Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Köy muhtarı olan sanık K.’nin, 442 sayılı Köy Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca köy içerisinde dirlik ve düzeni korumak, köye gelip gidenlerin ne için gelip

Ceza HukukuE. 2017/637K. 2017/32913.06.2017Ret

Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları 2015-2020 (1. Cilt)

Eklendi: 4 Ağustos 2026Son kontrol: 4 Ağustos 2026
01

Kararın özeti

Köy muhtarı olan sanık K.’nin, 442 sayılı Köy Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca köy içerisinde dirlik ve düzeni korumak, köye gelip gidenlerin ne için gelip gittiklerini anlayarak şüpheli gördüğü şahısları karakola bildirmek şeklinde görevlerinin bulunması, mağdurların gece geç saatlerde şüpheli bir şekilde köy içinde gezerken görülüp sanık A.’ya ait kahvehaneye götürülmelerinin ardından kahvehaneye gelen sanık K.’nin derhal jandarmaya haber vermesi ve sanık K.’nin sayıca fazla olan mağdurların jandarma gelene kadar kahvehanede bekletilebilmesi için diğer sanıkların yardımına

02

Derlemedeki karar metni

Aşağıdaki metin, derlemede yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.

Görüntüleme ayarlarıStandart okuma alanı

KARAR METNİ

Derlemedeki karar metni

ÖZET: Köy muhtarı olan sanık K.’nin, 442 sayılı Köy Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca köy içerisinde dirlik ve düzeni korumak, köye gelip gidenlerin ne için gelip gittiklerini anlayarak şüpheli gördüğü şahısları karakola bildirmek şeklinde görevlerinin bulunması, mağdurların gece geç saatlerde şüpheli bir şekilde köy içinde gezerken görülüp sanık A.’ya ait kahvehaneye götürülmelerinin ardından kahvehaneye gelen sanık K.’nin derhal jandarmaya haber vermesi ve sanık K.’nin sayıca fazla olan mağdurların jandarma gelene kadar kahvehanede bekletilebilmesi için diğer sanıkların yardımına

ihtiyaç duyması karşısında; sanıkların tipe uygun hareketlerinin TCK’nın 24. maddesi uyarınca kanunun emrinin yerine getirilmesi kapsamında kalıp hukuka uygun olduğu ve kanuna uygun şekilde yapılan gözaltı işleminin ardından yapılan işkencenin gözaltı işlemini kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna dönüştürmeyeceği örneğinde olduğu gibi mağdurların hukuka uygun şekilde bekletilmesi sırasında sanıklar tarafından işlenen diğer suçların, hukuka uygunluk nedenini ortadan kaldırmayacağı kabul edilmelidir.

