Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Sanığın, hırsızlık yapmak amacıyla girdiği apartmandaki kapıları kontrol ederken mağdura ait dairenin anahtarının kapı kilidi üzerinde takılı olduğunu görüp, anahtarı

Ceza HukukuE. 2019/810K. 2019/3722.01.2019Bozma

Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları 2015-2020 (1. Cilt)

Eklendi: 4 Ağustos 2026Son kontrol: 4 Ağustos 2026
01

Kararın özeti

Sanığın, hırsızlık yapmak amacıyla girdiği apartmandaki kapıları kontrol ederken mağdura ait dairenin anahtarının kapı kilidi üzerinde takılı olduğunu görüp, anahtarı çevirmek suretiyle içeriye girerek kapının arkasında asılı bulunan montun cebindeki, içerisinde mağdura ait kredi kartı ve bu kartın şifresinin yazılı olduğu kâğıt parçasının bulunduğu cüzdanı alıp uzaklaştıktan sonra ATM’den para çekmesi ve farklı yerlerden alışveriş yapması şeklindeki eylemi, anahtarın kapı kilidi üzerinde takılı olması nedeniyle haksız yere ele geçirildiğinden bahsedilemeyeceği cihetle TCK’nın 142/2-d. maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçunu değil, suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan ve lehe olan TCK’nın 142/1-b maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçunu oluşturur. Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin TCK’nın 142/1-b maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçunu mu, yoksa aynı Kanun’un 142/2-d maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir. ... TCK’nın 141. maddesinde yer alan “Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.” şeklindeki düzenleme ile hırsızlık suçunun basit hâli hüküm altına alınmış, aynı Kanun’un 142. maddesinde ise suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri sayılmıştır. Hırsızlık suçunun basit hâlinin oluşması için, başkasına ait taşınabilir eşyanın suçun nitelikli hâllerinde belirtilen şekiller dışında çalınması gerekmektedir. Suç ve karar tarihi itibarıyla uyuşmazlık konusuyla ilgili 5237 sayılı TCK’nın 142. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi; “(1) Hırsızlık suçunun; ... b) Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında,İşlenmesi hâlinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”, şeklinde iken, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 62. maddesiyle TCK’nın 142. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi yürürlükten kaldırılmış, ilga edilen bendin metni korunmak suretiyle aynı maddenin ikinci fıkrasına (h) bendi olarak eklenmiş, birinci fıkradaki “iki yıldan beş yıla kadar hapis” şeklindeki yaptırım “üç yıldan yedi yıla kadar hapis”, olarak değiştirilmiştir. 142. maddenin ikinci fıkrasının (d) bendi ise “Haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak suretiyle,

02

Derlemedeki karar metni

Aşağıdaki metin, derlemede yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.

