Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Katılanın, 12.05.2011 tarihinde ikametine gittiği sırada bahçenin girişinde elinde bulunan poşetteki maddeyi koklayan sanıkla karşılaştığı, sanığın arkasından hızlıca

Ceza HukukuE. 2018/1175K. 2018/51813.11.2018Bozma

Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları 2015-2020 (1. Cilt)

Eklendi: 4 Ağustos 2026Son kontrol: 4 Ağustos 2026
01

Kararın özeti

Katılanın, 12.05.2011 tarihinde ikametine gittiği sırada bahçenin girişinde elinde bulunan poşetteki maddeyi koklayan sanıkla karşılaştığı, sanığın arkasından hızlıca gelerek sağ eli cebinde bulunur vaziyette “Ne var?” diye sorduğu, bunun üzerine katılanın cebindeki müzik çaları, sanığın “Başka ne var?” diye sorduğunda ise cep telefonunu verdiği olayda; sanığın eyleminin, yağma suçunun oluşması için gereken tehdit veya cebir unsurlarını içermediği, sanığın elinde bulunan baliyi koklamasının tek başına katılanın vücut dokunulmazlığına yönelik tehdit olarak değerlendirilemeyeceği, ancak sanığın, katılana ait cep telefonu ve müzik çaları onun rızası dışında alması eyleminin bir bütün hâlinde hırsızlık suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin yağma suçunu mu yoksa hırsızlık suçunu mu oluşturduğunun tespitine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; Katılan U.T., 12.05.2011 tarihinde ikametine gittiği sırada bahçenin girişinde, elinde bulunan poşetteki maddeyi koklayan erkek bir şahısla karşılaştığını, bu şahsın, arkasından hızlıca gelerek sağ eli cebinde bulunur vaziyette “Ne var” diye sorduğunu, bunun üzerine cebindeki müzik çalarını bu kişiye verdiğini, “Başka ne var” diye sorduğunda da cep telefonununu verdiğini iddia ederek annesi D.A.G. ile birlikte aynı gün E. Polis Merkezi Amirliğine başvurup şikâyetçi olduklarını belirtmesiyle soruşturmanın başlatıldığı, 13.05.2011 tarihli tutanakta; Sanığın olay tarihinden bir gün sonra polis merkezine gelerek katılan U.’a ait cep telefonunu kendisinin aldığını ve teslim olmak istediğini beyan etmesine rağmen teşhis işleminin gerçekleştirilemediğinin belirtildiği, Anlaşılmıştır. Katılan U.T. kollukta; olay günü saat 19.30 sıralarında ikametinin bulunduğu binaya girmek üzereyken bahçenin girişinde elinde bulunan poşetteki maddeyi koklayan erkek bir şahsın arkasından hızlıca gelerek sağ eli cebinde bulunur vaziyette kendisine “Ne var” diye sorduğunu, bu kişinin kendisinden bir şey istediğini anladığını ve sağ cebinden müzik çaları çıkartıp sanığa verdiğini, müzik çaların kulaklığını kendisine iade eden sanığın “Başka ne var” dediğini, bunun üzerine cep telefonunu da çıkarıp verdiğini, bu kişinin kendisinin içeri girmesine müsaade edip kapıyı kapatmasını istediğini, Mahkemede farklı olarak; olay nedeniyle tanıdığı sanığın, apartmana girerken arkasından gelerek kapıyı tutup içeri girdiğini ve “Üzerinde ne var” diye sorduğunu, kendisinin de müzik çalar ve cep telefonu olduğunu söylediğini, sanığın elinin montunun cebinde olduğunu ve silah varmış gibi durduğunu, sanıkta, silah olabileceğini düşünerek korktuğu için cep telefonunu ve müzik çalarını verdiğini, sanığın elinde bıçak, tabanca ya da delici kesici bir şey görmediğini, 400-500 TL arasında zararının olduğunu ve bu zararının ödenmediğini,

02

Derlemedeki karar metni

Aşağıdaki metin, derlemede yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.