Sanıklar hakkında mağdur Y.K.’ye yönelik eziyet suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup, itirazın kapsamına göre inceleme sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklara atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun sübutuna ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; Mağdurlar Y.K., H.K. ve B.K.’nin akraba olup E. ilçesi E. köyünde ikamet ettikleri, Sanık K.Ç.’nin E. ilçesi E. köyü muhtarı, diğer sanıklar A.K. ve M.E.B.’nin ise köy sakini oldukları, Suç tarihinde mağdurların buluşarak bir süre vakit geçirdikleri, sonrasında mağdur Y.’nin diğer mağdurlara ilişki yaşadığı A. isimli şahsın ikamet ettiği E. köyüne birlikte gitmeyi teklif ettiği, diğer mağdurların bu teklifi kabul etmesi üzerine mağdur Y.’ye ait motosiklet ile her birlikte E. köyüne gidip motosikleti köy içine park ettikleri, sanık K. ile diğer sanık A.’nın park edilen motosikleti görüp durumdan şüphelenmeleri üzerine, bu motosikletin kime ait olduğunu anlamak amacıyla üzerindeki eşyaları alıp, sanık A.’ya ait kahvehaneye götürdükleri, sonrasında sanık K.’nin ayrılarak evine gittiği, sanık A.’nın durumu telefonla bildirdiği sanık M.E. ile buluşarak birlikte motosikletin kime ait olduğunu araştırmaya başladıkları, bu sırada sanıklar A. ve M.E.’nin köy içerisinde karşılaştıkları mağdurları kahvehaneye götürerek sanık K.’ye haber verdikleri, saat 02.00 sıralarında kahvehaneye gelen sanık K.’nin mağdurların kimliklerini kontrol edip jandarmaya durumu haber vermesi üzerine jandarma görevlisinin şahısların bekletilmesini isteyerek geleceklerini söylediği, jandarmanın gelmesini bekledikleri sırada mağdur Y.’nin uzaktan akrabaları olan bir bayanla ilişkisi olduğunu düşünen ve bunu itiraf etmesini isteyen sanık A.’nın mağdur Y.’yi silahla tehdit ettiği, yaşanan tartışma sırasında sanıklar A. ve M.E.’nin mağdur Y.’yi yumruk ve tekme ile vurarak yaraladıkları, elbiselerini çıkarttırarak soğukta yaklaşık 50 dakika beklettikleri, saat 05.00 sıralarında jandarmanın gelip mağdurları götürmesinden sonra yapılan şikâyet üzerine sanıklar hakkındaki soruşturmanın başladığı, E. Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen rapora göre, mağdur Y.’nin yaralanmasının basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğu, Anlaşılmıştır. Mağdur H.K. kollukta; mağdur Y.’nin E. köyünde bir kadınla buluşacağını söyleyip birlikte gitme teklifinde bulunduğunu, mağdur B. ve kendisinin de vakit geçireceği K. köyündeki bir arkadaşını ayarladığını, birlikte yola çıktıklarını, mağdur Y.’yi E. köyünde kadının evine yakın bir yerde bırakıp K. köyündeki arkadaşının evine gittiklerini, saat 23.00 sıralarında mağdur Y.’yi arayıp ne zaman geleceğini sorduğunda E. köyüne geçmelerini istediğini, bunun üzerine dönüşe geçtiklerini ancak motosikletin bozulduğunu, durumu mağdur Y.’ye bildirdiğini, mağdur B. ile bakkala gidip sonrasında mağdur Y. ile motosikletin başında buluştuklarını, motosikletin anahtarının olmadığını görünce mağdur Y.’nin anahtarı kahveci olan sanık A.’nın almış olabileceğini söylediğini, bu sırada yanlarına sanık M.E.’nin gelip ne aradıklarını sorması üzerine durumu anlatıp anahtarı sanık A.’nın götürdüğünü söylediklerini, kahvehaneye doğru giderken elinde tüfek olan sanık A. ile karşılaştıklarını, durumu ona da anlatıp anahtarın kaybolduğunu söyleyince sanık A.’nın “Kahvehaneye gelin bakalım!” dediğini, elindeki tüfeği doğrultmadığını, kahvehaneye vardıktan sonra ne aradıklarını sorması üzerine arkadaşlarına geldiklerini ve motosikletin bozulduğunu söylediklerini, bu esnada köy muhtarı sanık K.’nin de kahvehaneye geldiğini, sanık A.’nın, mağdur Y.’ye “Seni E.’de A. ile gördüm.” demesi üzerine mağdur Y.’nin kabul etmediğini, sanık K.’nin de araya girerek mağdur Y.’ye “Seni köyde daha önce de gördüm.” dediğini, sanık M.E.’nin mağdur Y.’nin telefonunu alıp numaraları kontrol ettiğini, sanık K.’nin saat 02.00 sıralarında jandarmayı arayıp kimlik numaralarını verdiğini, daha sonra jandarmanın sanık K.’yi arayarak geleceklerini bildirdiğini, hoparlör açık olduğu için konuşmaları duyduğunu, ayakkabılarını çıkartıp karın üzerindeki izlerle karşılaştırdıklarını, mağdur Y.’den kızın numarasını istediklerini, numarayı vermemesi üzerine mağdur Y.’yi soyup karın üzerinde beklettiklerini, sanık M.E.Y.’nin mağdur Y.’ye vurduğunu, sanık A.’nın

