödeyerek ortak olması, H. ünvanlı şirkete 2005 yılında
lisans ve teknik destek bedeli olarak 2.300.000 Euro ödenmesi ve bu şirket üzerinde 20.448.692 Lira, U. Corpation N.V. üzerinde 20.804.593 Lira alacak bırakılmasının bu girift eylemlerin tipik örneklerinden olduğu, U. Holding A.Ş.’nin sahip olduğu U. Makina Sanayi A.Ş. hisse senetlerinin yurt dışında satılmasının da yine aynı nitelikte bir eylem olduğu, ancak bu eylemde U. Holding A.Ş.’yi temsil, ilzam ve idare ile görevli olan sanıklar E.İ.Ö. ile B.’nin yanlarına diğer sanık M. İ.’yi de alarak, şirketin sahip olduğu menkul değerleri, ticari işlem görüntüsü altında, yönetim kurulu başkanı sanık E. İ. Ö.’nün hâkimiyeti altındaki U.A. N.V. ünvanlı yabancı şirkete mal edinmesinin, menfaat sağlamanın ötesine geçtiğini, bu kişilerin sanık E.İ.Ö.’nün U. Holding A.Ş.’deki hâkimiyetinin kalkabileceği endişesiyle hareket ederek şirketin en önemli varlığını kaçırdıklarının anlaşıldığı, bu endişenin yönetim kurulu başkan yardımcısı katılan A.S.’nin, muhalif ortakların safına geçmesi ve katılan T. tarafından açılan davanın davacı lehine sonuçlanma ihtimalinin ortaya çıkmasıyla başladığının gözlemlendiği, zira katılan T.’nin hisse sayısında meydana gelebilecek bir artışın sadece U. Holding A.Ş.’de değil, tüm grup şirketler üzerindeki hâkimiyeti değiştireceği, bu sebeple katılan A.S.’ın muhalif ortakların tarafına geçmesine ve Yargıtayca yapılan duruşma sırasındaki tavrı ile sonraki davranışlarına; hisselerinin elinden alınması, yönetim kurulu üyeliğinden çıkarılması ve yerine sanık M.İ.’nin atanması suretiyle karşılık verildiği, sanık M. İ.’in atanmasına ilişkin kararın İ. Ticaret Sicili Memurluğuna tescil edilmediği, bu aşamada katılanların T. Asliye Hukuk Mahkemesinden 26.03.2007 günlü tedbir kararı aldığı, bu kararın icrasının sanık E.İ.Ö.’nün U. Holding A.Ş.’deki hâkimiyetinin sonunu getireceği ve bunun dalga gibi diğer grup şirketlerine de yansıyacağının açık olduğu, bu durum karşısında sanıkların, kararın tescil edilme süresi içinde adeta zamanla yarışırcasına 26.03.2007 tarihinde İ.’de atanması tescil edilmeyen sanık M.İ.’nin katılımıyla bir yönetim kurulu toplantısı yaptıkları ve bu toplantıda U. Makina Sanayi A.Ş. hisse senetlerinin sanık E.İ.Ö.’nün hâkimiyeti altında bulunan U. A. N.V. ünvanlı yabancı şirkete satılması için sanık E.İ.Ö.’ye yetki verilmesi yönünde karar alındığı, yine 28.03.2007 tarihinde L.’da satıcı U. Holding A.Ş. yetkilisi sanık E.İ. Ö. ile alıcı U.A. N.V. yetkilisi sanık M.İ.’nin arasında U. Makina Sanayi A.Ş. sermayesinin %83,19 oranına isabet eden 8.323.091.125 adet hisse senedinin 226.388.078,60 Lira bedelle (162.869.121 Amerikan Doları) satışına, hiçbir teminat vermeyen ve sermayesi 45.000 Euro olan alıcı şirketin bu bedeli bir yıl süre zarfında ödemesine ilişkin sözleşme imzalandığı, böylelikle işlemin tescilden önce tekemmülünün sağlandığı, fakat yatırımcılara duyurulacak açıklamanın bu sürede değil kayyumun göreve başlamasından sonra yapıldığı, 04.10.2007 tarihli protokol ile de, ödemelerin vadesinin bir yıl uzatılmasının kararlaştırıldığı, bu protokolün yine U. Holding A.Ş. adına sanık E.İ.Ö. ve U.A. N.V. adına ise sanık M.İ. tarafından imzalandığı, sanık E.İ.Ö.’nün kontrolündeki U.A. N.V.’ye aktarılan hisse senetlerinden 6.446.440.775 adedinin 27.02.2008 tarihinde 79.935.861,89 Lira bedelle, 95.407.319 Lira zarar ederek S.’de kurulu 2 Singapur Doları sermayeli SS D.P. Limited Şirketine 3 yıl vade ile satıldığı, bu şirketin R.E. Ltd. aracılığıyla 1.000 İngiliz Sterlini sermaye ile kurulan B.T.I.F.’nin sahiplik ve hâkimiyetinde bulunduğu, sanık E.İ.Ö. ile R.E. Ltd arasında aynı tarihte yıllık 750.000 Avro maaş ve 250.000 Avro ikramiye alınması, araba, şoför, bilgisayar tahsisi ve sağlık sigortası yapılması şartlarına haiz bir sözleşme imzalandığı, bu işlemlerin İ. 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin organsız kalan U. Holding A.Ş.’nin idaresini kayyuma tevdi eden, ancak itirazlar üzerine 14.04.2008 tarihinde kesinleşen 25.02.2008 tarihli kararından hemen sonra yapılmasının, U.A. N.V.’ye satılan hisse senetleri hakkında yapılmış ya da yapılacak hukuki girişimleri sonuçsuz bırakmak amacıyla hareket edildiğini gösterdiği, U. Holding A.Ş.’nin, İ. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararıyla organsız kalmasından İ. Asliye Ticaret Mahkemesince kayyum atanmasına kadar geçen yaklaşık bir yıllık süre zarfında fiilen sanıklar tarafından idare edildiği ve bu sürede hukuki geçerliliği tartışmalı olan bir çok iş ve işlemin yapıldığı, fakat sonunda şirketin kayyuma tevdi edileceği belli olunca U.A. N.V.’deki hisselerin bu iş için kurulduğu belirlenen SS. D.P. Limited Şirketine devredildiği, bu bir yıllık süre zarfında yapılan iş ve işlemler hakkında bilgi verecek ve açıklama yapacak kanuni muhatabın ve personelin bulunmadığı, şirketin mali açıdan acze düştüğü, hiçbir likit değerinin bulunmadığı, alacakların tahsilinin mümkün olmadığı, bağlı şirketler ile iştiraklere konulan sermaye payının önemli bir değer taşımadığı, gayrimenkullerin büyük bölümünde ipotek ve takyidat bulunduğu, mahkemece atanan kayyum heyetinin de bu şartlar altında herhangi bir faliyet gösteremediği, U. Holding A.Ş. ve halka açık U. Makina Sanayi A.Ş.’nin zarara uğratılmış olmasından katılanlar kadar, bu şirketlerle iş yapanların, halka açık U. Makina Sanayi A.Ş.’nin yatırımcılarının, ücretini alamayan ya da işsiz kalan çalışanların da etkilendiği, Diğer yandan U. Holding A.Ş. ile U. Makina Sanayi A.Ş.’de tespit edilen işlemlerin özünde sermaye ve menkul değer ihracatı olduğu, yeterli sermayesi olmayan, ortakları açıklanmayan yabancı şirketlere sermaye ya da menkul değer ihracatı görüntüsüyle suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama eyleminde bulunulmasının teşebbüs özgürlüğü kapsamı içerisinde değerlendirilebilecek bir faliyet olmadığı, Sermaye Piyasası Kurulu uzmanlarının da yaptığı tespit ve değerlendirme çerçevesinde; U. Corparation N.V.’nin, H.’yi 15.06.2005 tarihinde satın almasına yine U. Makina Sanayi A.Ş.’nin ilişkili
şirketlere ölçüsüz olarak finansman sağlamasına ilişkin olarak, işlemlerin yapıldığı dönemdeki yönetim kurulu üyeleri hakkında TCK’nın 155. maddesi kapsamında değerlendirme yapılmasının uygun olacağı, Tespitlerine yer verildiği, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından, U. Holding A.Ş. bünyesinde sanıklar E.İ. Ö., B. ve M. İ. tarafından gerçekleştirilen işlemler sonucunda elde edilen değerlerin, 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun ve 5237 sayılı TCK kapsamında aklanıp aklanmadığına, yurt dışına kaçırılmış bir paranın olup olmadığına yönelik yapılan inceleme sonucu düzenlenen 15.07.2010 tarihli raporda özetle; sanıklar E.İ.Ö., B. ve M.İ.’nin, U. Holding A.Ş.’nin iştiraki olan U. Makina A.Ş.’yi İngiltere’de yerleşik farmec.com şirketine 4.000.000 Amerikan Doları bedelle iştirak ettirmelerine ilişkin yapılan değerlendirmede; U. Makina A.Ş.’nin F. .com şirketine iştirak ettirildiği tarihte gerçek amacın U. Makina A.Ş’nin içinin boşaltılması olduğu tespiti yapılamadığından ve bu iştirak kararında katılanlar T. ve A.S.’nin da imzasının bulunması nedeniyle F. .com şirketinin iflasının ne şekilde ortaya çıktığının belirlenmesi gerektiğinden aklama suçunun manevi unsurunun gerçekleşmediği kanaatine varıldığı, U. Makina A.Ş. ile H. şirketi arasında imzalanan sözleşme ve yapılan ödemelere ilişkin olarak yapılan değerlendirmede; U. Makina A.Ş. ile A.’da kurulu H. şirketi arasında distribütörlük ve lisans sözleşmesi imzalanması ve U. Corparation tarafından H. şirketinin satın alınması işlemlerinde asıl amacın H.’nin satın alınmasında kullanılacak paranın U. Makina A.Ş.’den temin edilmesi olduğu kanaatine varıldığı, söz konusu işlemlerin bilerek ve istenerek gerçekleştirildiği, işlemlerin gerçekleştirildiği dönemde U. Makina A.Ş. yönetim kurulunun sanıklar E.İ. Ö., B. ve M.İ. ile katılan A.S. ve H.N.A. isimli şahıslardan oluştuğu ve H. şirketinin satın alınması işlemlerinde sanıklar E.İ.Ö. ve B. açısından aklama suçunun maddi ve manevi unsurlarının tam olarak gerçekleştiği, bu konuda suç duyurusunda bulunulmasının uygun olacağı kanaatine varıldığı, U. Makina A.Ş. hisselerinin satışına ilişkin olarak yapılan değerlendirmede ise; U. Holding A.Ş.’ye ait U. Makina A.Ş. hisselerinin U.A. N.V.’ye devrinin 26.03.2007 tarihindeki yönetim kurulu toplantısında kararlaştırılmış olması, söz konusu tarihin aynı zamanda sanıkların U. Holding A.