KARAR METNİ
Derlemedeki karar metni
ÖZET: İlk haksız hareketin katılan A.’ya hakaret eden ve yumruk atan sanıktan gelmesi, sanığın, katılan A.’nın kendisine “Kör müsün, aracı ben kullanıyorum!” dediğine ve kendisini iterek yumrukla birkaç kez vurduğuna ilişkin savunmasının, olay yerinde bulunan katılan S. ve mağdurun anlatımları ile desteklenmemesi, katılan A.’nın yaşı küçük yeğenine araç kullandırmasının, polis memuru olması dolayısıyla suç teşkil eden eylemlere müdahale etme görevi bulunan sanık bakımından tahrik oluşturan bir fiil olarak değerlendirilememesi, sanığın, katılan A.’nın elinde silah bulunduğuna ve katılan S.’nin ateş etmemesi için kendisini engellemeye çalıştığına ilişkin tanıklarca doğrulanmayan savunmasının soyut nitelikte kalması ve dosya içerisinde bulunan bilirkişi raporunda sanığın, oturduğu yerin karşı tarafından gelen hakaret içerikli sözler nedeniyle sinirlenerek ateş ettiği belirtilmesine rağmen bu hususun, aynı gün saat 19.00-19.33 arasında gerçekleşen ve bir bütünlük arz eden olay bakımından ilk haksız hareketi gerçekleştiren sanık açısından bir haksız tahrik nedeni olarak kabul
edilememesi karşısında; Yerel Mahkemece sanık lehine haksız tahrik hükmünün uygulanmamasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Sanıklar A.K., A.N. ve B.N.’nin kasten yaralama ve hakaret, sanıklar H.K. ve K.K.’nin kasten yaralama ve sanık U.O.’nun hakaret suçlarından yapılan yargılamaları sonucunda haklarında kurulan mahkûmiyet hükümlerinin açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, sanık Ö.K. hakkında sanık S.S.’ye yönelik hakaret, sanıklar H.K., K.K. ve U.O. hakkında sanık Ö.K.’ye yönelik tehdit, sanık H.O. hakkında sanık Ö.’ye yönelik hakaret, sanık A.N. kamu malına zarar vermeye teşebbüs ve sanık S.S. hakkında sanık Ö.K.’ye yönelik tehdit ve hakaret suçlarından verilen beraat kararları ile sanıklar H.K. ve K.K. hakkında sanık Ö.Y.’ye yönelik hakaret suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlar temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup, itirazın kapsamına göre inceleme sanık Ö.K. hakkında tehdit ve kasten yaralama suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Özel Daire arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; 23.08.2009 tarihli olay tutanağına göre; saat 19.20 sıralarında S. ve B. ilçeleri arasında servis şoförlüğü yapan katılan A.’nın, küçük yaştaki yeğeni Ş.N.’ye minibüste şoförlük yaptırdığının görülmesi üzerine görevli polis memuru sanık Ö.K. tarafından trafik kontrölü yapılmak istendiği, ancak araç içerisinde bulunan üç şahsın sanığa sinkaflı sözler kullanarak hakaret ettikleri ve kendisini darp ettikleri, bu durumun sanık tarafından İlçe Emniyet Amirliği görevini vekâleten yürüten inceleme dışı olayın mağduru M.’ye bildirildiği, saat 19.27 sıralarında sanık ve inceleme dışı olayın mağduru M.’nin ilçe merkezinde bulunan fırında ekmek almak için bulundukları sırada katılan A.’nın kışkırtması üzerine yaklaşık 30-40 kişilik bir grubun sözlü ve fiili saldırısına uğradıkları, adı geçen memurların polis merkezine sığınmak zorunda kaldıkları, sanığın polis memuru tanık T. ile polis merkezinin önünde bulunduğu sırada kırmızı bir minibüsle yakınlarından geçen kimliği belirlenemeyen bir şahıs ile karşı taraflarında bulunan katılan A.’nın kendilerine sinkaflı kelimelerle hakaret etmesi, katılan S.’nin katılan A.’nın ellerini tutarak “Yapma!” demesi ve polis merkezinin sol tarafından ellerinde taş bulunan dört beş kişinin kendilerine doğru gelmesi üzerine sanığın havaya bir el ateş ettiği, şahısların ara