da tüfeği doğrultarak tartakladığını, mağdur Y.’nin dayanamayıp başka bir numara verdiğini, verdiği numara servis dışı çıkınca kendilerine hakaret ettiklerini, jandarma gelmeden önce de elbiselerini geri verdiklerini, jandarmanın saat 05.00 sıralarında geldiğini, sanık K.’nin kendilerini «Bunları köyde gece vakti gezerken yakaladık.” diyerek jandarmaya teslim ettiğini; savcılıkta ve duruşmada benzer anlatımlarına ek olarak, sanıkların kendilerini zorla kahvehaneye götürmelerinin söz konusu olmadığını, kahvehaneye motosikletlerinden alınan malzemeleri almaya gittiklerini, Mağdur Y.K. kollukta; mağdurlar H. ve B. ile birlikte K. köyüne gittiklerini, kendisinin arkadaşı M.K.’nın, mağdurlar H. ve B.’nin ise C. ve İ. isimli arkadaşlarının yanına gittiklerini, kendisinin arkadaşını evde bulamayınca K. köyünün kahvehanesine gittiğini, mağdur H.’un kendisini arayarak motosikletin arızalandığını söylemesi üzerine motosikletin yanına doğru yola çıktığını, yaklaştığında sanıklar A. ve K.’yi motosikletin yanında gördüğünü, ancak onların kendisini görmediğini, sanık A.’nin motosikletten anahtarı, aküyü, kaskı ve heybeyi alıp sanık K. ile birlikte kahvehaneye doğru gittiklerini, bir süre sonra yanına gelen mağdurlar H. ve B. ile birlikte köy camisinin yanına gittiklerinde sanıklar A. ve M.E.’nin ayrı ayrı yerlerden çıkarak yanlarına geldiğini, sanık A.’nın kendilerine “Hep birlikte kahvehaneye gidin.” dediğini, kahvehaneye giderken ve kahvehanede sanık A.’nın kendisine hakaret ettiğini, sanık K.’nin ise “Burada sizi çok görmeye başladık.” diyerek sövdüğünü, sanık A.’nın kendisine A.’yı sorduğunu, kabul etmeyince elindeki av tüfeğini üzerine doğrultup “Seni vururum!” dediğini, belinde de bir tabanca olduğunu, konuştuğunu iddia ettikleri kızın numarasını almak için elbiselerini çıkarttıklarını, karda beklettiklerini; savcılık ve duruşmada benzer anlatımlarına ek olarak, kendisini karda bekletenin sanık A. olduğunu, ancak diğerlerinin de engel olmadığını, Mağdur B.K. kollukta; diğer mağdurlarla birlikte K. köyünde ikamet eden arkadaşlarına gittiklerini, daha sonra mağdur H. ile sigara almak için motosikletle yola çıktıklarını, bu sırada mağdur Y.’nin evde kaldığını, E. köyünde motosiklet arıza yapınca durumu mağdur Y.’ye bildirip yürüyerek petrole gittiklerini, bu esnada mağdur Y.’nin arayıp motosikletin başında bazı kişilerin olduğunu söyleyerek kendilerini çağırdığını, buluştukları esnada yanlarına önce sanık M.E.’nin sonra da sanık A.’nın geldiğini, sanık A. kendilerine sorular sorunca durumu anlattıklarını, sanık M.E.’nin kendilerini kahvehaneye götürüp kimlik istediğini, kendilerine küfür ettiklerini, mağdur Y.’ye silah doğrulttuklarını, daha sonra köy