Ş.’deki yönetim yetkilerini kaybetmesine yol açacak kayyum atanmasına ilişkin mahkeme kararının alındığı tarih olması ve kayyum atanmasının tesciline kadar geçen dört günlük zaman diliminin üçüncü gününde imzalanan sözleşme ile devrin gerçekleştirilmesi, hisse satış sözleşmesinin her iki tarafını da sanıklar E.İ. Ö. ve M.İ.’in oluşturması, U.A. N.V.’nin nihai olarak yönetim hâkimiyetinin sanık E.İ.Ö.’de olması, U. Makina A.Ş. hisselerinin U. Holding A.Ş. bünyesinden çıkarılarak sanık E.İ.Ö.’nün nihai yönetiminde bulunan bir şirkete devredilmiş olması, U.A. N.V’nin 71.000 Lira sermayeli bir şirket olması ve sermayesine karşılık gelen hazır değerleri haricinde herhangi bir mal varlığının ve faliyetinin bulunmaması, söz konusu nitelikleri taşıyan bir şirkete U. Holding A.Ş.’nin en önemli mal varlığı olan U. Makina A.Ş. hisseleri devredilirken herhangi bir teminat alınmamış olması, U.A. N.V. tarafından satış bedeline kıyasen çok cüzi bir tutar haricinde herhangi bir ödeme gerçekleştirilmemiş olması, 27.02.2008 tarihinde bu kez söz konusu hisselerin %64,43’lük bölümünün U.A.N. V. tarafından Singapur’da kurulu SS. Distribution’a devredilmesi, söz konusu tarihin aynı zamanda U. Holding A.Ş.’ye ikinci kez kayyum atanmasına ilişkin mahkeme kararının alındığı 25.02.2008 tarihinden hemen sonra olması, SS. Distribution’un 2 Singapur Doları sermayeli bir şirket olması, bu şirketin sahibi olan B.T.I.F.’nin ise 24.01.2008 tarihinde kurulması, söz konusu şirketlerin kuruluş tarihlerinin hisse devri tarihine çok yakın olması, sözleşmede sanık E.İ.Ö.’ye SS. Distribution hissesinin ön alım hakkı tanınması, bu çerçevede sanık E.İ.Ö.’nün satış sözleşmesinden şahsi menfaat elde etmesi, satış sözleşmesinde yapılacak ödemenin öncelikle U.A.N. V.’den olan alacağına mahsuben sanık E.İ. Ö.’e yapılmasının öngörülmesi, yine sanık E.İ.Ö.’nün satış sözleşmesinden şahsi menfaat temin etmesi, öngörülen satış bedelinin U.A.N.V.’nin yaklaşık bir yıl öncesinde söz konusu hisseleri satın alırken belirlenen bedelden oldukça düşük olması, bu çerçevede U. A. N.V’nin 175.343.180,92 Liraya satın aldığı U. Makina A.Ş. hisselerinin 95.407.319,03 Lira zararla 79.935.861,89 Liraya satılmasının nitelikli dolandırıcılık suçunun işlenme kastını ortaya koyduğu, aynı zamanda aklama suçunun manevi unsurunun da gerçekleştiği, hisse devri amacının savunmalarda belirtildiği gibi finansman bulma çabası niteliğinde olmayıp, esasen U. Makina A.Ş. hisselerinin U. Holding A.Ş. ortaklığından uzaklaştırılması, dolayısıyla katılanları ortaklıktan uzaklaştırmak olduğu ve sanıklar E.İ.Ö., B. ile M.İ. açısından aklama suçunun maddi ve manevi unsurlarının tam olarak gerçekleştiği, Bilgilerine yer verildiği, 29.09.2003 tarihinde katılan T. tarafından sanık E.İ.Ö. ve katılan A.S. aleyhine, 25.12.1998 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında düzenlenen hazırun cetvelinde hisselerin eksik dağıtılması nedeniyle haksız edinilen payların iade edilmesi talebiyle İ. Asliye Ticaret Mahkemesine dava açıldığı, mahkemece davanın reddine karar verildiği, katılan T.’nin bu kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince
yapılan mürafaalı inceleme sırasında katılan A. S.’nin açılan davayı kabul etmesi ve geçerli bir devir ya da taksim işleminin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği sebebiyle Yargıtay 11. Hukuk Dairesince Yerel Mahkeme kararının bozulduğu, bozma kararına uyan İ. Asliye Ticaret Mahkemesince 13.10.2009 gün ve 559-596 sayı ile, katılan T.’nin davasının kabulüne ve sanık E.İ.Ö. ve katılan A.S. tarafından U. Traktör Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine devredilmeye çalışılan 1.976.659,5 adet ve sermaye artırımları sonrası 15.205.073,1 adet payın katılan T.’ye ait olduğuna ve bu paylar bakımından U. Traktör Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına gözüken kaydın terkini suretiyle düzeltilerek 15.205.073,1 adet payın şirket pay defterine katılan T. adına işlenmesine; A. U. Vakfı adına gözüken ve sermaye artırımları sonrasında toplam 600.000 adede tekabül eden hissenin iadesinin mümkün olduğuna ve U. Sınai Yatırım A.Ş. tarafından U. Traktör ve Otomotiv Yedek Parça Sanayi Limited Şirketine ve daha sonra A.U. Vakfı’na devredilmeye çalışılan 77.999 adet ve sermaye artırımları sonrası 599.992,3 adet payın katılan T.’ye ait olduğuna, bu paylar bakımından A.U. Vakfı adına gözüken kaydın terkini suretiyle düzeltilerek 599.992,3 adet payın şirket pay defterine katılan T. adına işlenmesine karar verildiği, kararın sanık E.İ.Ö. ve U. Sınai Yatırım A.Ş. vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince 24.06.2010 tarihinde, davalıların uyuşmazlık konusu hisseleri üçüncü kişilere devrinden sonra davacının hisselerinin kendisi adına pay defterine geçirilmesi talebi esas alınarak davaya devam edilemeyeceğinden ve davanın sonunda verilen kararın sadece davanın tarafları arasında geçerli olup üçüncü kişilere hiçbir etkisi olmayacağından, HUMK’un 186. maddesi uyarınca hâkimin davacıya süre vererek davaya nasıl devam edilmesini istediğini sormak suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulduğu, bozmaya uyan Yerel Mahkemece 01.04.2014 gün ve 263-74 sayı ile; sanık E. İ.Ö. ve katılan A.S. tarafından U. Traktör Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine devredilen 1.976.659.05 adet sermaye artırımı sonrası 15.205.073.1 adet payın katılan T.’ye ait olduğuna, bu paylar bakımından U. Traktör Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına görünen kaydın terkini suretiyle düzeltilerek 15.205.073.1 adet payın şirket pay defterine katılan T. adına kaydına; U. Sınai Yatırım A.Ş. tarafından U. Traktör Otomotiv Yedek Parça Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine ve daha sonra A.U. Vakfı’na devredilen 77.999 adet, sermaye artırımı sonrası 599.992.3 adet payın katılan T.’ye ait olduğuna, bu paylar bakımından U. Traktör Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına görünen kaydın terkini suretiyle düzeltilerek 599.992.3 adet payın şirket pay defterine katılan T. adına kaydına karar verildiği, bu kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesince 20.10.2015 tarihinde onanarak kesinleştiği, Katılanların ihtiyati tedbir talebi üzerine T. Asliye Hukuk Mahkemesince 26.03.2007 tarihinde, sanık E. İ. Ö.’nün kontrolündeki şirketler silsilesiyle A.U. Vakfına geçmiş gösterilen 600.000 adet paydan kaynaklanan oy hakkının U. Holding A.Ş. genel kurullarında kullanılmasının engellenmesine; U. Holding A.Ş. yönetim kurulu üyeleri sanıklar E. İ. Ö. ve B.’nin yönetim yetkisinin kaldırılarak U. Holding A.Ş.’yi idare ve temsil yetkilerinin şirketi genel kurula davet ve ticaret sicilinde gerekli işlemleri yapma yetkileri ile birlikte H.T. isimli kayyuma verilmesine karar verildiği, bu kararın 29.03.2007 tarihinde İ.Ticaret Sicil Memurluğunda tescil edildiği ve bu tarih itibarıyla şirket yönetiminin işlerini yapma görevinin kayyum H.T.’ye geçtiği, ardından kayyum H.T.’nin şirket genel kurulunu 27.04.2007 tarihinde olağanüstü toplantıya çağırdığı ve bu toplantıda katılanların üç yıl süreyle yönetim kurulu üyeliğine seçilerek durumun 08.05.2007 tarihinde tescil edildiği, sanık M. İ.’nin bu genel kurul kararının iptali amacıyla İ. 9. Asliye Ticaret Mahkemesine dava açtığı ve mahkemece genel kurul kararının uygulanmasının tedbiren durdurulmasına karar verildiği, verilen bu kararla U. Holding A.Ş.’nin kanuni organlarından yoksun hâle geldiği, akabinde şirketin yönetimsiz kalmaması amacıyla İ. Asliye Ticaret Mahkemesince 25.02.2008 tarihinde U. Holding A.Ş.’ye kayyum atandığı ve bu kararın 14.04.2008 tarihinde kesinleştiği, Anlaşılmaktadır. Katılan T. U.; eşi A.U. hayatta iken U. Holding A.Ş.’nin yönetim kurulunda görev yaptığını, oğlu olan sanık E.İ.Ö.’nün babası ile ilişkilerinin iyi olmadığını ve bu nedenle birkaç kez şirketten uzaklaştırılmak istendiğini, sanıklardan B.’ın da daha çok ailede baba ve çocuklar arasındaki ilişkileri korumak amacıyla eşi A. U.’nun sağlığında şirkete alındığını, sanık E.İ.Ö.’nün babasının ölümü anında bile “tam zamanında öldü” ifadesini kullandığını, kendisi ve diğer çocukları olan katılanların sanık E.İ.Ö.’ye güvendiklerini, 1998 yılından 2001 yılının sonlarına kadar U. Holding A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanlığını yaptığını, ancak işleri oğlu sanık E.İ.Ö.’nün yürüttüğünü, sanık B.’nin da yönetim kurulu üyesi olduğunu, yönetim kurulu başkanı olduğu süre içerisinde bir takım belgeler imzaladığını, İngilizce bilmediğini, ancak oğluna güvenerek İngilizce hazırlanmış belgeleri de imzalamış olabileceğini, belge içerikleri ve diğer kurulan şirketlere yapılan hisse devri ile şirket alımına dair herhangi bir bilgisinin olmadığını, bu konuda kendisine bir açıklama da yapılmadığını, 2001 yılı sonunda oğlu olan sanık E.İ.Ö.’nün yönetim kurulu başkanlığından ayrılmasını istediğini, kendisinin de yönetim kurulu başkanlığından oğlunun isteğiyle ayrıldığını ancak
