KARAR METNİ
Derlemedeki karar metni
ÖZET: Sanıkların sözleşmenin tanıdığı hak ve yetkileri kullanarak şantiyeye gelip durum tespiti yapmaktan ibaret eylemleri dışında burada çalışan işçilerin serbestçe çalışmalarını engellemeye yönelik bir davranışlarının bulunmadığı, işçiler üzerinde baskı kurma, müdahalede bulunarak çalışmalarını engelleme imkân ve koşullarına sahip olmalarına rağmen polis memurları eşliğinde şantiyede sadece beklemekten ibaret eylemlerine kendiliğinden son verdikleri anlaşıldığından, sanıkların iş ve çalışma hürriyetini ihlâl etme kastıyla hareket etmedikleri ve atılı suçun maddi unsurlarının oluşmadığı kabul edilmelidir.
Sanıklar M.K., A.K.K., A.D., Y.K., K.E., H.N., M.G., H.H., İ.G., C.C., R.T., D.Ç., Ö.D., M.E., M.Ç., M.D., N.C., E.K., C.N., H.T., İ.G., A.C., S.G. ve H.P. hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hüküm kurulmasına yer olmadığına, hakkı olmayan yere tecavüz suçundan kurulan beraat, sanık K.E. hakkında kasten yaralama suçundan kurulan beraat ve sanıklar M.K., H.H. ve D.Ç. dışındaki diğer sanıklar hakkında iş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suçundan kurulan beraat hükümleri temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup, direnmenin kapsamına göre inceleme sanıklar M.K., H.H. ve D.Ç. hakkında iş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suçundan kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklara atılı iş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; Emlak Konut G.Y.O.A.Ş. ile yüklenici firmalar olan T. Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım San. ve Tic. A.Ş., FMS Mim. Danş. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., M. İnş. San. ve Ltd. Şti. ve İlci İnş. San. ve Tic. A.Ş. ortak girişimi arasında, 03.08.2006 tarihinde İ. B. I. Bölge arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı işi sözleşmesi yapıldığı ve sözleşmeye konu Emlak Konut G.Y.O.A.Ş. adına kayıtlı arazinin anılan şirketlerce oluşturulan adi ortaklığa teslim edildiği, Taraflar arasındaki sözleşmenin 6. maddesinde; inşaat işlerinin, yer teslimi tarihinden itibaren 900 gün içinde bitirileceğinin, işin toplam süresinin ise 1265 gün olacağının ve zorunlu sebepler dışında sürenin uzatılamayacağının düzenlendiği, Sözleşmenin 30. maddesinde, yüklenicinin, sözleşmede öngörülen her türlü hak ve menfaatlerini şirketin yazılı izni olmadan üçüncü kişilere kısmen veya tamamen devir ve temlik edemeyeceği, izinsiz temlik halinde ayrıca bir hüküm almaya, ihbar ve ihtara gerek kalmaksızın sözleşmenin kendiliğinden fesholunacağı, sözleşme konusu işin 31. maddeye göre tasfiye edilerek yüklenicinin kesin teminatının gelir kaydedileceği ve yüklenicinin her ne ad altında olursa olsun hiçbir hak ve talepte bulunamayacağının belirtildiği, Sözleşmenin 31. maddesinde sözleşmenin feshi ve işin tasfiyesinin düzenlendiği ve; yüklenicinin, sözleşme ve eklerinde tayin ve tespit edilen vecibeleri zorlayıcı sebepler olmaksızın kısmen veya tamamen yerine getirmemesi durumunda, şirketin en az 30 gün süreli ve nedenleri açıkça belirtilen ihtarına rağmen
