Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Sanıkların 25.03.2015 tarihinde mağdur G. ile inceleme dışı mağdurlar S.K. ve S.Ü.’nün ikamet ettikleri apartmana gelerek, mağdur G.’nin daire giriş kapısı önünde

Ceza HukukuE. 2019/202K. 2019/50627.06.2019Bozma

Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları 2015-2020 (1. Cilt)

Eklendi: 4 Ağustos 2026Son kontrol: 4 Ağustos 2026
01

Kararın özeti

Sanıkların 25.03.2015 tarihinde mağdur G. ile inceleme dışı mağdurlar S.K. ve S.Ü.’nün ikamet ettikleri apartmana gelerek, mağdur G.’nin daire giriş kapısı önünde bırakılan ve 20 TL değerinde olan kullanılmış ayakkabı ile diğer inceleme dışı mağdurlar ve onların misafirlerine ait ayakkabıları çaldıkları olayda; suçun işleniş şekli ve özellikleri göz önünde bulundurularak, ceza vermekten vazgeçilemeyecek ise de suç tarihinde paranın satın alma gücü ve ekonomik şartlar gözetildiğinde, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan 20 TL’nin değer bakımından az olması ile hak ve nasafet kuralları dikkate alındığında, sanıkların cezalarından TCK’nın 145. maddesi uyarınca belirlenecek oranda indirim yapılması gerektiği kabul edilmelidir. Sanıklar hakkında mağdurlar S.Ü., H.Ü., M.S., T.M.S., G.G., İ.E.G., D.N., R.N., S.K. ve N.K.’ye yönelik hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kurulan hükümler, Özel Dairece düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme sanıklar hakkında mağdur G.İ.’ye yönelik hırsızlık suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklar hakkında TCK’nın 145. maddesinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya içeriğinden; Yakalama ve muhafaza altına alma tutanağında; 25.03.2015 tarihinde saat 23.10 sıralarında S. ilçesi, N. Mahallesi, R.D. Caddesi üzerinden N. Caddesi istikametine doğru iki şahsın bisikletle gittiği, bisikletin arka kısmında iki adet büyük boy poşet olduğunun görülmesi üzerine şahısların durdurularak poşetlerin incelendiği, poşetlerin içinde 19 çift kullanılmış ayakkabı olduğunun görüldüğü, V.Ö. ve D.Ö. olduğu tespit edilen şahısların, bu ayakkabıları otogar civarında bulduklarını beyan ettikleri, şahısların tedirgin hareketlerde bulunması üzerine ele geçirilen ayakkabılarla birlikte polis merkezine götürüldükleri, yapılan araştırmada ele geçirilen ayakkabıların 25.03.2015 tarihinde saat 22.00 sıralarında S. ilçesi, B. Mahallesi, A. Sokak, M. Apartmanından çalındığının tespit edildiği bilgilerine yer verildiği, CD çözüm tutanağında; 25.03.2015 tarihinde saat 22.03’de iki erkek şahsın M. Apartmanına girdikleri, şahıslardan birinin 1,65-1,70 cm boylarında olduğu, üzerinde beyaz mont ve siyah pantolon bulunduğu, diğer şahsın 1,60-1,65 cm boylarında olduğu, üzerinde beyaz mont ve pantolon bulunduğu, birkaç dakika sonra ellerinde bulunan beyaz poşet ile dışarı çıktıklarının görüldüğü, havanın karanlık olması ve mesafenin uzak bulunması nedeniyle şahısların kimliklerinin tespit edilemediğinin bildirildiği, Teşhis ve takdiri kıymet tutanağında; sanıklardan ele geçirilen mağdur G..İ.ye ait bir çift Dymax marka 42 numaralı erkek ayakkabısının 20 TL; mağdur S.K.’a ait bir çift Bluewex marka 42 numaralı erkek ayakkabısının 15 TL; mağdur N.K.’a ait bir çift Converse marka 38 numaralı bayan ayakkabısının 80 TL; mağdur İ.E.G.’ye ait bir çift Adidas marka 42 numaralı erkek ayakkabısının 20 TL; mağdur T.M.S.’ye ait bir çift Derflex marka 41 numaralı erkek ayakkabısının 20 TL; mağdur R.N.’ye ait bir çift Nike marka erkek ayakkabısının 100 TL; mağdurlar H.Ü. ve S.Ü.’ye ait Nike ve Swift marka iki çift erkek ayakkabılarının toplamda 150 TL değerinde olduğu ve teşhis üzerine mağdurlara teslim edildiğinin belirtildiği, Anlaşılmıştır. ... 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesinde; “(1) Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” hükmü yer almakta