muhtarı sanık K.’nin gelip silahı bırakması için sanık A.’ya çıkıştığını, sanık K.’in jandarmayı aradığını, mağdur Y.’yi sanık A.’nın darp ettiğini, sanık M.E.Y’nin de mağdur Y.’nin telefonunu incelediğini, mağdur Y.’den A. isimli kadının numarasını istediklerini, mağdur Y.’yi soyup karda beklettiklerini, jandarma gelene kadar kendilerine hakaret ettiklerini; savcılık ve duruşmada benzer anlatımlarından farklı olarak, mağdur Y.’nin başka bir arkadaşına gittiğini, benzinlikten döndükten sonra motosikletin yanında iki kişinin olduğunu görmeleri üzerine mağdur Y’ye haber verdiklerini, Y. yanlarına geldikten sonra hep birlikte motosikletin yanına gittiklerini, bu sırada sanıklar M.E. ve A.’nın yanlarına geldiğini, kendilerine “Kahvehaneye gidelim, kimliklerinize bakacağız!” demeleri üzerine kahvehaneye gittiklerini, sanık A.’nın elinde pompalı tüfek olduğunu, ancak kendilerine doğrultmadığını, sanık K.’nin kendilerine yönelik bir eylemi olmadığını, Beyan etmişler, Sanık K.Ç.; olay tarihinde saat 02.30 sıralarında kahvehane işleten sanık A.’nın kendisini arayarak köy içerisinde yabancı bir motosiklet olduğunu söylediğini, birlikte motosikletin yanına gittiklerini, sanık A.’nin motosikletin heybe ve kaskını aldığını, daha sonra ayrıldıklarını, saat 04.00 sıralarında sanık A.’nın kendisini tekrar arayıp köy içerisinde yabancı üç kişiyi yakaladığını ve sanık M.E.’nin da yanında olduğunu söylemesi üzerine, giyinip kahvehaneye gittiğini, kahvehanede yabancı üç kişi ile sanıklar A. ve M.E.’nin oturduğunu gördüğünü, sanık A.’nın elinde tüfek görmediğini, kahvehaneye gittikten sonra yabancı şahısların kimliklerine bakıp jandarmaya haber verdiğini, jandarmanın da şahısların tutulmasını istemesi üzerine beklemeye başladıklarını, bekleme sırasında sanık A.’nın şahıslara bağırmaya başladığını, bunun üzerine sanık A.’yı uyardığını, yanlarında bulunduğu süre zarfında mağdurlara yönelik sanıklar A. ve M.E.’yi vurma ve tehdit şeklinde herhangi bir eylemlerinin olmadığını, Sanık A.K.; suç tarihinde saat 02.30 sıralarında kahvehaneyi temizleyip evine doğru yürüdüğü esnada üzerinde anahtarı bulunan yabancı bir motosiklet gördüğünü, bunun üzerine köy muhtarı olan sanık K.’e haber verdiğini, sanık K. ile beraber motosiklete baktıklarını, sahibinin kim olduğunu öğrenmek için üzerinden anahtarını, heybesini ve aküsünü aldığını, kuşkulandıkları için köyü gezmeye karar verdiğini, sanık M.E.’ye telefon açıp olayı anlatarak kahvehaneye çağırdığını, domuz tehlikesi sebebiyle tüfeğinin de yanında bulunduğunu, bu sırada sanık M.E.’nin yanında üç kişi ile beraber geldiğini, bu kişileri tanımadığını ancak geçen yıl baldızı A.me yüzünden mağdur Y. ile telefonda konuştuğunu, yüz yüze