yönetim kurulundan çıkarıldığını bilmediğini, daha sonra yapılan işlemlere ilişkin hiçbir bilgisinin olmadığını, yönetimde görev aldığını zannederken yönetim kurulundan çıkarıldığını anlaması üzerine hukuk davası açtığını, eşi sağ iken U. Holding A.Ş’de diğer mirasçılardan daha fazla payı olduğunu, bu payın haberi ve izni olmadan alındığını daha sonra öğrendiğini, eşi A.U.’nun ölümünden sonra mirasa ilişkin aralarında herhangi bir konuşma, anlaşma ya da paylaşma olmadığını, eşi öldükten sonra sembolik olarak holdingin başkanlığını yaptığını, eşinin ölümünden sonra birkaç kez yönetim kurulu toplantısına katıldığını, bazı durumları sorduğunda oğlu sanık E.İ.Ö.’nün cevap olarak kendisine “bir daha soru sorarsan asla seninle konuşmam” şeklinde mektup yazdığını, holdingdeki durum değişikliğini 2002 yılında öğrendiğini ve daha sonra şirketten atıldığını, Katılan Ş.K.; 1998 yılında babasının vefatı ile kardeşi sanık E.İ.Ö.’nün holdingin yönetimini üstlendiğini, annesi katılan T.’nin holdingin yönetim kurulu başkanı olduğunu, ancak holdingin yönetimini fiilen sanık E.İ.Ö. ile sanık B.’nin yürüttüğünü, kardeşi katılan A.S.’nin yönetime fazla katkısının olmadığını, katılan T.’nin holding sekreterini arayarak genel kurul toplantılarına niçin çağrılmadığını sorduğunda sekreterin “siz yönetim kurulu üyesi değilsiniz” demesi üzerine şüphelendiklerini, bu tarihten sonra araştırma yapmaya başladıklarını, mali müşavirlere de inceleme yaptırdıklarını, ancak tüm belgelere ulaşamadıklarını, mali müşavirlerin holding hisselerinde eksilme olduğunu söylemeleri üzerine annesi T.’nin dava açtığını, holding genel kurul toplantılarına 2003 yılı öncesi hiç katılmadıkları hâlde katılmış gibi gösterildiklerini, belgeleri de daha sonra imzaladıklarını, sonraki genel kurul toplantılarında avukatlar vasıtasıyla temsil edildiklerini, kardeşi sanık E.İ.Ö.’ye güvendiği için yönetim kurulunda üye olduğu dönemlerde evrakı, içeriğinin ne olduğunu bilmeden imzaladığını, hisse devri konusunda kendisine bilgi verilmediğini, babasının ölümünden sonra holdingde hisse paylaşımı yapıldığını, genel kurul tutanaklarını imzaladığını, ancak tutanak içeriğinde beşinci ortak olduğunu bilmediğini, daha sonraki işlemlerden haberdar olmadığını, U. Holding A.Ş. hissedarı olmakla birlikte halka açık bir şirket olan U. Makina A.Ş.’de doğrudan hissesinin bulunmadığını, U. Makina A.Ş.’nin yurt dışında faliyet gösteren A.N.V. isimli şirkete satıldığını sonradan duyduğunu, bu satıştan elde edilen paradan çok az bir miktarın U. Holding A.Ş.’ye verildiğini, hiçbir işlemin kontrolünde olmadığını, şirket, babasının ismini taşıdığı için bazı işlemleri yapmakta geciktiklerini, işlemleri yapan sanık E.İ.Ö.’nün kardeşi olması nedeniyle dava açmak için bir süre beklediklerini, ayrıca babasının ölümünden sonra geçersiz olan vekâletname ile sanık E.İ.Ö.’nün İsviçre bankalarında bulunan babasına ait yaklaşık iki milyon Amerikan Dolarını bilgisi dışında çektiğini, Katılan A.S.U. kollukta; ağabeyi olan sanık E.İ.Ö.’nün şirket hissedarı ve aynı zamanda kendisiyle birlikte şirketin yöneticisi olduğunu, diğer sanıkların da U. Holding A.Ş. ve iştiraklerinde profesyonel yönetici olarak görev yaptıklarını, vefat eden babasının vasiyeti, ailesinin bu konudaki onayı ve kendisine tereddütsüz güvendiklerinden dolayı işlerin fiili ve finansal tüm idaresini sanık E.İ.Ö.’e bıraktıklarını, fiilen holdingin risk sermayesi grubu yönetiminde bulunduğunu, U. Holding A.Ş.’nin finansal ve fiili işleriyle hiç ilgilenmediğini, sanık E.İ.Ö.’nün, çok borcu bulunan şirketin gelişmesi amacıyla hisselerin bir şirket içinde toplanmasını ve tek vücut olarak genel kurullarda bu şekilde oy kullanılmasını teklif etmesi üzerine holdingi korumak, borçları ödemek için hiç kuşku duymadığı ağabeyi olan sanığın bu isteğini kabul ettiğini ve işlerin yürütülmesine destek vermek amacıyla ağabeyinin tanzim ettiği bir çok belgeyi okumadan imzaladığını, babasının vefatından sonra şirketin bankalara olan borçlarının ekonomik kriz süresinde ödenmesine odaklandığı için imzaladığı kağıtlarla kurulmuş olan yurt dışındaki şirketlerin işlemlerini takip etmediğini, 2004 yılının sonuna kadar bankalara olan borçların bir kısmının başarılı bir şekilde ödendiğini, bir kısmı için de anlaşmalara varıldığını, annesinin hisselerinin yanlış paylaştırıldığı iddiasıyla açılan davayı şirket avukatlarının takip ettiğini, sanık E.İ.Ö.’nün, kendisine annesinin haksız olduğunu, yanlış paylaştırılan bir hisse olmadığını, şirketin zor günlerinde bunun haksızlık olacağını telkin ettiğini ve şirket pay defterinin holding yetkilileri tarafından hataen yazılmış olabileceğini, açılan bu davanın asla kazanılamayacağını söylediğini, aradan geçen yıllarda sanık E.İ.Ö.’nün, şirketin itibarlı yatırımlar yapacağından bahisle yurt dışına kaynak gönderilmesi gerektiğini söyleyerek yurt dışında kurduğu L. ünvanlı şirkete nakit para aktarılmasını sağladığını, benzeri kaynak aktarımının F. .com isimli şirkete de yapıldığını, para aktarımının yaklaşık 30 milyon Amerikan Doları olduğunu tahmin ettiğini, daha sonra bu paraları kaybettiğini söylediğini, 2001 yılı ile 2005 yılları arasında güvenerek imzaladığı tüm belgelerden sanık E.İ.Ö.’nün haksız menfaat elde ettiğini sonradan fark ettiğini, paravan şirketler kurarak kendisini ve diğer katılanları etkisiz hâle getirmeyi planladığını, eşit ortak olmak inancıyla ağabeyine güvenerek imzaladığı yurt dışındaki şirketlere ait belgelerin gerçek iradesini yansıtmadığını, oy hakkından da mahrum bırakıldığı 01.10.2002 tarihli İngria Capital Limited Şirketi kuruluş sözleşmesinde de bir iradesi bulunmadığını, bu sözleşmenin koşullarına dair hususi bir vekâletinin ve imzasının bulunmadığını, sanık E.İ.Ö.’ye güvenerek verdiği genel vekâletnamelerin hileli işlemlerde kullanıldığını ve babasından kalan şirketteki hisselerinden ve haklarından feragat etmiş gibi gösterildiğini, U. Holding A.Ş.’nin yurt dışındaki gücünü ve etkinliğini
artırmak amacıyla holdingde babasından kendisine intikal eden hissesini sanık E.İ.Ö. ile beraber ve onun önerdiği şekilde müşterek imza yetkisine sahip oldukları U. Traktör Limited Şirketine devrettiklerini, bu devir işleminin holdingde aleyhine kullanılmak üzere yapıldığını sonradan anladığını, daha sonra bu şirketteki hisselerinin eşit oy hakkıyla yönetildiğini sandığı Hollanda’daki başka bir firmaya devredildiğini, görünüşte bu şirketin birlikte yönetiliyor gibi gösterildiğini, ancak bu şirketin arkasında sanık E.İ.Ö. tarafından kurulan başka şirketlerin olduğunu daha sonradan öğrendiğini, sonrasında iradesi dışında oy hakkının indirilerek kontrolün tamamen ele geçirildiğini, bunu anladıktan sonra 13.02.2007 tarihinde Yargıtayda, annesi katılan T.’ın davasında haklı olduğunu, ağabeyinin yaptıklarının hatalı olduğunu beyan ettiğini, yurt dışına yatırım yapılacağı söylenerek gönderilen paraların sanık E.İ.Ö.’nün şahsi hesabına aktarıldığını da daha sonradan fark ettiğini, mahkemede kabul beyanı verdikten sonra sanık E.İ.Ö.’nün, kendisini holdingdeki yönetim kurulu üyeliğinden yasa dışı olarak çıkardığını ve yurt dışındaki şirketlerde tek imza yetkilisi olduğundan holdingin tüm mal varlığını üçüncü şahıslara devretme çabası içerisine girdiğini, bu işleri yaparken yönetici olan diğer sanıklar B. ve M. İ.’in de sanık E.İ.Ö.’ye yardım ettiğini, Mahkemede; sanık E.İ.Ö.’nün anlattığı gibi 2006 yılına kadar şirketin yönetiminde ve şirketin büyümesinde eşit haklara sahip olarak birlikte faliyet gösterip, birlikte düşünerek hareket ettiklerini, ancak 2006 yılı sonlarında şirketin devri konusunda aralarında sözlü bir anlaşma yaptıklarını, bu anlaşmaya göre kendisine ait olan hisselerin sanık E.İ.Ö.tarafından satın alınacağını, buna dair bir takım tekliflerinin de olduğunu, ancak daha sonra bu teklifi geri çekerek yeni bir öneride bulunacağını söylediğini, bunun üzerine kendisinin H.’deki bazı şirketlerin dökümanlarını istediğini, bu dökümanları incelediğinde A grubu ve B grubu hisseler olduğunu gördüğünü, hisselerin değer açısından eşit olmasına rağmen A grubu hisse sahibinin 2 oy hakkına sahip olması nedeniyle şirketin yönetimine ilişkin alınacak kararlarda sanık E. İ. Ö.’nün etkin olduğunu, kendi hissesi B grubunda bulunduğundan şirket kararlarında etkinliğinin kalmadığını anladığını, bu duruma itiraz etmesi üzerine aralarında ihtilaf çıktığını, sanık E.