KARAR METNİ
Derlemedeki karar metni
ÖZET: Katılanın, sanığın bürosuna gelerek borcunu 10 Mayıs tarihinde ödeyeceği konusunda söz verdiğine ilişkin beyanına karşın sanığın bu beyanların doğru olmadığını savunması ve alacağın miktarı konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın katılana yönelik sarf ettiği “Sen yalancısın, nasıl avukatsın!” şeklindeki sözlerin, katılanın, borcun belirtilen tarihte ödeneceği konusunda söz verildiğine ilişkin beyanına karşılık olarak ve borç miktarının gerçek durumu yansıtmadığını vurgulamak için söylenmiş olabileceği, somut olayın özellikleri de gözetildiğinde rahatsız edici, nezaket dışı ve kaba hitap tarzı niteliğindeki bu sözlerin katılanı küçük düşürmeye matuf olarak söylenmemesi nedeniyle hakaret suçunun kanuni unsurlarının gerçekleşmediği kabul edilmelidir.
Sanık B.A.K. hakkında kasten yaralama, tehdit ve hakaret, sanık A.O.A. hakkında kasten yaralamaya teşebbüsten verilen beraat hükümleri temyiz edilmeksizin, sanık A.O.A. hakkında tehdit suçundan verilen kesin nitelikteki mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz talebi ise Özel Dairece temyiz talebinin reddedilmesi suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme; sanık A.O.A. hakkında kamu görevlisine hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; hakaret suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir. Katılanın alacaklı vekili sıfatıyla sanık ve inceleme dışı sanık B. A. hakkında icra takibi başlattığı, sanığın, borcunu araç vermek suretiyle ödemek istediği, ancak asıl alacaklı olan tanık İ.’nin buna rıza göstermemesi nedeniyle katılanın bu teklifi geri çevirdiği, bu nedenle taraflar arasında husumet bulunduğu, UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede; katılanın, alacaklı vekili olarak sanık hakkında icra takibinde bulunması ve 23.07.2010 tarihinde sanığın evine hacze gitmesi üzerine, sanığın, evde olmaması sebebiyle haciz işlemi sırasında olay yerinde bulunan apartman görevlisi tanık Mehmet Şentürk’ü telefonla arayarak, telefonunun megafonunu açmasını isteyip katılanın ve orada bulunan herkesin duyabileceği şekilde ona hitaben sinkaflı sözlerle hakaret ettiği ve çocuklarını öldürmekle tehdit ettiği iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda İ. (Kapatılan) ... . Sulh Ceza Mahkemesince 01.04.2011 tarih ve ... sayı ile tehdit ve hakaret suçlarından sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş, bu hükümlerin sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesince 15.09.2015 tarih ve 17673-33801 sayı ile; Yerel Mahkemece verilen hükmün, kanıtlanması hâlinde eylemlerin görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturabileceği, hakaret suçuyla birlikte eylemleri niteleme ve kanıtları değerlendirme görevinin üst dereceli asliye ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmasına karar verildiği, Anlaşılmıştır. Katılan A.Ç.; tanık İ.C.’nin sanık ve inceleme dışı sanık B. A.’dan 28.000 TL miktarındaki alacağını tahsili amacıyla alacaklı vekili olarak icra takibi başlattığını, olay tarihinden önce telefonla yaptıkları görüşmede sanığın hacze gitmesi hâlinde kendisini öldüreceğini söyleyerek tehdit ettiğini, hacze gitmek zorunda
olduğunu söylemesi üzerine ise kendisine “Senin ananı da sülaleni de sinkaf ederim” şeklinde hakaret içerikli sözler söylediğini, bu görüşmeden sonra sanığın, bürosuna gelerek “Avukat yanlış yapıyorsun, ben savcıdan hâkimden korkmam, yirmi dokuz yıl yatarım var, sen parayı tahsil etmek istiyorsan bana bir hafta müsaade vereceksin, pazartesi günü yani 10 mayıs itibarıyla borcu kapatacağım” diyerek, borcu ödeyeceğine ilişkin yemin ettiğini, buna rağmen borcunu süresinde ödemediğini, sanık ve inceleme dışı sanık B. A.’nın borçlarına karşılık araç vermek istediklerini, ancak asıl alacaklının bu talebi kabul etmemesi nedeniyle kendisinin de kabul etmeyeceğini söylediğini, daha