aynı durumun devam etmesi hâlinde, ayrıca bir ihbara, ihtara ve hüküm almaya gerek kalmaksızın şirketin sözleşmeyi feshederek bu durumu yükleniciye tebliğ edeceği, yüklenicinin kesin teminatının gelir kaydedileceği, çıkabilecek zararlara karşılık olmak üzere, yüklenicinin fesih tarihindeki tüm haklarının bloke edileceği, işin ikmali için zorunlu görüldüğü takdirde, yüklenicinin şantiyedeki mevcut alet, makine ve diğer tesislerine, mukabilinde herhangi bir bedel ödemeden vaziyet edilebileceği, fesihden itibaren 10 gün içinde tespit çalışmalarına başlanacağının yükleniciye yazılı olarak bildirileceği, tespit çalışmalarının başladığı tarihten itibaren 30 gün içinde oluşturulan tespit komisyonu marifetiyle, halihazır durum tespit tutanağının tanzim edileceği hükümlerine yer verildiği, Sözleşmenin eki olan yapım işleri genel şartnamesinin 48. maddesinde sözleşmenin feshi ve tasfiye durumunun, 49. maddesinde ise idarenin gerekli gördüğü takdirde iş yerine elkoyarak yüklenicinin teşkilatını işbaşından uzaklaştırabileceğinin düzenlendiği, Yüklenici ortaklık ile D. A.Ş. M. Ticari Merkez ve İ. Kamu Finansmanı Şubesi arasında İ... Noterliğinde düzenlenen 14.05.2010 gün ve ... sayılı temliknameye göre; yüklenici ortaklığın, Emlak Konut G.Y.O.A.Ş ile akdettiği sözleşmeler kapsamında şirket nezdinde doğmuş ve ileride doğacak olan alacakları ile diğer her türlü hak ve alacaklarının 3.100.000 Liralık kısmının, D. A.Ş. M. Ticari Merkez ve İ. Kamu Finansmanı Şubesine devir ve temlik edildiği, Kararlaştırılan tarihte inşaatın tamamlanması gerekirken, yüklenici firmaların aldığı ek süreye rağmen sözleşmenin bitiş tarihi olan 18.05.2010 itibarıyla işin ancak % 10,17 oranında tamamlandığının tespit edilmesi üzerine aynı tarihte Emlak Konut G.Y.O.A.Ş. tarafından sözleşmenin feshedildiği, K. Noterliği aracılığıyla yükleniciye gönderilen 24.05.2010 gün ve ... yevmiye nolu ihtarname ile; işin kararlaştırılan sürede tamamlanamaması ve sözleşme hükümlerine uyulmaması nedenleriyle sözleşmenin 18.05.2010 tarihi itibarıyla feshedildiğinin, ayrıca, 07.06.2010 günü saat 10.00’dan itibaren Emlak Konut G.Y.O.A.Ş. tasfiye komisyon heyetinin durum tespit tutanağı düzenlemek için inşaat alanında hazır bulunacağının, adi ortaklık adına tespit çalışmalarına katılacak temsilcilerin de belirtilen gün ve saatte inşaat alanında hazır bulundurulmasının, aksi takdirde durum tespit tutanağının tek taraflı olarak düzenleneceğinin bildirildiği, Emlak Konut G.Y.O.A.Ş. tarafından K. Noterliği aracılığıyla yüklenici firmaya gönderilen 14.06.2010 tarih ve 14522 yevmiye nolu ihtarname ile; sözleşmenin 31. maddesi uyarınca tespit çalışmalarının yapılmış olmasına rağmen işyerinin şirkete teslim edilmediği, ihtarnamenin tebliğinden itibaren yedi gün içinde iş yerinin (şantiyenin) Emlak Konut G.Y.O.A.Ş.’ne boş olarak teslim edilmesi aksi takdirde sözleşme hükümleri uyarınca iş yerine şirket tarafından vaziyet edileceğinin ihtar edildiği, Emlak Konut G.Y.O.A.Ş. tarafından K. Noterliği aracılığıyla D. A.Ş. M. Ticari Merkez ve İ. Kamu Finansmanı Şubesine gönderilen 23.06.2010 tarih ve ... yevmiye nolu ihbarname ile; yüklenici ile yapılan sözleşmenin 30. maddesine göre yüklenicinin, sözleşmede öngörülen her türlü hak ve menfaatlerini şirketin yazılı izni olmadan üçüncü kişilere kısmen veya tamamen devir ve temlik edemeyeceği, bu nedenle yüklenici ile yapılan 3.100.000 Liranın temlikine ilişkin sözleşmenin, şirket tarafından yükleniciye bu konuda verilmiş bir izin bulunmadığından şirket kayıtlarına alınmadığının ihbar edildiği, T. Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım San. ve Tic. A.Ş.’nin davacı, Emlak Konut G.Y.O.A.Ş.’nin davalı olduğu B... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında; “sözleşmenin yürürlükte olduğunun tespitine ve tazminata” ilişkin davanın ihtiyati tedbir talepli olarak 07.06.2010 tarihinde açıldığı, mahkemece davacının ihtiyati tedbir isteminin murafaalı olarak incelenmesine ve murafaanın 30.06.2010 tarihinde yapılmasına karar verildiği, 16.06.2011 gün ve 788-377 sayı ile davacının davasının aktif husumet yokluğundan reddedildiği, 26.06.2010 tarihli olay yeri tespit tutanağında; katılan A.T.’nin Cumhuriyet savcılığına başvurarak şikâyetçi olması üzerine savcılık talimatıyla olay yerine gelindiği, burada çok sayıda çevik kuvvet polisi ile sivil vatandaşın giriş kapısına yatay bir şekilde durdukları, açılır kapanır bariyerle kapalı olan giriş kapısının bariyer çubuğunun dip kısmından kırılmış olduğu ve ekleme yapılarak çalıştığı, bariyerden içeri girildiğinde sanık M. Kurum ile yanında kalabalık bir grubun görüldüğü, arazi içinde farklı katlarda binalar olduğu, binalarda çalışan yirmi beş işçiye sorulduğunda, çalışmalarını engelleyici bir müdahale olmadığını söyledikleri, satış ofisinin içinde ve çevresinde T. Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım San. ve Tic. A.Ş. personelinin rutin olarak çalıştığı, şantiye içerisindeki ofis ile müştemilatta bir zarar bulunmadığı bilgilerine yer verildiği, 30.06.2010 tarihli olay yeri tespit tutanağında; olay yerinde iki adet çevik kuvvet otobüsü ile sivil vatandaşların olduğunun, T. Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım San. ve Tic. A.Ş. personelinin rutin çalışmalarına devam ettiğinin, şantiye içerisindeki ofis ile müştemilata bir zarar verilmediğinin belirtildiği,
27.06.2010 tarihli teşhis tutanağına göre; katılan A.T.’nin, ceketini yırtan ve gömleğinin düğmelerini kopartan kişinin, inceleme dışı sanık K.E. olduğunu belirttiği, 26.06.2010 tarihli adli muayene raporunda; katılan A.T.’de darp ve cebir izine rastlanmadığının ifade edildiği, Polis kamerası ile çekilen görüntüleri içeren adli emanete kayıtlı CD’ler ile USB bellekin bilirkişi tarafından yapılan çözümünde; Sanık M. Kurum’un: “burası bizim yerimiz teslim alacağız, sözleşme gereği hakkımız”, T. Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım San. ve Tic. A.Ş. personelinin “mahkeme kararınız”, M.’nin “sizin var mı mahkeme kararınız”, karşı tarafın “sözleşmemiz var”, M.’nin “sözleşmeniz fesih oldu, bir ay önce”, karşı tarafın “otuzunda muraafa var, buyurun gelin, ellerinde mahkeme kararı varsa buyurun”, sanığın “arsa bizim olduğundan dolayı resmi olarak hakkımız olan yere giriyoruz, arkadaşlar buyurun” şeklinde konuştuklarının, ardından sivil giyimli çok sayıda şahsın kapı bariyerini açarak iş yerine girdiklerinin ve tartışmaların devam ettiğinin belirtildiği, Anlaşılmaktadır. Katılan M. İ. M. aşamalarda; T. Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım San. ve Tic. A.Ş.’de yönetim kurulu başkan vekili olduğunu, Emlak Konut G.Y.O.A.Ş.’nin T. Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım San. ve Tic. A.Ş. dışında İ. A.Ş, M. İnş. San. ve Ltd. Şti. ve F. Mim. Danş. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile sözleşme ilişkisi içinde olduğunu, ancak M. İnş. San. ve Ltd. Şti. iflas edince ortaklığın bozulduğunu, tüm masrafların firmaları tarafından karşılandığını, Emlak Konut G.Y.O.A.Ş. ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptıklarını, inşaata başladıktan bir süre sonra karşı tarafın sözleşmeyi feshettiğini, sanık M. K. ile beraberindeki 30-40 kişinin iş yerine gelip inşaatı terk etmelerini istediğini, iş yerinin girişindeki bariyeri kırıp inşaat sahasına girdiklerini, kendilerini dışarı çıkmaları konusunda uyarmalarına rağmen giriş ve çıkışı engellediklerini, sözleşmenin yürürlükte olduğunun tespitine ve tazminat istemine ilişkin açtıkları dava sonuçlanmadan sanıkların, zilyetliği kendilerine devredilmiş olan iş yerine mahkeme kararı olmaksızın zorla girdiklerini, çalışmalarını engellediklerini, mallarına zarar verdiklerini ve gün boyunca avukatları dahil tüm elemanlarını sözlü olarak taciz ettiklerini, Katılan H.B.E. aşamalarda; T. Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım San. ve Tic. A.Ş.’nin ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğunu, Emlak Konut G.Y.O.A.Ş. ile yaptıkları kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca 1600 adet konutun yapımına ilişkin proje devam ederken sözleşmenin Emlak Konut G.Y.O.A.Ş. tarafından feshedildiğini, bunun üzerine sözleşmenin yürürlükte olduğunun tespitine ilişkin dava açtıklarını, Emlak Konut G.Y.O.A.Ş. yetkililerinin bu davanın sonucunu beklemeden iş yerlerine girdiklerini, 24.06.2010 günü kimliğini bilmediği şahısların kendisini iş yerine almak istemediklerini, iş yerine ısrar sonucu girebildiğini, bir gün sonra iş yerine gittiğinde Emlak Konut G.Y.O.A.Ş. adına hareket eden tanımadığı kişilerin iş yerindeki işgalini devam ettirdiğini, şirket avukatlarının tartaklandığını, iş yeri bariyerinin kırıldığını gördüğünü, bu şahısların sanık M. Kurum tarafından yönlendirildiğini ve şikâyetçi olduğunu, İnceleme kapsamı dışındaki olayın katılanı A.T. aşamalarda; T. Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım San. ve Tic. A.Ş.’nin vekili olduğunu, olay günü sanık M.K. ve üzerlerinde T. Güvenlik Firmasının kıyafetleri olan kalabalık bir grubun, kendilerinin şantiyeye girmelerine engel olduklarını, bir gün sonra şantiyeye gittiğinde de Emlak Konut G.Y.O.A.Ş. elemanlarının kendisini yine içeri almak istemediklerini, içeri zorla girebildiğini, avukat arkadaşlarının şantiyeye araçlarıyla girmek istemelerine rağmen Emlak Konut G.Y.O.A.Ş. personelinin buna izin vermediğini ve kendilerini itekleyerek kapıdan uzaklaştırmaya çalıştıklarını, inceleme dışı sanık K. E.’ın kendisine saldırarak ceketinin ön cebini yırttığını ve gömleğinin düğmelerinin kopardığını, şikâyetçi olduğunu, Tanıklar A.E., D.T. ve İ.A.; polis memuru olduklarını, olay günü önleyici kollluk kapsamında görevlendirildiklerini ve nöbetleri boyunca olumsuz bir durumla karşılaşmadıklarını, İfade etmişlerdir. İnceleme dışı sanık K.E. aşamalarda; T. Güvenlik firmasında özel güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, şirketin görevlendirmesi ile polis nezaretinde Emlak Konut G.Y.O.A.