İ.Ö.’nün A grubu hisse sahibi olarak yurt dışındaki şirketler dâhil Türkiye’deki şirketlerde de söz sahibi ve yönetici hâline geldiğini, kendi hissesinin de satın alınmaması nedeniyle çok zor duruma düştüğünü, şirkette söz hakkının olmadığını, aralarında çıkan ihtilaftan sonra ve annesi T.’nin açtığı davayı Yargıtay’da kabul etmesi üzerine yönetim kurulu üyeliğinin düşürüldüğünü, daha sonra bir takım tedbir kararları alındığını ve hukuki işlemlerin devam ettiğini, U. Makina A.Ş.’nin devrinden ve işlemlerinden haberdar olmadığını, Tanık G.K.; 1997 yılında U. Holding A.Ş’de vergi denetim direktörü olarak göreve başladığını, daha sonra U. Makina A.Ş.’de genel müdür yardımcısı olarak görev yaptığını, ancak 2007 yılında şirketten istifa ettiğini, U. Makina A.Ş.’nin 1997 yılında %15 civarında halka açıldığını, bu hisselerin büyük çoğunluğunun da U. Holding A.Ş.’ye ait olduğunu, U. Makina A.Ş.’de sanık E.İ.Ö. ile katılan A.S.’nin çok küçük payları olduğunu, sanık E.İ.Ö. ile katılan A.S.’nin U. Holding A.Ş’deki hissselerinin büyük bir kısmı ile bir limited şirket kurduklarını, U. Holding A.Ş’deki hissselerin bu şirkete aktarıldığını, bu şirketin de H.’de kurulmuş bir şirkete devredildiğini, teknik işlemlerde katılan A.S.’nin sanık E.İ.Ö.’ye güvendiğini, katılan A.S. ile sanık E.İ.Ö.’nün 2006 yılı sonuna kadar birlikte hareket ettiklerini, daha sonra aralarında yönetsel ve ailevi problemler dolayısıyla anlaşmazlık çıktığını, şirket hedefinin yurt dışında uluslararası nitelikte bir şirket olmak olduğunu, bu amaçla yurt dışında şirket kurulmasına karar verildiğini, kararların da genellikle sanık E.İ.Ö. tarafından alındığını, U. Holding A.Ş.’deki hisselerin Hollanda’da kurulu şirkete devrinden katılan A. S.’ın haberdar olduğunu, Türkiye’deki işlerle ilgili olarak sanık E.İ.Ö.’nün kendi menfaatine çalıştığını görmediğini, ancak yurt dışındaki işleri bilemeyeceğini, U. Holding A.Ş.’nin fiili yöneticisinin sanık E.İ.Ö. olduğunu, katılan A.S.’ın sanık E.İ.Ö.’nün kararlarına genelde itiraz etmediğini, çok öneride de bulunmadığını, katılan T.’nin yönetim kurulu kararlarına katılmadığını, kararların genel sekreterlik aracılığı ile imzaya götürüldüğünü, yurt dışı yatırımlardan ve planlamalardan katılan T.’ın haberinin olmadığını, kendi katıldığı genel kurul toplantılarına katılan Ş.’ın iştirak etmediğini, daha sonraki toplantılara katılıp katılmadığını bilmediğini, hatırladığı kadarıyla yurt dışındaki şirketlerden Türkiye’ye para gelmediğini, Tanık N.D.E.; U. Holding A.Ş.’de 01.10.1998 tarihinden 16.05.2001 tarihine kadar genel sekreter olarak görev yaptığını ve bu tarihler arasında yapılan genel kurul toplantılarına katıldığını, hissedarların toplantıya çağrılması, yönetim kurulu üyelerinin davet edilmesi işlemleriyle ilgilendiğini, toplantıda alınan kararları yazarak katılanların imzalarını aldığını, görevli olduğu dönemde herhangi bir usulsüzlük görmediğini, görev yaptığı dönemde iki defa katılan T.’ye, bir defa da katılan Ş.’ye yönetim kurulunda alınan kararları imzalatmak için gittiğini, katılan T.’ın kararları okuyarak imzaladığını, katılan Ş.’ın ise yardımcısı vasıtası ile yönetim kurulu karar defterini aldırdığını ve defterin imzalanmış olarak geri gönderildiğini, sanık E.İ.Ö.’nün başkan vekili gibi hareket ettiğini, kimseden usulsüz işlem yapma konusunda talimat almadığını, Tanık H.N.A.; 2002 yılı Eylül ayında U. Holding A.Ş.’de mali direktör olarak göreve başladığını, görev süresi içinde U. Holding A.Ş. ve yan kuruluşlarının mali işlerini yaptığını, ayrıca U. Holding A.Ş’nin yan
şirketlerinde yönetim kurulu üyeliğinde bulunduğunu, bankaların kredi yapılandırma safhasında kefalet istediklerini, bu kefaletin sanık E.İ.Ö. ve katılan A.S. tarafından verildiğini, ancak daha çok sanık E.İ.Ö.’nün şahsi kefalet verdiğini, katılanlar T. ve Ş.’nin kefalet vermediklerini, bu nedenle aralarında ihtilaf çıktığını, bu konuda katılan T. ile bir kez kendisinin de görüştüğünü ve ona yönetimde uyum olması için kredi yapılandırmalarında kefalet verilmesinin gerekli olduğunu izah etmeye çalıştığını, U. Makina A.Ş.’nin çok önceden kurulmuş bir şirket olduğunu, U. Holding A.Ş.’nin ise daha sonradan kurulduğunu, U. Makina A.Ş.’de katılanlar Ş. ve T.’nin hissesinin olmadığını, ancak U. Holding A.Ş.’nin U. Makina A.Ş.’de hisssesi olduğunu, U. Makina A.Ş.’nin yönetiminde sanıklar E.İ.Ö., B. ve M.İ. ile katılan A.S. ve İ.Ç.’nin bulunduğunu, katılanlar T. ve Ş.’nin yönetimde olmadıklarını, ancak neden yönetimde yer almadıklarını bilmediğini, şirketin yönetimi konusunda fikir ayrılıkları olduğunu, Tanık N.B.; 1994 yılında U. Holding A.Ş.’de A.U.’nun sekreteri olarak göreve başladığını, görevinin yönetim kurulu sekreterliği olduğunu, ayrıca aile sekreterliğini de yaptığını, yönetim kurulu ve genel kurul toplantılarının düzenlenmesinde görev aldığını, A.U.’nun vefatından sonra katılan T.’nin yönetim kurulu başkanlığına getirildiğini, katılanlar T. ve Ş. şirket faliyetlerine aktif olarak katılmadıkları için şirketi sanıklar E.İ.Ö. ve B. ile katılan A.S.’nin yönettiğini, katılanlar T. ve Ş. için de belli dönemlerde bilgilendirme toplantıları yapıldığını, katılanlar T. ve Ş.’nin tüm toplantılara katılmadığını, yönetim kurulu toplantılarında alınan kararların tanık N.D. tarafından yazıldığını ve onaylanan bu kararların daha sonra üyelere bizzat imzalattırıldığını, 2001 yılında ailenin aldığı karar ile U. Holding A.Ş’nin yönetim kurulu başkanlığını sanık E.İ.Ö.’nün yaptığını, yönetim kurulu üyelerinin de katılanlar A.S., Ş. ve T. ile sanık B. olduğunu, Ahmet U.’nun vefatından sonra şirket hisselerinin paylaşımı konusunda yapılan toplantılarda bulunmadığını, ancak şirket yapısı ve hissedarlık durumu ile ilgili olarak telefonda kendisine soru sorulduğunu, A.U.’nun vefatından sonra sanık E.İ.Ö. ile katılan A.S.’ın yurt dışında ayrı ayrı vakıf kurduklarını bildiğini, ancak U. Holding A.Ş.’deki hisselerin bu vakıflara aktarıldığı yönünde bilgisinin olmadığını, 2004 yılından sonra da şirketten ayrıldığını, sanık E.İ. Ö. ve katılan A.S.’ın isteği üzerine kendisininde bir şirkette hissedar olarak gözüktüğünü, daha sonra bu hisseleri devrettiğini, amaçlanan şeyin ne olduğunu bilmediğini, Tanık B. Ö. (Y.); 01.12.2004 ile 29.11.2007 tarihleri arasında sanıklar E.İ.Ö. ve İ.K. ile ara sıra şirkete gelen diğer sanık B.’ın özel sekreterliğini yaptığını, detaylarını bilmemekle birlikte katılanlar ile sanık E.İ.Ö. arasında miras paylaşımından kaynaklanan bir dava olduğunu bildiğini, fabrikada bu hususta konuşmanın yasak olduğunu, görev yaptığı süre içerisinde katılanlar Ş. ve T.’nin fabrikaya hiç gelmediklerini, sanık E.İ.Ö.’nün 2005 yılı Kasım ayı içerisinde mali işlerden sorumlu tanık N.’yi kovduğunu, bu kişinin 2001 yılında şirketi ekonomik krizden kurtaran kişi olduğunu, bu olaydan sonra şirketin tamamen sanık E.İ.Ö. diktatörlüğünde yönetilmeye başlandığını, şirketin mali işlerinin de sanık E.İ.Ö.’ye bağlandığını, 13.02.2007 tarihinde katılan A.S.’nin, annesi olan diğer katılan T. tarafından açılan davayı kabulüne ilişkin dilekçesinin odasına faks ile gönderildiğini, bu faksı derhal sanık E.İ.Ö.’ye götürdüğünü ve sonrasında yönetimde acil toplantı yapıldığını, sanık E.İ.Ö.’nün kendilerine, katılan A.S. ile bir savaşa girdiklerini, bu savaşta personeli kendi yanında görmek istediğini bildirdiğini, bunu sadece üst yönetimi toplayarak söylediğini, katılan A.S.’nin fabrikaya girişinin yasaklanmasına ilişkin talimatlar verildiğini ve adı geçenin yönetim kurulu üyeliğinin iptali için toplantı yapıldığını, bu toplantıda katılan A.S.’nin yönetim kurulu üyeliğinin sonlandırılarak yerine sanık M. İ.’nin getirildiğini, 2007 yılının Mart ayından itibaren hukuk büroları ile görüşmelerin arttığını ve bu yönde uzun süreli toplantılar yapıldığını, 12.04.2007 tarihinde sanık M.İ.’nin, kendisi ile Ö.G., İ.B., İ.A. ve Avukat A.E.’yi çağırarak haklarında suç duyurusunda bulunulduğunu, çağrılma sırasında adreslerinde olmamaları gerektiğini, mevcutlu olarak götürülebileceklerini, hafta sonu farklı adreslerde kalmalarını söylediğini, Ö. G.’nin o akşam sanık E.İ.Ö.’nün ofisindeki tüm belgeleri alıp bilinmeyen bir yere götürdüğünü, kendisinin de odasında bulunan sanık E.İ.