KARAR METNİ
Derlemedeki karar metni
ÖZET: Katılanın yetkilisi ve tasfiye memuru olduğu şirket adına kayıtlı taşınmazların, sanığın yetkilisi olduğu şirkete ihale ile satışından sonra, yapılan bu ihalelerin kesinleşmesini engellemek ve ihaleden kaynaklanan KDV ve harçların geç ödenmesini sağlamak suretiyle menfaat temin etmek amacıyla İcra Hukuk Mahkemesinin bazı dosyalarına sahte dilekçeler ibraz eden ve bu nedenle açılan kamu davalarına konu iddianamelerde belirtilen sahte belgeler yönünden aynı suç işleme kararıyla Kanun’un aynı hükmünü değişik zamanlarda birden fazla ihlal etmek suretiyle zincirleme biçimde atılı suçu işleyen sanığın, gerçekleştirdiği sahtecilik eylemlerinin sonuçlarının, bu dilekçeler üzerine verilen Mahkeme kararları ile Yargıtay ilamlarını da kapsadığı anlaşıldığından, sanığın belirtilen iddianamelerde anlatılan eylemlerinin zincirleme şekilde işlenmiş kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmî belgede sahtecilik suçuna dönüşeceği kabul edilmelidir. İtirazın kapsamına göre inceleme, sanık N.K. hakkında kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmî belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; iddianamenin kapsamına göre, sanığa ek savunma hakkı verilerek eyleminin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmî belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu yönünde nitelendirme yapılıp yapılamayacağının, buna bağlı olarak sanık hakkında dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; Katılan İ.’nin yetkilisi ve tasfiye memuru olduğu Ş.K. Tur. Yat. ve İşl. A.Ş. adına kayıtlı B. ili, Y. İlçesi, K. köyü, K. mevkisindeki 3663 ve 3664 parsel numaralı taşınmazların, yapılan icra takipleri sonucunda sanık N.K.’nun yetkilisi olduğu K.Yapı Yatırım Ticaret ve Sanayi A.Ş.’ye ihale ile satışının yapıldığı, sonrasında, yapılan bu ihalelerin kesinleşmesini, ihaleden kaynaklanan KDV ve harçların geç ödenmesini sağlamak suretiyle menfaat temin etmek amacıyla ihalelerin feshine ilişkin açılan Y. İcra Hukuk Mahkemesinin ... ve ... esas sayılı dosyalarında sanık N.K. tarafından sahte belgeler kullanıldığı iddiasıyla katılan İ.’in şikâyetçi olması üzerine sanık N. hakkında soruşturmaya başlanıldığı, Y. Cumhuriyet Başsavcılığının 01.09.2003 tarihli ve 124-62 sayılı iddianamesinde; “...sanıklar tarafından ihalenin kesinleşmesini, kdv, vergi ve harçların geç ödenmesini sağlamak suretiyle menfaat temin etmek amacıyla başkasına imzalattırdıkları B.A.A. (A.B.A.) adına B. Mecii Hakimliği eliyle Y. İcra Tetkik Merciine gönderilen dava dilekçesi ile bu ihalenin feshine ilişkin dava açıldığı, bu davanın Y. İcra Tetkik Mercii ... E ... K. sayılı dosyası olduğu, A. Polis Kriminal Labroratuvarının 14.04.2003 tarih ve ... sayılı imza incelemesinde bu dilekçenin A.B.A. tarafından imzalanmadığı, yine aynı dosyaya sanıkların başkasına imza attırmak suretiyle B. İcra Hakimliği vasıtası ile Y. İcra Tetkik Merciine dilekçe gönderdikleri 24.11.1997 havale tarihli C.Ş.’ye ait dilekçe üzerinde A. Kriminal Polis Laboratuvarının 01.04.2003 tarih ve ... sayılı imza inceleme raporunda dilekçedeki imzanın C.Ş.’nin elinden çıkmadığı, C.Ş.’nin anlatımlarından kendisinin sanıklardan N.K.’nin yanında çalıştığı ve N.K.’nin benzer şekilde imzasını taklit ederek çeşitli evraklara imzalarını attıkları anlaşılmış olup, sanıkların bu olayda ihale nedeniyle ödenmesi gereken bedel ve vergi, resim, harçların geç ödenmesini sağlamak, ayrıca muvazaalı satış işlemini gizlemek suretiyle menfaat temin ederek özel belgede sahtecilik suçunu işledikleri, sanıkların üzerine atılı suçtan yargılamasının yapılarak sevk maddeleri gereği cezalandırılmalarına karar verilmesi” istemiyle sanık hakkında kamu davası açıldığı ve sevk maddesinin 765 sayılı TCK’nın 345. maddesi olarak gösterildiği, B. Cumhuriyet Başsavcılığının 12.01.2004 tarihli ve ... sayılı iddianamesinde; “Müşteki Şirkete ait Y.K. köyü K. mevki 3663 parsel sayılı taşınmazın şirket temsilcisi tarafından C.Ş.’ye satıldığı, C.’nin de 04/02/1997 tarihinde H.K.’ye sattığı, H.’nin C.’ye olan borcu nedeniyle haczettirilip satışa çıkarılarak 02/09/1997 tarihinde K.A.Ş.ye ihaleyle satıldığı, sanık N.K. tarafından ihalenin kesinleşmesini, KDV ve harçların geç ödenmesini sağlamak suretiyle menfaat temin etmek amacıyla M.A.A. adına olan ve başkasına imzalattırdığı temyiz dilekçesini B. Mercii Hakimliği eliyle Y. İcra Tetkik Merciine göndererek ... sayılı ihalenin feshine ilişkin kararının temyiz edilmesini sağladığı, A. Polis Kriminal Laboratuarının 26/05/2003 tarih ... sayılı raporunda bu dilekçenin M.A.A. tarafından imzalanmadığının tespit edildiği, sanığın ihale nedeniyle ödenmesi gereken bedel ve vergi resim harçların geç ödenmesini sağlamak, ayrıca muvazaalı satış işlemini gizlemek suretiyle menfaat temin ederek resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği tüm hazırlık evrakı kapsamından anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı müsnet suçtan yargılamasının yapılarak, eylemine uyan yukarıdaki sevk maddelerince cezalandırılması” istemiyle sanık hakkında kamu davası açıldığı ve sevk maddelerinin 765 sayılı TCK’nın 342, 31, 33 ve 39. maddeleri olarak gösterildiği,