Ş.’nin arazisine gittiklerini, orada bulundukları sırada bir erkek ve bir bayan şahsın araçla olay yerine geldiklerini, içeri girmek istediklerini ancak sanık M. K.’un başka araçların içeri girmemesi yönünde talimat vermesi nedeniyle, gelen bu şahıslarla diğer güvenlik elemanlarının muhatap olduğunu, gelen kişinin yüklenici şirketin avukatı olduğunu söylediğini, kendilerine saldırarak “ben avukatım, açın bize karışamazsınız” dediğini, kendilerinin kimseye saldırmadıklarını, katılan A. T.’nin ceketini yırtmadığını, iş yerine zarar vermediklerini,
İnceleme dışı sanıklar Y.K., A.K., H.T., C.N., C.C., M.Ç., S.G., E.K., Ö.D., N.C., M.E., İ.G., M.D., M.G., İ.G., A.C. ve H.N. aşamalarda; T. Güvenlik firmasında güvenlik görevlisi olarak çalıştıklarını, işverenin talimatıyla kolluk görevlileri nezaretinde inşaat sahasına gittiklerini, yanlarında polislerin de bulunmasına rağmen yüklenici firma personelinin kendilerini şantiyeden çıkarmaya çalıştıklarını, suçlamaları kabul etmediklerini, İnceleme dışı sanık A. K. aşamalarda; T. Güvenlik firmasında güvenlik görevlisi olduğunu, olay günü Emlak Konut G.Y.O.A.Ş.’nin arazisinde bulunan arkadaşlarının yanına uğradığını, olumsuz bir durumla karşılaşmadığını, İnceleme dışı sanık H. P. aşamalarda; T. Güvenlik firmasında güvenlik görevlisi olduğunu, olay günü Emlak Konut G.Y.O.A.Ş.’ye ait araziye gittiklerinde T. Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım San. ve Tic. A.Ş. yetkililerinin kendilerini şantiyeye almadıklarını, sanık M.K.’un içeriye girebileceklerini söylemesi üzerine, polis memurlarının huzurunda kendilerinin içeri alındığını, bir gün sonra içerisinde bir avukatın da bulunduğu araçla şantiyeye girilmek istendiğini, aracın bariyerlere doğru hareket ettiğini, T. Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım San. ve Tic. A.Ş. görevlilerinden birinin bu sırada bariyeri kırıp kenara attığını, İnceleme dışı sanık R.T. ve A.D. aşamalarda; şantiyeye arabayla gelen avukatın aracını kendilerinin üzerine sürdüğünü ve araçtan inip, bariyeri kırarak kenara attığını, Sanık H.H. aşamalarda; Emlak Konut G.Y.O.A.Ş.’de inşaat kontrol müdürü olduğunu, yüklenici ortaklığın sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle yaptıkları sözleşmeyi feshettiklerini, sözleşme hükümlerine göre tespit komisyonunca yapılan işin tespitinden sonra karşı tarafa ihtar çekip araziyi boşaltmaları ve kendilerine teslim etmeleri için süre verdiklerini, sürenin bitmesine rağmen arazinin boşaltılmaması üzerine şantiyeye gittiklerinde karşı tarafça engellendiklerini, sonradan giriş kapısının bariyer çubuğunun kırıldığını fark ettiğini, ancak nasıl kırıldığını bilmediğini, Sanık M.K. aşamalarda; Emlak Konut G.Y.O.A.Ş.’nin genel müdür vekili olduğunu, yüklenici firmanın inşaatı öngörülen sürede bitirememesi nedeniyle sözleşmenin Emlak Konut G.Y.O.A.Ş. tarafından feshedildiğini, yüklenici ile yapılan sözleşmenin 31. maddesinde, şirketin tespit raporu düzenlendikten ve bunu yüklenici firmaya tebliğ ettikten sonra gerekirse malzemelere el koymak için şantiyeye vaziyet edebileceğinin belirtildiğini, sözleşmede bu işlemlerin ancak mahkeme yoluyla yapılabileceğine dair bir hüküm bulunmadığından İ. Valiliği ve A. Kaymakamlığına başvuruda bulunup 24.06.2010 günü kolluk görevlileri ve özel güvenlik elemanları eşliğinde şantiyeye girmek istediklerini ancak yüklenici firma T. Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım San. ve Tic. A.Ş.’nin elemanlarının kendilerinin içeri girmelerini engellediklerini, sözleşmeden doğan haklarını kullandıklarını, pazarlama ofisi dahil olmak üzere yüklenici firmanın malzemelerinin olduğu alanlara girmediklerini, katılan A. T.’ye saldırıda bulunulmadığını, Sanık D. Ç. aşamalarda; T. Güvenlik Şirketinin sahibi olduğunu, Emlak Konut G.Y.O.A.Ş.’nin gayrimenkullerinin korunması konusunda adı geçen şirketle sözleşme yaptıklarını, Emlak Konut G.Y.O.A.Ş. tarafından kendilerinden talepte bulunulması üzerine İ. Valiliğinden gerekli izni alıp sanık M.K. ve kolluk görevlileri eşliğinde, şirketin güvenlik personelleriyle birlikte bariyerli kapıdan girmek istediklerini, ancak yüklenici firmanın çalışanlarının buna müsaade etmediklerini, kendilerine fiilen müdahalede bulunduklarından bariyerli kapıda arıza oluştuğunu, bariyerin yukarı kalkması üzerine içeri girdiklerini, çevik kuvvet ekibi eşliğinde akşam saatlerine kadar beklediklerini, suçlamaları kabul etmediğini, Savunmuşlardır. Anayasanın 48. maddesinde yer alan, “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir. Devlet, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır” şeklindeki düzenleme ile koruma altına alınan sözleşme özgürlüğü, sözleşme yapma serbestisinin yanı sıra yapılan sözleşmelere dışarıdan müdahale yasağını da içerir. Anayasanın 49. maddesinin birinci fıkrasındaki “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir” hükmü ile de çalışma hakkı güvence altına alınmıştır. İş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suçu TCK’nın 117. maddesinde; “(1) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlâl eden kişiye, mağdurun şikâyeti hâlinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası veriliR.” şeklinde düzenlenmiştir.
İş ve çalışma hürriyeti, bireyin gelir elde etmek amacıyla mal ve hizmet üreterek serbestçe çalışma, sözleşme yapma ve teşebbüs kurma hakkı olarak tanımlanmaktadır. İş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suçu ile korunan hukuki yarar, bireyin her türlü baskıdan uzak, üçüncü kişilerin olumsuz müdahalelerine uğramadan serbestçe çalışma hakkıdır. İş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suçunun oluşabilmesi için, mağdura karşı cebir veya tehdit kullanılması ya da hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması suretiyle iş ve çalışma hürriyetinin ihlâl edilmesi gerekir. Bu suç, neticeli bir suçtur. Bu nedenle, söz konusu suçun tamamlanabilmesi için yalnızca hareketin gerçekleştirilmesi yeterli olmayıp, aynı zamanda neticenin de gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Bu suçun netice kısmını, iş ve çalışma hürriyetinin ihlâli oluşturmaktadır. (Uğur Ersoy, İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlâli Suçu, TAAD, Yıl:7, Sayı:24. s.357) Madde metninde yer alan “hukuka aykırı başka bir davranış” ifadesinden, hukuk düzeninin belirlemiş olduğu emir veya yasak biçiminde bir içeriğe sahip olan her türlü hukuk kuralına aykırı fiiller anlaşılmalıdır. Maddede, sadece hukuka aykırılıktan bahsedildiği