önceden haber vermeden bürosuna gelen sanık A. O.’nun olay tarihinde görüşme başlar başlamaz üzerine doğru geldiğini, ancak büroda bulunanların tutması nedeniyle kendisine vuramadığını, hakaret ve tehdit içerikli sözler söylediğini, inceleme dışı sanık B. A.’nin ise kendisine yönelik suç içeren bir eylemi olmadığını, sanık A. O.’ya hakaret ve tehdit içerikli sözlerinin neler olduğunu hatırlamadığını, Tanık H. A.; tanık İ.C.’nin alacağını tahsil etmek için İ.’ye geldiğini, borçlu olan sanık A.O. ve inceleme dışı sanık B.A. ile görüşmek amacıyla katılanın bürosunda toplandıklarını, haciz yapılacağı söylenince sanık A.O. ve inceleme dışı sanık B.A.’nın borçlarına karşılık araç vermeyi teklif ettiklerini, ancak asıl alacaklının bu teklifi kabul etmemesi nedeniyle katılanın da bunu kabul etmeyeceklerini söylediğini, sanık A.O.’ya, borcun ödeneceği konusunda namus sözü verdiklerini söyleyen katılanın üzerine yürüdüğünü ve “Sen yalancısın, sen ne biçim avukatsın, benim kesinleşmiş cezam var, cezaevine girersem rahat kalacağınızı mı zannediyorsunuz, sizi rahat bırakmam, suçlarıma ortak ederim” şeklinde sözler söylediğini, Tanık Ö.B.Ş.; katılanın bürosunda çalıştığını, sanık A.O. ve inceleme dışı sanık B.A.’nın daha önceden borçlarını ödeyeceklerini taahhüt ettiklerini, ancak on günden fazla süre geçmiş olmasına rağmen borcu ödemediklerini, olay günü asıl alacaklı ve tanık H. A.’nın katılanın bürosuna geldiklerini, haciz işlemi yapılmadan önce sanık A.O. ve inceleme dışı sanık B.A.’nın asıl alacaklı ile görüşmek istediklerini, ancak kendilerini daha önce de aramalarına rağmen telefonu yüzlerine kapattıklarını, haciz işlemi için hazırlık yaptıkları sırada sanık A.O. ve inceleme dışı sanık B.A.’nın büroya gelerek “Bizim teklifimizi kabul etmiyorsunuz, C.ımızı mı alacaksınız” şeklinde bağırdıklarını, sanık A.O.’ya “Sen ne biçim avukatsın, yalancısın, benim kesinleşmiş cezam var, işlediğim suçlara seni ortak ederim” şeklinde sözler söylediğini ve katılanın bulunduğu masanın yanına gelerek masaya yumrukla vurduğunu, ancak katılana vurmak için yumruk salladığını ya da cisim attığını görmediğini, Tanık İ.C.; olay tarihinden önce sanık A.O.’ya 28.000 TL karşılığında bir araç sattığını, bunun karşılığında iki adeti 10.000 TL, bir adedi ise 8.000 TL bedelli olan senetler düzenlediklerini, sanık borcunu ödemeyince avukat olan katılana vekâlet verdiğini, 10.000 TL’lik ilk senet için hacze gittiklerinde sanığın kızının malların kendisine ait olduğunu söylemesi üzerine mal kaldırmadıklarını, bunun üzerine sanığın borcunu 10 Mayıs tarihinde ödeyeceği konusunda söz verdiğini, ancak borcunu ödemediğini, haczin yapılacağı olay günü katılanın bürosuna gittiğini, ancak hacze gitmeden önce sanık ile inceleme dışı sanık B.A.’nın büroya geldiklerini, katılanın, kendilerine söz verdikleri hâlde borcu neden ödemediklerini sorması üzerine sanık ve inceleme dışı sanık B.A.’nın “Sen nasıl avukatsın, bu suçlara seni de ortak ederiz” ve sonrasında da “Biz sapına kadar erkeğiz, delikanlıyız” diyerek katılanın üzerine yürüdüklerini, tanık H.’nin olayları yatıştırmaya çalıştığını, bu sırada sanığın “Ben mafyanın adamıyım, benim arkam sağlam, beni içeriye attırırsan sağ kalacağını mı sanıyorsun?” diyerek tehdit içerikli sözler söylediğini, İnceleme dışı sanık B.A.K.; olay tarihinden önce sanık A.O.’nun tanık İ.’den borç para aldığını ve ödeyemediğini söyleyerek kendisine kefil olmasını istediğini, bunun üzerine taraflarca hazırlanan iki adeti 10.000 TL, bir adedi ise 8.000 TL bedelli olan senetleri kefil sıfatıyla imzaladığını, yaklaşık beş yıldan beri tanık İ.’