Görüntüleme ayarlarıStandart okuma alanı

KARAR METNİ

Derlemedeki karar metni

ÖZET: Sanığın, hırsızlık yapmak amacıyla girdiği apartmandaki kapıları kontrol ederken mağdura ait dairenin anahtarının kapı kilidi üzerinde takılı olduğunu görüp, anahtarı çevirmek suretiyle içeriye girerek kapının arkasında asılı bulunan montun cebindeki, içerisinde mağdura ait kredi kartı ve bu kartın şifresinin yazılı olduğu kâğıt parçasının bulunduğu cüzdanı alıp uzaklaştıktan sonra ATM’den para çekmesi ve farklı yerlerden alışveriş yapması şeklindeki eylemi, anahtarın kapı kilidi üzerinde takılı olması nedeniyle haksız yere ele geçirildiğinden bahsedilemeyeceği cihetle TCK’nın 142/2-d. maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçunu değil, suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan ve lehe olan TCK’nın 142/1-b maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçunu oluşturur. Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin TCK’nın 142/1-b maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçunu mu, yoksa aynı Kanun’un 142/2-d maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir. ... TCK’nın 141. maddesinde yer alan “Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.” şeklindeki düzenleme ile hırsızlık suçunun basit hâli hüküm altına alınmış, aynı Kanun’un 142. maddesinde ise suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri sayılmıştır. Hırsızlık suçunun basit hâlinin oluşması için, başkasına ait taşınabilir eşyanın suçun nitelikli hâllerinde belirtilen şekiller dışında çalınması gerekmektedir. Suç ve karar tarihi itibarıyla uyuşmazlık konusuyla ilgili 5237 sayılı TCK’nın 142. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi; “(1) Hırsızlık suçunun; ... b) Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında,İşlenmesi hâlinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”, şeklinde iken, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 62. maddesiyle TCK’nın 142. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi yürürlükten kaldırılmış, ilga edilen bendin metni korunmak suretiyle aynı maddenin ikinci fıkrasına (h) bendi olarak eklenmiş, birinci fıkradaki “iki yıldan beş yıla kadar hapis” şeklindeki yaptırım “üç yıldan yedi yıla kadar hapis”, olarak değiştirilmiştir. 142. maddenin ikinci fıkrasının (d) bendi ise “Haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak suretiyle,

05.07.2012 tarihli ve 28344 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 02.07.2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanun’un 82. maddesi ile fıkra metninde yer alan “ikinci fıkraya göre cezaya” ibaresi, “beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına”, “onbeş yıla kadar hapis” ibaresi ise “ceza yarı oranında artırılır” şeklinde değiştirilmiştir.

19.12.2006 tarihli ve 26381 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 06.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 6. maddesi ile eklenmiştir.

28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 18.06.2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun’un 62. maddesi ile eklenmiştir.