B. Cumhuriyet Başsavcılığının 05.10.2004 tarihli ve ... sayılı iddianamesinde; “...Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuarları Dairesi Başkanlığı A. Kriminal Polis Laboratuarı vasıtasıyla sözkonusu belgeler ile tespit edilen diğer belgeler üzerinde yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen ekspertiz raporunda; Y. İcra Tetkik Mercii’ne hitaben yazılmış 28.11.1996 tarihli ve 25.11.1996 tarihli dilekçelerde ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesine Sunulmak Üzere B. İcra Tetkik Mercii Eliyle Y. icra Tetkik Mercii’ne hitaben 12.03.1997 tarihli dilekçenin 3. sayfasında Av. S.C. adına atılı bulunan imzalar ile A. 5. Noterliği tarafından düzenlenmiş 04.11.1996 tarih ve .... yevmiye numaralı genel vekaletname ve A. 3. Noterliği tarafından düzenlenmiş 11.02.1994 tarihli imza sirküleri fotokopilerinin alt kısmındaki imzaların Av.S.C. eli ürünü olmadığı, sahte olarak atıldığının tespit edildiği, A. 5. Noterliği tarafından düzenlenmiş 04.11.1996 tarihli .... yevmiye nolu genel vekaletname ve B. 3. Noterliği tarafından düzenlenmiş 13.08.1993 tarihli vE...yevmiye nolu vekaletname fotokopilerinin alt kısmındaki ‘aslı gibidir’ içerikli yazılar ile imzanın Av. N.K. eli ürünü olduğunun tespit edildiği, B. İcra Müdürlüğü eliyle Y. İcra Müdürlüğüne hitaben daktilo ile yazılmış 14.10.1997 tarihli Av. S.C. isim ve imzalı dilekçe altındaki imzanın Av. S.C. eli ürünü olmadığı, sahte olarak atıldığının tespit edildiği, B. İcra Müdürlüğü eliyle Y. İcra Müdürlüğüne hitaben yazılmış 14.10.1997 tarihli dilekçe ile Y. İcra Müdürlüğüne hitaben yazılmış 19.09.1997 tarihli dilekçelerin aynı daktilo ile yazıldığının tespit edildiği. Diğer belgelerin fotokopi olmaları nedeniyle ileri derecede kanaat beyanında bulunulmadığının bildirildiği, Sanıkların yargılamalarının mahkemenizce yapılarak eylemine uyan sevk maddeleri gereğince cezalandırılmalarına karar verilmesi” istemiyle sanık hakkında kamu davası açıldığı ve sevk maddelerinin 765 sayılı TCK’nın 342/1, 80, 31 ve 33. maddeleri olarak gösterildiği, Sanık hakkında belirtilen iddianamelerle açılan kamu davalarının birleştirilerek yargılamaya devam edildiği, B. Cumhuriyet Başsavcılığının 05.10.2004 tarihli ve ... sayılı iddianamesine konu edilen Y. İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasındaki 12.03.1997 tarihli ve “Yargıtay 12. Hukuk Dairesine Sunulmak Üzere B. İcra Tetkik Mercii Eliyle Y. icra Tetkik Mercii Hakimliğine” başlıklı Av. S.C. adına sahte imza ile oluşturulan temyiz dilekçesinin, Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığının 08.08.2006 tarihli ve 6093-347 sayılı iddianamesine de konu edilerek sanık hakkında ayrı bir kamu davasının açıldığı, açılan kamu davasının daha sonra incelemeye konu dosya ile birleştirildiği, ancak anılan belge yönünden Yerel Mahkemece 08.05.2007 tarihinde hüküm kurulmadan önce tefrik kararı verilerek B. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/92 esasına kaydının yapıldığı, bu esas numarası üzerinden yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında 18.12.2007 tarihinde zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verildiği ve verilen kararın da temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 24.06.2009 tarihli ve 8272-7978 sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği, Y. İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında; dava tarihinin 10.04.1996, davacının Ş.K. Tur. Yat. ve İşl. A.Ş., davacı vekilinin inceleme dışı sanık S.C., davalının K.Yapı Yatırım Ticaret ve Sanayi A.Ş., davalı vekillerinden birinin sanık N.K. olduğu, davada B. ili, Y. ilçesi,K. köyü, K. mevkisindeki 3663 parsel numaralı taşınmazın 12.03.1996 tarihinde yapılan ihalesinin feshinin talep edildiği, 10.12.1996 tarihinde Mahkemece, süresinde açılmış bir davanın bulunmaması ve davacının hukuki yararının olmaması gerekçeleriyle davanın usul yönünden reddine karar verildiği, bu kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından 14.10.1997 tarih ve 9441-10675 sayı ile onandığı, Y. İcra Hukuk Mahkemesinin 1996/5 esas sayılı dosyasında; dava tarihinin 08.04.1996, davacının M.A.A., davalının K.Yapı Yatırım Ticaret ve Sanayi A.Ş., davalı vekillerinden birinin sanık N.K. olduğu, davada B. ili, Y. ilçesi,K. köyü, K. mevkisindeki 3663 parsel numaralı taşınmazın 12.03.1996 tarihinde yapılan ihalesinin feshinin talep edildiği, 10.12.1996 tarihinde Mahkemece, süresinde açılmış bir davanın bulunmaması ve davacının hukuki yararının olmaması gerekçeleriyle davanın usul yönünden reddine karar verildiği, bu kararın davacı M.A.A. tarafından temyiz edildiği, ancak bu temyiz isteminin süresinden sonra yapıldığı gerekçesiyle Yerel Mahkemece temyiz talebinin reddine ilişkin 27.12.1999 tarihli ek karar verildiği, ek kararın da, davalı vekili sanık N. tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından 02.10.2000 tarih ve 12956-14136 sayı ile onandığı, Y. İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında; dava tarihinin 08.09.1997, davacının B.A.A., davalının K.Yapı Yatırım Ticaret ve Sanayi A.