Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Sanığın eyleminin, hırsızlık yapmaya karar veren ve kusur yeteneğine sahip olduğunda kuşku bulunmayan inceleme dışı sanık M.’ye suçun işlenmesinden önce suça konu

Ceza HukukuE. 2017/373K. 2017/55519.12.2017Bozma

Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları 2015-2020 (1. Cilt)

Eklendi: 4 Ağustos 2026Son kontrol: 4 Ağustos 2026
01

Kararın özeti

Sanığın eyleminin, hırsızlık yapmaya karar veren ve kusur yeteneğine sahip olduğunda kuşku bulunmayan inceleme dışı sanık M.’ye suçun işlenmesinden önce suça konu bilgisayarı satabileceğini söylemek, inceleme dışı sanıklar M., K. ve S.’yi aracıyla olay yerine bırakmak ve suçun işlenmesinden sonra da aracıyla olay yerine gidip bu kişileri ve suç eşyasını olay yerinden uzaklaştırdıktan sonra bilgisayarın satılmasına aracılık etmekten ibaret olması karşısında; M., K. ve S. ile birlikte suç işleme kararına rağmen suçun işlendiği sırada olay yerinde bulunmayan ve suçun işlenişi üzerinde diğer sanıklarla birlikte ortak hâkimiyet kurmayan sanığın suça iştirakinin, suçun işlenmesinden önce ve sonra yardımda bulunarak suçun icrasını kolaylaştırmak suretiyle yardım etme niteliğinde olduğunun kabulü gerekmektedir.

02

Derlemedeki karar metni

Aşağıdaki metin, derlemede yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.

Görüntüleme ayarlarıStandart okuma alanı

KARAR METNİ

Derlemedeki karar metni

ÖZET: Sanığın eyleminin, hırsızlık yapmaya karar veren ve kusur yeteneğine sahip olduğunda kuşku bulunmayan inceleme dışı sanık M.’ye suçun işlenmesinden önce suça konu bilgisayarı satabileceğini söylemek, inceleme dışı sanıklar M., K. ve S.’yi aracıyla olay yerine bırakmak ve suçun işlenmesinden sonra da aracıyla olay yerine gidip bu kişileri ve suç eşyasını olay yerinden uzaklaştırdıktan sonra bilgisayarın satılmasına aracılık etmekten ibaret olması karşısında; M., K. ve S. ile birlikte suç işleme kararına rağmen suçun işlendiği sırada olay yerinde bulunmayan ve suçun işlenişi üzerinde diğer sanıklarla birlikte ortak hâkimiyet kurmayan sanığın suça iştirakinin, suçun işlenmesinden önce ve sonra yardımda bulunarak suçun icrasını kolaylaştırmak suretiyle yardım etme niteliğinde olduğunun kabulü gerekmektedir.

İtirazın kapsamına göre inceleme, sanık S.G. hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın hırsızlık suçuna iştirakinin, TCK’nın 37. maddesi kapsamında «müşterek faillik» mi, yoksa TCK’nın 39. madde kapsamında «yardım eden» niteliğinde mi olduğunun belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; Mağdur E.B.’nin, iş yerinden hırsızlık yapıldığı, kendisine ait bilgisayar ile iş yeri çalışanı H.Ş.’ye ait cep telefonunun çalındığı yönünde müracaatta bulunması üzerine soruşturmaya başlanıldığı, 13.04.2010 tarihli araştırma tutanağında; hırsızlık eylemini mağdurun iş yerinde daha önce çalışan M.A.Ö.’nün gerçekleştirmiş olduğu bilgisine ulaşılması üzerine yakalanan M.A.Ö.’nün, hırsızlık suçunu S.Ç. ve K.Ç. ile birlikte işlediklerini, S.G.’nin ise aracıyla kendilerini olay yerine götürdüğünü, daha sonra da suç eşyalarını satmaya yardımcı olduğunu beyan ettiği bilgilerine yer verildiği, Mağdurların zararının, aynı olay nedeniyle haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen M.A.Ö., S.Ç. ve K.Y. tarafından karşılandığı, Anlaşılmaktadır. Mağdur E.B.; bir süre iş yerinde çalışması nedeniyle M.A.’ya 375 Lira borcu olduğunu, suç nedeniyle oluşan zararının sonradan karşılandığını, Mağdur H.Ş.; mağdur E.’nin iş yerinde muhasebeci olarak çalıştığını, olay günü iş yerinde unuttuğu telefonunun çalındığını, zararının sonradan karşılandığını, Tanık A.O.; M.A.’nın, önceden çalıştığı iş yerinden alacağı olması nedeniyle bu iş yerinde bulunan bilgisayarı çalacağını kendisine söylediğini, Beyan etmişlerdir. Aynı olay nedeniyle hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen inceleme dışı sanık M.A.Ö. 07.12.2009 tarihinde savcılıkta; mağdur E.’nin iş yerinde 15-20 gün kadar çalıştığını, ancak ücretini alamadığını, telefonla arayarak parasını istediğinde mağdur E.’nin kendisine küfrettiğini, telefonu kapattıktan sonra arkadaşı A.O.’ya “Ben o parayı ondan almasını bilirim, bir şeyler yapacağım!” dediğini, bu sözleri o anki sinirle söylediğini, hırsızlık olayı ile bir ilgisinin bulunmadığını, 13.04.2010 tarihinde savcılıkta verdiği ikinci ifadesinde farklı olarak; olay günü araçla gezdikleri sırada sanığın kendisine “Senin alacaklı olduğun önceki çalıştığın yerde neler var?” diye sorduğunu, “Mermer var, bilgisayar var.” demesi üzerine sanığın araçla kendilerini mağdurun iş yerinin önüne götürdüğünü, arkadaşları olan S. ve K.’nin yardımıyla iş yerinden aldıkları bilgisayar ve cep telefonunu sanığa verdiklerini, sonrasında bilgisayarı sattıklarını, telefonun ise sanıkta kaldığını, Mahkemede de; alacağını alamaması nedeniyle mağdur E.’nin bilgisayarını çalmak istediğini arkadaşları olan sanık ile S. ve K.’ye söylemesine rağmen sonradan bu düşüncesinden vazgeçtiğini, olay günü ise sanığın bu durumu kendisine hatırlatarak “Bilgisayarı getir.” dediğini, akabinde kendilerini mağdurun iş yerinin önüne bırakıp ayrıldığını, S. ve K.’nin yardımıyla iş yerinden aldığı malzemeleri sanığın aracına koyduktan sonra A.’ya gittiklerini, sanığın burada bilgisayarı tanımadığı bir şahsa verdiğini, telefonun ise sanıkta kaldığını,

