Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Sanığın, üreticiden alıp Rusya’ya ihraç etmek istediği sebzelerden alınan numunelerde Rusya Federasyonu Maksimum Rezidü limitleri ile Türk Gıda Kodeksinin üzerinde

Ceza HukukuE. 2018/1096K. 2018/12327.03.2018Bozma

Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları 2015-2020 (1. Cilt)

Eklendi: 4 Ağustos 2026Son kontrol: 4 Ağustos 2026
01

Kararın özeti

Sanığın, üreticiden alıp Rusya’ya ihraç etmek istediği sebzelerden alınan numunelerde Rusya Federasyonu Maksimum Rezidü limitleri ile Türk Gıda Kodeksinin üzerinde pestisit kalıntılarının tespit edildiği olayda; sanığın yetkilisi olduğu şirketin faaliyet alanının üreticiden aldığı ürünleri depolayıp ihraç etmek olduğu, tanımlanan bu faaliyetinin TCK’nın 186/2. maddesi kapsamında resmi izne dayalı olarak yürütülen bir meslek ve sanat icrası kapsamında bulunmadığı, dolayısıyla sanığa atılı eylemin aynı maddenin birinci fıkrası kapsamında kaldığı kabul edilmelidir. Sanık İ.Ş. hakkında bozulmuş gıda ticareti yapma suçundan verilen beraat hükmü temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme, sanık A.(O.)U. hakkında verilen bozulmuş gıda ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında bozulmuş gıda ticareti yapma suçundan eksik

02

Derlemedeki karar metni

Aşağıdaki metin, derlemede yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.

Görüntüleme ayarlarıStandart okuma alanı

KARAR METNİ

Derlemedeki karar metni

ÖZET: Sanığın, üreticiden alıp Rusya’ya ihraç etmek istediği sebzelerden alınan numunelerde Rusya Federasyonu Maksimum Rezidü limitleri ile Türk Gıda Kodeksinin üzerinde pestisit kalıntılarının tespit edildiği olayda; sanığın yetkilisi olduğu şirketin faaliyet alanının üreticiden aldığı ürünleri depolayıp ihraç etmek olduğu, tanımlanan bu faaliyetinin TCK’nın 186/2. maddesi kapsamında resmi izne dayalı olarak yürütülen bir meslek ve sanat icrası kapsamında bulunmadığı, dolayısıyla sanığa atılı eylemin aynı maddenin birinci fıkrası kapsamında kaldığı kabul edilmelidir. Sanık İ.Ş. hakkında bozulmuş gıda ticareti yapma suçundan verilen beraat hükmü temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme, sanık A.(O.)U. hakkında verilen bozulmuş gıda ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında bozulmuş gıda ticareti yapma suçundan eksik

araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkin ise de; Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle, dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir. İncelenen dosya kapsamından; Sanık hakkında 16.09.2008 tarihli iddianame ile 5179 sayılı Kanun’un 18 ve 29. maddeleri yollamasıyla TCK’nın 186/1-2, 43 ve 53. maddeleri uyarınca “Bozulmuş veya değiştirilmiş gıda ticareti yapma” suçundan kamu davası açıldığı, 09.03.2009 tarihinde sorgusu yapılan sanık hakkında aynı tarihte atılı suçtan mahkûmiyet hükmü kurulduğu, sanık müdafii tarafından hükmün temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Özel Dairece “sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, kabul göre de; 5179 sayılı Kanun’un 29. maddesinin (ı) bendinde öngörülen ceza ile 5237 sayılı TCK’nın 186. maddesinde öngörülen ceza karşılaştırılıp lehe Kanun saptanmaması, sebzelerin ‘kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde bozulmuş veya değiştirilmiş’ nitelikte olup olmadığı hususunda rapor aldırılmaması ve sanık hakkında TCK’nın 186. maddesinin 2. fıkrasının uygulanamayacağının gözetilmemesi.” isabetsizliklerinden hükmün bozulmasına karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Özel Dairece verilen bozma ilamının bir numaralı bendine karşı itiraz kanun yoluna başvurulduğu, A. Ticaret Sicili Memurluğundan alınan 06.11.2007 tarihli belgeye göre; U. K. Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirket yetkili müdürünün sanık A.(O.)U. olduğu, Sanık A.(O.)U.’nu hissedarı ve yetkilisi olduğu U. K. Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketince Rusya’ya ihraç edilmek istenen sebzelerden K. İlçe Tarım Müdürlüğü ve A. İl Tarım Müdürlüğü görevlilerince numuneler alındığı, A. İl Kontrol Laboratuvar Müdürlüğünce alınan numuneler hakkında düzenlenen raporlara göre; cyprodinil, dichlofluanid, triadimenol, acetamiprid ve carbarly isimli pestistlerin tespit edildiği, tespit edilen bu pestisitlerin Rusya Federasyonu Maksimum Rezidü limitlerinin üzerinde olması nedeniyle söz konusu ürünlerin Rusya’ya ihracatının yapılamayacağı, tespit edilen bu değerlerin Türk Gıda Kodekslerine de uygun olmaması nedeniyle sebzelerin ülke içerisinde tüketime sunulamayacağı, ancak herhangi bir kıstas belirtmeyen üçüncü bir ülkeye ihracatının yapılabileceği, üçüncü ülkeye ihracatın gerçekleştiğine ilişkin bitki sağlık sertifikası ve gümrük çıkış evrakının on gün içerisinde il tarım müdürlüğüne beyan edilmesinin sanığın yetkilisi olduğu şirkete bildirildiği, söz konusu sebzelerin ise yediemin olarak U. K. Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine bırakıldığı, şirkete bildirilen süre içerisinde ürünlerin herhangi bir üçüncü ülkeye ihracatının gerçekleştirilmediği ve ayrıca imhasının da yapılmadığı, U.K. Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi çalışanlarınca düzenlenen “imha tutanağı” başlıklı 20.02.2007 tarihli belgede; Rusya’ya ihraç edilmek üzere depoda bulunan ürünlerin çürümeleri nedeniyle çöpe atılmak üzere işçiler tarafından toplandığının belirtildiği, Anlaşılmaktadır. İnceleme dışı sanık İ.Ş.; U.K. Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin A. toptancı halindeki şubesinde yevmiyeci olarak çalıştığını, iş yeri yetkilisinin sanık O. olduğunu, kendisinin herhangi bir yetkisinin bulunmadığını, numune alınmak için gelindiğinde iş yerinde sadece kendinin bulunduğunu, belgeleri yetkili olarak imzalamadığını, söz konusu sebzelerin bozulması nedeniyle atıldığını ifade etmiştir. Sanık A.(O.)U.; U.K. Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin hissedarı ve yetkilisi olduğunu, İ.S. ilçesinde bulunan şirketin faaliyet alanının meyve ve sebze ihracatı olduğunu, dönemsel olarak A.’dan Rusya’ya sebze ihracatı yaptıklarını, yurt dışına gönderilmeden önce üreticiden satın aldıkları sebze ve meyveler üzerinde Tarım Bakanlığı görevlilerince numune alınıp analiz yapıldığını, 2007 yılı sonunda yapacakları ihracat ile ilgili olarak sebzelerden görevlilerce numune alındığını, alınan numunelerde limit üstü ilaç kalıntısı çıktığı belirtilerek, sebzelerin yediemin olarak şirketlerinin deposuna bırakıldığını, söz konusu sebzelerin üçüncü bir ülkeye ihracatını gerçekleştirmeye çalıştıklarını ancak bir sonuç alamadıklarını, bu süre zarfında çürümeleri nedeniyle sebzeleri dökmek zorunda kaldıklarını, iş yoğunluğu nedeni ile bu durumu tarım müdürlüğüne bildiremediklerini, sebze ve meyveler üzerinde limit üstü ilaç kalıntısı bulunmasının üreticinin sorumluluğunda olduğunu, toptancı olmaları nedeniyle üreticiden aldıkları malın kalitesini kontrol etme imkanlarının bulunmadığını savunmuştur. Sanığın üzerine atılı 5237 sayılı TCK’nın “Topluma Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü kısmının, “Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü bölümünde, “Bozulmuş veya değiştirilmiş gıda veya ilaçların ticareti” başlığı ile düzenlenen 186. maddesi; “(1) Kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde bozulmuş, değiştirilmiş her tür yenilecek veya içilecek şeyleri veya ilaçları satan, tedarik eden, bulunduran kimseye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve binbeşyüz güne kadar adlî para cezası verilir.