hiç görüşmediğini, ayak izlerini takip ettiklerini, mağdurları alarak kahvehaneye götürdüğünü ancak zorlamadığını, saat 04.00 sıralarında kahvehaneye çağırdığı sanık K.’nin 10 dakika kadar sonra geldiğini, tüfeği kahvehanenin içine sokmadığını, yine üzerinde olan kurusıkı tabancayı pantolonunun arka cebinden çıkartıp çekmeceye bıraktığını, sanık K. geldikten sonra mağdurların kimliklerini alıp jandarmayı aradıklarını, 10 dakika sonra sanık K.’yi arayan jandarmanın şahısların bekletilmesini istediğini, mağdurları dövmediklerini, daha önceden baldızı A.me ile olan olayı bildiği için mağdur Y.’ye bazı sorular sorduğunu, istemesi üzerine mağdur Y.’nin verdiği telefonu sanık M.E.’nin kontrol ettiğini, son aramaların silinmiş olduğunu görünce mağdur Y.’den yanına gelip gittiği kadının telefon numarasını istediğini, mağdur Y.’nin vermemesi üzerine korkutmak amaçlı montunu ve ayakkabılarını üzerinden çıkartıp karın içine gönderdiğini, A.me konusunda tartıştıkları için mağdur Y.’ye sövdüğünü, Sanık M.E.B. kollukta ve duruşmanın birinci oturumunda; suç tarihinde sanık A.’nın kendisine telefon ettiğini, köyde şüpheli bir durumun olduğunu söyleyerek kendisini çağırdığını, kahvehaneye doğru giderken karşılaştığı üç kişiye ne aradıklarını sorduğunu, şahıslarla bir müddet birlikte yürüdükten sonra sanık A. ile karşılaştıklarını, kahvehaneye doğru giderken sanık K.’nin yanlarına geldiğini, saat 05.00 sıralarında kahvehaneye ulaştıktan sonra sanık K.’in jandarmayı aradığını, şahısların ayak izlerinin A.me’nin evine doğru gittiğini görmeleri üzerine sanık A.’nin mağdurlara A.me için köye geldiklerini söylediğini, A.me’nin amcasının kızı olması nedeniyle gururunun kırıldığını, bu sebeple mağdur Y. ile tartıştığını; ikinci oturumda ise mağdurların beyanlarının doğru olduğunu, sanık K. ile A.’nin mağdurlara “Kahvehaneye gideceğiz!” demeleri üzerine birlikte kahvehaneye gittiklerini, sanıklar K. ve A.’nın mağdurlara küfür ettiklerini, mağdur Y.’yi darp edip kar üzerinde çıplak ayakla beklettiklerini, sanık A.’nın mağdur Y.’ye tabanca ve tüfek doğrulttuğunu, kendisinin herhangi bir şey yapmadığını, Savunmuşlardır. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu 5237 sayılı TCK’nın “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” başlıklı 109. maddesinde; “(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. (2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (3) Bu suçun; a) Silâhla, b) Birden fazla kişi tarafından birlikte, c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, e) Üstsoy, altsoy veya eşe karşı, f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, İşlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır. (4) Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması hâlinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (5) Suçun cinsel amaçla işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır. (6) Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.” şeklinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temel şekli düzenlenmiş, ikinci fıkrasında; suçun cebir, tehdit veya hile ile işlenmesi ve üçüncü fıkrasında ise; altı bend halinde, suçun silahla, birden fazla kişi ile birlikte, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanmak suretiyle, üstsoy, altsoy veya eşe karşı, çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi nitelikli haller olarak yaptırıma bağlanmış, dördüncü fıkrasında; suçun netice sebebiyle ağırlaşmış haline, beşinci fıkrasında; cinsel amaçla işlenen özgürlüğü kısıtlama suçuna yer verilmiş, altıncı fıkrasında ise; suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun sonucu itibariyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca bu suça ilişkin hükümlerin de uygulanacağı belirtilmiştir.