sokaklara kaçıştıkları, yaklaşık üç dakika sonra tahminen 40 kişinin polis merkezine doğru yürüyüp sanığı linç etmek istedikleri, katılan A. ile kimliği belirlenemeyen birkaç kişinin de polis merkezi binasına taş attıkları, Cumhuriyet savcıları H.K., M.B. ve H.M. tarafından düzenlenen 11.09.2009 tarihli tutanağa göre; kasten yaralama, kanunlara uymamaya tahrik ve görevi yaptırmamak için direnme suçları ile ilgili olarak S. İlçe Emniyet Amirliği tarafından düzenlenen fezlekenin 25.08.2009 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, fezleke içerisinde yer alan 23.08.2009 tarihli olay tutanağında İlçe Emniyet Amirliğinin sol tarafından dört ya da beş kişinin ellerinde taşlar ile İlçe Emniyet Amirliğine doğru geldikleri sırada sanığın havaya bir el ateş etmesi üzerine şahısların ara sokaklara girdiklerinin ifade edildiği, ayrıca sanığın mağdur sıfatıyla ifadesinin alındığı, meydana gelen olayın İlçe Emniyet Amirliği tarafından nöbetçi Cumhuriyet savcısına hakaret ve basit tehdit olarak haber verildiği, bu durumun nöbetçi Cumhuriyet savcısı tarafından gelen fezleke üzerine şerh yazılmak suretiyle belirtildiği, soruşturma dosyasında yer alan olay yerini gösterir İlçe Emniyet Amirliğine ait kameralar tarafından çekilen görüntülerin incelenmesinde; sanığın, olay tutanağının aksine havaya değil yere paralel olacak şekilde belli bir hedefe doğru ateş ettiğinin görüldüğü, ancak görüntülerden nereye ateş ettiğinin tam olarak anlaşılamadığı, Cumhuriyet Başsavcılığınca ifadesi alınan katılan S.’nin da sanığın bizzat kendisini hedef alarak ateş ettiğini beyan ettiği, yine ifadelerine başvurulan katılanlar K. ve B.’nin beyanları ile tüm dosya kapsamından sanığın kalabalığı dağıtmak için değil katılan S.’yi hedef alarak ateş ettiği sonucuna varıldığı, 30.09.2009 tarihli görev tutanağına göre; sanığın olay günü saat 17.00 ile ertesi gün saat 08.00 arasında görevli olduğu, 23.08.2009 tarihinde düzenlenen adli raporlara göre; sanık Ö., katılanlar A., B., H. ve K. ile mağdur A.’nın yaralanmalarının basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğu, B. Sulh Ceza Mahkemesince 22.12.2009 tarihinde icra edilen keşif sonrası tanzim edilen 28.12.2009 tarihli bilirkişi raporuna göre; “Kamera 1”deki görüntülerin izlenmesi sonucunda, sanık ile tanık T.’nin S. İlçe Emniyet Amirliği binası önündeki balkonun belediye binasına bakan kısmında oturdukları sırada binanın karşısındaki elektrik dağıtım binası tarafından gelen, ancak kim tarafından söylendiği görülemeyen hakaret içerikli sözlerin duyulması üzerine sanığın sinirlenerek seslerin geldiği tarafa doğru
işaret parmağını sallayıp küfür ettiği, emniyet binası içerisine girip, buradan sağ elinde bir tabancayla sinirli bir şekilde çıktığı, karşı taraftaki şahısların bulunduğu yöne doğru, kolu ve tabancanın namlusu yere paralel olacak şekilde tetiğe bastığı, ancak tabancanın ateş almadığı, ardından tabancasını dolduruş yapıp belediye binası tarafındaki merdivenlere doğru yürüdüğü ve tabancasını karşı yöne doğrulttuğu, tabancanın bulunduğu sağ kolunu yere 10-15 derece açı yapacak şekilde yukarıya kaldırarak bir el ateş ettiği, daha sonra bağırarak tanık T. ile birlikte emniyet binasının merdivenlerinden indiği, bu sırada tanık T.’ın sanığa engel olmaya çalıştığı, “Kamera 2” deki görüntülerin izlenmesi sonucunda, saat 19.33 sıralarında sanık ve tanık T.’