KARAR METNİ
Derlemedeki karar metni
ÖZET: Sanık müdafisinin mahkûmiyet kararı verilmesi hâlinde, hükmolunacak hapis cezasının paraya çevrilmesini talep etmesine rağmen Yerel Mahkemece sanığın kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre bir değerlendirme yapılarak, hükmolunan kısa süreli hapis cezasının TCK’nın 50/1-a maddesi uyarınca adli para cezası seçenek yaptırımına çevrilip çevrilmeyeceği hususunda bir değerlendirme yapılması gerekirken bu hususa ilişkin istemin kabul veya reddine dair dayanakların kararda gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 230/1-d maddesine muhalefet edildiği kabul edilmelidir.
Sanık İ.K. hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar itiraz edilmeksizin kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme, sanık U. K. hakkında kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık müdafisinin sanık hakkında verilecek hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesini talep etmesi nedeniyle Yerel Mahkemece bu konuda değerlendirme yapılması gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; Sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kamu davası açıldığı, kovuşturma aşamasında sanık müdafisi tarafından sunulan 09.03.2009 havale tarihli dilekçe ile sanık hakkında hükmolunacak cezanın paraya çevrilmesi, ertelenmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesinin talep edildiği, yapılan yargılama sonucunda sanığın aynı suçtan TCK’nın 265/1-3, 62 ve 51. maddeleri uyarınca 6 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, ertelemeye ve adli sicil kaydına göre kasıtlı suçtan adli para cezasına ilişkin mahkûmiyeti nedeniyle hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verildiği, ancak hükmolunan kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilip çevrilmeyeceği hususunda değerlendirme yapılmadığı, Sanık müdafisi tarafından temyiz edilen hükmün Özel Dairece; sanık müdafisinin sanık hakkında verilecek hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesini istediği hâlde, bu konuda bir karar verilmediği gerekçesiyle bozulmasından sonra Yerel Mahkemece; “Sanık hakkında TCK’nın 51. maddesi uygulanarak cezası ertelenmiştir. Bu erteleme süresi içinde sanık yeniden kasti suç işlemeyerek hapse girme tehlikesini ortadan kaldırabilir ise de, cezanın paraya çevrilmesi hâlinde, günümüzün ekonomik koşullarında para cezasını ödeyemeyerek başlangıçta para cezası hapse çevrilebilir. TCK’nın 50 ve 51. maddelerinin kriterleri birbirine çok yakındır. İkisi birlikte uygulanamamakta, birisi uygulanırken diğerinin uygulanmama gerekçesi çelişmektedir. ‘Sanığın para cezası talebi ile mahkeme bağlıdır’ da denemez. Kanun’da böyle bir zorunluluk, normlar önceliği yoktur. Bu nedenle mahkeme takdir hakkını kullanarak cezasının teciline karar vermiştir “ şeklindeki gerekçeyle direnme kararı verildiği, Anlaşılmaktadır. ...60
Yukarıdaki kararlarda bulunan TCK’nın 50. maddesi ile mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğine ilişkin hukuki açıklamalar tekrardan kaçınmak adına bu karardan çıkarılmıştır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Sanığın görevi yaptırmamak için direnme suçundan mahkûmiyetine ilişkin hükümde; sanık müdafisinin sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi hâlinde, hükmolunacak hapis cezasının paraya çevrilmesini talep etmesine rağmen Yerel Mahkemece savunmada ileri sürülen görüşlerin gösterilmeyerek CMK’nın 230. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine muhalefet edildiği, sanık müdafisinin söz konusu talebi karşısında, sanığın kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre bir değerlendirme yapılarak, hükmolunan kısa süreli hapis cezasının TCK’nın 50. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca adli para cezası seçenek yaptırımına çevrilip çevrilmeyeceği hususunda bir değerlendirme yapılması gerekirken bu hususa ilişkin istemin kabul veya reddine dair dayanakların kararda gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 230. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine muhalefet edildiği anlaşıldığından; direnme kararına konu hükmün, Anayasa’nın 141 ve 5271 sayılı CMK’nın 34, 230 ve 232. maddelerinde öngörülen şekilde kanuni ve yeterli gerekçeyi içermediği, dolayısıyla Yerel Mahkemece 1412 sayılı CMUK’un 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 308. maddesinin yedinci fıkrasına muhalefet edildiği kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün, Anayasa’nın 141 ve 5271 sayılı CMK’nın 34, 230 ve 232. maddelerinde öngörülen şekilde kanuni ve yeterli gerekçeyi içermemesi isabetsizliğinden 1412 sayılı CMUK’un 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 308. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir. (CGK, 25.10.2018 tarihli ve 682-473 sayılı)