Ş. olduğu, davada B. ili, Y. ilçesi,K. köyü, K. mevkisindeki 3664 parsel numaralı taşınmazın 02.09.1997 tarihinde yapılan ihalesinin feshinin talep edildiği, 25.11.1997 tarihinde Mahkemece, davacının, dava konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir alacağının bulunmaması ve ihalenin feshini isteyebilecek kişilerden olmaması gerekçeleriyle davanın husumet yönünden reddine karar verildiği,
A. Kriminal Polis Laboratuvarı Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 01.04.2003 tarihli bilirkişi raporunda özetle; tetkike konu çizgisiz beyaz dosya kağıdına daktilo ile yazılmış “B. İcra Hakimliği Vastası ile Y. İcra Hakimliğine Dosya No:...” başlıklı 19.11.1997 havale tarihli dilekçe üzerinde “Davalı Alacaklı C.Ş..” yazısı altında atılı bulunan imza ile katılan C.Ş.’nin mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmada, genel şekil itibarıyla benzerlik görülmüş ise de imza içerisindeki karakteristik el hareketlerinin yapılışları, seyir, sürat ve istikamet vasıfları, kaligrafik ve itiyadi diğer hususiyetler yönünden fark görüldüğü, söz konusu dilekçe üzerinde adına atılı bulunan imzanın katılan C.Ş. elinden çıkmayıp adı geçenin hakiki imzalarının model alınması suretiyle sahte olarak atılmış imza olduğu kanaatine varıldığı, A. Kriminal Polis Laboratuvarı Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 14.04.2003 tarihli bilirkişi raporunda özetle; tetkike konu çizgisiz beyaz dosya kağıtlarına elektrikli daktilo ile yazılmış “B. ( ) Mercii Hakimliği Eliyle Y. İcra Tetkik Mercii Hakimliğine” başlıklı 08.09.1997 tarihli (12.09.1997 havale tarihli) dilekçenin her iki sayfasında B.A.A. adına atılı bulunan imzalar ile A.B.A.’nın mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmada genel şekil itibarıyla benzerlik görülmüş ise de imzalar içerisindeki karakteristik el hareketlerinin yapılışları, seyir, sürat ve istikamet vasıfları, kaligrafik ve itiyadi diğer hususiyetler yönünden fark görüldüğü, söz konusu imzaların A.B.A. elinden çıkmayıp adı geçenin hakiki imzalarının model alınması suretiyle adına sahte olarak atılmış imzalar oldukları kanaatine varıldığı, A. Kriminal Polis Laboratuvarı Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 27.06.2003 tarihli bilirkişi raporunda özetle; tetkike konu çizgisiz beyaz dosya kağıtlarına daktilo ile yazılmış “B. ( ) Mercii Hakimliği Eliyle Y. İcra Tetkik Mercii Hakimliğine” başlıklı 8.9.1997 tarihli (12.09.1997 havale tarihli) ve çizgisiz beyaz dosya kağıdına daktilo ile yazılmış “B. İcra Hakimliği Vastası ile Y. İcra Hakimliğine Dosya No:...” başlıklı 19.11.1997 havale tarihli dilekçelerde B.A.A. ve C.Ş. adlarına atılı bulunan imzalar ile ilgili olarak yapılan incelemeler sonunda düzenlenen ... ve. uzmanlık numaralı ekspertiz raporlarında söz konusu imzaların B.A.A. ve C.Ş.’in hakiki imzalarının model alınması suretiyle adlarına sahte olarak atılmış imzalar olduklarının belirtilmiş olduğu, hakiki örneklerin model alınması suretiyle oluşturulan sahte imzalar, doğal olarak taklit edenin kişisel yazım özelliklerini tam olarak yansıtmaktan uzak olup modellerinin birer resmi gibi oldukları, taklit imzaların grafolojik karşılaştırma yoluyla kişilere aidiyetlerinin belirlenmesinin taklit imzaya sahteciliği yapanın kendi kaligrafik özelliklerini yansıtmış (istemeden bilinç altı baskısıyla kaçırmış) olması hâlinde mümkün olabileceği, ancak bu tür tespitlerin nadiren yapılabildiği, bu nedenle, ön izahat doğrultusunda tetkike konu dilekçelerde B.A.A. ve C.Ş. adlarına atılı bulunan imzaların, örnek imzaları gönderilmiş olan sanık N.K. ve inceleme dışı sanık N.K. elinden çıkıp çıkmadığı hususunda herhangi bir beyanda bulunulabilmesinin mümkün olmadığı, A. Kriminal Polis Laboratuvarı Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 26.05.2003 tarihli bilirkişi raporunda özetle; tetkike konu çizgisiz beyaz dosya kağıdına daktilo ile yazılmış “Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere B. ( ) Mercii Hakimliğine” başlıklı 23.12.1999 tarihli M.A.A. imzalı dilekçenin her iki sayfasında M.A.A. adına atılı bulunan imzalar ile M.A.A.’