Görüntüleme ayarlarıStandart okuma alanı

KARAR METNİ

Derlemedeki karar metni

ÖZET: Katılanın, 12.05.2011 tarihinde ikametine gittiği sırada bahçenin girişinde elinde bulunan poşetteki maddeyi koklayan sanıkla karşılaştığı, sanığın arkasından hızlıca gelerek sağ eli cebinde bulunur vaziyette “Ne var?” diye sorduğu, bunun üzerine katılanın cebindeki müzik çaları, sanığın “Başka ne var?” diye sorduğunda ise cep telefonunu verdiği olayda; sanığın eyleminin, yağma suçunun oluşması için gereken tehdit veya cebir unsurlarını içermediği, sanığın elinde bulunan baliyi koklamasının tek başına katılanın vücut dokunulmazlığına yönelik tehdit olarak değerlendirilemeyeceği, ancak sanığın, katılana ait cep telefonu ve müzik çaları onun rızası dışında alması eyleminin bir bütün hâlinde hırsızlık suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin yağma suçunu mu yoksa hırsızlık suçunu mu oluşturduğunun tespitine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; Katılan U.T., 12.05.2011 tarihinde ikametine gittiği sırada bahçenin girişinde, elinde bulunan poşetteki maddeyi koklayan erkek bir şahısla karşılaştığını, bu şahsın, arkasından hızlıca gelerek sağ eli cebinde bulunur vaziyette “Ne var” diye sorduğunu, bunun üzerine cebindeki müzik çalarını bu kişiye verdiğini, “Başka ne var” diye sorduğunda da cep telefonununu verdiğini iddia ederek annesi D.A.G. ile birlikte aynı gün E. Polis Merkezi Amirliğine başvurup şikâyetçi olduklarını belirtmesiyle soruşturmanın başlatıldığı, 13.05.2011 tarihli tutanakta; Sanığın olay tarihinden bir gün sonra polis merkezine gelerek katılan U.’a ait cep telefonunu kendisinin aldığını ve teslim olmak istediğini beyan etmesine rağmen teşhis işleminin gerçekleştirilemediğinin belirtildiği, Anlaşılmıştır. Katılan U.T. kollukta; olay günü saat 19.30 sıralarında ikametinin bulunduğu binaya girmek üzereyken bahçenin girişinde elinde bulunan poşetteki maddeyi koklayan erkek bir şahsın arkasından hızlıca gelerek sağ eli cebinde bulunur vaziyette kendisine “Ne var” diye sorduğunu, bu kişinin kendisinden bir şey istediğini anladığını ve sağ cebinden müzik çaları çıkartıp sanığa verdiğini, müzik çaların kulaklığını kendisine iade eden sanığın “Başka ne var” dediğini, bunun üzerine cep telefonunu da çıkarıp verdiğini, bu kişinin kendisinin içeri girmesine müsaade edip kapıyı kapatmasını istediğini, Mahkemede farklı olarak; olay nedeniyle tanıdığı sanığın, apartmana girerken arkasından gelerek kapıyı tutup içeri girdiğini ve “Üzerinde ne var” diye sorduğunu, kendisinin de müzik çalar ve cep telefonu olduğunu söylediğini, sanığın elinin montunun cebinde olduğunu ve silah varmış gibi durduğunu, sanıkta, silah olabileceğini düşünerek korktuğu için cep telefonunu ve müzik çalarını verdiğini, sanığın elinde bıçak, tabanca ya da delici kesici bir şey görmediğini, 400-500 TL arasında zararının olduğunu ve bu zararının ödenmediğini,