Kişilerin istekleri ve serbest iradeleriyle hareket edebilme özgürlüğünü koruyan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, bir kimsenin bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakılması hareketlerinden herhangi birisinin veya her ikisinin birlikte gerçekleştirilmesiyle oluşan seçimlik hareketli bir suçtur. Suç konusu eylemle, kişinin kendi arzusuna göre bulunduğu yerde kalma ya da oradan ayrılma, yer değiştirme ve istediği yere gidebilme yani serbestçe hareket etme veya kendi iradesiyle hareket etmeme hakları ihlâl edilmektedir. Suçun manevi unsuru; failin, mağduru şahsi özgürlüğünden yoksun bırakmaya yönelik hareketleri gerçekleştirmeyi istemesi ve bilmesi, yani genel kasttır. Kanunun metni ve ruhundan anlaşılacağı üzere, suçun temel biçimi bakımından saik (özel kast) aranmamıştır. Suçun oluşabilmesi için kişiyi hürriyetinden yoksun kılma yönündeki ihlalin hukuka aykırı olarak yapılması, diğer bir deyişle eylemde hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması zorunludur. Hukuka aykırılık, öğretide genel olarak hukuk düzeninin izin vermediği hâlleri ifade etmektedir. 5237 sayılı TCK’nın esas aldığı ve suçun bir haksızlık olarak adlandırıldığı suç teorisinde suçun unsurları; maddi unsurlar, manevi unsurlar ve hukuka aykırılık unsuru olmak üzere üç başlık altında toplanmaktadır. Uyuşmazlıkla yakından ilgili olan hukuka aykırılık, suçu oluşturan haksızlığın niteliği olup hukuka aykırılık ile kastedilen husus, fiilin hukuk sistemiyle çatışması ve hukuk sistemine aykırı olmasıdır. 5237 sayılı Kanunda bazı suç tanımlarında “hukuka aykırı olarak”, “hukuka aykırı başka bir davranışla”, “hukuka aykırı diğer davranışlarla”, “hukuka aykırı yolla”, “hukuka aykırı yollarla” gibi ifadelere yer verilmiştir. Suçun unsurlarından birisi olması hasebiyle “hukuka aykırılık” kavramına madde metninde ayrıca yer verilmesiyle, failin olayda bir hukuka uygunluk nedeni olmadığını ve eyleminin hukuka aykırı olduğunu bilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. 5237 sayılı TCK’nda hukuka uygunluk sebepleri; a- Kanunun hükmünü yerine getirme (m.24/1), b- Meşru savunma (m.25/1), c- İlgilinin rızası (m.26/2), d- Hakkın kullanılması (m.26/1), Olarak kabul edilmiştir. Kanunun hükmünü yerine getirme, 5237 sayılı TCK’nın “Kanun hükmü ve amirin emri” başlıklı 24. maddesinin birinci fıkrasında; “Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez.” şeklindeki düzenleme ile bir hukuka uygunluk nedeni olarak sayılmıştır. Sözü edilen hukuka uygunluk nedeninin doğabilmesi, kişinin eylemini gerçekleştirme konusunda kanun tarafından yetkilendirilmiş olmasına bağlıdır. Bu durumda Kanunun hükmünü yerine getiren kişinin davranışı tipe uygun olsa bile hukuka aykırı olmadığı için suç teşkil etmeyecek ve buna bağlı olarak eyleminden dolayı cezalandırılamayacaktır. (İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 12. bası, Seçkin, Ankara, 2016, s. 303 vd.; Doğan Soyaslan, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 5. baskı, Yetkin, Ankara, s. 386 vd.; Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 7. bası, Seçkin, Ankara, 2014, s. 257 vd.) Bu aşamada köy muhtarı olan sanık K. ve köy sakini olan diğer sanıkların gerçekleştirdiği tipe uygun hareketin, Kanunun hükmünü yerine getirme bağlamında hukuka uygun olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. 442 sayılı Köy Kanun’un “Muhtarın göreceği işler” başlıklı 5. fasılda yer alan 36. maddesi; “Muhtarın göreceği Devlet işleri şunlardır: 1 - Hükümet tarafından bildirilecek kanunları, nizamları köy içinde ilan etmek ve halka anlatmak ve kanunlar, nizamlar, talimatlar, emirler ile kendisine verilecek işleri görmek; 2 - Köyün sınırı içinde dirlik ve düzenliği korumak (asayişi korumak); … 6 - Köye gelip gidenlerin niçin gelip gitmekte olduklarını anlamak ve bunlar içinde şüpheli adamlar veyahut ecnebiler görülürse hemen yakın karakola haber vermek; ... 10 - Köy civarında eşkıya görürse Hükümete haber vermek ve elinden gelirse tutturmak; 11 - Köylünün ırzına ve canına ve malına el uzatan ve Hükümet kanunlarını dinlemiyen kimseleri köy korucuları ve gönüllü korucularla yakalattırarak Hükümete göndermek; …