ın elektrik dağıtım binası ile emniyet binası arasında bulunan orta refüjün yanına kadar geldikleri, ancak burada tabanca ile herhangi bir atışın yapılmadığı, tanık T.’nin sanığı ateş etmemesi için kolundan tutarak tekrar emniyet binası içerisine doğru götürdüğü, saat 19.37 sıralarında yaklaşık 35-40 kişinin emniyet binası önüne gelerek toplandığı ve saat 19.41 sıralarında olay yerinden dağıldıkları, izlenen kamera kayıtları neticesinde 22.12.2009 tarihinde S. İlçe Emniyet Amirliği önünde yapılan keşif esnasında tanık T.T.’nin beyanına göre alınan ölçümler sonucunda sanık ile katılanlar S. ve A.’nın olay esnasında bulundukları noktalar arasındaki mesafenin 49 metre, silahın etkili menzilinin ise 50 metre olduğu, bu mesafeden silahtan çıkan merminin bir canlının hayati bölgesine isabet etmesi hâlinde öldürücü etkisinin olabileceği, ancak sanığın “Kamera 1”de izlenen görüntüleri sonucunda ilçe emniyet amirliği binasının önünde bulunan balkonun, krokilerde belirtildiği gibi zeminden 1,5 metre yükseklikte olması ve sanığın elindeki silahı balkon zemininden yaklaşık 1,5 metre yüksekte tutması hesaba katıldığında; karşı taraftaki şahıslara nişan alarak ateş etmediği, korkutmak amacıyla, sağ kolu zemine 10 - 15 derece açı yapacak şekilde havaya doğru rastgele bir el ateş ettiği, bu atışın karşı tarafta bulunan katılanlar S. ve A.’ya isabet etmeyeceği kanaatine varıldığı, tanık T.’nin beyanı doğrultusunda çizilen krokinin kamera kayıtları ile uyuştuğu, katılan S.’nin beyanlarının ise kamera kayıtları ile uyuşmadığı, Jandarma Kriminal Daire Başkanlığınca düzenlenen 09.04.2010 tarihli uzmanlık raporuna göre; gönderilen iki adet CD-R üzerinde yapılan incelemede, görüntülerin çözünülürlüğün düşük olduğu, güvenlik kamerası ile şahıslar arasındaki mesafenin uzak olduğu, kameraların görüş alanı içerisinde sanık olduğu belirtilen şahsa silah çekmeye ya da doğrultmaya çalıştığı değerlendirilebilecek herhangi bir şahsa ait görüntü karesinin tespit edilemediği, kameraların görüş alanı içerisinde yer alan şahısların elinde silah olup olmadığının veya sanık olduğu belirtilen şahsa silah çekmeye ya da doğrultmaya çalışıp çalışmadıklarının tespitine yönelik gerekli detayın elde edilmesinin teknik olarak mümkün bulunmadığı, Anlaşılmıştır. Katılan A.N.; S. ve B. ilçeleri arasında minibüsçülük yaptığını, olay günü kendi adına kayıtlı aracıyla yanında on iki yaşındaki yeğeni Ş. de olduğu hâlde gezdiğini, o gün aracı yeğenine de kullandırdığını, sanığın, yeğenine araç kullandırdığını gördüğünü, aracını durdurarak kendisine yönelik “Artist misin lan, ananı avradını sinkaf ederim!” dediğini, ardından yüzüne yumrukla vurduğunu, sonra araca doğru yürüyüp silah veya cop almaya gittiğini, kendisinin de bunu fırsat bilerek kaçtığını, bu sırada katılan S.’nin da kaçması için sanığı tuttuğunu, kaçtıktan sonra eve geldiğini, sanığın evin önünden geçerken katılan S.’ye kendisini sorduğunu, kendisini kastederek “Onu öldüreceğim!” diyerek tehdit ettiğini, sonrasında evden de kaçarak kahvehanenin olduğu yere gittiğini, bu sırada amcası olan katılan B.’nin kendisini telefonla arayarak “Beni kahvenin önünde dövüyorlar” dediğini, olay yerine gittiğinde katılan B.’nin ağzının kanadığını gördüğünü, sonrasında arkadaşı olan inceleme dışı sanık H.’nin aracı ile eve gittiğini, araçtan inip eve çıkarken sanığın kendilerini gördüğünü, “Ananınızı avradınızı sinkaf ederim, şerefsizler!” diyerek kendilerine silah çekmesi üzerine kaçtığını, ancak sanığın katılan Süleyman’a doğru bir el ateş ettiğini, karakola taş atmalarının söz konusu olmadığını, Katılan S.S.; olay günü katılan A.’ya ait araçla kırsal bir alana gittiklerini, katılan A.’nın yeğenine araba kullandırdığını, bu şekilde katılan A.’nın evine kadar geldiklerini, burada