Katılan D. A. G. kollukta; oğlu olan katılan U.’nun evin giriş kapısını açtığı sırada elindeki poşette bulunan baliyi çeken sanığın gelip müzik çaları aldığını, üzerinde başka ne olduğunu sorduğunda katılan U.’nun sanığın durumundan korkup cep telefonunu da verdiğini, ardından katılan U.’nun ikamete girip kendisine olayı anlattığını, Mahkemede farklı olarak; katılan U.’nun apartman içine girdiğinde sanığın da içeride olduğunu, sanığın “Elindekini ve kulağındakini ver” demesi üzerine katılan U.’nun korkarak müzik çalar ve cep telefonunu verdiğini, İfade etmişlerdir. Sanık Ç.K. kollukta; uyuşturucu bağımlısı olduğunu, olay günü saat 19.30 sıralarında uyuşturucu hap kullanmış vaziyette aynı zamanda da bali çekerek amaçsız ve ne yaptığını bilmez şekilde gezerken B.S. No:... önünde duran katılan U.’nun gördüğünü, yanına yaklaşıp “Telefonunu ver” dediğini, katılan U.’nun da telefon ve müzik çalarını kendisine verdiğini, bu eşyaları 150 TL’ye satarak uyuşturucu aldığını, katılan U.’dan zorla bir şey istemediğini ve buna yönelik bir harekette bulunmadığını, sadece elindekini vermesini söylediğini, aldığı uyuşturucunun etkisiyle böyle bir şey yaptığını, Sorguda farklı olarak; katılanı apartmana girerken gördüğünü ve takip ettiğini, katılan apartmana girince onun peşinden kendisinin de girdiğini, Mahkemede; bali çekerken katılan U. ile karşılaştığını, ihtiyacı olduğu için kendisinden cep telefonunu ve kulaklığını istediğini, katılan U.’nun da verdiğini, katılan U.’ya zor kullanmadığını, tehdit de etmediğini, Savunmuştur. 5237 sayılı TCK’nın “Yağma” başlıklı 148. maddesinde; “Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” şeklinde düzenlenmeye yer verilmiştir. Madde gerekçesinde; “Madde metninde yağma suçunun temel şekli tanımlanmıştır. Hırsızlık suçunda olduğu gibi, yağma suçunda da, taşınır malın alınmasıyla ilgili olarak zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir. Ancak, hırsızlık suçundan farklı olarak, bu suçun oluşabilmesi için, mağdurun rızasının, cebir veya tehdit kullanılarak ortadan kaldırılması gerekir. Yağma suçu açısından tehdidin, kişiyi, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle yapılması gerekir. Yağma suçu, cebir kullanılarak da işlenebilir. Ancak bu cebrin, neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama boyutuna ulaşmaması gerekir. Yağma suçunun tamamlanabilmesi için, kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya malın alınmasına karşı koymamalıdır. Bu bakımdan, kullanılan cebir veya tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir. Bu nitelikte olmayan bir cebir veya tehdit, sırf mağdurun normalden fazla ürkek olması nedeniyle, malı teslim etmeye veya alınmasına yöneltmişse, yağma suçundan söz edilemez ve fiilin hırsızlık olarak nitelendirilmesi gerekir.” açıklamasına yer verilmiştir. 149. maddede de yağma suçunun; “Silâhla, kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, birden fazla kişi tarafından birlikte, yol kesmek suretiyle ya da konut veya işyerinde, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, gece vakti, var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak, suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla” işlenmesi nitelikli hâl olarak kabul edilmiş, aynı maddenin ikinci fıkrasında yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerin de uygulanacağı belirtilmiştir. Yağma suçu amaç ve araç hareketlerden oluşan bir suçtur. İlk önce almayı gerçekleştirmek için araç hareketler olan cebir veya tehdit kullanılır, sonrasında bu cebir ve tehdidin etkisiyle malın alınması veya tesliminin sağlanması ile suç tamamlanır. Yağma, tehdit veya cebir kullanma ile hırsızlık suçlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş bileşik bir suç olduğundan, birden çok hukuki değeri korumaktadır. Kendisini oluşturan suçların korudukları hukuki değerler olan kişi özgürlüğü, vücut dokunulmazlığı, zilyetlik ve mülkiyet yağma suçunun da koruduğu hukuksal değerlerdir. Yağma suçunun oluşabilmesi için, suça konu malın, elinde bulunduran kişiden cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle alınması veya mağdurun malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılınması gerekir. Cebir ya da tehdit, bir kişiyi malını teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur

kılmak amacıyla yapılmalıdır. Cebir ya da tehdidin belirtilen amaçla ve bu şekilde gerçekleştirilmesi, yağmayı mal varlığına karşı işlenen diğer suçlardan ayırmaktadır. Failin mağdura yönelttiği cebir veya tehdidi, kendisi veya başkasına yarar sağlamak amacıyla malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya zorlamak amacıyla gerçekleştirmiş olması gerekir. Cebir veya tehdit ile malın alınması veya verilmesi arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Yağma suçunun oluşabilmesi için, baştan beri yağma amacıyla hareket eden failin, eylemin başında veya ortasında cebir veya tehdit kullanmasının bir önemi bulunmamaktadır. Önemli olan cebir veya tehdidi kullanmasıdır. Yağma suçu, bir kişinin malını cebir veya tehdit kullanarak almak suretiyle işlenmiş sayılacağından, unsurları itibarıyla hem zilyetliğe, hem de kişi hürriyetine yönelik bir suçtur. Ancak kişi hürriyetine yönelen saldırı, mal aleyhine işlenen suçun gerçekleşmesi bakımından bir araç niteliğinde bulunduğundan, bu suç sonuç itibariyle “mal aleyhine” işlenen bir suçtur. Uyuşmazlık konusu ile ilgili ikinci suç olan hırsızlık, 5237 sayılı TCK’nın 141. maddesinin 1. fıkrasında da; “Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alma” olarak tanımlanmıştır. TCK’nın 141. maddesinin 1. fıkrasında sözü edilen zilyetlik kavramı 4721 sayılı Medeni Kanunumuzun 973. maddesinde; “Bir şey üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir” şeklinde açıklanmış, asli ve fer’i zilyetlik ise aynı Kanun’un 974. maddesinde; “Zilyet, bir sınırlı aynî hak veya bir kişisel hakkın kurulmasını ya da kullanılmasını sağlamak için şeyi başkasına teslim ederse, bunların ikisi de zilyet olur. Bir şeyde malik sıfatıyla zilyet olan aslî zilyet, diğeri fer’î zilyettir” biçiminde tanımlanmıştır. Hırsızlık suçu ile korunan hukuki yarar mülkiyet hakkı ile birlikte zilyetliktir. Kanun’da “zilyet” kelimesi ile “başkasına ait” olma kelimesi aynı anda kullanılmıştır. Bu şekilde kanun koyucu, iki farklı hukuki duruma aynı anda yer vererek hırsızlık suçunda zilyetlik ile mülkiyeti ayırmış, her ikisini de koruma altına almıştır. Zilyetliğin hukuka uygun ya da aykırı şekilde tesis edilmiş olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Bunun sonucu olarak malı çalarak zilyetliği ele geçiren kişinin elinden de malın çalınması hâlinde hırsızlık suçu oluşabilecektir. Suçun maddi konusu ise başkasına ait taşınır maldır. Bu nedenle malın malikinin bu suçun faili olması mümkün değildir. Suçun mağduru ise malik olabileceği gibi zilyet de olabilir. Çalınan mal, malikin elinden alınmış ise mağdur, malın malikidir. Zilyedin elinden alınmışsa mağdur zilyet, malik ise suçtan zarar görendir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Katılan U.’nun, 12.05.2011 tarihinde ikametine gittiği sırada bahçenin girişinde elinde bulunan poşetteki maddeyi koklayan sanıkla karşılaştığı, sanığın arkasından hızlıca gelerek sağ eli cebinde bulunur vaziyette “Ne var” diye sorduğu, bunun üzerine katılan U.’nun cebindeki müzik çaları, sanığın “Başka ne var” diye sorduğunda ise cep telefonunu verdiği olayda; sanığın, müzik çalar ve cep telefonunu almak için katılan U. T.’ye yönelik cebir kullanmamasına, ayrıca katılanın hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit içeren bir söz sarf etmemesine rağmen katılanın, kendisinden yaşça büyük, bir eli cebinde olan ve diğer elindeki poşette bulunan maddeyi koklayan sanıktan, orantısız şekilde etkilenip, sanığın cebinde silah olduğunu ve kendisine zarar verebileceğini düşünerek müzik çalarını ve cep telefonunu sanığa verdiğinin anlaşılması ve yağma suçunun düzenlendiği TCK’nın 148. maddesinin gerekçesinde de “...Sırf mağdurun normalden fazla ürkek olması nedeniyle, malı teslim etmeye veya alınmasına yöneltmişse, yağma suçundan söz edilemez ve fiilin hırsızlık olarak nitelendirilmesi gerekir.” şeklinde açıklamanın bulunması karşısında; sanığın eyleminin, yağma suçunun oluşması için gereken tehdit veya cebir unsurlarını içermediği, sanığın elinde bulunan baliyi koklamasının tek başına katılanın vücut dokunulmazlığına yönelik tehdit olarak değerlendirilemeyeceği, ancak sanığın, katılana ait cep telefonu ve müzik çaları onun rızası dışında alması eyleminin bir bütün hâlinde hırsızlık suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yerel Mahkeme direnme kararına konu hükmün, sanığın eyleminin hırsızlık suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. ... (CGK, 13.11.2018 tarihli ve 1175-518 sayılı)

KISA DEĞERLENDİRME

Bu karar neden önemli?

Kararın merkezinde maddi gerçeğin araştırılması ile savunma hakkı arasındaki denge bulunuyor. Delilin nasıl elde edildiği, sonuca en az delilin içeriği kadar etki eder.

KARAR METNİ HAKKINDA

Metin hakkında

Aktarım
Metin, derlemede yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.
Sayfa düzeni
Metin yalnızca okunabilir olması için paragraflara ayrıldı; içerikten çıkarma veya yeniden yazma yapılmadı.
Derleme
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları 2015-2020 (1. Cilt)
Son kontrol
4 Ağustos 2026