(2) Bu suçun, resmi izne dayalı olarak yürütülen bir meslek ve sanatın icrası kapsamında işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.” şeklindedir. Seçimlik hareketli bir suç olarak düzenlenen bu suçun oluşabilmesi için; failin, kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde bozulmuş, değiştirilmiş her türlü yenilecek veya içilecek şeyleri ya da ilaçları satması veya tedarik etmesi yahut bulundurması gerekmektedir. Suçun konusu, kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde bozulmuş, değiştirilmiş her türlü yenilecek veya içilecek şeyler ya da ilaçlardır. Bu bozulmanın kendiliğinden ya da dışarıdan müdahale ile oluşması arasında fark yoktur. Bunun yanı sıra suça konu gıda maddelerinin kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde bozulmuş veya değiştirilmiş olması gerekir. İlaç veya gıdanın kişilerin hayatı veya sağlığını tehlikeye düşürmemesi durumunda suç oluşmayacaktır. Mağduru tüm toplum olan bu suçun oluşabilmesi için kişilerin hayatı veya sağlığının tehlikeye düşmüş olması yeterli olup ayrıca kişilerin hayatı veya sağlığının zarar görmesine gerek yoktur. Ancak bu eylem sonucu kişiler yaralanmış veya ölmüş ise fail ayrıca bu suçtan da cezalandırılacaktır. Dolayısıyla söz konusu bu suç bir tehlike suçudur. Maddenin ikinci fıkrasında, bu suçun, resmi izne dayalı olarak yürütülen bir meslek ve sanatın icrası kapsamında işlenmesi hâli artırım nedeni olarak öngörülmüştür. Bu artırım nedeninin uygulanabilmesi için failin resmi izne dayalı olarak bir meslek ya da sanat icra etmesi ve bu meslek veya sanatın icrası kapsamında gıda ve ilaçlarının ticaretini yapıyor olması gerekmektedir. Bu kapsamda ahçı, fırıncı, pastacı, eczacı ve doktor gibi mesleklerle iştigal edenler hakkında bu artırım fıkrası uygulanabilecektir. Diğer taraftan alınacak olan resmi iznin bakanlık, valilik, belediye ya da başka bir resim kurum tarafından verilmesi arasında bir fark bulunmamaktadır. (Osman Yaşar - Hasan Tahsin Gökcan - Mustafa Artuç, Yorumlu- Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, Adalet, 1. Baskı , Ankara, 2010, C. 4, s. 5137-5140) Bu aşamada TCK’daki zamanaşımına ilişkin düzenlemeler üzerinde durulmasında zorunluluk bulunmaktadır. TCK’nın 66. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça kamu davasının maddede yazılı sürelerin geçmesiyle ortadan kalkacağı düzenlenmiş, aynı maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda bu sürenin onbeş yıl, (e) bendinde ise beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda bu sürenin sekiz yıl olacağı hüküm altına alınmıştır. 5237 sayılı TCK’nın 66. maddesinin 3. fıkrasında, zamanaşımının belirlenmesinde suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerinin de göz önünde bulundurulacağı öngörülmüştür. Nitelikli haller açısından kanun koyucunun tercih ettiği yaptırım sistemi dikkate alınmaksızın, ister bağımsız bir yaptırım öngörülmüş olsun, isterse belirli bir oran dahilinde artırım yöntemi tercih edilmiş olsun, dava zamanaşımı süresi bakımından daha ağır cezayı gerektiren tüm nitelikli haller dikkate alınmalıdır. Aynı Kanun’un 67. maddesi uyarınca kesen bir nedenin varlığı halinde zamanaşımı süresi, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeye başlayacak ve ilgili suça ilişkin olarak kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacaktır. Ceza Genel Kurulunun 26.06.2012 gün ve 978–250 sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında açıkça vurgulandığı üzere, yargılama yapılmasına engel olup davayı düşüren hallerden biri olan zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi halinde mahkeme ya da Yargıtay, resen zamanaşımı kuralını uygulayarak kamu davasının düşmesine karar verecektir. Bu açıklamalar ışığında ön soruna ilişkin uyuşmazlık konusu değerlendirdirildiğinde; Sanığın, üreticiden alıp Rusya’ya ihraç etmek istediği sebzelerden alınan numunelerde Rusya Federasyonu Maksimum Rezidü limitleri ile Türk Gıda Kodeksinin üzerinde pestist kalıntılarının tespit edildiği olayda; sanığın yetkilisi olduğu Uçak Kardeşler Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin faliyet alanının üreticiden aldığı ürünleri depolayıp ihraç etmek olduğu, tanımlanan bu faliyetinin TCK’nın 186. maddesinin 2. fıkrası kapsamında resmi izne dayalı olarak yürütülen bir meslek ve sanat icrası kapsamında bulunmadığı, dolayısıyla sanığa atılı eylemin aynı maddenin birinci fıkrası kapsamında kaldığı kabul edilmelidir. Yukarıda kabul edilen bu kabul ve nitelendirme karşısında; sanığa atılı bozulmuş gıda ticareti yapma suçunun yaptırımı, 5327 sayılı TCK’nın 186/1. maddesinde bir yıldan beş yıla kadar hapis ve adli para cezası olup, TCK’nın 66/1-e maddesi uyarınca bu suç sekiz yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabidir.

Daha ağır başka bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan ve 15.12.2007 ve öncesinde gerçekleştirilen eylemlerle ilgili olarak, zamanaşımını kesen en son işlemin 09.03.2009 tarihli mahkûmiyet hükmü olduğu, anılan tarihten sonra zamanaşımını kesen veya durduran hiçbir sebebin gerçekleşmediği gözetildiğinde, TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen sekiz yıllık asli dava zamanaşımı süresinin, Ceza Genel Kurulunun inceleme tarihinden önce 09.03.2017 tarihinde dolduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulü ile Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle bozulmasına, ancak yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, 1412 sayılı CMUK’nun 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesi uyarınca karar verilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca düşmesine karar verilmelidir. ... (CGK, 27.03.2018 tarihli ve 1096-123 sayılı)

KISA DEĞERLENDİRME

Bu karar neden önemli?

Kararın merkezinde maddi gerçeğin araştırılması ile savunma hakkı arasındaki denge bulunuyor. Delilin nasıl elde edildiği, sonuca en az delilin içeriği kadar etki eder.

KARAR METNİ HAKKINDA

Metin hakkında

Aktarım
Metin, derlemede yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.
Sayfa düzeni
Metin yalnızca okunabilir olması için paragraflara ayrıldı; içerikten çıkarma veya yeniden yazma yapılmadı.
Derleme
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları 2015-2020 (1. Cilt)
Son kontrol
4 Ağustos 2026