Ö.’ye ait özel evrakı ve yazışmaları koli içerisine koyup kendi evine götürdüğünü, daha sonra bu belgeleri sanık E.İ.Ö.’ye ve eşine bir kafede teslim ettiğini, sanık B.’nin da gizlilik kaydı ile bir otelde konakladığını, ortam rahatladıktan sonra sanık E.İ.Ö.’nün Londra’da olup olmadığını öğrenmek için seyahat acentasını aradığını ve 28.03.2007 tarihinde sanıklar E.İ.Ö. ile M.İ.’nin L.’de olduklarını öğrendiğini, aynı gün geçmiş tarihli bir anlaşma metninin fakslandığını, on sayfalık bu anlaşma metninin U. Holding A.Ş’ye ait U. Makina A.Ş.’nin yaklaşık %83 oranındaki hissselerinin U.A.N.V. şirketine devrine ilişkin olduğunu, bu anlaşmanın sanıklar E.İ.Ö. ve M.İ. tarafından imzalandığını, daha sonra U.A.N.V. hissselerinin devrinde hukuki sakınca olmadığına dair İngilizce ve Türkçe hukuki görüş bildiren bir yazının geldiğini, bu yazının sanık E.İ.Ö. tarafından Türkiye’de faliyet gösteren tüm bankalara fakslandığını, Nisan ayı başında da U. Holding A.Ş.’ye kayyum atandığına dair kararın geldiğini, kayyumun gelmesinden sonra şirkette yeniden bir telaş yaşandığını, sanık E.İ.Ö.’nün talimatıyla hiçbir defter ve belgenin kayyuma teslim edilmediğini, sanık E.İ.Ö.’nün yaptığı tüm işlemleri hukuka uygun hâle getirmeye çalıştığını, T. hâkiminin kayyum ataması nedeniyle bu hâkimin görevden
alınması için çeşitli kişiler ile görüşüldüğünü bildiğini, yapılan bu usulsüzlükler ile ilgili olarak şikâyette bulunduğunu, daha önce beyan ettiği üzere şirketten çıkarılan belgelerin asla şirkete geri gelmediğini, bu belgelerin fabrika bahçesinde kırmızı bir münibüs içinde saklandığını, şahit olduğu usulsüz işlerin bir gün sıkıntı doğuracağını düşünmesi sebebiyle işten ayrılmak istediğini bildirmesine rağmen sanık E.İ.Ö.’nün kabul etmemesi nedeniyle Kasım ayına kadar görevini sürdürdüğünü, sonrasında kendi isteğiyle işten ayrıldığını, işten ayrılırken sanık E. İ. Ö. tarafından bildiklerini söylememesi konusunda tehdit edildiğini, ayrıca Ö.G. tarafından da tehdit edildiğini, evinde bulunduğu sırada yüzlerini görmediği kişiler tarafından Aralık ayında darp edildiğini, darp sırasında “çok konuşuyorsun, sesini kes” şeklinde sözler söylendiğini, U. Makina A.Ş.’nin banka hesabından U.C. N.V. şirketine, oradan da M. Garanti Bankası Şubesindeki özel hesaba para aktarıldığını, bu şirkete ait tüm yetkinin sanık E.İ.Ö.’ye ait olduğunu, Beyan etmişlerdir. Sanık B.Ç. bozma öncesinde; tahsilini A.’da yaptığını, 1965 yılında U. şirketinde işe başladığını, M. kuruluşunda da çalıştığını, orada imalat müdürlüğü, teknik direktörlük ve genel koordinatörlük yaptığını, 1996 yılında emekli olduğunu, bu arada U. şirketinin o zamanki sahibi A.U. ile görüşmeleri devam ettiğinden onun teklifi ve ısrarı ile U. Makina A.Ş.’nin yönetim kurulunda çalışmaya başladığını, aile çekişmelerinin başladığı sırada şirkette çalıştığını, 1998 yılında A.U.’nun ölümü ile birlikte hissedar sayısı azaldığından U. Sınayi Yatırım A.Ş.’nin temsilcisi olarak U. Holding A.Ş. yönetimine katıldığını, katılan T.’nin, eşi öldükten sonra 2001 yılı Mayıs ayına kadar yönetim kurulu başkanlığını yürüttüğünü, daha sonra sanık E.İ.Ö.’nün yönetim kurulu başkanı olduğunu, 2002 yılında sermaye artırımı yapıldığını, ancak sermaye hisselerinde herhangi bir değişiklik olmadığını, 2002 yılındaki genel kurula katılanlar T. ve Ş.’nin katılmadığını, 2003 yılında katılan T.’nin hisselerinin eksiltildiği iddiasıyla dava açtığını, ancak bu konuyu çok fazla bilmediğini, kendisinin U. Sınai Yatırım A.Ş.’nin temsilcisi olarak U. Holding A.Ş. yönetiminde yer aldığını, U. Holding A.Ş. yönetiminde iken yönetim kurulu başkanı olan sanık E.İ.Ö.’ye bazı yetkiler veren kararlar aldıklarını, kendisinin işin içinde olmadığını, bu yüzden yurt dışındaki şirketlere hisse devri ve yurt dışındaki vakıflara para ve hisse aktarılması konusunda bilgisinin bulunmadığını, Bozma sonrasında ise; olay tarihinde U. Holding A.Ş.’nin yönetim kurulu üyesi olduğunu, ayrıca U. Makina A.Ş.’nin de yönetim kurulu üyeliğini yaptığını, ancak şirket yöneticisi olmadığını, şirketi yöneten ayrı bir icra kurulunun bulunduğunu, bu icra kurulunun da 2002 yılında feshedildiğini, bunun yerine icra birimi kurulduğunu, katılan T.’nin hissesinin azalmadığını, 1,5 milyon Amerikan Dolarının yurt dışına transferi olayının 1998-1999 yıllarına dayandığını, bu paranın icra kurulu kararıyla transfer edildiğini, o tarihte icra kurulunda kendisi ile sanık E.İ.Ö. ve katılan A.S.’nin da bulunduğunu, 4,5 milyon Amerikan Dolarının U. Makina A.Ş.’den farmec.com şirketine ortak olarak aktarımının katılan T.’nin yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde 2002 yılında gerçekleştiğini, bu yönetim kurulu kararında katılanlar T. ve A.S. ile sanık E.İ.Ö.’nün de bulunduğunu, H. şirketine para aktarımı sırasında katılan A.S.’nin da olduğunu, şirketin büyümesi için faliyet gösterdiğini, ayrıca Türkiye’nin Avrupa Birliğine girmesi yönünde A.’da yetkili devlet adamlarıyla görüşerek katkı sağladığını, A.’da kendisine liyakat nişanı verildiğini, tüm çabasının U. Holding A.Ş. ve U. Makina A.Ş.’nin üretime katkı sağlaması, üretimini artırması ve gelişme sağlaması olduğunu, parasal durumlarla ilgisinin olmadığını, 2001 krizinde kendi isteğiyle bu şirketten daha düşük maaş aldığını, 2002 yılından sonra katılan T.’nin genel kurul toplantılarına daha az katıldığını, ancak önemli kararlarda bizzat çağırıldığını, taraflar arasındaki sorunların çözümlenmesinde uzlaştırıcı bir konumda bulunduğunu, amacının şirketin ihtilaf olmaksızın düzgün bir şekilde işlemesini sağlamak olduğunu, şirketin krediye ihtiyacı olduğundan kredi talebinde bulunduklarında katılan Ş.’ın kredi kurumlarına ihtar çekmesi nedeniyle kredilerin alınamadığını, şirketin iflas etmek üzere olduğunu, iflasın önlenmesi amacıyla sanık E. İ.Ö.’ye yetkiler verildiğini, suç işleme kastının olmadığını, Sanık M.İ.K. bozma öncesinde; hukukçu bir ailenin çocuğu olduğunu, bu nedenle hayatında hiçbir şekilde hukuka aykırı bir işlem yapmadığını, A.’da okulunu bitirdikten sonra Türkiye’ye döndüğünü, 1996 yılında U. Makina A.Ş.’de işe başladığını, bu şirkette 2003 yılına kadar genel müdür yardımcısı olarak görev yaptığını, 2003 yılında genel müdür olduğunu, 2005 yılında yürütme kurulu başkan yardımcılığına atandığını ve 2007 yılı şubat ayında U. Holding A.Ş.’nin yönetim kurulu üyesi olduğunu, iddianamede belirtilen suçlarla ilgisinin olmadığını, yurt dışında kurulan şirket ve vakıfların ortaklığı ile şirket ortaklığının devredilmesi gibi karar ve işlemlerde imzasının bulunmadığını, 2007 yılı Şubat ayında U. Makina A.Ş.’nin satılması konusunda sanık E.İ.Ö.’ye yetki verdiklerini, bu kararda imzasının bulunduğunu, karara sanık B.’ın da iştirak ettiğini, alınan karar doğrultusunda yönetim kurulu başkanı sanık E.İ.Ö.’nün şirketi U.A. N.V.’ye sattığını, şirketin sanık E.İ.Ö. ve katılan A.S.’ye ait olduğunu, satım işlemlerinin SPK’ya bildirildiğini, 2007 yılından önceki işlemleri bilmediğini, şirkette hissesinin bulunmadığını, kendisinin U.A.N.V. şirketinde de yönetici konumunda olduğunu,
Bozma sonrasında ise; şirket yönetim kurulu üyeliğine atama yoluyla getirildiğini, 2007 yılından önceki işlemlerde bulunmadığını, U. Holding A.Ş.’nin finansman kaynaklarının yetersiz olması nedeniyle finansman sağlamak amacıyla U. Makina A.Ş.’nin satışının gündeme geldiğini, şirket hukukçularının da söz konusu satış işleminin hukuka uygun olduğunu, aksi takdirde şirketin halka açık olması nedeniyle SPK tarafından bu satışın onaylanmayacağını bildirdiklerini, bu nedenle herhangi bir zarar olmayacağı düşüncesiyle kararlara imza attığını, SPK’nın da bu şirketin satışına onay verdiğini, ayrıca borsada bir yıl boyunca şirket tahtasının açık kaldığını, kendisinin daha çok teknik konularda görüş bildirmek üzere yönetim kurulunda olduğunu, mali işlerle ilgisinin bulunmadığını, Sanık E.İ.Ö.U.; U. Makina A.Ş.’nin 1937 yılında dedesi tarafından Bursa’da kurulduğunu, 1940 yılında bu şirketin İ.’ye taşınıp, 1980’li yıllara kadar gelişerek büyüdüğünü ve dünyada önemli bir şirket hâline geldiğini, 1963 yılında dedesinin vefatı üzerine de babasının işe başladığını, yurt dışında tahsil gördüğünü, 1992 yılında Türkiye’ye dönerek şirkette babasıyla birlikte çalışmaya başladığını ve şirketi aktif hâle getirmeye çalıştıklarını, bu şirketin on beş yıl yöneticiliğini yaptığını, ancak yönetim kurulu başkanı olmadığını, 1996 yılına kadar U. Makina A.Ş.’nin %60 hissesinin başkalarında olduğunu, bu durumu toparlayarak tüm hisselerin U. Holding A.