KARAR METNİ
Derlemedeki karar metni
ÖZET: Sanığın, yolda bulduğu şikâyetçiye ait nüfus cüzdanındaki fotoğrafı söküp yerine kendi fotoğrafını yapıştırarak kimliğini gizlemek amacıyla kullanması eylemi, söz konusu nüfus cüzdanı üzerindeki değişikliğin ilk bakışta ve kolaylıkla anlaşılması nedeniyle aldatıcılık özelliği bulunmadığından resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturmamaktadır. Anılan eylemde, şikâyetçinin Nüfus Müdürlüğüne başvurarak yeni bir nüfus cüzdanı çıkardığını beyan etmesi, nüfus cüzdanının yenisinin çıkarılması hâlinde eskisinin hükümsüz kalması, hükümsüz kalan nüfus cüzdanının belge vasfını yitirecek olması karşısında böyle bir belge üzerinde TCK’nın 205. maddesinde düzenlenen resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçunun işlenemeyeceği, şikâyetçinin artık nüfus cüzdanını kullanma imkânının bulunmadığı inancıyla kendi kimliğini gizlemek amacıyla bu cüzdanı tahrif eden sanığın, şikâyetçinin nüfus cüzdanından faydalanma olanağını ortadan kaldırma iradesi ile hareket etmediği, bu nedenle sözü edilen suçun unsurlarının oluşmadığı kabul edilmelidir. Özel Daire çoğunluğu ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçunun yasal unsurlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; Cezaevinden firar eden sanığın, kolluk görevlilerince görülüp yakalanması üzerine karakolda yapılan üst aramasında, üzerinde sanığın fotoğrafı bulunan şikâyetçiye ait nüfus cüzdanının ele geçirildiği, Adana Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen uzmanlık raporunda; inceleme konusu nüfus cüzdanında tahrifen fotoğraf değişikliği yapıldığının, bu tahrifatın ilk bakışta ve kolaylıkla dikkat
Kitabın diğer bölümlerindeki kararlarda TCK’nın 204. maddesine ilişkin hukuki açıklamalar bulunduğundan, tekrardan kaçınmak adına bu kararın yalnızca özetine yer verilmiştir.
çekecek nitelikte olması nedeniyle söz konusu nüfus cüzdanının aldatma kabiliyetini haiz olmadığının belirtildiği, Şikâyetçinin; üzerinde sanığın fotoğrafı bulunan nüfus cüzdanının kendisine ait olduğunu, bu nüfus cüzdanını yaklaşık bir yıl önce kaybettiğini, Nüfus Müdürlüğüne başvurarak yeni bir nüfus cüzdanı çıkarttığını, sanığı tanımadığını beyan ettiği, Sanığın; cezaevinden firar ettiği için yakalanmamak amacıyla yolda bulduğu şikâyetçiye ait nüfus cüzdanının üzerindeki fotoğrafı çıkarıp kendi fotoğrafını yapıştırmak suretiyle kullandığını savunduğu, Anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözümlenmesi için resmi belgede sahtecilik ve resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçları üzerinde durulmalıdır. Resmi belgede sahtecilik suçu 5237 sayılı TCK’nın 204. maddesinde; “(1) Bir resmî belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmî belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır” şeklinde düzenlenmiştir. Söz konusu suç, maddenin birinci fıkrasında seçimlik hareketli bir suç olarak tanımlanmış olup, resmi belgenin sahte olarak düzenlenmesi, gerçek bir resmi belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi veya sahte resmi belgenin kullanılması durumunda suç oluşacaktır. Maddenin ikinci fıkrasında, resmi belgede sahtecilik suçunun kamu görevlisi tarafından işlenmesi ayrı bir suç olarak tanımlanarak daha ağır bir yaptırıma bağlanmış, maddenin üçüncü fıkrasında ise, suçun konusunu oluşturan resmi belgenin, Kanun’un hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan bir belge niteliğinde olması halinde cezanın yarı oranında artırılması gerektiği belirtilmiştir. Sahtecilik suçlarının hukuki konusu kamunun güveni olup, belgelerin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi, tamamen veya kısmen değiştirilmesi ya da gerçek bir belgeye eklemeler yapılması eylemlerinin kamu güvenini sarstığı kabul edilerek yaptırıma bağlanmıştır. Resmî belgenin sahte olarak düzenlenmesi ya da gerçek bir resmi belgenin değiştirilmesi eyleminin sahtecilik suçunu oluşturabilmesi için, düzenlenen ya da değiştirilen belgenin gerçek bir belge olduğu konusunda kişiyi yanıltıcı nitelikte olması gerekir. Aldatıcılık özelliği suçun temel unsuru olup, özel bir incelemeye tabi tutulmadıkça gerçek olmadığı anlaşılamayan belge, sahte belge olarak kabul edilmelidir. Sahteciliğin kişileri aldatacak nitelikte olup olmadığı şüpheye yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Sahte belgenin ilk bakışta dikkati çekmeyecek biçimde düzenlenip, belirli bir kişiyi değil birçok kişiyi aldatabilecek nitelikte olması ve aldatma gücünün objektif olarak saptanması gerekir. Bu nedenle örneğin, memurların bilgisizliği ve ihmalleri nedeniyle kandırıcılık yeteneği olmayan belge üzerinde işlem yapmaları belgeye hukuki geçerlilik kazandırmaz. Daha önceden var olan subjektif bir bilgi, belge üzerinde var olan aldatma yeteneğini ortadan kaldırıcı etkiye sahip değildir. Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçu 5237 sayılı TCK’nın 205. maddesinde; “Gerçek bir resmi belgeyi bozan, yok eden veya gizleyen kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır” şeklinde hüküm altına alınmıştır. Maddede, resmi belgeyi bozma, yok etme ve gizleme fiilleri, resmi belgede sahtecilik suçundan ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. Suçun konusu, hukuken geçerli yani gerçek bir resmi belge olup gerçek belge, bir olayı kanıtlama gücü bulunan hukuki sonuç doğurmaya elverişli olan belgedir. Suçu oluşturan seçimlik hareketler, gerçek bir resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemektir. Resmi belgeyi bozmak; belgenin maddi varlığına dokunulmaksızın, içeriğindeki bilgilerin anlaşılamaz, kullanılamaz hâle getirilmesi suretiyle belgeden faydalanma imkânının ortadan kaldırılması, başka bir deyişle belgenin delil değerini bozan davranışlarda bulunulmasıdır. Örneğin, resmi bir belgenin üzerindeki bazı bilgilerin silinmesi, boyanması, belgenin maddi olarak okunamaz hâle getirilmesi gibi durumlarda bozmadan söz edilir. Resmi belgeyi bozma eyleminde, belgedeki kanıt niteliğinin kısmen veya tamamen örtülmesi, perdelenmesi amaçlanmaktadır.
Resmi belgeyi yok etmek; imha etmek suretiyle resmi bir belgenin maddi varlığını ve belge niteliğini ortadan kaldırmaktır. Belgenin yırtılıp kullanılamayacak hâle getirilmesi, yakılması, imha olacak şekilde gömülmesi gibi davranışlar yok etme sayılabilir. Yok etme eylemiyle elde edilmek istenen sonuç, resmi belgenin delil teşkil etme niteliğine son vermektir. Resmi belgeyi gizlemek; belgenin maddi varlığına zarar vermeksizin, ilgilileri tarafından kullanılmasını önlemek amacıyla saklanması, belgeye ulaşılmasının engellenmesidir. Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçunda failin amacı, belgenin kullanılmasını önlemektir. Suçun oluşması için, resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme eylemlerinin belgenin kanıt niteliğini etkilemesi, kısmen de olsa belgenin kullanımını önlemesi gerekir. (Osman Yaşar-Hasan Tahsin Gökcan-Mustafa Artuç, Yorumlu-Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, 2. Baskı, 5. Cilt, Adalet Yayınevi, Ankara, 2014, s.6291-6292) Sahtecilik suçlarında, düzenlenen belgenin veya belgede yapılan değişikliğin aldatma yeteneğinin olması zorunlu iken, bu maddede düzenlenen seçimlik hareketlerin mahiyetleri gereği, başkasını aldatmaya uygun ve elverişli olması gerekli değildir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Aksi sabit olmayan savunmaya göre sanığın, yolda bulduğu şikâyetçiye ait nüfus cüzdanındaki fotoğrafı söküp yerine kendi fotoğrafını yapıştırarak kimliğini gizlemek amacıyla kullandığı, gözaltına alındığında yapılan üst araması sonucu bu cüzdanın ele geçirildiği, söz konusu nüfus cüzdanı üzerindeki değişikliğin ilk bakışta ve kolaylıkla anlaşılması nedeniyle aldatıcılık özelliği bulunmadığından TCK’nın 204. maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunun unsurlarının oluşmadığı; diğer taraftan suça konu nüfus cüzdanının kendisine ait olduğunu belirten şikâyetçinin bu nüfus cüzdanını yaklaşık bir yıl önce kaybettiğini, Nüfus Müdürlüğüne başvurarak yeni bir nüfus cüzdanı çıkardığını beyan ettiği, nüfus cüzdanının yenisinin çıkarılması halinde eskisinin hükümsüz kalacağı, hükümsüz kalan nüfus cüzdanının belge vasfını da yitireceği, böyle bir belge üzerinde TCK’nın 205. maddesinde düzenlenen resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçunun işlenemeyeceği, şikâyetçinin artık nüfus cüzdanını kullanma imkânının bulunmadığı inancıyla kendi kimliğini gizlemek amacıyla bu cüzdanı tahrif eden sanığın, şikâyetçinin nüfus cüzdanından faydalanma olanağını ortadan kaldırma iradesi ile hareket etmediği, bu nedenle sözü edilen suçun unsurlarının da oluşmadığı kabul edilmelidir. Nitekim, Özel Dairelerin yerleşik uygulamaları da bu yöndedir. Bu itibarla, Yerel Mahkeme direnme hükmünün, sanığa atılı resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. ... (CGK, 14.11.2017 tarihli ve 866-466 sayılı)