02

Derlemedeki karar metni

Aşağıdaki metin, derlemede yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.

Görüntüleme ayarlarıStandart okuma alanı

KARAR METNİ

Derlemedeki karar metni

ÖZET: Sanıkların 25.03.2015 tarihinde mağdur G. ile inceleme dışı mağdurlar S.K. ve S.Ü.’nün ikamet ettikleri apartmana gelerek, mağdur G.’nin daire giriş kapısı önünde bırakılan ve 20 TL değerinde olan kullanılmış ayakkabı ile diğer inceleme dışı mağdurlar ve onların misafirlerine ait ayakkabıları çaldıkları olayda; suçun işleniş şekli ve özellikleri göz önünde bulundurularak, ceza vermekten vazgeçilemeyecek ise de suç tarihinde paranın satın alma gücü ve ekonomik şartlar gözetildiğinde, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan 20 TL’nin değer bakımından az olması ile hak ve nasafet kuralları dikkate alındığında, sanıkların cezalarından TCK’nın 145. maddesi uyarınca belirlenecek oranda indirim yapılması gerektiği kabul edilmelidir. Sanıklar hakkında mağdurlar S.Ü., H.Ü., M.S., T.M.S., G.G., İ.E.G., D.N., R.N., S.K. ve N.K.’ye yönelik hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kurulan hükümler, Özel Dairece düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme sanıklar hakkında mağdur G.İ.’ye yönelik hırsızlık suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklar hakkında TCK’nın 145. maddesinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya içeriğinden; Yakalama ve muhafaza altına alma tutanağında; 25.03.2015 tarihinde saat 23.10 sıralarında S. ilçesi, N. Mahallesi, R.D. Caddesi üzerinden N. Caddesi istikametine doğru iki şahsın bisikletle gittiği, bisikletin arka kısmında iki adet büyük boy poşet olduğunun görülmesi üzerine şahısların durdurularak poşetlerin incelendiği, poşetlerin içinde 19 çift kullanılmış ayakkabı olduğunun görüldüğü, V.Ö. ve D.Ö. olduğu tespit edilen şahısların, bu ayakkabıları otogar civarında bulduklarını beyan ettikleri, şahısların tedirgin hareketlerde bulunması üzerine ele geçirilen ayakkabılarla birlikte polis merkezine götürüldükleri, yapılan araştırmada ele geçirilen ayakkabıların 25.03.2015 tarihinde saat 22.00 sıralarında S. ilçesi, B. Mahallesi, A. Sokak, M. Apartmanından çalındığının tespit edildiği bilgilerine yer verildiği, CD çözüm tutanağında; 25.03.2015 tarihinde saat 22.03’de iki erkek şahsın M. Apartmanına girdikleri, şahıslardan birinin 1,65-1,70 cm boylarında olduğu, üzerinde beyaz mont ve siyah pantolon bulunduğu, diğer şahsın 1,60-1,65 cm boylarında olduğu, üzerinde beyaz mont ve pantolon bulunduğu, birkaç dakika sonra ellerinde bulunan beyaz poşet ile dışarı çıktıklarının görüldüğü, havanın karanlık olması ve mesafenin uzak bulunması nedeniyle şahısların kimliklerinin tespit edilemediğinin bildirildiği, Teşhis ve takdiri kıymet tutanağında; sanıklardan ele geçirilen mağdur G..İ.ye ait bir çift Dymax marka 42 numaralı erkek ayakkabısının 20 TL; mağdur S.K.’a ait bir çift Bluewex marka 42 numaralı erkek ayakkabısının 15 TL; mağdur N.K.’a ait bir çift Converse marka 38 numaralı bayan ayakkabısının 80 TL; mağdur İ.E.G.’ye ait bir çift Adidas marka 42 numaralı erkek ayakkabısının 20 TL; mağdur T.M.S.’ye ait bir çift Derflex marka 41 numaralı erkek ayakkabısının 20 TL; mağdur R.N.’ye ait bir çift Nike marka erkek ayakkabısının 100 TL; mağdurlar H.Ü. ve S.Ü.’ye ait Nike ve Swift marka iki çift erkek ayakkabılarının toplamda 150 TL değerinde olduğu ve teşhis üzerine mağdurlara teslim edildiğinin belirtildiği, Anlaşılmıştır. ... 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesinde; “(1) Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” hükmü yer almakta

