KARAR METNİ
Derlemedeki karar metni
ÖZET: Sanık ile katılanlar arasında öldürmeyi gerektirecek ölçüde bir husumet bulunmamakla birlikte sanığın, kendisini öldürmek isteyen hasımlardan olabileceği endişesiyle silahını alıp, katılanın yanına giderek tartışmaya başlaması, sanık tarafından suçta kullanılan silahın elverişliliği, sanık savunması ve olay yerinden elde edilen kovan sayısına göre belirlenen çok sayıdaki atış sayısı, sanığın kaçmakta olan katılanların ardından mermisi bitinceye kadar ateş etmeyi sürdürerek eylemine ısrarla devam etmesi, katılanın hayati öneme sahip yerlerden yaralanmadığı sabit ise de sanık tarafından doğrultulan silahı tutan katılanın, sanığın ateş etmesine engel olmak istediği sırada yaralanması hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın eyleme bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu kabul edilmelidir. Sanık S.K. hakkında 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan verilen mahkûmiyet hükmü Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme, aynı sanık hakkında kasten öldürme suçuna teşebbüsten verilen mahkûmiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılacaktır.
Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin katılanlar S.B. ve S.B.’ye yönelik ayrı ayrı kasten öldürme suçuna teşebbüsü mü yoksa katılan S.B.’ye yönelik kasten yaralama suçu, katılan S.B.’ye yönelik kasten yaralama suçuna teşebbüsü mü oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; 29.09.2015 tarihli tutanakta; aynı tarihte saat 22.05 sıralarında Haber Merkezinden S.A. Mahallesi, K.A.B. Sokakta silahla yaralama olayının meydana geldiğinin bildirilmesi üzerine görevlilerce olay yerine gidildiği, katılan S.B.’in yaralı hâlde olduğu, çevrede yapılan araştırmalarda M. S. Mahallesi, T. B. Sokakta elinde silahla dolaştığı tespit edilen sanık S.K.’nin yakalandığı, sanığın elindeki silahı rızasıyla görevlilere teslim ettiği, silahın şarjörü çıkarılarak fişek yatağı kontrol edildiğinde boş olduğunun görüldüğü, yine şarjörde de fişek olmadığının tespit edildiği, ateşli silahla sağ el işaret parmağı ve sol bacağından yaralanan katılan S.B.’ye olay yerine çağırılan 112 ekipleri tarafından ilk müdahale yapıldıktan sonra katılanın bilinci açık bir şekilde Dr. S.E. Göğüs Kalp ve Damar Hastanesine kaldırıldığının belirtildiği, 30.09.2015 tarihli olay yeri inceleme raporunda; olayın Ü. ilçesi, M.S. Mahallesi, T.B. Sokakta bulunan D. Hafriyat isimli iş yerinin önünde meydana geldiği, zeminde 3 adet boş kovan ile 1 adet dolu fişek olduğu, 34 .. .. plaka sayılı koyu renkli aracın sağ ön camının patlamış hâlde olduğuna dair tespitlerde bulunulduğu, Dr. S.E. Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 29.09.2015 tarihli geçici raporda; katılan S.’nin genel durumunun orta-iyi, bilincinin açık, oryente-koopere olduğu, sol femoral bölge orta-proksimal 1/3 bölüm ön medial yüzde kurşun giriş deliği, posterior yüzde kurşun çıkış deliği bulunduğu, fiziki muayenede popliteal posterior tibial ve dosalis pedis arteryal nabızları palpabl olduğu, motor defisit ve iskemik bulgu görülmediği, katılanın ekstremitesinde fonksiyon kaybı riski bulunduğu, hayati risk açısından net değerlendirme yapılamadığının belirtildiği, İ.A. Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 30.09.2015 tarihli raporda; katılanın yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olmadığı ve basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı bilgilerine yer verildiği, 03.10.2015 tarihli uzmanlık raporunda; tetkik için gönderilen silahın, 9 mm çaplı, Parabellum tipi fişek atar, yerli el yapısı, fişek yatağı dahil 11 cm namlu uzunluğunda, yarı otomatik bir tabanca olduğu, silahın ateş etmesine mâni olacak mekanik herhangi bir arızasının bulunmadığı, silahla birlikte gönderilen 1 adet fişeğin 9 mm çaplı, Parabellum tipi olduğu, çap ve tipine uygun silahlarda kullanılmak üzere imal edildiği, söz konusu tabanca ve fişeğin 6136 sayılı Kanun’a göre yasak niteliğini haiz ateşli silah ve fişeklerden olduğu, olay yerinde bulunan 3 adet kovanın, söz konusu tabancadan atılmış olduğu tespitlerine yer verildiği, Anlaşılmaktadır. Katılan S.B. Kollukta; olay tarihinde saat 22.00 sıralarında eşi S. ve kızı E.S.’yi yanına alarak sevk ve idaresindeki 34 .. .. plaka sayılı aracı ile çocukluk arkadaşının ailesine kurban eti vermek için T. B. Sokağına geldiğini, aracını park ettiği sırada sokak üzerindeki bir apartmanın önünde duran sanık S.K.’nin kendisine hitaben “Bana ait toprağı terk et” dediğini, sanığın alkollü olduğunu düşünerek tartışmaya girmeden aracını alıp ileriye doğru park ettiğini, eşi S.’nin kurban eti verecekleri eve çıkıp geri geldiğini, bu sırada aracının etrafında bulunduğunu, kızı E.S.’nin aracın içerisinde olduğunu, sonrasında sanık S.’nin yanına gelerek kendisiyle tartışmak istediğini ancak sanıkla muhatap olmadığını, bu sırada eşi S.’nin yanına gelerek kendisine “Hadi gidelim” dediği sırada sanığın belinde bulunan siyah renkli tabancayı çıkartarak kafasına ve göğsüne doğrulttuğunu, korktuğu için uzaklaşmak istediği sırada sanığın sol baldırına doğru ateş ettiğini, vurulduğunu hissedince yine kaçmaya çalıştığını, sanığın kendisine ve eşi S.’ye doğru ateş etmeye başladığını, bu esnada sağ elinden ve kalçasından yaralandığını, sanıktan şikâyetçi olduğunu, Mahkemede bu ifadelerinden farklı olarak; sanığa “Ne oluyor ağabey” demesi üzerine sanığın da “Bu oluyor” diyerek belinden çıkardığı tabancayı başına uzattığını, o anki refleks ile elini tabancaya attığını, önce elinde, sonra ayağında bir acı hissettiğini, arkasından eşi S.’nin çığlığını duyduğunu, olay yerinden kaçarken de kalça tarafında bir acı hissettiğini, sanığın kaç el ateş ettiğini hatırlamadığını ancak 12 el, bir şarjör ateş etmiş olabileceğini, sağ elinden, sol baldırından ve sağ kalçasından yaralandığını, sanık ateş ettiğinde sanıkla burun buruna olduklarını, Katılan S.B. aşamalarda; olay tarihinde saat 21.30 sıralarında eşi S.B. ve 4 yaşındaki kızı E.S. ile birlikte tanıdıklarına kurban eti dağıtmak için arabayla olayın yaşandığı sokağa geldiklerini, eşi S.’nin arabayı bir binanın önüne park edeceği sırada sanığın yanlarına gelerek “Hemen bu arabayı buradan çekin. Bu
toprakları terk edin” dediğini, kendilerinin de sanığa kurban eti verip gideceklerini, çok beklemeyeceklerini söylemelerine rağmen sanığın “Çekin arabayı” diye bağırması üzerine eşi S.’nin aracı 10 metre ileriye park ettiğini, kendisinin araçtan inerek kurban etini vereceği eve gittiğini, geri geldiğinde “İnsanlara hâl hatır bile soramıyoruz” diye söylendiğini, bunun üzerine sanığın “Sen ne diyorsun” diyerek üzerine yürüdüğünü, bu sırada eşi S.’nin sanığa doğru dönerek “Ne oluyor ağabey” dediğini, bunun üzerine sanığın “Bu oluyor” diyerek belinden çıkardığı tabancayı eşinin başına doğrulttuğunu, eşi S.’nin da elini başına koyarak silahı tutup aşağıya doğru indirmeye çalıştığını, sanığın elindeki tabancayı ateşlemesiyle eşinin yaralandığını, çığlık atması üzerine sanığın bu sefer tabancayı kendisine doğrulttuğunu, bunun üzerine arabaya binmekten vazgeçerek çocuğunu da arabada bırakarak oradan uzaklaşmaya çalıştığını, sanığın kendisinin arkasından da ateş ettiğini, beş el silah sesi duyduğunu, eşi S.’nin elinden ve ayağından yaralandığını, kendisinin ise yaralanmadığını, sanığın kendisine ateş ettiği sırada aralarında beş metre mesafe olduğunu, sanıkla eşinin ise burun buruna olduklarını, sanıktan şikâyetçi olduğunu, İfade etmişlerdir. Sanık S.K. Kollukta müdafi eşliğinde; 29.09.2015 tarihinde saat 22.00 sıralarında ikamet ettiği sokakta bulunduğu