için bu davranışın aynı zamanda suç teşkil etmesi gerekmez. Bu bağlamda; haksız fiiller, emniyet tedbirlerini gerektiren fiiller ve idari yaptırım gerektiren fiiller de suçun hareket unsurunu oluşturan hukuka aykırı davranış olarak kabul edilmelidir. İş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suçunun işlenebilmesi için, herhangi bir şekilde iş ve çalışmanın engellenmesi gerekir. Burada mağdurun hakkı olan iş ve çalışmanın engellenmesi suç olarak düzenlenmiştir. Örneğin, bir taşıma işinde taşıma sözleşmesinin süresi dolan taşıyıcı, sözleşmeyi devam ettirmek amacıyla harekette bulunur fakat fail tarafından engellenirse bu suç oluşmaz. Hukuka aykırı başka bir davranıştan anlaşılması gereken, hukuka uygun olmayan bir davranıştır. Bir örnek daha verecek olursak, bir kimsenin özel arazisinde duvar ören kimseye, arazi sahibinin engel olması hâlinde de bu suç oluşmayacaktır. Çünkü arazi sahibinin eylemi hukuka uygundur. Haksız fesih işlemi de nihayetinde hukuksal sonuçlar doğuran bir fesihtir ve iş sözleşmesi, haksız olarak yapılmış olsa da feshedilmiştir. Bu durumda da artık eylem hukuki nitelik kazanmıştır. Bu nedenle hukukça haklı olan, haksız fiil oluşturmayan sözleşmeye aykırılık veya sözleşmenin feshi durumlarının ortaya çıktığı hallerde, yapılan davranışın hukuka aykırı başka bir davranış olduğu ileri sürülemez. Bunlar, hukuksal çerçevede halli gereken başka sorunlardır. (Mustafa Artuç, Kişilere Karşı Suçlar, Adalet Yayınevi, 2. Bası, Ankara, 2008, s.1004) Uyuşmazlık konusu olayda tespit edilen eylemin iş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suçunu oluşturup oluşturmadığının belirlenebilmesi için, manevi unsurun, bir başka deyişle suç kastının açıkça ortaya çıkartılması gerekmektedir. TCK’nın 21/1. maddesine göre, suçun kanuni tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olan kast, kişinin iç dünyası ile ilgili bir kavram olduğundan, kastın açıkça ifade edilmediği durumlarda, iç dünyaya ait bu olgu dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak belirlenmelidir. Kişinin eyleminin, bir suçu oluşturup oluşturmadığının, oluşturuyorsa da hangi suçu oluşturduğunun saptanması için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. ile T.-F.-M.-İ. Ortaklığı arasında, 03.08.2006 tarihinde I... Bölge arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı sözleşmesinin imzalandığı, işin bitmesi için öngörülen sürede ancak %10,17’sinin tamamlanması ve yüklenicinin sözleşme hükümlerine aykırı şekilde sözleşme kapsamında doğmuş ve ileride doğacak alacaklarının bir kısmını temlik etmesi nedenleriyle, 18.05.2010 tarihinde Emlak Konut G.Y.O.A.Ş. tarafından sözleşmenin 30 ve 31. maddeleri uyarınca sözleşmenin feshedildiği ve 07.06.2010 tarihinde tasfiye komisyon heyetinin durum tespit tutanağı düzenlemek için inşaat alanında hazır bulunacağına ilişkin ihtarnamenin 24.05.2010 tarihinde karşı tarafa tebliğ edildiği, 14.06.2010 tarihli ihtarname ile de sözleşmenin 31. maddesi uyarınca tespit çalışması yapılmasına rağmen yüklenici tarafından boşaltılmayan şantiyenin yedi gün içinde tahliye edilmesinin, aksi takdirde sözleşme hükümleri uyarınca iş yerine şirket tarafından vaziyet edileceğinin ihtar edildiği, ihtara rağmen yüklenici ortaklığın iş yerini boşaltmayıp yüklenici ortaklardan Tulip Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım San. ve Tic. A.