08.07.2005 tarihli ve 25869 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 29.06.2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanun’un 16. maddesi ile değiştirilen madde metni; “Madde 145. - (1) Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” şeklindedir.

iken, anılan hüküm, 29.06.2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanun’un 16. maddesi ile; “(1) Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” şeklinde değiştirilmiştir. Madde ile hırsızlık suçlarında, suça konu değerin azlığı nedeniyle hâkime, cezada indirim yapma veya ceza vermeme yönünde geniş bir takdir yetkisi tanınmıştır. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, “değer azlığı” ile ilgili olan ve bu konudaki içtihada “daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” şeklinde yansıtılan görüşünün, TCK’nın 145. maddesi uygulamasında bütünüyle reddedilmesi mümkün görülmemekte ve maddenin uygulanabileceği hâllerden biri olarak kabul edilmekte ise de, maddenin sadece bu tanımlamayla sınırlandırılması mümkün değildir. TCK’nın 145. maddesinin gerek ilk şekli, gerekse değiştirilmiş biçimi; ortak tanımlama ile, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan değerin az olmasını temel almaktadır. Değer azlığı ile kanun koyucu tarafından neyin kastedildiği, tereddütleri önleyecek biçimde açıklığa kavuşturulmamış, rakamsal bir sınırlandırma getirilmemiş fakat hâkime, yargılama konusu maddi olayla ilgili olarak takdir ve değerlendirme yetkisi tanınmıştır. Ne var ki, kanun koyucu, hâkimin takdirini, soyut ve farklı bir disiplinle sınırlandırmıştır. O da; “az olarak kabul edilecek değerin” hâkimin takdirinde, ceza vermekten vazgeçmesini gerektirecek ehemmiyetsiz ölçüde olması, başka bir ifade ile değere dayalı ihlâlin ceza verilmemeyi nasafeten haklı saydıracak alt düzeyde bulunmasıdır. Hâkim, çalınan veya çalınmaya kalkışılan bu değerin azlığını ya indirimli bir cezayla ya da suçun işlenmesindeki özellikler itibarıyla ceza vermemekle değerlendirebilecektir. Maddenin ilk metninden sonraki değişiklikte; “suçun işleniş şekli ve özellikleri göz önünde bulundurularak” ibaresinin, “cezada indirim” seçeneğinden sonra ve “ceza vermekten vazgeçilebilir” seçeneğinden önce yazılmasının, suça konu malın değerini farklılaştırmayacağı açıktır. Bu nedenle; “az ceza verme” seçeneğinde daha yüksek değerin aranacağı, “ceza vermekten vazgeçme” hâlinde ise daha az bir değerin aranmasının gerekli olduğu sonucuna ulaşılmamalıdır. Bu itibarla, 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesinin uygulanmasında, 765 sayılı TCK’nın 522. maddesinde öngörülen “hafif” ya da “pek hafif” kavramlarıyla irtibatlı bir yoruma girilmemeli, Yargıtay’dan, anılan maddenin uygulanması sürecindeki içtihatlarına paralel şekilde, yıllık değer ölçülerini belirlemesi beklenmemelidir. 