Aynı olay nedeniyle hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen inceleme dışı sanık K.Y. savcılıkta; olay günü aracıyla gezdikleri sanığın “Bir şeyler yapalım, bir yerlerden para bulalım.” dediğini, M.A.’nın ise “Benim daha önce çalıştığım bir iş yeri var, oraya girip bilgisayarı alalım.” demesi üzerine sanığın mağdur E.’nin iş yerinin yakınında kendilerini araçtan indirdiğini, M.A.’nın iş yerinden bilgisayar ve cep telefonu çaldığını, Mahkemede de; sanığın “Bana para lazım.” demesi üzerine M.A.’nın, daha önce çalıştığı iş yerinden parasını alamadığı için buraya girip bilgisayar çalmayı teklif ettiğini, sanığın da “Bilgisayarı getirin, ben satarım.” dediğini, akabinde sanığın kendilerini mağdurun iş yerinin önüne bırakıp oradan ayrıldığını, iş yerinden suça konu malzemeleri çaldıktan sonra sanığı telefon ile arayarak “Biz bilgisayarı aldık, petrolün oraya gel.” dediğini, sanığın 3-4 dakika sonra olay yerine geldiğini ve birlikte araçla oradan uzaklaştıklarını, yolda giderken M. A.’nın iş yerinden telefon da aldığını söylemesi üzerine sanığın M.A.’ya “Sen yakalatırsın, onu torpido gözüne koy!” dediğini, yine sanığın yolda aradığı bir şahsa “E., ben bilgisayarı getiriyorum, parayı hazırla.” dediğini duyduğunu, suça konu bilgisayarı sattıklarını, Aynı olay nedeniyle hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen inceleme dışı sanık S.Ç. savcılıkta; olaydan 4-5 gün kadar önce M.A.’nın kendilerine mağdur E.’den alacağı olduğunu söyleyerek “Bu böyle olmuyor, içeri girip bilgisayarı alacağım.” dediğini, olay günü sanığın aracıyla mağdurun iş yerinin önünden geçtikleri sırada sanığın “Ben bu bilgisayarı E. isimli arkadaşıma satacağım, girip bilgisayarı alın.” diyerek kendilerini iş yerinin önünde indirdiğini, Mahkemede farklı olarak; sanığın paraya ihtiyacı olduğunu söylemesi üzerine M.A.’nın da önceden çalıştığı iş yerinden alacağı olduğunu söyleyerek bu iş yerinden hırsızlık yapmayı önerdiğini, sanığın da “Bilgisayarı getirin, ben satarım.” dediğini, söz konusu iş yerinden suça konu eşyaları aldıktan sonra telefonla aradıkları sanığın araçla kendilerini olay yerinden aldığını, Sanık savcılıkta; önceden tanıdığı M.A., K. ve S.’yi olay günü şehir merkezinde bulunan petrol istasyonuna aracıyla bıraktığını, bu kişileri daha önce dövdüğü için kendisine iftira attıklarını, suçlamayı kabul etmediğini, Sorguda farklı olarak; olaydan iki ay önce M.A.’nın bilgisayarını satacağını söylediğini, bir arkadaşının da bilgisayar almak istediğini bildiği için “Bilgisayarı getir, satalım.” dediğini, sattıkları bilgisayarın çalıntı olduğunu sonradan öğrendiğini, Mahkemede ise; M.A.’nın suça konu bilgisayarı kendisine sattığını, çalıntı olduğunu sonradan öğrendiği bu bilgisayarı kırıp attığını, Savunmuşlardır. Türk Ceza Kanunu’nda suça iştirakte, faillik ve şeriklik ayrımı öngörülmüş, azmettirme ve yardım etme şeriklik kavramı içinde değerlendirilmiştir. Kanun’un 37. maddesinde; “(1) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur. (2) Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası, üçte birden yarısına kadar artırılır.” şeklinde olup maddenin birinci fıkrasında müşterek faillik, ikinci fıkrasında ise dolaylı faillik düzenlenmiştir. Kanunda suç olarak tanımlanan fiilin, birden fazla suç ortağı tarafından iştirak halinde gerçekleştirilmesi durumunda TCK’nın 37/1. maddesinde düzenlenen müşterek faillik söz konusu olacaktır. Öğretideki görüşler de dikkate alındığında müşterek faillik için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir: 1- Failler arasında birlikte suç işleme kararı bulunmalıdır. 2- Suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulmalıdır. Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı “fail” konumundadır. Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. Suç ortaklarının, suçun işlenmesinde yaptıkları katkının, diğerinin fiilini tamamladığı durumlarda da müşterek faillik söz konusu olacaktır. Buna göre her müşterek fail, suçun icrasına ilişkin etkin, fonksiyonel bir katkıda bulunmaktadır. “Yardım etme” ise TCK’nın 39. maddesinde;

