Kararın özeti
Suçta kullanılan kesici delici aletin niteliği, sanığın, batın ve göğüs bölgesini hedefleyerek şikâyetçiye bıçakla beş kez vurması, şikâyetçinin göğsüne isabet eden bir kesici delici alet yarasının batın boşluğuna girerek karaciğerin ön yüzünde kesi oluşturup şikâyetçinin yaşamsal tehlike geçirmesine neden olması ve şikâyetçinin etkin direnmesi ile etrafta bulunan tanıkların müdahalesi şeklindeki engel hâl nedeniyle sanığın eylemine son vermek zorunda kalması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eyleme bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğunun kabulü gerekmektedir. Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin kasten öldürme suçuna teşebbüsü mü, yoksa kasten yaralama suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; 19.03.2008 tarihli olay tutanağında; 18.03.2008 tarihinde saat 23.50 sıralarında İ. ili, B. ilçesi, A. Mahallesinde kasten yaralama olayı meydana geldiğinin kolluk kuvvetlerine bildirilmesi üzerine, olayın meydana geldiği 5539 sayılı Sokaktaki 1 numaralı binaya gidildiği, yaralı olduğu bildirilen şikâyetçinin hastaneye kaldırıldığının öğrenildiği, kimliği tespit edilen sanığın yakalama işleminin yapıldığı, sanığın suçta kullandığını belirttiği bıçağı attığı yeri gösterdiği ancak bıçağın gösterilen yerde bulunamadığı bilgilerine yer verildiği, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesince şikâyetçi hakkında düzenlenen 11.05.2012 tarihli raporda; şikâyetçinin vücudunun ön yüzünde, batın ve göğüs bölgelerinde 4 adet, sol ön kolda 1 adet olmak üzere toplam 5 adet kesici delici alet yaralanması bulunduğu, göğüs kemiğinin sağında tanımlanan kesici delici aletin batın boşluğuna geçerek karaciğerde kesiye neden olduğu cihetle kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğu, vücudun diğer bölgelerinde tarif edilen kesici delici alet yaralarının kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı, bu yaraların basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğunun ifade edildiği, T. Ö. B. Acil Yardım Hastanesince sanık hakkında düzenlenen 19.03.2008 tarihli raporda; burun sırtında ve sağ göz altında ay şeklinde hiperemi, oksipitalde 2 cm uzunluğunda şişlik bulunduğu, tespit edilen bu yaraların basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu bilgilerine yer verildiği, Anlaşılmaktadır. … 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Suça teşebbüs” başlıklı 35. maddesinde; “Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur” hükmü yer almaktadır. Buna göre suça teşebbüs, işlenmesi kast olunan bir suçun icrasına elverişli araçlarla başlanmasından sonra, elde olmayan nedenlerle suçun tamamlanamamasıdır. Maddenin açık hükmüne göre, icra hareketlerinin yarıda kalması ya da sonucun meydana gelmemesi failin iradesi dışındaki engel nedenlerden ileri gelmelidir. Öte yandan, suça teşebbüsle ilgili değerlendirme yapılabilmesi, failin hangi suçu işlemeyi kastettiğinin belirlenmesini gerektirir ki buna «subjektif unsur» denir. Failin gerçekleştirdiği davranış ile bir suçu işlemeye teşebbüs edip etmediğini, eğer etmişse hangi suça teşebbüs ettiğini belirleyebilmek için öncelikle kastın varlığının belirlenmesi gerekmektedir. Başka bir deyişle, tıpkı tamamlanmış suçta olduğu gibi, teşebbüs aşamasında kalan suçta da, işlenmek istenen suç tipindeki bütün unsurlar failce bilinmelidir. (İçel Suç Teorisi, Kayıhan İçel, Füsun Sokullu-Akıncı, İzzet Özgenç, Adem Sözüer, Fatih S. Mahmutoğlu, Yener Ünver 2. Kitap, 2. Baskı, İstanbul, 2000, s.315.) Bu husus, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 765 sayılı TCK’nın yürürlükte olduğu dönemde verilmiş olup kabul edilen ilkeler açısından 5237 sayılı TCK’nın teşebbüse ilişkin 35. maddesi yönüyle de varlığını devam ettiren 04.06.1990 tarihli ve 101-156 sayılı kararında da; “Teşebbüste aranan kast, icrasına başlanmış cürmü teşebbüs aşamasında bırakma kastı olmayıp, söz konusu suçu tamamlamaya yönelmiş kasttır” şeklinde açıklanmıştır.