İşlenmesi hâlinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” şeklindeyken 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 62. maddesiyle “kilit açmak” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya kilitlenmesini engellemek” ibaresi eklenmiş ve öngörülen yaptırım “beş yıldan on yıla kadar hapis cezası” olarak değiştirilmiştir. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan hâliyle, TCK’nın 142. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde iki ayrı nitelikli hâl düzenlenmiş olup, birincisi herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış olan eşyanın çalınmasıdır. Bu nitelikli hâlin uygulanabilmesi için eşyanın, herkesin girebileceği bir yerde bulunmasının yanında, kilitlenmek suretiyle de muhafaza altına alınmış olması gerekir. Madde gerekçesinde, “Ancak bina tanımına girmeyen bir yerde, örneğin otomobilde bulunan eşya hakkında muhafaza altına alınma koşulu aranmış; böylece kapıları kilitli olmayan veya camları kapatılmamış bir otomobildeki eşyanın çalınması hâlinde nitelikli hırsızlık kabul edilmemiştir” denilmek suretiyle bu husus belirtilmiştir. Herkesin girebileceği yerden, cadde, sokak, pazar yeri veya meydan gibi hiçbir sınırlama, engel olmadan kişilerin girme imkânı bulunan kamuya açık yerler anlaşılmalıdır. Fıkrada belirtilen ikinci nitelikli hâl ise, bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşyanın çalınmasıdır. Bu nitelikli hâlde öngörülen “bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmaktan” anlaşılması gereken, mutlaka belli bir yere kilitlemek ya da gizlemek olmayıp, eşyanın bina veya eklentisi içinde bulundurulmuş olması yeterlidir. 142. maddenin ikinci fıkrasının (d) bendindeki hırsızlık suçunun oluşması için maddede sayılan araçlar kullanılarak bir kilidin açılması suretiyle eylemin gerçekleştirilmesi gerekir. Diğer bir anlatımla maddede sayılan aletlerin anahtar boşluğuna sokularak, mekanizmanın harekete geçirilmesi suretiyle kilidin açılması hâlinde anılan fıkranın uygulanması mümkün olacaktır. Kilidin muhafaza altına alma görevini yerine getirmesi yeterli olup ayrıca muhkem olmasına gerek yoktur. Kilidin kırılarak engel olmaktan çıkarılması, kilitli yere kilit açmak suretiyle değil de örneğin kapının kırılması gibi başka yollardan girilmesi durumlarında kilit açmaktan söz edilemeyecektir. Bu nitelikli hâlin uygulanabilmesi için kilit açmanın, haksız yere elde bulundurulan gerçek veya taklit anahtar ya da diğer bir aletle işlenmesi gerekmektedir. Haksız yere elde bulundurulan anahtar, sahibi ya da zilyedinin rızası olmadan herhangi bir şekilde ele geçirilen anahtardır. Suçun, geri verilmek üzere veya başka bir amaçla kullanmak için alınan gerçek anahtarla işlenmesi de bu kapsamda değerlendirilmelidir. Ancak, anahtar faile mağdur tarafından verilmiş ve verme iradesi de kilidin açılarak hırsızlık suçunun işlenmesi aşamasında devam ediyor ise bu nitelikli hâl uygulanamayacaktır. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanığın, hırsızlık yapmak amacıyla girdiği apartmandaki kapıları kontrol ederken mağdura ait dairenin anahtarının kapı kilidi üzerinde takılı olduğunu görüp, anahtarı çevirmek suretiyle içeriye girerek kapının arkasında asılı bulunan montun cebindeki içerisinde mağdura ait kredi kartı ve bu kartın şifresinin yazılı olduğu kâğıt parçasının bulunduğu cüzdanı alıp uzaklaştıktan sonra ATM’den para çektiği ve farklı yerlerden alışveriş yaptığı olayda; Hırsızlık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemekle birlikte nitelikli hale yönelik incelemede; gerek sanığın savunmalarından gerekse mağdurun beyanlarından anlaşıldığı üzere sanığın mağdurun evine ait anahtarı haksız bir şekilde ele geçirmek gibi herhangi bir eylemi bulunmadığı, tanık beyanları ve teşhis tutanağına göre anahtarın kapı kilidinin üzerinde görünür vaziyette unutulması nedeniyle kapının kilitli sayılamayacağı, başka bir deyişle kapıdaki kilit mekanizmasının fonksiyonunu yerine getirecek yani evi korunaklı hâle sokacak durumda olmadığı, sanığın anahtarı haksız yere elinde bulundurduğundan, dolayısıyla kilit açtığından bahsedilemeyeceği, sanığın kilidin üzerinde unutulan anahtarı kullanmak şeklindeki eyleminin, mağdurun taşınır malını koruduğu egemenlik ve tasarruf alanına müdahale edilmesi suretiyle bina içeresinde muhafaza altına alınmış eşyaya yönelik olması nedeniyle TCK’nın 142. maddesinin 2. fıkrasının “d” bendinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçunu oluşturmadığının, sanığın eyleminin suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve lehe olan TCK’nın 142. maddesinin 1. fıkrasının b bendinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçunu oluşturduğunun kabul edilmesi gerekmektedir. Bu itibarla Yerel Mahkemenin direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün sanığın eyleminin TCK’nın 142. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden suçun hukuki vasfında hataya düşülerek aynı maddenin 2. fıkrasının (d) bendinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. (CGK, 22.01.2019 tarihli ve 810-37 sayılı)

KISA DEĞERLENDİRME

Bu karar neden önemli?

Kararın merkezinde maddi gerçeğin araştırılması ile savunma hakkı arasındaki denge bulunuyor. Delilin nasıl elde edildiği, sonuca en az delilin içeriği kadar etki eder.

KARAR METNİ HAKKINDA

Metin hakkında

Aktarım
Metin, derlemede yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.
Sayfa düzeni
Metin yalnızca okunabilir olması için paragraflara ayrıldı; içerikten çıkarma veya yeniden yazma yapılmadı.
Derleme
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları 2015-2020 (1. Cilt)
Son kontrol
4 Ağustos 2026