katılan A.’nın yeğeni Ş.’yi araçtan indirip direksiyona kendisinin geçtiğini, birlikte ilçe merkezine doğru geldiklerini, bu sırada sanığın polis aracı ile yanlarına geldiğini, sanık ile katılan A.’nın anlamadığı bir sebeple birbirlerine ters ters baktıklarını, daha sonra katılan A.’nın aracı ile birlikte hızlı bir şekilde kalkış yapıp oradan uzaklaştığını, bu esnada herhangi bir hakaret ya da tehdit olayının yaşanmadığını, minibüs ile ilerlerken, sanığın de polis aracı ile kendilerini takip edip, O. Caddesi üzerinde kendilerini durdurduğunu, araçtan inerek bulundukları yere geldiğini, önce sinkaflı küfürler ettiği katılan A.’nın suratına yumrukla bir kez vurduğunu, bunun üzerine katılan A.’nın da minibüsten inerek kendisini ittiğini, ancak sanığa vurmadığını ve hakaret etmediğini, araçtan inerek tarafları ayırmaya çalıştığını, ancak sanığın kendisine “Sen aradan çekil, yoksa sana kafa atarım!” dediğini, buna rağmen tarafları ayırmaya devam ettiğini, sanığın silahı olduğunu söyleyerek ekip aracına yöneldiğini, kendisinin de katılan A.’ya olay yerinden hemen uzaklaşmasını söylediğini, bunun
üzerine katılan A.’nın aracına binerek olay yerinden uzaklaştığını, sanığın ekip aracıyla katılan A.’yı yüz metre kadar takip ettiğini, ancak yakalayamayacağını anlayınca aracını polis merkezinin önüne park ettiğini, katılan A., evinin önüne geldikten yaklaşık beş dakika sonra sanığın, evinin önüne gelerek katılan A.’yı sorduğunu, evde olmadığını söyleyince kendisine “Onun yerini bana söyle, onu vuracağım!” dediğini ve çarşı istikametine doğru gittiğini, sonradan öğrendiği kadarıyla sanığın çarşıda gördüğü katılan B.ile kavga ettiğini, olay sırasında oluşan kalabalığa yönelik de “Bütün S. sinkaf ederim!” şeklinde hakaret içerikli sözler söylediğini, sonrasında tekrar buluştuğu katılan A. ile eve giderlerken sanığın kendilerini gördüğünü ve sinkaflı küfürler ederek yaklaşık 10-15 metre mesafeden silahını doğrultarak kendilerine bir el ateş ettiğini, ikinci kez ateş edeceği sırada diğer polislerin buna engel olduklarını, sanığın katılan A.’yı hedef aldığını düşündüğünü, ancak dönüp baktığında katılan A.’nın kendisinden 10 metre kadar uzakta olduğunu fark ettiğini, dolaysıyla sanığın kendisine ateş etmiş olduğunu, ayrıca sanığın kendisine “Adam mı oldun p.venk?” şeklinde hakaret ettiğini, kendisine kesinlikle karşılık vermediğini, bu küfürleri katılan A.’nın da duyduğunu, ateş ettikten sonra polis merkezinden çıkan ismini bilemediği bir polis memurunun sanığın yanına giderek kolunu tuttuğunu ve polis merkezinin içerisine götürdüğünü, silah sesinden sonra polis merkezinin önünde 40-50 kişiden oluşan bir kalabalığın oluştuğunu, bazı şahısların olayları yatıştırmaya çalıştığını, kimseye vurmadığını, tehdit ve hakaret içerikli sözler söylemediğini, İnceleme dışı olayın mağduru M.H.; S. İlçe Emniyet Amirliği görevini vekâleten yürüttüğünü, olay günü tanık T.’nin kendisini arayarak sanık ve katılan A. arasında kavga çıktığını ifade ettiğini, sanığı bulmak için ilçe merkezine gittiğini, fırında karşılaştığı sanığın, katılan A.’nın yaşı küçük bir çocuğa araba kullandırdığını söylediğini, kendisine işlem yapabileceğini söyledikten sonra ayrıldıklarını, bu sırada katılan B.’nin konuşmak için yanına geldiğini gören sanığın ekip aracı ile sert bir dönüş yaparak yanlarına geldiğini, sanık ile katılan B.’in karşılıklı küfürleştiklerini, olayın kavgaya dönüştüğünü, ikisinin de karşılıklı olarak birbirlerine vurduklarını, katılanlar H. ve K.’nin de olay yerine geldiklerini, mağdur A.’nın kendilerine “Kral mısınız siz, s.tirin