Ş.’de toplanmasını sağladığını, 1998 yılında babasının vefatından sonra şirket yönetiminin beş kişiden oluşması gerektiğinden aile şirketi tarafından katılanların da hissedar olduğu U. Sınayi Yatırım A.Ş’nin kurulduğunu, U. Holding A.Ş’nin yönetim kurulu başkanlığına ilk önce annesi katılan T.’ın getirildiğini, 2001 yılına kadar şirkette yönetim kurulu başkanlığını annesinin yaptığını, o tarihlerde yaşanan kriz nedeniyle yönetim kurulu başkanlığına kendisinin getirildiğini, 2002 yılına kadar kardeşi katılan A. S. ile şirketi krizden kurtarma çabasına girdiklerini, ancak 2003 yılında annesi katılan T. ile kardeşi katılan Ş.’nin, babasından intikal eden şirket hisselerinden kendilerine az verildiğini ileri sürerek aleyhine dava açtıklarını, Yerel Mahkemenin önce kendi lehine karar verdiğini, sonrasında kardeşi katılan A. S. ile aralarında bir ihtilaf doğduğundan katılan A. S.’nin Yargıtay’da görülmekte olan bu davayı kabul etmesi nedeniyle kararın aleyhine bozulduğunu, tüm işlerin katılan A. S.’ın bilgisi dahilinde yapıldığını, katılan A. S.’den vekâletname almış olabileceğini, ancak U. Makina A.Ş.’nin devri sırasında herhangi bir vekâletname almadığını, U. Makina A.Ş.’yi U.A.N.V.’ye devrettiklerini, şirketin aslında U. Corparation’a bağlı olduğunu, U. Corparation’un da katılan A. S. ile kendisine ait olduğunu, diğer katılanlar T. ve Ş.’nin hisselerinin olmadığını, bu şirkete katılmak istemediklerini, U. Makina A.Ş., U. Holding A.Ş.’de iken katılanların ve kendisinin de hisselerinin olduğunu, U. Holding A.Ş.’nin hâlen durduğunu, U. Makina A.Ş.’nin ise U. Holding A.Ş. tarafından U. A. N.V.’ye satıldığını, U. Makina A.Ş.’de katılanlar T. ve Ş.’nin hissesi olmadığını, ancak borsadan hisse almış olabileceklerini, U. Makina A.Ş.’nin öncelikle U. Holding A.Ş.’den U.A.N.V’ye, daha sonra da finansman temini maksadıyla İngiltere firmasının Singapur iştirakine satıldığını, ailenin mal varlığını korumak maksadıyla yurt dışında bir vakıf kurduklarını, katılanlara da bu vakfa katılmaları için teklifte bulunduklarını, ancak kabul etmediklerini, katılan A. S.’nin kendisi için yurt dışında bir vakıf kurduğunu, ayrıca kendisinin de yurt dışında vakıf kurduğunu, kendilerine ait hisselerin bu vakfa verildiğini, bu vakıfların İngiltere’ye bağlı Jersey adasında olduğunu, ayrıca U. Makine A.Ş.’nin de U.A. N.V.’ye devredilmesinden sonra finansman temini amacıyla bu şirketten başka bir şirkete verildiğini, finansmanın henüz temin edilemediğini, U. Makina A.Ş.’nin U. A. N.V’de iken finansman temini için başka şirketlere verilmesinden katılan A.S.’nin haberinin olamayabileceğini, alınan bu kararda katılan A.S.’nin imzasının olmadığını, U.A.N.V’de katılan A.S.’nin hissesinin olduğunu, U.A.N.V.’nin U. Corparation’a bağlı olarak faliyet gösterdiğini, U. Corparation’un yönetim kurulunun da kendisi, katılan A.S., sanık B. ve Hollandalı bir kişiden oluştuğunu, katılan A.S.’nin 2008 yılı başlarında yönetimden çıkarıldığını, Savunmuşlardır. … Sanıkların eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık suçunu mu, yoksa hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu mu oluşturduğu, Uyuşmazlık konusunda sağlıklı bir değerlendirme yapılabilmesi açısından dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçları üzerinde ayrıntısıyla durulmalıdır. A- Dolandırıcılık Suçu: 5237 sayılı TCK’nın “Dolandırıcılık” başlıklı 157. maddesinde; “Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir” şeklinde dolandırıcılık suçunun temel şekli düzenlenmiş olup, 158. maddesinde ise suçun nitelikli hâlleri sayılmıştır. Dolandırıcılık suçunun maddi unsurunun hareket kısmı, 765 sayılı TCK’nın 503. maddesinde bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hile ve desiseler yapma olmasına karşın, 5237 sayılı TCK’nın 157.
maddesinde hileli davranışlarla bir kimseyi aldatma şeklinde ifade edilmiş, 765 sayılı Kanunda yer alan desise kavramına 5237 sayılı Kanunda yer verilmemiş ve hileye desiseyi de kapsayacak şekilde geniş bir anlam yüklenmiştir. Mal varlığının yanında irade özgürlüğünün de korunduğu dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; 1) Failin bir takım hileli davranışlarda bulunması, 2) Hileli davranışların mağduru aldatabilecek nitelikte olması, 3) Failin hileli davranışlar sonucunda mağdurun veya başkasının aleyhine, kendisi veya başkası lehine haksız bir yarar sağlaması, Şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Fail kendisi veya başkasına yarar sağlamak amacıyla bilerek ve isteyerek hileli davranışlar yapmalı, bu davranışlarla bir başkasına zarar vermeli, verilen zarar ile eylem arasında uygun nedensellik bağı bulunmalı ve zarar da, nesnel ölçüler göz önünde bulundurularak belirlenecek ekonomik bir zarar olmalıdır. Görüldüğü gibi, dolandırıcılık suçunu diğer malvarlığına karşı işlenen suç tiplerinden farklı kılan husus, aldatma temeline dayanan bir suç olmasıdır. Birden çok hukuki konusu olan bu suç işlenirken, sadece mal varlığı zarar görmemekte, mağdurun veya suçtan zarar görenin iradesi de hileli davranışlarla yanıltılmaktadır. Madde gerekçesinde de, aldatıcı nitelik taşıyan hareketlerle, kişiler arasındaki ilişkilerde var olması gereken iyiniyet ve güvenin bozulduğu, bu suretle kişinin irade serbestisinin etkilendiği ve irade özgürlüğünün ihlâl edildiği vurgulanmıştır. 5237 sayılı TCK’nın 157. maddesinde yalnızca hileli davranıştan söz edilmiş olmasına göre, her türlü hileli davranışın dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağının belirlenmesi gerekmektedir. Kanun koyucu anılan maddede hilenin tanımını yapmayarak suçun maddi konusunun hareket kısmını oluşturan hileli davranışların nelerden ibaret olduğunu belirtmemiş, bilinçli olarak bu hususu öğreti ve uygulamaya bırakmıştır. Hile, Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde; “birini aldatmak, yanıltmak için yapılan düzen, dolap, oyun, desise, entrika” (Türk Dil Kurumu, Türkçe Sözlük, s.891) şeklinde, uygulamadaki yerleşmiş kabule göre ise; “Hile nitelikli yalandır. Yalan belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun denetleme olanağını ortadan kaldırmalıdır. Kullanılan hile ile mağdur yanılgıya düşürülmeli ve yanıltma sonucu kandırıcı davranışlarla yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hileli davranışın aldatacak nitelikte olması gerekir. Basit bir yalan hileli hareket olarak kabul edilemez” biçiminde tanımlanmıştır. Öğretide de hile ile ilgili olarak; “Olaylara ilişkin yalan açıklamaların ve sarf edilen sözlerin doğruluğunu kuvvetlendirecek ve böylece muhatabın inceleme eğilimini etkileyebilecek yoğunluk ve güçte olması ve bu bakımdan gerektiğinde bir takım dış hareketler ekleyerek veya böylece var olan halden ve koşullardan yararlanarak, almayacağı bir kararı bir kimseye verdirtmek suretiyle onu aldatması, bu suretle başkasının zihin, fikir ve eylemlerinde bir hata meydana getirmesidir” (Sulhi Dönmezer, Kişilere ve Mala Karşı Cürümler 2004, s. 453), “Hile, oyun, aldatma, düzen demektir. Objektif olarak hataya düşürücü ve başkasının tasavvuru üzerinde etki doğurucu her davranış hiledir” (Nur Centel/Hamide Z./Özlem Çakmut, Kişilere Karşı Suçlar, İstanbul 2011, Beta Yayınevi, 2.Bası, Cilt I. s. 456) biçiminde tanımlara yer verilmiştir. Yerleşmiş uygulamalar ve öğretideki baskın görüşlere göre ortaya konulan ilkeler gözönünde bulundurulduğunda; hile, maddi olmayan yollarla karşısındakini aldatan, hataya düşüren, düzen, dolap, oyun, entrika ve bunun gibi her türlü eylem olarak kabul edilebilir. Bu eylemler bir gösteriş biçiminde olabileceği gibi, gizli davranışlar olarak da ortaya çıkabilir. Gösterişte, fail sahip bulunmadığı imkanlara ve sıfata sahip olduğunu bildirmekte, gizli davranışta ise kendi durum veya sıfatını gizlemektedir. Ancak sadece yalan söylemek, dolandırıcılık suçunun hile unsurunun gerçekleşmesi bakımından yeterli değildir. Kanun koyucu yalanı belirli bir takım şekiller altında yapıldığı ve kamu düzenini bozacak nitelikte bulunduğu hallerde cezalandırmaktadır. Böyle olunca hukuki işlemlerde, sözleşmelerde bir kişi mücerret yalan söyleyerek diğerini aldatmış bulunuyorsa bu basit şekildeki aldatma, dolandırıcılık suçunun oluşumuna yetmeyecektir. Yapılan yalan açıklamaların dolandırıcılık suçunun hileli davranış unsurunu oluşturabilmesi için, bu açıklamaların doğruluğunu kabul ettirebilecek, böylece muhatabın inceleme eğilimini etkisiz bırakabilecek yoğunluk ve güçte olması ve gerektiğinde yalana bir takım dış hareketlerin eklenmiş bulunması gerekir. Failin davranışlarının hileli olup olmadığının belirlenmesi noktasında öğretide şu görüşlere de yer verilmiştir: “Hangi hareketin aldatmaya elverişli olduğu somut olaya göre ve mağdurun içinde bulunduğu