sırada daha önceden görmediği, camları siyah filmli bir aracın evinin önüne park ettiğini, hasımları olduğu için üzerinde sürekli silah taşıdığını, tanımadığı araç içerisindekilerin de hasımları olabileceğini düşünerek elini beline atıp aracın yanına gittiğini, katılan S.’ye aracını park ettiği yerin aile apartmanına ait olduğunu, başka yere park etmesini söylediğini, bunun üzerine katılanın aracını alarak 5 metre aşağıya götürdüğünü, ikamet ettiği apartmana gireceği sırada aracın sağ tarafından inen katılan S.’nin karşı apartmana doğru hızlı adımlarla geçtiğini, hasımlarının kendisini çapraz ateşe tutacaklarını düşündüğünü, katılan S.’nin bağırmaya başladığını, kendisine “Neden bağırıyorsun” deyince arabanın içinde bulunan katılan S.’nin elinde bulanan bir cisimle arabadan aşağıya inip kendisine doğru yaklaşmaya başladığını, bunun üzerine korkutmak ve kaçmasını sağlamak için belinde bulunan ruhsatsız tabancayı çıkararak yere doğru 4 el ateş ettiğini, katılanların kaçmaya başladıklarını görünce tabancada kalan 3-4 mermiyi de havaya sıktığını, çevredekilere emniyeti aramalarını söylediğini, olay yerine gelen polislere tabancayı teslim ettiğini, katılan S.’nin yaralandığını görmediğini, üzerine atılan suçlamayı kabul ettiğini, Tutuklanması talebiyle çıkarıldığı Sulh Ceza Hâkimliğinde; üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, öldürmek ya da yaralamak kastıyla ateş etmediğini, Kovuşturma aşamasında 17.11.2015 tarihli oturumda susma hakkını kullanan sanık S.K., 01.03.2016 tarihli oturumda önceki beyanlarından farklı olarak; katılan S.’nin aracı ileriye doğru park edeceği sırada çiçekliğe çarptığını, araçtan inen katılan S.’nin ise karşı apartmana geçtiğinde bağırıp çağırdığını, katılan S.’ye neden bağırdığını sorduğunu, bu sırada katılan S.nin ise araçtan inerek kendisine küfretmeye başladığını, katılan S.’nin da bağırmaya devam ettiğini, “Ne oldu” diye sormasıyla birlikte katılan S.’nin üzerine yürüdüğünü, kendisine “Gelme, yaklaşma” dediğini, katılan S.’nin elinde ne olduğunu göremediği bir şey olduğunu, korku ve panik ile silahını çıkarttığını, katılan S.’nin silaha sarılıp namluyu tuttuğunu, o esnada silahın patladığını, bunun üzerine katılanların bağırarak kaçmaya başladıklarını, katılanların aracına baktığında içeride ağlayan bir çocuk gördüğünü, çocuğu kucağına alarak katılanların et verdiği kişinin ablasına götürdüğünü, çocuğu bıraktıktan sonra olay yerine gelen polislere de silahını teslim ettiğini, zaten silahını belinden çıkardığı sırada eşine ve çocuğuna polislere haber vermelerini söylediğini, suçlamayı kabul etmediğini, Savunmuştur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Suça teşebbüs” başlıklı 35. maddesinde; “Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur” hükmü yer almaktadır. Buna göre suça teşebbüs, işlenmesi kast olunan bir suçun icrasına elverişli araçlarla başlanmasından sonra, elde olmayan nedenlerle suçun tamamlanamamasıdır. Maddenin açık hükmüne göre, icra hareketlerinin yarıda kalması ya da sonucun meydana gelmemesi failin iradesi dışındaki engel nedenlerden ileri gelmelidir. Öte yandan, suça teşebbüsle ilgili değerlendirme yapılabilmesi, failin hangi suçu işlemeyi kastettiğinin belirlenmesini gerektirir ki buna «subjektif unsur» denir. Failin gerçekleştirdiği davranış ile bir suçu işlemeye teşebbüs edip etmediğini, eğer etmişse hangi suça teşebbüs ettiğini belirleyebilmek için öncelikle kastın varlığının belirlenmesi gerekmektedir. Başka bir deyişle, tıpkı tamamlanmış suçta olduğu gibi, teşebbüs aşamasında kalan suçta da, işlenmek istenen suç tipindeki bütün unsurlar failce bilinmelidir. (İçel Suç Teorisi, Kayıhan İçel, Füsun Sokullu-Akıncı, İzzet Özgenç, Adem Sözüer, Fatih S. Mahmutoğlu, Yener Ünver 2. Kitap, 2. Baskı, İstanbul, 2000, s.315.)