gidin!” şeklinde hakaret ettiğini, katılanlar H. ve K. ile sanığın birbirlerine karşılıklı olarak yumrukla vurduklarını, bir ara sanığın ekip otosundan cop alıp vurmak amacıyla çevreye salladığını, sanığı sakinleştirerek polis merkezine götürdüğünü, silah sesi duymadığını, kavganın ardından oluşan kalabalığın polis merkezine yürüdüğünü, inceleme dışı sanık U.’nun polis memurlarına küfür ettiğini, karakola taş atıldığını görmediğini, Mağdur A.K.; olay günü katılan A.’ya ait olan araçla gezdiklerini, aracı katılan A.’nın on iki yaşındaki yeğeni Ş.’nin kullandığını, bu sırada trafik polisi olmadığını bildiği sanığın kendilerini görerek ters ters baktığını, çocuğu araçtan indirdiklerini, ancak sanığın aracıyla peşlerine takıldığını, aracını kendi araçlarına çok yakın bir şekilde durdurarak katılan A.’ya “O.pu çocuğu, ters ters niye bakıyorsun?” dediğini, araçtan inip bulundukları aracın açık camından katılan A’ya bir yumruk attığını, katılan A.’nın kendisini korumaya çalıştığını, ancak sanığa vurduğunu görmediğini, daha sonra katılan S. ile birlikte araçtan inerek tarafları sakinleştirmeye çalıştıklarını, araca bindirdikleri katılan A.’nın olay yerinden ayrıldığını, katılan A.’nın ardından bulundukları yerden ayrılan sanığa vurmadıklarını, ancak olay büyümesin diye sanığı tuttuğunu, polis memurlarına yönelik olarak suç teşkil edecek herhangi bir eylemde bulunmadığını, Mağdur T.K.; S. İlçe Emniyet Amirliğinde polis memuru olarak görev yaptığını, olay günü izinli olduğunu, ilçede meydana gelen olayları duyduğunu, mağdur M’nin olayların büyüyebileceğini ve bu nedenle polis merkezine gitmesi gerektiğini belirtmesi üzerine polis merkezine gittiğini, burada gördüğü tanık T.’nin, sanığa ait olduğunu söylediği bir silahı muhafaza etmesi için kendisine verdiğini, polis merkezine gelen kalabalığın sanığın kendilerine verilmesini istediklerini, olayları sakinleştirdiğini, kalabalığın sanığa yönelik küfürler ettiğini, katılan A.’nın taş alarak polis merkezi binasına doğru savurduğunu, taşın isabet edip etmediğini bilmediğini, Katılan H.K.; olay tarihinde iş yerinin önünde oturduğu sırada katılan B’nin yanına gelerek yeğeni olan katılan A. ile sanık arasında kavga çıktığını söylediğini, bu sırada polis memuru olan inceleme dışı olayın mağduru M.’nin karşılarında bulunduğunu, katılan B’nin inceleme dışı olayın mağduru M. ile konuşmak için yanına gittiğini, bu sırada arabası ile iş yerinin önünden geçen sanığın aracını sert bir şekilde onların bulunduğu yöne çevirdiğini, bulundukları yere gittiğinde sanığın sinkaflı küfürler ettiğini ve katılan B.’ye yumrukla vurduğunu gördüğünü, etrafın kalabalıklaştığını, bu sırada sanığın arabadan cop alarak geri geldiğini ve kendisine copla vurduğunu, sanığın kalabalık nedeniyle olay yerinden ayrıldığını, daha sonraki olaylar hakkında bilgisi olmadığını, Katılan B.N.; olay günü sanık ile yeğeni olan katılan A.’nın arasında tartışma yaşandığını duyduğunu, inceleme dışı olayın mağduru M.’yi gördüğünde olanları konuşmak için yanına gittiğini, bu sırada kendilerini gören sanığın de bulundukları yere geldiğini, kendisine sinkaflı küfürler ederek yumrukla