ın mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmada, genel şekil itibarıyla benzerlik görülmüş ise de imzalar içerisinde karakteristik el hareketlerinin yapılışları, seyir sürat ve istikamet vasıfları, kaligrafik ve itiyadi diğer hususiyetler yönünden mevcut mukayese imzalarına atfen fark görüldüğü, söz konusu imzaların M.A.A. elinden çıkmadığı kanaatine varıldığı, ayrıca M.A.A. eli ürünü olmadığı belirtilen imzalar ile sanık N.K.’nin mukayese imzaları arasında da imzaların genel şekli, içerisindeki karakteristik el hareketlerinin yapışları, seyir, sürat ve istikamet vasıfları, kaligrafik ve itiyadi diğer hususiyetler yönünden mevcut mukayese imzalara atfen fark görüldüğü ve söz konusu imzaların sanık N.K. elinden çıkmadığı kanaatine varıldığı, A. Kriminal Polis Laboratuvarı Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 16.08.2004 tarihli bilirkişi raporunda özetle, tetkike konu “Y. İcra Tetkik Merciine” başlıklı 28.11.1996 tarihli ve “Y. İcra Tetkik Mercii Hakimliğine” başlıklı 25.11.1996 tarihli dilekçelere, A. 5. Noterliğince düzenlenmiş 04.11.1996 tarihli ve ... yevmiye numaralı genel vekâletname ve A. 3. Noterliğince düzenlenmiş 11.02.1994 tarihli imza sirküleri fotokopilerinin alt kısmına S.C. adına atılmış olan imzalar ile S.C.’ın mevcut mukayese imzaları arasında, imzaların genel şekli ve tersim tarzları, imzalar içerisindeki karakteristik el hareketlerinin yapılışları, kaligrafik ve itiyadi hususiyetler yönünden farklılıklar görüldüğü, söz konusu imzaların S.C. eli ürünü olmadığı, tetkike konu A. 5. Noterliğince düzenlenmiş 04.11.1996 tarihli, ... yevmiye numaralı genel vekâletname ve B. 3. Noterliğince düzenlenmiş 13.8.1993 tarihli, ... yevmiye numaralı vekâletname fotokopilerinin alt kısmındaki mavi mürekkepli kalemle yazılmış ‘’Aslı Gibi” içerikli yazılar ile sanık N.K.’nun mukayese yazıları arasında yapılan karşılaştırma neticesinde; ortak harflerin tersimi, noktalama işaretlerinin konuluşları ve itiyadi hususiyetler yönünden uygunluk görüldüğü, söz konusu yazıların sanık N.K. eli ürünü olduğu, “B. İcra Müdürlüğü Eliyle Y. İcra Müdürlüğüne” başlıklı daktilo ile yazılmış 14.10.1997
tarihli dilekçede S.C. adı altında atılı bulunan imza ile S.C.’nin mevcut mukayese imzaları arasında, imzanın genel şekillendirilişi yönünden benzerlik görülmüş ise de imza içerisindeki el hareketlerinin yapılışları ve seyir sürat vasıfları yönünden fark görüldüğü, söz konusu imzanın S.C. eli ürünü olmayıp hakiki imzalarının model alınması suretiyle adına sahte olarak atıldığı, bahsedilen daktilo ile yazılmış bu belge ve sanık N.K. tarafından İcra Müdürlüğüne verilen 19.09.1997 havale tarihli daktilo ile yazılmış dilekçe arasında yapılan karşılaştırılma neticesinde, her iki dilekçenin de hat, harf ve karakterlerin yapısı, vuruş bozuklukları ve mikroskobik bulgular yönünden uygunluk görüldüğü, söz konusu dilekçelerin aynı daktilo makinesi ile yazıldıkları sonuç ve kanaatine varıldığı, Tespitlerine yer verildiği, Y. İcra Hukuk Mahkemesinin 10.12.1996 tarihli ve ... sayılı kararını 23.12.1999 tarihli dilekçeyle temyiz ettiği görünen tanık M.A.A.’nın, belirtilen dilekçe tarihi öncesinde veya sonrasında yurda giriş çıkış yapıp yapmadığının tespiti için Yerel Mahkemece, B. Emniyet Müdürlüğü Pasaport Şube Müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevaben gönderilen B. Emniyet Müdürlüğünün 11.10.2004 tarihli yazısında; M.A.A.’nın yolcu giriş çıkış projesinde herhangi bir kaydının bulunmadığının belirtildiği, Anlaşılmaktadır. Katılan İ. aşamalarda; Ş.K. Tur. Yat. ve İşl. A.Ş.nin yetkilisi ve tasfiye memuru olduğunu, anılan şirket adına kayıtlı B. ili, Y. ilçesi, K. köyü, K. mevkisindeki 3663 ve 3664 parsel numaralı taşınmazların üzerinde bulunan Hotel Ş. ile ilgili maddi sıkıntıya girmeleri üzerine, maddi yardım almak amacıyla sanık N.K.’yle görüştüğünü, sanığın, otel üzerinde bulunan haciz işlemlerini tasfiye etme taahhüdünde bulunup teminat olarak taşınmazların devrini istediğini, o tarihlerde anılan şirket adına yetkisinin Mahkemece iptal edilmiş olmasına rağmen tapuda bir şekilde belirtilen mevkideki 3663 ve 3664 parsel numaralı taşınmazları sanık N.’nin yanında çalışan katılan C.Ş.’nin üzerine devrettiğini, bu devir işlemini sanık N.’nin bir şekilde gerçekleştirdiğini, C.Ş.’nin de bir süre sonra bu taşınmazları sanık N.’nin yeğeni H.K.’ye devrettiğini, daha sonra H.K.’de anılan taşınmazları, K.Yapı Yatırım Ticaret ve Sanayi A.Ş. adına sanık N.K. ile noterde kira sözleşmesi yaparak 20 yıllığına belirtilen şirkete kiraladığını, bundan sonra sanık N.’nin yönlendirmesi ile katılan C.’nin H.K.’den alacağı olduğundan bahisle H.K.hakkında icra takibi başlattığını, H.K.adına kayıtlı taşınmazlara haciz işlemi yapıldığını, daha sonra ihale ile satışa çıkarılan taşınmazların sanığın ortağı ve yetkilisi olduğu K.Yapı Yatırım Ticaret ve Sanayi A.Ş. tarafından alındığını, ancak sanığın, kazanılan ihalelerin bedellerinin, KDV ve diğer harçlarının geç ödenmesini sağlamak ve muvazaalı işlemleri gizlemek amacıyla M.A.A. adına ihalenin feshi talepli sahte imzalı dava dilekçesi düzenleyerek Y. İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının açılmasını sağladığını ve açılan dava sonucunda verilen kararı da, yine aynı isme düzenlediği sahte imzalı temyiz dilekçesiyle temyiz ettiğini, benzer şekilde B.A.A. adına ihalenin feshi talepli sahte imzalı dava dilekçesi düzenleyerek Y. İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının açılmasını sağladığını ve aynı dosyaya katılan C.