duruma göre belirlenmelidir. Bu konuda önceden bir kriter oluşturmak olanaklı değildir” (Veli Özer Özbek/ Koray Doğan/Pınar Bacaksız/İlker Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Ankara 2012, Seçkin Yayınevi, 4. bası s.650), “Hileli davranışın anlamı birtakım sahte, suni hareketler ile gerçeğin çarpıtılması, gizlenmesi ve saklanmasıdır” (Doğan Soyaslan, Ceza Hukuku Özel Hükümler 6. Baskı, s.343), “Hilenin, mağduru hataya sürükleyecek nitelikte olması yeterlidir; ortalama bir insanı hataya sürükleyecek nitelikte olması aranmaz. Bu nedenle, davranışın hile teşkil edip etmediği muhataba ve olaya göre değerlendirilmelidir” (Nur Centel/ Hamide Z./Özlem Çakmut, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, İstanbul 2011, Beta Yayınevi, 2. Bası, Cilt I. s.462) Esasen, hangi davranışların hileli olup olmadığı ve bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği yolunda genel bir kural koymak oldukça zor olmakla birlikte, olaysal olarak değerlendirme yapılmalı, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmak suretiyle sonuca ulaşılmalıdır. Uyuşmazlık konusunu ilgilendiren tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faliyeti kapsamında işlenen dolandırıcılık suçu ise, suç ve karar tarihi itibarıyla TCK’nın 158. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde; “(1)Dolandırıcılık suçunun;... h- Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faliyeti kapsamında işlenmesi hâlinde, iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur” şeklinde düzenlenmiştir. Bu maddenin gerekçesinin ilgili bölümlerinde ise, “Ticari faliyeti meslek olarak icra eden kişilerin güvenilirliğini sağlamak amacıyla, dolandırıcılık suçunun tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faliyeti kapsamında işlenmesi, bu suçun temel şekline nazaran daha ağır cezayı gerektiren bir nitelikli unsur olarak kabul edilmiştir” açıklamalarına yer verilmiştir. TCK’nın 158. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faliyetleri sırasında, kooperatif yöneticilerinin de kooperatifin faliyeti kapsamında dolandırıcılık suçunu işlemeleri nitelikli hâl olarak öngörülmüştür. Ticari faliyeti meslek olarak icra eden kişilerin güvenilirliğinin en üst düzeyde olması gereği, toplumsal hayatta ihtiyaç duyulan kişiler arasındaki dürüstlük ve güvenirliliğe ticari hayatın daha çok muhtaç olması nedeniyle, böyle bir artırım nedeni öngörülmüştür. Anılan bentte iki tür suç öngörülmüştür. Bunlardan birisi ticari faliyet sırasında dolandırıcılık; diğeri ise, kooperatifin faliyeti kapsamında dolandırıcılıktır. Bu suç, özgü bir suçtur. Bu suçu ancak, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişiler ya da kooperatif yöneticileri işleyebilir. Bunların dışındakilerin bu suçu işleyebilme olanağı bulunmamaktadır. Örneğin, esnafın veya tacir sıfatı, şirket yöneticisi ya da şirket adına hareket eden kişi özelliği bulunmayan gerçek kişiler, kooperatif denetçileri ve üyeleri bu suçu işleyemezler. Bu nitelikli hâlin oluşması için, failin tacir ya da şirket yöneticisi veya şirket adına hareket eden kimse olması yeterli değildir. Aynı zamanda aldatıcı nitelikteki eylemin, ticari faliyetleri sırasında gerçekleştirilmiş olması gerekir. B- Güveni Kötüye Kullanma Suçu: “Güveni kötüye kullanma” suçu TCK’nın 155. maddesinde; “(1) Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkâr eden kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır. (2) Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur” şeklinde düzenlemiş, Maddenin gerekçesinde de; “Bu suçla mülkiyetin korunması amaçlanmaktadır. Ancak, söz konusu suçun oluşabilmesi için eşya üzerinde mülkiyet hakkına sahip olan kişi ile lehine zilyetlik tesis edilen kişi (fail) arasında bir sözleşme ilişkisi mevcuttur. Bu ilişkinin gereği olarak taraflar arasında mevcut olan güvenin korunması gerekmektedir. Bu mülahazalarla, eşya üzerinde mevcut sözleşme ilişkisiyle bağdaşmayan kasıtlı tasarruflar, cezai yaptırım altına alınmıştır. Suçun konusunu oluşturan mal üzerinde belirli bir şekilde kullanmak üzere fail lehine zilyetlik tesisi gerekir. Bu nedenle, güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için hukuken geçerli bir sözleşme
ilişkisinin varlığı gereklidir” açıklaması yapılmıştır. Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere kanun koyucu tarafından mülkiyetin korunması amacıyla getirilen güveni kötüye kullanma suçu, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan taşınır veya taşınmaz bir mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunulması veya bu devir olgusunun inkâr edilmesiyle oluşmaktadır. TCK’nın 155. maddesinde sözü edilen zilyetlik kavramı 4721 sayılı Medeni Kanunumuzun 973. maddesinde; “Bir şey üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir” şeklinde açıklanmış, Asli ve fer’i zilyetlik ise aynı Kanun’un 974. maddesinde; “Zilyet, bir sınırlı aynî hak veya bir kişisel hakkın kurulmasını ya da kullanılmasını sağlamak için şeyi başkasına teslim ederse, bunların ikisi de zilyet olur. Bir şeyde malik sıfatıyla zilyet olan aslî zilyet, diğeri fer’î zilyettir” biçiminde tanımlanmıştır. Güveni kötüye kullanma suçunda malın teslimi, belirli biçimde kullanılmak için hukuka ve yöntemine uygun, aldatılmamış özgür bir iradeye dayanılarak tesis edilmektedir. Söz konusu suçun oluşabilmesi için eşya üzerinde mülkiyet hakkına sahip olan kişi ile lehine zilyetlik tesis edilen fail arasında bir sözleşme ilişkisi mevcut olmalı ve bu hukuki ilişkinin gereği olarak taraflar arasında oluşan güvenin korunması gerekmektedir. Bu amaçla, eşya üzerinde mevcut sözleşme ilişkisiyle bağdaşmayan kasıtlı tasarruflar ve devir olgusunu inkâr kanun koyucu tarafından cezai yaptırım altına alınmıştır. Eğer mülkiyet hakkına sahip olan kişi ile lehine zilyetlik tesis edilen fail arasında hukuken geçerli bir sözleşme ilişkisi yoksa usulüne uygun bir teslim olmayacağı için güveni kötüye kullanma suçu da oluşmayacaktır. Zira, hukuksal anlamda geçerli bir sözleşmeden söz edilebilmesi için tarafların iradelerinin aldatılmamış olması gerekmektedir. Bu suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde ise, daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâli sözkonusu olacaktır. C- Dolandırıcılık ve Güveni Kötüye Kullanma Suçlarının Farkları: a-) Güveni kötüye kullanma suçunda malın teslimi belirli biçimde kullanılmak için hukuka, yöntemlere uygun, aldatılmamış özgür bir iradeye dayanılarak tesis edildiği halde, dolandırıcılık suçunda hileli davranışlar kullanılarak sakatlanmış, özgür olmayan bir iradeye dayanmaktadır. b-) Dolandırıcılık suçunda, haksız çıkarın sağlanması dolayısıyla suç tamamlanmaktadır. Suçun oluştuğu an, çıkarın sağlandığı, zararın verildiği andır. Güveni kötüye kullanma suçunda ise, suçun oluştuğu an, kanunda öngörülen “zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunma veya bu devir olgusunu inkâr” gibi seçimlik hareketlerin gerçekleştiği an olup, bu âna kadar gerçekleşen eylemler suç oluşturmaz. c-) Dolandırıcılık suçunda başlangıçta oluşan bir kast bulunmaktadır. Zilyetliğin hileli davranışlar kullanılarak elde edilmesi, bu suçta malın teslimi öncesi kast bulunduğunu ortaya koymaktadır. Güveni kötüye kullanma suçunda ise, sonradan oluşan bir kast söz konusudur. Mal fer’i zilyede belli amaçlar için tevdi edildikten sonra, iade edilmesi aşamasında malın tesliminden sonra kast oluşmaktadır. Kast öğesi olaysal olarak değerlendirilmeli, fail veya faillerin durumu, mağdurla olan ilişki ve olayın özellikleri ayrı ayrı nazara alınıp sonuca varılmalıdır. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 24.09.2013 gün ve 1358-389, 04.06.2013 gün ve 1353-287 ile 19.02.2013 gün ve 1379-60 sayılı kararlarında da benzer hususlara işaret edilmiştir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Katılan T.U.’nun eşi, katılanlar A.S.U. ve Ş.K. ile sanık E.İ.Ö.U.’nun babası olan A.U.’nun 05.10.1998 tarihinde ölümüne kadar, katılan U. Holding A.Ş.’nin hissedar yapısının mütevaffa A.U., katılanlar T.U., Ş. K., A.S.U. ve sanık E.İ. Ö.U.’dan oluştuğu, A.U.’nun ölümü üzerine U. Holding A.Ş.’deki gerçek kişi hissedar sayısının dörde düşmesi nedeniyle, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre beşinci ortağın oluşturulması amacıyla U. Sınai Yatırım A.Ş.’ne 78.000 adet U. Holding A.Ş. payının devredildiği, U. Holding A.Ş.’ne beşinci ortak olan U. Sınai Yatırım A.Ş.’ni sanık B.Ç.’nin temsil ettiği, 25.12.1998 tarihinde gerçekleştirilen U. Holding A.Ş.’nin genel kurulunda katılan T.U.’ya ait olması gereken 1.956.194.353 adet U. Holding A.Ş. hissesinde katılanın bilgi ve onayı dışında, herhangi bir yazılı devir ve temlik belgesi olmaksızın 6.213.853 adet hisse eksiltilmesi yoluna gidilerek katılan T.’ın hisselerinin 1.949.980.500 adete düşürüldüğü, 6.213.853 adet hissenin ise katılanlar Ş.K. ve A.S.U. ile sanık E.İ.Ö.U. adına dağılımının yapıldığı, U. Holding