vurduğunu, neden vurduğunu bilmediğini, sanığın kendilerini ayırmaya çalışanlara da aracından aldığı copla vurduğunu ve herkese küfür ettiğini, sakinleştirilen sanığın polis merkezine gönderildiğini, bir süre sonra karakolun önünde silah sesi duyduğunu, oraya yöneldiğinde çevrenin kalabalık olduğunu gördüğünü, karakolun taşlanmadığını, kimseye vurmadığını ve hakaret etmediğini, Katılan K.K.; olay günü evinde oturduğu sırada eşi tarafından kendisine katılan B.’nin kavga ettiğini söylemesi üzerine aşağı indiğini, marketin yakınlarında çok sayıda insanın bulunduğunu ve katılan B.nin ismini sonradan öğrendiği sanık ile kavga ettiğini gördüğünü, sanığın elinde bulunan copla orada bulunan vatandaşlara vurduğunu, havanın karanlık olması ve sanığın kendisine de yumrukla vurması nedeniyle kalabalık içerisinde kimlerin olduğunu tam olarak hatırlamadığını, olayın ardından inceleme dışı olayın mağduru M. ve sanığın olay yerinden uzaklaştıklarını, yaklaşık 10 dakika sonra bir el silah sesi duyulması üzerine orada bulunan kalabalığın emniyet binasına yöneldiğini, olay çıkabileceğini düşünerek kendisinin de kalabalıkla birlikte emniyet binası önüne geldiğini, belediye başkanının yatıştırıcı sözleri nedeniyle orada bulunan kalabalığın herhangi bir olaya karışmaksızın dağıldığını, kalabalık içerisinde kimsenin emniyet binasına taş attığını görmediğini, kendisinin de kimseye hakaret etmediğini ve vurmadığını, Tanık T.T.; polis memuru olarak görev yaptığını, olay günü sanığın polis merkezinin önündeki merdivenden bir el ateş ettiğini, karşıdaki şahısların 50 metre mesafede bulunduklarını, ancak sanığın kimseyi hedef almadığını, zira ateş ettiği yer ile şahısların bulundukları yönün tamamen farklı olduğunu, sanığın elinden silahı kendisinin aldığını ve içeri soktuğunu, bu arada “Şoför A.” olarak bildiği kişinin karakola doğru taş attığını, kim olduklarını bilmediği bazı şahısların da sanığa ve polis memurlarına yönelik sinkaflı küfürler ettiklerini, Tanık H.P.; S. Belediye Başkanı olarak görev yaptığını, olay günü ilçede meydana gelen olaylarda aracılık yapmaya çalıştığını, polis merkezi önünde içeri girmek istemeyen sanığı ikna ederek içeri soktuklarını, hatırlamadığı birinin çiçeklikte bulunan toprağın bir kısmını alarak binaya attığını, bu sırada kalabalığın sanığa küfür ettiğini, ancak kim olduklarını bilmediğini, kalabalığın polis memurlarına yönelik bir eylemi olmadığını, Tanık R.A.; jandarma astsubayı olarak görev yaptığını, inceleme dışı sanıklar H. ve U.’nun emniyetin önünde kendilerine ateş edildiğini söyleyip, “Bir şey yapılmayacak mı?” diyerek kalabalığı kışkırttıklarını, sonrasında gelen başka bir grubun emniyet müdürlüğüne doğru yürümeye başladığını, aralarında inceleme dışı sanıklar U. ve B.’nin de bulunduğunu, taş atan kimseyi görmediğini, orada bulunan kişilerin sanığa yönelik sinkaflı küfürler ettiklerini, ancak sanığın orada olmadığını, ayrıca olaylar öncesinde sanık ve inceleme dışı olayın mağduru M.’yi hırpalanmış bir biçimde gördüğünü, Tanık İ.Y.; polis olarak görev yaptığını, olay günü istirahatlı olması nedeniyle Boyabat’taki evinde bulunduğu sırada meydana gelen olayların kendisine telefonla bildirildiğini, bunun üzerine üç arkadaşı ile birlikte S.’ye gittiğini, ancak gittiğinde olayların sona ermiş olduğunu, tutanak düzenlenmesi gibi işlerle uğraştığı için olayla ilgili bilgisinin bulunmadığını, Tanık N.K.; olay günü ilçe merkezinde bulunduğu sırada katılanlar B. ile inceleme dışı olayın mağduru M.’nin konuştuklarını gördüğünü, bu esnada sanığın bulunduğu aracıyla ani bir şekilde dönerek yanlarına gittiğini ve katılan B.’ye vurduğunu, katılan B’nin de kendisini korumak amacıyla sanığa vurduğunu, sonrasında katılan H.’nin kavgayı ayırmak için yanlarına gittiğini, ancak sanığın katılan H.’ye de vurduğunu, kalabalıkta kimlerin olduğunu bilmediğini, küfür veya tehdit içeren sözler duymadığını, Tanık H.C.; ilçe merkezinde dükkânı bulunduğunu, olay günü katılanlar B. ve M.’nin konuştukları sırada