Ş. adına düzenlediği davanın reddine karar verilmesi istemli sahte imzalı dilekçeyi sunduğunu, Y. İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında da kendi vekili olan inceleme dışı sanık Av. S.C. adına düzenlenen bir kısım belgelere sanık N.’nin imza atarak/attırarak dosyaya ibraz ettiğini, sanık N.K.’den şikâyetçi olduğunu, Katılan C.Ş. aşamalarda; sanık N.K.’nin yanında 1996 yılında yardımcı eleman olarak çalışmaya başladığını, sanık N.’nin zor durumda olan kişi ve şirketlere faizle para verdiğini, bunun karşılığında da gayrimenkullerin devrini yaptırdığını, okuma yazması pek olmadığı için sanık N.’nin kendi adına düzenlenen birçok belgeye imza attığını sonradan öğrendiğini, dosyaya konu Y. İcra Hakimliğinin ... esas sayılı dosyasına B. İcra Hakimliği aracılığıyla gönderilen kendi adına düzenlenmiş görünen 19.11.1997 havale tarihli dilekçenin altındaki imzanın kendisine ait olmadığını, bu dilekçede gösterilen adresin de inceleme dışı sanık N. K.’nin adresi olduğunu, N.K. ile sanık N.’nin amca yeğen olduklarını, Tanık M.A.A. aşamalarda; imzasını birkaç türlü attığını, her zaman aynı olmadığını, gösterilen evraklardaki imzaların yalnızca son sayfadaki temyiz eden kısmının altındaki imzanın kendisine ait olduğunu, ancak genel olarak emin de olmadığını, kendi imzasına benzer diğer imzalar için de daha farklı bir şey söyleyemeyeceğini, olay ile ilgili olarak ise 1996 veya 1997 yıllarında Y. Gölbaşı mevkisinde bulunan yarım inşaat hâlindeki bir otelin ihale usulü satışa sunulacağını ve önceden tanıdığı N.K. ismindeki avukatın burayı alma düşüncesinde olduğunu hatırladığını, kendisinin Avukat N.K.’ya çok eskiden bir vekâlet vermiş olduğunu, söz konusu otelin kendisi adına sanık N. tarafından kullanılan vekâletnameye istinaden alındığını, ancak bir müddet sonra bu taşınmazın N. adına aktarıldığını, bu olaylar bittikten sonra sanık N.’nin kendisine bilgi verdiğini, ancak kesinlikle bu olaylarla hiç muhatap olmadığını, çıkar sağlamadığını, taşınmazın kaça alınıp satıldığı veya ilk sahibinin kim olduğu konularında bir bilgisinin olmadığını,
Tanık A.B.A. soruşturma evresinde; 1997 yılında H.K. isminde bir şahıstan alacağı olduğu için Türkiye’de bir dava açmış olduğunu, kendisine gösterilen belgenin davacı kısmında bulunan imzanın kendisine ait olduğunu, bu belgede yanlışlıkla B.A.A. yazıldığını, kendi adının A.B.A. olduğunu, İnceleme dışı sanık N. K. aşamalarda; olaylar hakkında hiçbir bilgisinin olmadığını, belgeleri daha önceden görmediğini, katılan İ.’yi tanımadığını, aralarında da herhangi bir ilişki olmadığını, suçlamayı kabul etmediğini, İnceleme dışı sanık S.C. aşamalarda; katılan İ.’nin, Ş.K. İnş. Tur. ve Yat. A.Ş. adına kendisine bir dönem vekâlet verdiğini, vekillik görevini üstlendiği dönemde dosyalarda yasalara uygun davrandığını ve katılan İ.’nin ortağı olduğu şirket lehine sonuçlar aldığını, katılan İ.’nin aralarındaki vekâlet ilişkisini bitirdiğine dair kendisine ihtar çekmesi üzerine başka bir işlem de yapmadığını, şikâyet dilekçelerinden katılan İ. ile sanık N. arasında bilmediği bazı olayların geçmiş olduğunu anladığını, bu olaylarla ilgili bilgisinin bulunmadığını, açılan davalardan dahi haberdar olmadığını, katılanın delil bulabilmek adına kendisini de şikâyet ettiğini düşündüğünü, kendisinin avukat olarak yalnızca görevini ifa ettiğini, hiçbir evrakta sahtecilik yapmadığını, İfade etmişlerdir. Sanık N.K. aşamalarda; B. ili, Y. ilçesi,K. köyü, K. mevkisindeki 3663 ve 3664 parsel numaralı taşınmazların üzerinde bulunan katılanın ortağı olduğu şirkete ait oteli Y. İcra Müdürlüğünün ... ve ... talimat sayılı dosyaları üzerinden yapılan ihaleler ile kendisinin yetkilisi ve ortağı olduğu K.Yapı Yatırım Tic. ve San. A.Ş. adına satın aldıklarını, daha sonra Y. İcra Hukuk Mahkemesini ... ve ... esas sayılı dosyalarında yetkilisi ve ortağı olduğu şirket aleyhine ihalenin feshi davaları açıldığını, bu davalarda kullanılan bazı belgelerde kendisi tarafından sahtecilik yapıldığı iddia edilmekte ise de suçlamaları kabul etmediğini, kaldı ki sahte imza atılarak oluşturulduğu iddia edilen belgeler üzerinde adı yazılı kişilerin beyanlarında, imzaların kendilerine ait olduğunu söylediklerini, bu sebeple atılı suçun oluşmayacağını, bir avukat olarak başkalarına ait dava dilekçelerine ve davacıya ait belgelere imza atmış olmasının da hayatın olağan akışına aykırı ve hayat tecrübesine de uygun düşmediğini, kazandıkları ihale sonrasında kendi aleyhine ihalenin feshi davası açmasının da mümkün olmadığını, suçlamaları kabul etmediğini, ayrıca atılı suç yönünden zamanaşımı sürelerinin dolduğunu savunmuştur. İddianamenin kapsamına göre, sanığa ek savunma hakkı verilerek eyleminin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmî belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu yönünde nitelendirme yapılıp yapılamayacağı Ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı CMK’nın 170/1. maddesi uyarınca ceza davası, dava açan belge niteliğindeki icra ceza mahkemesine verilen şikâyet dilekçesi, son soruşturmanın açılması kararı gibi istisnai hükümler dışında kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. Anılan Kanun’un 170. maddesinin 4. fıkrasında da; “İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır” düzenlemesine yer verilmiştir. CMK’nın 225. maddesinde de; “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Bu madde gereğince hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir. Anılan kanuni düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık oluşturacaktır. Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacaktır. Yine, CMK’nın 226. maddesinde ise “Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez. Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır. Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir.
Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır.” hükmü getirilmiştir. Soruşturma aşamasında elde ettiği delillerden ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı tarafından düzenlenen iddianame ile CMK’nın 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırları belirlenmektedir. Bu bakımdan iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık; iddianameden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve delillerini sunabilmelidir. CMK’nın 226. maddesindeki düzenlemeyle iddianamede anlatılan eylem değişmemiş olduğunda, kanun koyucu o eylemin hukuki niteliğinde değişiklik olmasını “yargılamanın sınırlılığı” ilkesine aykırı görmemiş, bu gibi hâllerde sanığa ek savunma hakkı verilerek değişen suç niteliğine göre bir hüküm kurulmasına imkân sağlamıştır. Bu düzenlemenin bir sonucu olarak mahkeme, eylemin hangi suçu oluşturacağına ilişkin nitelendirmede iddia ve savunmayla bağlı değildir. Örneğin, iddianamede kasten öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilen eylemin kasten yaralama suçunu oluşturacağı görüşünde olan mahkemece, sanığa ek savunma hakkı da verilmek suretiyle bahse konu suçtan hüküm kurulabilecektir. İddianamede anlatılan ve kapsamı belirlenen olayın dışında bir failin yargılanması söz konusu olduğunda ise suç duyurusunda bulunulması ve iddianame ile dava açılması hâlinde gerekli görülürse her iki iddianame ile açılan davaların birleştirilmesi yoluna gidilebilecektir. Gelinen bu aşamada uyuşmazlık konusunda sağlıklı bir hukuki çözüme ulaşılması bakımından, resmî belgede sahtecilik ve özel belgede sahtecilik suçları üzerinde durulması gerekmektedir. Resmî belgede sahtecilik suçu TCK’nın 204. maddesinde; “(1) Bir resmî belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmî belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Söz konusu suç, maddenin birinci fıkrasında seçimlik hareketli bir suç olarak tanımlanmış olup resmî belgenin sahte olarak düzenlenmesi, gerçek bir resmî belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi veya sahte resmî belgenin kullanılması durumunda suç oluşacaktır. Maddenin ikinci fıkrasında, resmî belgede sahtecilik suçunun kamu görevlisi tarafından işlenmesi ayrı bir suç olarak tanımlanarak daha ağır bir yaptırıma bağlanmış, maddenin üçüncü fıkrasında ise, suçun konusunu oluşturan resmî belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan bir belge niteliğinde olması hâlinde cezanın yarı oranında artırılması hüküm altına alınmıştır. TCK’nın “Özel Belgede Sahtecilik” başlığını taşıyan 207. maddesi ise; “Bir özel belgeyi sahte olarak düzenleyen veya gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren ve kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bir sahte özel belgeyi bu özelliğini bilerek kullanan kişi de yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Özel belge, kamu görevlisinin görevi nedeniyle düzenledikleri dışında kalan, resmî belgeden sayılmayan, resmî bir işlem nedeniyle düzenlenmiş olmayan, ancak; doğrudan hukuken hüküm, sonuç meydana getiren, bir hakkın doğmasına veya kanıtlanmasına yarayan yazıdır. (Kubilay Taşdemir, Belgelerde Sahtecilik Suçları, Ankara, 2013, s. 441.) Başka bir deyişle, resmî belgenin özelliklerini taşımayan tüm yazılar özel belge olarak nitelendirilebilir. Resmî ve özel belgede sahtecilik suçları seçimlik hareketli suçlar olup kanun koyucu gerçek bir belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesini, belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesini veya sahte belgenin kullanılmasını suç olarak saymıştır. Suç konuları farklı olmakla birlikte, resmî ve özel belgede sahtecilik suçları unsurları itibarıyla benzer şekilde düzenlenmiştir. Bununla birlikte resmî belgede sahtecilik suçu, belgenin düzenlenmesiyle oluşurken, özel belgede sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin kullanılması da gerekir. Kullanmadan maksat, bu sahte belgenin herhangi bir hukuki ilişkide veya herhangi bir hukuki işlem tesisinde dikkate alınmasını sağlamaya çalışmaktır.