15 - Zarar görenlerin şikayeti ve bilip işidenlerin haber vermesi üzerine sorup araştırmak” şeklinde düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere 442 sayılı Köy Kanunu ile köy muhtarlarına, köy içerisinde dirlik ve düzeni korumak, köye gelip gidenlerin ne için gelip gittiklerini anlayarak şüphelileri karakola bildirmek, köylünün ırzına ve canına ve malına el uzatan kimseleri köy korucuları ve gönüllü korucularla yakalattırmak gibi görevler verilmiştir. Kanun hükmünün yerine getirilmesinde, köy muhtarına kanun tarafından verilen bu yetkiler aynı zamanda köy muhtarının görevini de oluşturmaktadır. Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Köy muhtarı olan sanık K. ile diğer sanık A.’nın, suç tarihinde gece vakti köy içerisinde park halinde şüpheli bir motosiklet görmeleri üzerine, bu motosikletin kime ait olduğunu anlamak amacıyla üzerindeki eşyayı alıp sanık A.’ya ait kahvehaneye bıraktıktan sonra evlerine gittikleri, ardından sanık A.’nın durumu haber verdiği sanık M.E. ile motosikletin kime ait olduğunu anlamak için köy içerisinde dolaşmaya başladıkları, bu esnada karşılaştıkları mağdurlar ile birlikte kahvehaneye giderek sanık K.’ye durumu bildirdikleri, sanık K.’nin kahvehaneye geldikten sonra mağdurların kimliklerini kontrol edip bilgilerini kolluğa aktardığı, kolluk birimlerinin şahısların serbest bırakılmamasını ve olay yerine geleceklerini bildirmesi üzerine tarafların beklemeye başladığı, bu sırada sanıklar A. ve M.E.’nin akrabaları olan A.me isimli şahıs ile ilişkisi olduğunu düşünüp bunu itiraf etmesini istedikleri mağdur Y.’yi darp ettikleri, A.me isimli şahsın telefon numarasını kendilerine vermesi hususunda sanık A.’nın mağdur Y.’yi silahla tehdit ettiği, sanıkların mağdur Y.’yi bir süre kar üzerinde çıplak şekilde bekletip mağdurları olay yerine gelen kolluk birimlerine teslim ettikleri olayda; Köy muhtarı olan sanık K.’nin, 442 sayılı Köy Kanun’nun 36. maddesi uyarınca köy içerisinde dirlik ve düzeni korumak, köye gelip gidenlerin ne için gelip gittiklerini anlayarak şüpheli gördüğü şahısları karakola bildirmek şeklinde görevlerinin bulunması, mağdurların gece geç saatlerde şüpheli bir şekilde köy içinde gezerken görülüp sanık A.’ya ait kahvehaneye götürülmelerinin ardından kahvehaneye gelen sanık K.’nin derhal jandarmaya haber vermesi ve sanık K.’nin sayıca fazla olan mağdurların jandarma gelene kadar kahvehanede bekletilebilmesi için diğer sanıkların yardımına ihtiyaç duyması karşısında; sanıkların tipe uygun hareketlerinin TCK’nın 24. maddesi uyarınca kanunun emrinin yerine getirilmesi kapsamında kalıp hukuka uygun olduğu ve kanuna uygun şekilde yapılan gözaltı işleminin ardından yapılan işkencenin gözaltı işlemini kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna dönüştürmeyeceği örneğinde olduğu gibi mağdurların hukuka uygun şekilde bekletilmesi sırasında sanıklar tarafından işlenen diğer suçların hukuka uygunluk nedenini ortadan kaldırmayacağı kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. ... (CGK, 13.06.2017 tarihli ve 637-329 sayılı)

KISA DEĞERLENDİRME

Bu karar neden önemli?

Kararın merkezinde maddi gerçeğin araştırılması ile savunma hakkı arasındaki denge bulunuyor. Delilin nasıl elde edildiği, sonuca en az delilin içeriği kadar etki eder.

KARAR METNİ HAKKINDA

Metin hakkında

Aktarım
Metin, derlemede yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.
Sayfa düzeni
Metin yalnızca okunabilir olması için paragraflara ayrıldı; içerikten çıkarma veya yeniden yazma yapılmadı.
Derleme
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları 2015-2020 (1. Cilt)
Son kontrol
4 Ağustos 2026