A.Ş.’nin gerçek kişi hissedarları olan katılanlar T., Ş. ve A.S. ile sanık E.İ.Ö.’nun hisselerinin 1.949.980.500 adette eşitlenerek U. Holding A.Ş.’nin ortaklık yapısının değiştirildiği, bu şekilde sanık E.İ.Ö., katılan A.S. ve U. Sınai Yatırım A.Ş.’nin payları toplamının 3.900.039.000 adede ulaştığı ve U. Holding A.Ş.’nin yönetiminde karar alabilmek için gerekli olan %50,0005 çoğunluk oranının oluşturulduğu, 19.08.2002 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında U. Holding A.Ş. yönetimine üç yıllığına sanıklar E.İ.Ö., B. ve katılan A.S.’nin seçildiği, yönetimdeki karar yeter çoğunluğunun bu şekilde sağlanmasından sonra sanık E.İ.Ö. ve katılan A.S.’nin sermayesi tamamen kendilerine ait olan U. Traktör Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’ni kurdukları ve U. Holding A.Ş.’deki hisselerinin tamamını kurdukları bu şirkete devrettikleri, ardından U. Traktör ve Otomotiv Yedek Parça Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ünvanlı yeni bir şirket daha kurdukları ve kurulan bu şirketin hisselerini elinde bulunduran sanık E.İ.Ö. ile katılan A.S.’nin sahip oldukları hisselerin % 99’luk kısmı ile U. Holding A.Ş.’nin %49,9995 oranındaki hissesine sahip U. Traktör Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin %99 oranındaki hissesini U. Industries N.V. firmasına sattıkları, anılan firmanın unvanını 22.11.2005 tarihinde U.C.N.V. Şeklinde değiştirdikleri, gerçekte U.A.N.V. Şirketi bu şirketin üzerinde bulunan U. C. N.V. (...) firmasının % 100 hissesinin U. Corporation Sarl (Lüksemburg) firmasına ait olduğu, U.C.S. (L.) firmasının %100 hissesinin I.L.S. firmasına, I.L.S. firmasının %100 hissesinin ise I.C. (J.) Limited Şirketine ait olduğu, I. C. (J.) Limited Şirketinin iki paydan oluştuğu, A grubu hissenin L.T. Company (C.I.) Limited Şirketi adına, B grubu hissenin ise L.T.C. (C.I.) Şirketi adına kayıtlı olduğu, oluşturulan zincir şirketlerin en tepesinde yer alan L. T. C. Limited Şirketi adına A grubu hisselerinin 30.09.2002 tarihinde sanık E.İ. Ö.’e devredildiği, L.T.C. (C.I.) Limited Şirketi adına B grubu hisselerinin ise aynı tarihte katılan A. S.’a devredildiği, herhangi bir uluslararası bağımsız denetim kurulu raporuna dayanılmaksızın U. Holding A.Ş. bünyesine sermayeleri 1 ila 50.000 Amerikan Doları arasında değişen ve herhangi bir mal varlığına sahip olmayan L.C. ve ... I. firmalarının, U. Makina Sanayi A.Ş. bünyesine ise farmec.com ve H. firmalarının 44.957.452.312 Lira ödenmek suretiyle alındığı, L.T. Company Limited Şirketinin A grubu hisselerinin iki oy, katılan A. S.’a ait B gurubu hisselerin ise bir oy kullanma hakkına sahip olması şeklinde sözleşmeler hazırlayan sanık E.İ.Ö.’nün, katılan A. S.’yi da bu şekilde devreden çıkararak oluşturulan tüm şirketler ve U. Holding A.Ş.’nin kontrolünü ele geçirdiği, şirketlerin yönetim kontrolünün bu şekilde ele geçirildiğini sonradan öğrenen katılan A.S.’nin, U. Holding A.Ş.’nin hissedarı olan katılan T. tarafından, eşi A.’in ölümünden önce kendisine ait olan 6.213.853 adet hissenin, usulsüz olarak eksiltilmesi ve devri nedeni ile İ. Ticaret Mahkemesinde açılan davayı kabul etmesi üzerine, mahkemece yazılı devir ve temlik belgesine dayanmaksızın usulsüz bir şekilde dağıtımı yapılan hisselerin katılan T.’nin iadesine karar verildiği, bu olaydan hemen sonra sanıklar E.İ.Ö. ve B. tarafından, katılan A.S.’nin U. Holding A.Ş.’de hissesinin kalmadığına, yönetim kurulu üyeliğinin düştüğüne ve yerine sanık M. İ.’nin yönetim kuruluna üyeliğine atandığına ilişkin 23.02.2007 tarihli yazının katılan A.S.’a bildirildiği, katılanların talebi üzerine T. Asliye Hukuk Mahkemesince 26.03.2007 tarihinde U. Holding A.Ş. yönetim kurulu üyeleri olan sanıkların yönetim yetkilerinin kaldırılarak şirketi idare ve temsil yetkisinin bir kayyuma verildiği, bu karar üzerine aynı gün U. Holding A.Ş. yönetim kurulu üyeleri olan sanıklar E.İ.Ö., B. ve ataması tescil edilmeyen M. İ. tarafından U. Holding A.Ş.’ye ait 8.323.091.125 adet U. Makina A.Ş. hisse senedinin U.A.N.V. unvanlı şirkete satışı konusunda sanık E.İ.Ö.’i yetkilendiren kararlar alındığı, U. Holding A.Ş. adına sanık E.İ.Ö. ile H.’de faliyet gösteren U.A.N.V. adına sanık M.İ. tarafından imzalanan 28.03.2007 tarihli sözleşme ile U. Makina A.Ş. sermayesinin %83,19 oranına isabet eden 8.323.091.125 adet hissenin 226.388.078,60 Lira bedelle U.A.N.V.’ye (162.869.121 Amerikan Doları) satıldığı, H. merkezli U.A.N.V.’nin, sanık E. İ. Ö. ve katılan A.S.’ye ait bir şirket olduğu, ancak şirketin sanık E.İ.Ö. tarafından yönetildiği, şirket sermayesi 71.000 Liradan ibaret U.A.N.V.’nin iktisap ettiği hisse senetleri dışında herhangi bir mal varlığının bulunmadığı, U. Holding A.Ş. yönetim kurulu başkanı olan sanık E.İ.Ö.’nün, U. Holding A.Ş.’nin sahip olduğu hisseleri diğer sanıklar ile birlikte kendi şirketi olan U.A.N.V.’ye transfer ettiği, U. Holding A.Ş.’ye atanan kayyum tarafından 27.04.2007 tarihinde yapılan genel kurulca katılanların üç yıllığına şirketin yönetim kurulu üyeliğine seçildiklerine ilişkin kararın 08.05.2007 tarihinde tescil edildiği, bu kararın iptali için sanık M.İ.’nin İ. Asliye Ticaret Mahkemesine dava açtığı ve mahkemece söz konusu genel kurul kararının tedbiren durdurulmasına karar verildiği, bu kararla birlikte U. Holding A.Ş.’nin kanuni organlarından yoksun hâle geldiği, buna rağmen 04.10.2007 tarihinde U. Holding A.Ş adına sanık E.İ.Ö. ve U.A.N.V. adına sanık M.İ.K. tarafından U. A.N.V.’ye satılan U. Makina A.Ş. hisselerin bedeline ilişkin ödemelerin vadesinin bir yıl uzatılmasına ilişkin protokol imzalandığı, yine U.A.N.V. tarafından bedeli ödenmeyen hisselerden 6.446.440.475 adedinin 27.02.2008 tarihinde üç yıl vade ile 95.407.319,03 Lira zararına sermayesi 2 Singapur Doları olan (yaklaşık 2.40 Lira) SS. Distribution Pte. Limited Şirketi’ne satıldığı, U.A.N.V. adına bu sözleşmenin sanık E.İ.Ö. tarafından imzalandığı, bu şekilde U. Holding A.Ş.’nin alacağını tahsil etme imkânının ortadan kaldırıldığı, halka açık U. Makina A.Ş. ile U. Holding A.Ş. firmalarının hissedarlarını
olumsuz etkileyecek şekilde yapılan işlemlerle katılan U. Holding A.Ş.’nin zarara uğratıldığı, belirtilen şekilde U. Makina A.Ş. ve katılan U. Holding A.Ş. firmalarının içi boşaltılarak katılanların 44.957.452,312 Lira zarara uğratıldığı olayda; U. Holding A.Ş.’nin yönetiminde bulunan sanık E.İ.Ö. ve bu şirketin yönetimine sonradan dâhil olan sanıklar B. ve M.İ. ile şirket tüzel kişiliği arasındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında olması, şirketi idare etme yetkisinin gereği olarak şirkete ait mal varlığının sanıklara tevdi edilmesiyle şirket yönetiminde bulunan sanıkların sözleşme ile kendilerine bırakılan şirket mal varlığını korumak ve bu mal varlığı üzerinde ana sözleşmede belirtilen amaca uygun ve kâr getirecek şekilde tasarrufta bulunmakla yükümlü olmaları, katılan T.’nin hisselerinin eksiltildiğine ilişkin kararların müştereken alınması ve hisse dağılımına ilişkin hazırun cetvelinin sahte olduğuna yönelik herhangi bir iddianın da bulunmaması göz önüne alındığında; sanıkların şirket mal varlığı üzerinde kendilerinin veya başkalarının yararına olarak tevdi amacına aykırı şekilde tasarrufta bulunmalarından sonra, bu tasarrufların ortaya çıkmaması için gerçekleştirdikleri bir takım hileli davranışlarının eylemlerini dolandırıcılık suçuna dönüştürmeyeceği, zira dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için hileli hareketlerin haksız menfaatin elde edilmesinden önce sergilenmesi gerektiği, şirket yönetiminde bulunan sanıkların hizmet ilişkisi nedeniyle bağlı bulundukları katılan U. Holding A.Ş. aleyhine hizmet ilişkisiyle bağdaşmayan tasarruflar yapmak suretiyle menfaat elde etmeleri şeklinde gerçekleşen eylemlerinin bir bütün hâlinde TCK’nın 155. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının bu uyuşmazlık yönünden reddine karar verilmelidir. (CGK, 14.11.2017 tarihli ve 753-468 sayılı)