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesinin düzenleniş amacı gözetilmeli, belirtilen hükmün 765 sayılı TCK’nın 522. maddesinden farklı olduğu kabul edilmelidir. Hâkim, suça konu eşyanın değerinin az olup olmadığı yönündeki değerlendirmenin yanı sıra her somut olayda, suçun işleniş şekli, mağdur veya sanığın konumu, olayın gerçekleştiği yer ve zamanı dikkate almalı, 5237 sayılı TCK’nın 3. maddesinde öngörüldüğü üzere, “işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde belirlediği hapis cezası ile suça konu eşyanın değerini karşılaştırarak hakkaniyet ilkesini de gözetmek suretiyle ceza adaletini sağlamalıdır. Görüldüğü gibi madde ile getirilen sistem, sadece malın değerinin objektif ölçütlere göre belirlenerek, cezadan indirim yapılması veya ceza verilmemesinden ibaret değildir. Kimi hâllerde belirlenen hapis cezasının, suça konu eşyanın değerinin azlığı karşısında ağır olacağı düşünülebilir ise de, örneğin, bir kişinin sınav belgesinin çalınarak sınava girmesinin engellendiği bir durumda, suça konu sınav belgesinin değeri az olmakla birlikte olay sebebiyle suç mağdurunun telafisi imkansız bir duruma düşmüş olması nazara alınarak, hakkaniyet ilkesi gereğince maddenin uygulanmasına yer olmadığına karar verilebilecektir. Buna göre, her somut olayda, mağdurun konumu, failin kişiliği ve suçun işleniş şekli ayrı ayrı değerlendirilmeli, faili, meydana gelen haksızlığa iten etkenler ve bu haksızlığın mağdur üzerindeki etkileri de gözetilerek, maddenin uygulanıp uygulanmayacağı ve özellikle ceza verilmeme hâliyle ilgili seçeneğin, failin eylemine uygun düşüp düşmeyeceği belirlenmeli ve şekillenen takdirin gerekçesi kararda gösterilmelidir. Ancak burada 5237 sayılı TCK’nın 147. maddesinde düzenlenen “ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak için hırsızlık suçunun işlenmesi” hâli ile 145. maddede öngörülen “değer azlığı” kavramı karıştırılmamalıdır. 145. maddede öngörülen değer azlığı ile zorunluluk hâlini düzenleyen 147. maddenin uygulanma şartları birbirinden farklı olup 147. maddenin ayırıcı ölçütü, hırsızlığın ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak için yapılmasıdır. Burada hırsızlığın konusu olan malın değerinin az veya çok olmasının herhangi bir önemi yoktur. Örneğin, ölümcül bir hasta için eczaneden çok pahalı bir ilacın çalınması söz konusu olabilir. Buradaki ölçüt değer değil, ağır ve acil bir ihtiyaç için bu malın çalınmasıdır. Buna karşılık 145. maddenin uygulanmasındaki en önemli kriter, kuşkusuz değer ölçüsüdür ve bu değerin “ceza vermeme” ya da “belirlenecek bir oranda indirim uygulama” hâlini haklı saydıracak düzeyde az olması gerekir.