sanığın yanlarına giderek katılan B.’ye vurduğunu, bu sırada kavgayı ayırmak için gelenlerin olması nedeniyle etrafın kalabalıklaştığını, sanığın kalabalık içinde bulunan katılanlar H. ve K.’ye vurduğunu, sanığa vurulduğunu görmediğini, küfür edildiğini duymadığını, ancak sanığın sinkaflı küfürler ettiğini, İnceleme dışı sanık H.B.; katılanlar A. ve S.’nin arkadaşları olduğunu, olay günü ikisini de evlerine götürmek için aracına alıp bıraktığını, sanığın emniyetin önünde yaklaşık 50 metre mesafeden hedef alarak adı geçen katılanlara bir el ateş ettiğini, ancak elini bir miktar havaya doğru kaldırmış olduğunu, kendisinin bu sırada katılan S.’nin evinin önünde olduğunu, sesi duyduğunda korkarak kaçtığını, kimseye hakaret etmediğini, İnceleme dışı sanık U.O.; olay günü işten eve gittiği sırada katılanlar S. ve A.’nın pasajda inceleme dışı sanık H.’nin aracından indiklerini gördüğünü, sanığın da emniyetin önünde iken sinkaflı küfürler edip, katılanlar A. ve S.’yi hedef alarak yaklaşık 20 metre mesafeden bir el ateş ettiğini, ateş ettikten sonra olay yerine polis memuru olan tanık T.’nin gelerek sanığa engel olduğunu, korktuğu için olay yerinden kaçtığını, kimseye hakaret etmediğini, Beyan etmişlerdir.
Sanık Ö.K.; polis memuru olarak görev yaptığını, olay günü katılan A.’nın, katılan B.’nin yaşı küçük çocuğuna araba kullandırdığını görünce müdahale etmek için el işareti yaptığını, katılan A.’nın ise kendisine yönelik “Ne diyorsun?” şeklinde bir hareket yaparak uzaklaştığını, bir süre takip ettiği katılan A.’yı durdurarak neden ukalalık yaptığını ve kurallara uymadığını sorduğunda, katılan A.’nın “Görmüyor musun, aracı ben kullanıyorum.” dediğini, aracı küçük çocuğa kullandırdığını gördüğünü söylediğinde ise “Kör müsün ben kullanıyorum.” diyerek araçtan inip kendisini ittirdiğini ve yumrukla birkaç kez vurduğunu, orada bulunan katılan S. ile mağdur A.’nın kendisini tuttuklarını, bunu fırsat bilen katılan A.’nın olay yerinden kaçtığını, olayı diğer arkadaşlarına bildirdiğini, daha sonra çarşı merkezinde katılan B. ve mağdur A. ile karşılaştığını, olayın etkisiyle aralarında bir tartışma çıktığını, tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine çok sayıda kişinin saldırarak kendisini linç etmeye çalıştıklarını, bu kişiler arasında katılanlar H., K. ve B. ile mağdur A.’nın de bulunduğunu, kendisini korumak için bu kişilere karşılık verdiğini, polis arkadaşı sayesinde olay yerinden uzaklaştığını, burada meydana gelen kavga sonucunda ağzının kanadığını, olayın ardından karakolun önünde oturduğu sırada katılan A.’yı gördüğünü, yanında katılan S. ile inceleme dışı sanık H.’nin de bulunduğunu, katılan A.’nın silah çıkarıp ateş etmeye çalıştığını, katılan S.’nin ise katılan A.’ya engel olmak için çabaladığını, inceleme dışı sanık H.’nin çevrede bulunanları tahrik ettiğini, bu sırada kendisinin de hedef almaksızın silahı hafifçe havaya yöneltmek suretiyle bir el ateş ettiğini, ancak ikinci bir girişimde bulunmadığını, zira silahının birinci elde tutukluk yaptığını, bunun için bir el ateş ettiğini, katılanlar A. ve S. ile aralarındaki mesafenin yaklaşık 70 metre olduğunu, ilk olay sırasında katılanlar A. ve S.’ye yönelik hakaret ve tehdit içerikli bir söz söylemediğini, ancak çarşıdaki olaylar sırasında burada bulunanların kendisine yönelik hakaret ve tehdit içerikli beyanlarda bulunduklarını savunmuştur. ...35 Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Polis memuru olarak görev yapan sanığın, olay günü saat 19.00 sıralarında katılan A.’nin on iki yaşındaki yeğeni Ş.N.’ye minibüs