Belgede sahtecilik suçunun oluşabilmesi için, sahteciliğe konu belgenin aldatma yeteneğinin de bulunması gerekir. TCK’nın 207. maddesinin ikinci fıkrasında ise; başkaları tarafından sahte olarak düzenlenmiş olan bir özel belgeyi, sahte olduğunu bilerek kullanan kişinin de özel belgede sahtecilik suçundan cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Dosya içerisinde yer alan bilirkişi raporları, katılan, tanık, inceleme dışı sanıklar ile sanık N.’nin beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; katılan İ.’nin yetkilisi ve tasfiye memuru olduğu Ş.K. Tur. Yat. ve İşl. A.Ş. adına kayıtlı B. ili, Y. ilçesi, K. köyü, K. mevkisindeki 3663 ve 3664 parsel numaralı taşınmazların, sanık N.K.’nin yetkilisi olduğu K.Yapı Yatırım Ticaret ve Sanayi A.Ş.’ye ihale ile satışından sonra, yapılan bu ihalelerin kesinleşmesini engellemek ve ihaleden kaynaklanan KDV ve harçların geç ödenmesini sağlamak suretiyle menfaat temin etmek amacıyla Y. İcra Hukuk Mahkemesini ... ve ... esas sayılı dosyalarına sahte dilekçeler ibraz ettiği, Y. Cumhuriyet Başsavcılığının 01.09.2003 tarihli ve 124-62 sayılı iddianamesi ile; Y. İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasındaki, “B. ( ) Mercii Hakimliği Eliyle Y. İcra Tetkik Mercii Hakimliğine” başlıklı, 08.09.1997 tarihli, B.A.A. adına düzenlenmiş dava dilekçesinin ve açılan davanın haksız olduğunu dile getiren “B. İcra Hakimliği Vasıtası ile Y. İcra Hakimliğine” başlıklı, 24.11.1997 havale tarihli, C.Ş. adına tanzim edilmiş dilekçenin sahte imzalarla oluşturulduğu iddiasıyla kamu davası açılırken 765 sayılı TCK’nın 345. maddesinin sevk maddesi olarak gösterildiği ve sanığın eyleminin özel belgede sahtecilik olarak nitelendirildiği, B. Cumhuriyet Başsavcılığının 12.01.2004 tarihli ve ... sayılı iddianamesi ile; sanığın eylemi “...Sanık N.K. tarafından ihalenin kesinleşmesini, KDV ve harçların geç ödenmesini sağlamak suretiyle menfaat temin etmek amacıyla M.A.A. adına olan ve başkasına imzalattırdığı temyiz dilekçesini B. Mercii Hakimliği eliyle Y. İcra tetkik Merciine göndererek ... sayılı ihalenin feshine ilişkin kararının temyiz edilmesini sağladığı” şeklinde anlatılarak Y. İcra Hukuk Mahkemesinin 10.12.1996 tarihli ve ... sayılı kararının, sanık tarafından M.A.A. adına sahte imza ile oluşturulmuş 23.12.1999 tarihli temyiz dilekçesi ile temyiz edilmesinin sağlandığı iddiasıyla kamu davası açılırken 765 sayılı TCK’nın 342, 31, 33 ve 39. maddelerinin sevk maddeleri olarak gösterildiği ve sanığın eyleminin resmî belgede sahtecilik olarak nitelendirildiği, B. Cumhuriyet Başsavcılığının 05.10.2004 tarihli ve ... sayılı iddianamesi ile; Y. İcra Müdürlüğünün ... talimat sayılı dosyasındaki “B. İcra Müdürlüğü Eliyle Y. İcra Müdürlüğüne” başlıklı, 14.10.1997 tarihli talep dilekçesi ve Y. İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasındaki, “Y. İcra Tetkik Mercii Hakimliğine” başlıklı, 25.11.1996 tarihli tanık bildirim dilekçesi ile “Y. İcra Tetkik Merciine” başlıklı 28.11.1996 tarihli mazeret sunum ve masraflara ilişkin dilekçenin Av. S.C. adına atılmış sahte imzalar ile oluşturuldukları, dilekçe ekinde Y. İcra Hukuk Mahkemesinin aynı dosyasına sunulan A. 5. Noterliğinin 04.11.1996 tarihli ve .... yevmiye numaralı genel vekaletname fotokopisi ile A. 3. Noterliğinin 11.02.1994 tarihli imza sirküleri fotokopisi üzerilerinde bulunan onay işlemlerinin de Av. S.C. adına atılmış sahte imzalar ile oluşturuldukları iddiasıyla kamu davası açılırken 765 sayılı TCK’nın 342/1, 80, 31 ve 33. maddelerinin sevk maddeleri olarak gösterildiği ve sanığın eyleminin resmî belgede sahtecilik olarak nitelendirildiği, öte yandan bu iddianameye konu edilen Y. İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasındaki 12.03.1997 tarihli ve “Yargıtay 12. Hukuk Dairesine Sunulmak Üzere B. İcra Tetkik Mercii Eliyle Y. icra Tetkik Mercii Hakimliğine” başlıklı, Av. S.C. adına atılmış sahte imza ile oluşturulan temyiz dilekçesinin, E. Cumhuriyet Başsavcılığının 08.08.2006 tarihli ve ... sayılı iddianamesine de konu edilerek sanık hakkında ayrı bir kamu davasının açıldığı, açılan kamu davasının daha sonra incelemeye konu