“(1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez. (2) Aşağıdaki hâllerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur: a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek. b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak. c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak” şeklinde, “Bağlılık kuralı” da Aynı Kanun’un 40. maddesinde; “(1) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır. (2) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur. (3) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir.” biçiminde düzenlenmiştir. Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına “şerik” denilmekte olup, TCK’nda şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden TCK’nın 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır. TCK’nın 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır. 1- Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım; a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek, b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak Olarak sayılmıştır. 2- Manevi yardım ise; a) Suç işlemeye teşvik etmek, b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek, c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vadetmek, d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek, Şeklinde belirtilmiştir. Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Zira “yardım etme”yi müşterek faillikten ayıran en önemli unsur, kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hâkimiyetinin bulunmamasıdır. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; İnceleme dışı sanık M.A.Ö.’nün, daha önce iş yerinde çalıştığı mağdur E.B.’den alacağını alamaması nedeniyle inceleme dışı sanıklar S.Ç. ve K.Y., tanık A.O. ve sanığa, “Ben ondan alacağımı almasını bilirim, onun bilgisayarını çalacağım!” dediği, sanığın da, “Bilgisayarı getirirsen, ben satarım.” demesi üzerine birlikte araçla mağdurun iş yerinin yakınına geldikleri, sanığın, M.A., S. ve K.’yi araçtan indirip oradan uzaklaşmasından sonra M.A.’nın, söz konusu iş yerinden mağdur E.’ye ait bilgisayarı ve diğer mağdur H.Ş.’nin cep telefonunu alarak dışarı çıktığı, telefonla aranan sanığın kısa bir süre sonra yeniden olay yerine gelerek aracına aldığı M.A., S. ve K. ile birlikte suça konu bilgisayarı bir arkadaşına sattığı ve elde ettiği paranın bir kısmıyla mazot, kalan kısmı ile de birlikte içmek üzere bira aldığı olayda; sanığın

eyleminin, hırsızlık yapmaya karar veren ve kusur yeteneğine sahip olduğunda kuşku bulunmayan M.A.’ya suçun işlenmesinden önce suça konu bilgisayarı satabileceğini söylemek, inceleme dışı sanıklar M.A., K. ve S.’yi aracıyla olay yerine bırakmak ve suçun işlenmesinden sonra da, aracıyla olay yerine gidip bu kişileri ve suç eşyasını olay yerinden uzaklaştırdıktan sonra bilgisayarın satılmasına aracılık etmekten ibaret olması karşısında; M.A., K. ve S. ile birlikte suç işleme kararına rağmen suçun işlendiği sırada olay yerinde bulunmayan ve suçun işlenişi üzerinde diğer sanıklarla birlikte ortak hâkimiyet kurmayan sanığın suça iştirakinin, suçun işlenmesinden önce ve sonra yardımda bulunarak suçun icrasını kolaylaştırmak suretiyle yardım etme niteliğinde olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, sanığın eyleminin TCK’nın 39/2-a-c maddesi kapsamında hırsızlık suçuna yardım etme niteliğinde olduğuna ilişkin Özel Dairenin bozma kararı isabetli olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. (CGK, 19.12.2017 tarihli ve 373-555 sayılı)

KISA DEĞERLENDİRME

Bu karar neden önemli?

Kararın merkezinde maddi gerçeğin araştırılması ile savunma hakkı arasındaki denge bulunuyor. Delilin nasıl elde edildiği, sonuca en az delilin içeriği kadar etki eder.

KARAR METNİ HAKKINDA

Metin hakkında

Aktarım
Metin, derlemede yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.
Sayfa düzeni
Metin yalnızca okunabilir olması için paragraflara ayrıldı; içerikten çıkarma veya yeniden yazma yapılmadı.
Derleme
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları 2015-2020 (1. Cilt)
Son kontrol
4 Ağustos 2026