ın sanıktan bu şekilde para aldığını bildiğini, olay günü katılan A.’nın kendisini telefonla arayarak bürosuna gitmelerini istemesi üzerine sanığa haber verdiğini ve birlikte katılanın bürosuna gittiklerini, burada katılanın haricinde tanıklar H. ve İ.’nin da bulunduğunu, ofiste oturan katılanın kendilerini görünce elini masaya vurup ayağa kalkarak kendilerine “Siz delikanlı mısınız? Namussuz şerefsiz insanlarsınız, niye sözünüzde durmuyorsunuz?” dediğini, bunun üzerine kendisinin de katılana “Siz avukatsınız, yasal yollardan gereğini yapın, bize hakaret etmeye hakkınız yok” şeklinde karşılık verdiğini, ancak katılanın kendilerine bağırdığını, kapıyı kilitleyerek polis çağrılmasını istediğini, yine katılanın sanığa “Seni hapishaneye göndereceğim, evdeki eşyayı da icra yoluyla kaldıracağım, el mi yaman bey mi yaman, seni hapishanede şişleteceğim” şeklinde tehdit içerikli sözler söylediğini, katılana hakaret etmediklerini, Beyan etmişlerdir. Sanık A.O.A.; 2005 yılında borçları olduğu için tanık İ.’den yüzde 20 faiz karşılığında 10.000 TL borç aldığını, ancak işleri bozulduğu için borcun tamamını ödeyemediğini, bu tarihten itibaren tanık İ.’ye 100.000 TL civarında ödeme yapmasına karşın borcunun bir türlü bitmediğini, yaklaşık üç ay önce tanık
İ.’ye borcun nasıl ödeneceği hususunda konuştuklarını, sonrasında iki adeti 10.000 TL, bir adedi ise 8.000 TL bedelli üç adet senet hazırladıklarını, senetleri kefil sıfatıyla inceleme dışı sanık B.A.’nın de imzladığını, vadesi geldiğinde senetlerden birinin 3.000 TL’lik kısmını ödeyebildiğini, diğer senetlerin vadesi gelmesine rağmen ödeme yapamadığını, bunun üzerine tanık İ.’nin katılan aracılığıyla senetleri icraya koyduğunu, esasen tanık İ.’den aldığı paranın katılana ait olduğunu, katılan, ödenmeyen borç nedeniyle icra takibi yapacağını söylediğinde, “İcra için gelirsen kendini şubede bulursun” dediğini, ancak katılanın “Ben avukatım, benim sicilim temiz, ancak senin sicilin temiz değil, ben her türlü yırtarım, bu iş senin C.ınla bitecek” dediğini, yaklaşık on beş gün önce ödenmeyen 10.000 TL bedelli ilk senetle ilgili evine haciz yapmaya gelen katılanı telefonla arayarak evini satıp borcunu ödeyeceğini söylediğini, ancak iddia edildiği şekilde herhangi bir tarih vermediğini, yine katılanın ofisine giderek bu konuda konuşmadığını, olay günü katılan Aynur’un kendisini telefonla arayarak “Gel sana bir kıyak yapalım” dediğini, katılanın inceleme dışı sanık B.A.’yı de aynı şekilde araması üzerine birlikte katılanın bürosuna gittiklerini, burada katılanın haricinde tanıklar H. ve İ.’nin da bulunduğunu, ofiste oturan katılanın kendilerini görünce elini masaya vurup, kalkarak kendilerine “Sizin ananızı avradınızı sinkaf ederim, milleti ve devleti dolandırdınız, kapıyı kapatın, polis çağırın” dediğini, bunun üzerine kendilerinin de katılana “Polis çağırın, bir suçumuz yok ki kaçalım” şeklinde karşılık verdiğini, yine katılanın kendilerine yönelik “Seni hapishaneye göndereceğim, evdeki eşyayı da icra yoluyla kaldıracağım, el mi yaman bey mi yaman, seni hapishanede şişleteceğim” şeklinde tehdit içerikli sözler söylediğini, katılana hakaret etmediklerini ve üzerine yürümediklerini savunmuştur. ...193 Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Katılanın, sanığın bürosuna gelerek borcunu 10 Mayıs tarihinde ödeyeceği konusunda söz verdiğine ilişkin beyanına karşın sanığın bu beyanların doğru olmadığını savunması ve alacağın miktarı konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın katılana yönelik sarf ettiği “Sen yalancısın, nasıl avukatsın” şeklindeki sözlerin, katılanın, borcun belirtilen tarihte ödeneceği konusunda söz verildiğine ilişkin beyanına karşılık olarak ve borç miktarının gerçek durumu yansıtmadığını vurgulamak için söylenmiş olabileceği, somut olayın özellikleri de gözetildiğinde rahatsız edici, nezaket dışı ve kaba hitap tarzı niteliğindeki bu sözlerin katılanı küçük düşürmeye matuf olarak söylenmemesi nedeniyle hakaret suçunun kanuni unsurlarının gerçekleşmediği kabul edilmelidir. Bu itibarla; haklı nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. (CGK, 19.06.2018 tarihli ve 90-300 sayılı)