dosya ile birleştirildiği, ancak belirtilen 12.03.1997 tarihli temyiz dilekçesi yönünden Yerel Mahkemece 08.05.2007 tarihinde hüküm kurulmadan önce tefrik kararı verilerek B. Ağır Ceza Mahkemesinin ... esasına kaydının yapıldığı, bu esas numarası üzerinden yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında 18.12.2007 tarihinde zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verildiği ve verilen hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 24.06.2009 tarihli ve 8272-7978 sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği, bu sebeple iddianameye konu edilen Y. İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasındaki “Yargıtay 12. Hukuk Dairesine Sunulmak Üzere B. İcra Tetkik Mercii Eliyle Y. İcra Tetkik Mercii Hakimliğine” başlıklı, 12.03.1997 tarihli Av. S.C. adına atılmış sahte imza ile oluşturulan temyiz dilekçesinin incelemeye konu dosya yönünden değerlendirme dışı bırakıldığı, Sanık hakkında, belirtilen iddianamelerle açılan davalara konu edilen sahte belgelerden olan, “B. ( ) Mercii Hakimliği Eliyle Y. İcra Tetkik Mercii Hakimliğine” başlıklı, 08.09.1997 tarihli, B.A.A. adına sahte imza ile oluşturulmuş dava dilekçesiyle Y. İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında ihalenin feshi talepli davanın açıldığı ve dava sonucunda Y. İcra Hukuk Mahkemesince 25.11.1997 tarihli ve ... sayılı ihalenin
feshi talebinin reddine dair karar verildiği, yine anılan iddianamelere konu edilen “Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Başkanlığına Sunulmak Üzere B. ( ) İcra Tetkik Mercii Hakimliği Eliyle Y. İcra Tetkik Mercii Hakimliğine” başlıklı 23.12.1999 tarihli, M.A.A. adına sahte imza ile oluşturulmuş temyiz dilekçesiyle Y. İcra Hukuk Mahkemesinin 10.12.1996 tarihli ve ... sayılı ihalenin feshi talebinin reddine dair kararının temyiz edilmesi üzerine aynı Mahkemece temyiz isteminin süre yönünden reddine dair 27.12.1999 tarihli ve ... sayılı ek karar verildiği, bu kararın da temyiz edilmesi sonucunda Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 02.10.2000 tarihli ve 12956-14136 sayılı ilamıyla onandığı göz önünde bulundurulduğunda, sanığın, “B. ( ) Mercii Hakimliği Eliyle Y. İcra Tetkik Mercii Hakimliğine” başlıklı, 08.09.1997 tarihli, B.A.A. adına sahte imza ile oluşturulmuş dava dilekçesiyle açtığı dava sonucunda Y. İcra Hukuk Mahkemesince verilen 25.11.1997 tarihli ve 12-14 sayılı karar ve “Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Başkanlığına Sunulmak Üzere B. ( ) İcra Tetkik Mercii Hakimliği Eliyle Y. İcra Tetkik Mercii Hakimliğine” başlıklı 23.12.1999 tarihli, M.A.A. adına sahte imza ile oluşturulmuş temyiz dilekçesiyle Y. İcra Hukuk Mahkemesinin 10.12.1996 tarihli ve ... sayılı kararının temyiz edilmesi üzerine aynı Mahkemece temyiz isteminin süre yönünden reddine dair verilen 27.12.1999 tarihli ve ... sayılı ek karar ile bu kararın temyiz edilmesi sonucunda Yargıtay 12. Hukuk Dairesince verilen 02.10.2000 tarihli ve 12956-14136 sayılı ilamın, sanığın Y. İcra Hukuk Mahkemesinin anılan dosyalarına sunduğu sahte dilekçeler neticesinde meydana getirildikleri, bu nedenle belirtilen Mahkeme ve Yargıtay ilamlarının da içerik itibarıyla sahte olduklarının kabulünün gerektiği, dosya içeriğine göre iddianamelerde belirtilen sahte belgeler yönünden aynı suç işleme kararıyla Kanun’un aynı hükmünü değişik zamanlarda birden fazla kez ihlâl etmek suretiyle zincirleme biçimde atılı suçu işleyen sanığın, gerçekleştirdiği sahtecilik eylemlerinin sonuçlarının anılan Mahkeme ve Yargıtay ilamlarını da kapsadığı anlaşıldığından, sanığın belirtilen iddianamelerde anlatılan eylemlerinin zincirleme şekilde işlenmiş kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmî belgede sahtecilik suçuna dönüşeceği ve Yerel Mahkemece sanığa TCK’nın 204/1-3, 43/1-2, 53 ve 58. maddeleri yönünden ek savunma hakkı da tanındığı gözetilerek sanık hakkında zincirleme şekilde kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmî belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasının usul ve kanuna uygun olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. (CGK, 12.03.2019 tarihli ve 584-183 sayılı)