kullandırdığını gördüğü, ilçe merkezine geldikten sonra katılan A. tarafından kullanılmaya başlanan minibüsü takibe alıp E. Yolu üzerinde durdurduğu, olay nedeniyle sinirlenip hakaret ettiği katılan A.’yı, yumruk atmak suretiyle basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı, bu hususun katılan A. ile araçta bulunan katılan S. S. ve mağdur A.K.’nin anlatımları ve katılan A.’ya ait adli rapor bulguları ile doğrulandığı, sanığın, kullandığı araçla olay yerinden ayrılan katılan A.’yı takip ettiği, ancak yakalayamayarak ilçe merkezine geldiği, aynı gün saat 19.27 sıralarında, İlçe Emniyet Amirliği görevini vekâleten yürüten inceleme dışı olayın mağduru M. ile katılan B.N.’nin ekmek fırınının yakınlarında konuştuklarını gören sanığın, bahsi geçen ilk olay nedeniyle katılan B. ile kavga etmeye başladığı, sonradan mağdur A. ile katılanlar H.K. ve K.K.’nin de katılan B. tarafında dahil oldukları bu kavga neticesinde tarafların birbirlerini basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladıkları, bu hususun sanığın samimi ikrarı, katılanlar H., K.ve B., mağdur A., inceleme dışı olayın mağduru M., tanıklar N. ve H.’nin beyanları ile taraflara ait adli rapor bulguları ile desteklendiği, kavga olayının ardından sanık ve inceleme dışı olayın mağduru M.’nin İlçe Emniyet Amirliği binasına geldikleri, burada bir süre bekleyen sanığın saat 19.32 sıralarında yaklaşık 50 metre mesafede bulunan katılanlar S. ve A.’yı gördüğü, olay yerine ilişkin güvenlik kamerasından elde edilen görüntüler, katılanlar S. ve A. ile inceleme dışı sanıklar H. ve U.’nun beyanlarından anlaşılacağı üzere sanığın görevi nedeniyle kendisine verilen adli emanette kayıtlı tabancayı çekerek adı geçen katılanların bulunduğu yöne doğru, tabancanın namlusu yere paralel olacak şekilde tetiğe bastığı, ancak tabancanın ateş almadığı, ardından belediye binasının bulunduğu yöndeki merdivenlere yürüyerek bu kez sağ kolunu yere 10-15 derecelik açıyla kaldırıp karşı yöne doğru bir kez ateş ettiği, kısa aralıklarla üç ayrı yerde gerçekleştiği anlaşılan bu olayda; ilk haksız hareketin katılan A.’ya hakaret eden ve yumruk atan sanıktan gelmesi, sanığın, katılan A.’nın kendisine “Kör müsün, aracı ben kullanıyorum.” dediğine ve kendisini iterek yumrukla birkaç kez vurduğuna ilişkin savunmasının, olay yerinde bulunan katılan S. ile mağdur A.’nın anlatımları ile desteklenmemesi, katılan A.’nın yaşı küçük yeğenine araç kullandırmasının, polis memuru olması dolayısıyla suç teşkil eden eylemlere müdahale etme görevi bulunan sanık bakımından tahrik oluşturan bir fiil olarak değerlendirilememesi, sanığın, katılan A.’nın elinde silah bulunduğuna ve katılan S.’nin ateş etmemesi için kendisini engellemeye çalıştığına ilişkin tanıklarca doğrulanmayan savunmasının soyut nitelikte kalması ve dosya içerisinde bulunan bilirkişi raporunda sanığın, oturduğu yerin karşı tarafından gelen hakaret içerikli sözler nedeniyle sinirlenerek ateş ettiği belirtilmesine rağmen bu hususun, aynı gün saat 19.00-
Yukarıdaki CGK kararlarında yer verilen haksız tahrike ilişkin hukuki açıklamalar, tekrardan kaçınmak adına bu karardan çıkarılmıştır.
19.33 arasında gerçekleşen ve bir bütünlük arz eden olay bakımından ilk haksız hareketi gerçekleştiren sanık açısından bir haksız tahrik nedeni olarak kabul edilememesi karşısında; Yerel Mahkemece sanık lehine haksız tahrik hükmünün uygulanmamasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu itibarla, haklı nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. … (CGK, 19.06.2018 tarihli ve 1152-301 sayılı)