Bu husus, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 765 sayılı TCK’nın yürürlükte olduğu dönemde verilmiş olup kabul edilen ilkeler açısından 5237 sayılı TCK’nın teşebbüse ilişkin 35. maddesi yönüyle de varlığını devam ettiren 04.06.1990 tarihli ve 101-156 sayılı kararında da; “Teşebbüste aranan kast, icrasına başlanmış cürmü teşebbüs aşamasında bırakma kastı olmayıp, söz konusu suçu tamamlamaya yönelmiş kasttır” şeklinde açıklanmıştır. Kasten yaralama suçu ile kasten öldürme suçuna teşebbüs arasındaki ayırıcı kriter manevi unsurun farklılığına dayandığından, sanığın kastının öldürmeye mi, yoksa yaralamaya mı yönelik olduğunun çözülmesi gerekmektedir. 5237 sayılı TCK’nın 21/1. maddesine göre, suçun kanuni tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak, daha açık bir ifadeyle, failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. İlkeleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar bulunan ve süregelen kararlarında açıklandığı üzere, bir eylemin kasten öldürmeye teşebbüs mü, yoksa kasten yaralama mı sayılacağının belirlenmesinde; fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda meydana getirilen yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır. Kastın belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak ele alınması gerekmektedir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; 29.09.2015 tarihinde saat 22.00 sıralarında katılan S. ile eşi katılan S.’nin tanıdıklarına kurban eti dağıtmak amacıyla Ü. ilçesi, M. S. Mahallesi, T.B. Sokağına araçlarıyla geldikleri, arabada katılanların 4 yaşındaki kızları E.S.’nin de bulunduğu, aynı sokakta ikamet eden sanık S.K.’nin, katılan S.’nin aracını apartmanlarının önüne park ettiğini görmesi üzerine katılanların yanına gidip “Benim topraklarımdan arabanızı çekin” diyerek aracı başka yere park etmelerini söylediği, bunun üzerine katılan S.’nin aracını alarak 10 metre kadar uzağa park ettiği, katılan S.’nin araçtan inerek kurban eti vereceği tanıdıklarının oturduğu apartmana girdiği, kısa bir süre sonra apartmandan çıktığı ve “İnsanlara hâl hatır bile soramıyoruz” diyerek kendi kendine söylendiği, bunun üzerine sanık S.’nin katılan S.’ye hitaben “Ne konuşuyorsun sen” diyerek üzerine yürüdüğü, bu sırada katılan S.’nin sanığın yanına gelerek “Ne oluyor ağabey” demesiyle birlikte sanık S.’nin “İşte bu oluyor” diyerek belindeki tabancayı çıkartıp katılan S.’nin başına doğrulttuğu, katılan S.’nin tabancayı tutup aşağıya doğru ittirdiği, bu sırada sanığın tabancayı ateşleyerek katılanı önce sağ elinden arkasından sol baldırından yaraladığı, katılanların birlikte kaçmaya başladıkları, sanığın katılanların arkasından da ateş ederek tabancadaki tüm mermileri boşalttığı, katılan S.’nin hayati tehlike geçirmeyecek ve basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ölçüde yaralandığı, katılan S.’nin ise yaralanmadığı olayda; sanık ile katılanlar arasında öldürmeyi gerektirecek ölçüde önceye dayalı bir husumet bulunmamakla birlikte, katılanların kendisini öldürmek isteyen hasımları olabileceğini düşünen sanığın bu endişeyle hareket ederek silahıyla birlikte katılan S.’nin yanına gidip tartışması, sanığın suçta kullandığı silahın elverişliliği, sanığın beyanları ve olay yerinden elde edilen kovan sayısına göre belirlenen çok sayıdaki atış sayısı, sanığın kaçmakta olan katılanların arkalarından mermisi bitinceye kadar ateş etmeyi sürdürerek eylemine ısrarla devam etmesi, katılan S.’nin hayati öneme sahip yerlerden yaralanmadığı sabit ise de sanığın kendisine doğrultuğu silahı tutan katılanın, sanığın ateş etmesine engel olmak istediği sırada yaralanması hususları birlikte değerlendirildiğinde sanığın kastının öldürmeye yönelik olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu itibarla; Yerel Mahkeme hükmünün onanmasına ilişkin Özel Daire kararı isabetli olup haklı bir nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. … (CGK, 25.06.2019 tarihli ve 59-493 sayılı)