Nitekim Ceza Genel Kurulunun 20.06.2017 tarihli ve 733-341 sayılı, 27.11.2018 tarihli ve 1043-577 sayılı kararlarında da anılan hususlara işaret edilmiştir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanıkların 25.03.2015 tarihinde mağdur G.İ. ile inceleme dışı mağdurlar S.K. ve S.Ü.’nün ikamet ettikleri apartmana gelerek, mağdur G.’nin daire giriş kapısı önünde bırakılan ve 20 TL değerinde olan kullanılmış ayakkabı ile diğer inceleme dışı mağdurlar ve onların misafirlerine ait ayakkabıları çaldıkları olayda; suçun işleniş şekli ve özellikleri göz önünde bulundurularak, ceza vermekten vazgeçilemeyecek ise de, suç tarihinde paranın satın alma gücü ve ekonomik şartlar gözetildiğinde, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan 20 TL’nin değer bakımından az olması ile hak ve nasafet kuralları dikkate alındığında, sanıkların cezalarından 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesi uyarınca belirlenecek oranda indirim yapılması gerektiği kabul edilmelidir. Öte yandan, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 140- 85 sayılı iptal kararının değerlendirilmesinde de zorunluluk bulunmaktadır. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire onama kararının mağdur G.İ.’ye yönelik hırsızlık suçu bakımından kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükümlerinin sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesinin uygulanma şartlarının gerçekleştiğinin gözetilmemesi ve aynı Kanun’un 53. maddesi tatbik edilirken Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 140-85 sayılı iptal kararının dikkate alınmasında zorunluluk bulunması nedenlerinden bozulmasına karar verilmelidir. Diğer taraftan, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.12.2009 tarihli ve 242-291 sayılı içtihadında; “... İkinci el ayakkabıların pazarlanma olanağı bulunduğunu saptayan sanıkların, birlikte gece vakti saptadıkları apartmanlara girerek, kapı önünde buldukları ayakkabıları çaldıkları, sanıkların satılabilecek evsaftaki ayakkabıları seçmek suretiyle eylemlerini gerçekleştirdikleri, bu işe özel araç tahsis ettikleri, yakalanma risklerinin azlığı ve kolay para kazanma yöntemi olarak benimsedikleri bu yolla, farklı semtlerdeki apartmanlara girmek suretiyle eylemlerini gerçekleştirdikleri, sanıkların çaldıkları ayakkabıların yalnızca mağdurları saptanan dört çift ayakkabıdan ibaret olmayıp, araçta yapılan aramada bagaj bölümünde 10 poşet içinde, 51 çift kundura, 20 çift spor ayakkabı, 5 çift bot olmak üzere toplam 76 çift çalıntı ayakkabının saptandığı olayda; 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı, yalnızca sahipleri saptanabilen ayakkabıların değil, olayın bütünü göz önünde bulundurulmak suretiyle, 145. maddenin uygulanma koşullarının belirlenmesi gerektiğİ.” şeklinde karar verilmekle birlikte uyuşmazlığa konu somut olayda çalınan ayakkabıların sayıca daha az olması ve mağdurlarının da tespit edilerek diğer mağdurlara yönelik eylemleri nedeniyle sanıkların cezalandırılmalarına karar verilmiş olması, sanıkların benzer yöntemle ve özel araç tahsis etmek suretiyle başka suçları da işlediklerinin iddia edilip ileri sürülmemiş olması ve suç tarihi itibarıyla 20 TL’nin objektif bakımdan az olması, her iki olayın farklı özelliklere sahip olup farklı sonuçlara ulaşılması hususları gözetildiğinde kararlar arasında bir çelişki olmadığı görülecektir. (CGK, 27.06.2019 tarihli ve 202-506 sayılı)

KISA DEĞERLENDİRME

Bu karar neden önemli?

Kararın merkezinde maddi gerçeğin araştırılması ile savunma hakkı arasındaki denge bulunuyor. Delilin nasıl elde edildiği, sonuca en az delilin içeriği kadar etki eder.

KARAR METNİ HAKKINDA

Metin hakkında

Aktarım
Metin, derlemede yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.
Sayfa düzeni
Metin yalnızca okunabilir olması için paragraflara ayrıldı; içerikten çıkarma veya yeniden yazma yapılmadı.
Derleme
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları 2015-2020 (1. Cilt)
Son kontrol
4 Ağustos 2026