Ş.’nce, Emlak Konut G.Y.O.A.Ş. aleyhine “sözleşmenin yürürlükte olduğunun tespiti ve tazminat” davası açıldığı, 24.06.2010 tarihinde Emlak Konut G.Y.O.A.Ş. genel müdür vekili sanık M. ve adı geçen şirkette inşaat kontrol müdürü olan sanık H., Emlak Konut G.Y.O.A.Ş.’nin özel güvenlik anlaşması yaptığı T. Güvenlik firmasının sahibi sanık D. ve özel güvenlik görevlileri olan inceleme dışı yirmi bir sanık Emniyet Müdürlüğünce görevlendirilen polis memurları refakatinde inşaat sahasına gidip, inşaat alanına girmek isterken yüklenici firma elemanları tarafından engellendikleri sırada şantiye giriş kapısının
bariyer çubuğunun dip kısmından kırıldığı ve içeri giren sanıklar ile inceleme dışı sanıkların 24.06.2010 ile 30.06.2010 tarihleri arasında şantiye sahasında bekledikleri olayda; polis memurları tarafından tutulan 26.06.2010 ve 30.06.2010 tarihli olay yeri tespit tutanaklarında; şantiyede bulunan yirmi beş işçinin çalışmalarına devam ettiğinin ve sorulduğunda da çalışmalarını engelleyici bir müdahale olmadığını söylediklerinin, satış ofisinin içinde ve çevresinde T. Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım San. ve Tic. A.Ş. şirketi personelinin çalışmalarına devam ettiğinin ve şantiye içerisindeki ofisler ile müştemilata bir zarar verilmediğinin belirtilmesi, sanıkların ve inceleme dışı sanıklardan bir kısmının şantiyedeki bariyer çubuğunu kendilerinin kırmadığını savunmaları, inceleme dışı sanıklar R. ve A.’nın yüklenici şirket avukatının aracıyla içeri girmek isterken bariyer çubuğunu kırdığını ifade etmeleri, polis memuru olan tanıklar A., D. ve İ.’nin de bariyerin nasıl kırıldığı konusunda bilgilerinin olmadığını belirtmeleri ve olay tutanaklarında bu hususa ilişkin bir bilgiye yer verilmemesi karşısında; taraflar arasındaki sözleşmenin yüklenicinin sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle Emlak Konut G.Y.O.A.Ş. tarafından feshedilmesiyle işin sona erdiği, feshin geçersiz olduğuna dair herhangi bir karar bulunmadığı gibi yüklenici şirket tarafından açılan “sözleşmenin yürürlükte olduğunun tespiti ve tazminat” davasında da ihtiyati tedbir kararı verilmediği ve bu davanın daha sonra husumet yokluğu nedeniyle reddedildiği, sanıkların sözleşmenin tanıdığı hak ve yetkileri kullanarak şantiyeye gelip durum tespiti yaparak şantiyeye vaziyet etmekten ibaret eylemleri dışında burada çalışan işçilerin serbestçe çalışmalarını engellemeye yönelik bir davranışlarının bulunmadığı, işçiler üzerinde baskı kurma, müdahalede bulunarak çalışmalarını engelleme imkan ve koşullarına sahip olmalarına rağmen polis memurları eşliğinde şantiyede sadece beklemekten ibaret eylemlerine kendiliğinden son verdikleri anlaşıldığından, sanıklara atılı suçun maddi unsurlarının oluşmadığı ve sanıkların iş ve çalışma hürriyetini ihlâl etme kastıyla hareket etmedikleri kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yerel Mahkeme direnme hükmünün, sanıklar M.K., H.H. ve D.Ç.’nin atılı iş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suçundan beraatleri yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. (CGK, 28.11.2017 tarihli ve 1015-498 sayılı)