KARAR METNİ
Derlemedeki karar metni
ÖZET: Maktulün vücudunda çok sayıda delici kesici alet yarası bulunmakta ise de sanık ve maktulün gece yarısı yapmış oldukları telefon görüşmelerinin saati ve tanık beyanlarına göre sanığın sabah erken vakitte bağ evinden ayrılarak otogara gittiği göz önüne alındığında; sanığın eylemini sırf eziyete neden olacak şekilde uzun bir zaman dilimine yaymadığının anlaşılması, olayın, aşırı derecede alkollü
olan sanık ile maktul arasında geçen küfürlü konuşmalar ve tartışma sırasında maktulün elindeki bıçakla sanığa doğru hamle yapması sonucu gerçekleşmiş olması, dolayısıyla sanığın önceden kendisinde mevcut olan bir his, düşünce nedeniyle değil de maktule olan kızgınlığı nedeniyle o esnada ortaya çıkan ani bir kastla eylemini gerçekleştirmesi, sanığın çok sayıdaki bıçak darbesinden ibaret eyleminin tek başına canavarca hisle veya eziyet çektirerek kasten öldürme suçunun kanıtı olarak değerlendirilememesi ve sanık tarafından canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme amacıyla hareket edildiğini gösterir nitelikte delil bulunmaması bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın, maktulden kaynaklanan ve haksız tahrik oluşturan söz ve davranışlara tepki olarak gerçekleştirdiği eyleminin TCK’nın 81/1. maddesinde düzenlenen kasten öldürme suçunu oluşturduğunun kabulü gerekmektedir.
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suç niteliğinin belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; 11.05.2013 tarihli olay yeri inceleme raporunda; İ. ili, Ç. ilçesi, M. Mahallesi, A. mevkisinde bulunan hayvan ağılının kuzey tarafından geçen stabilize yol kenarına 190 cm mesafede, yaklaşık 1-1,5 metre yüksekliğindeki otların ve çalılıkların arasına atılmış, yüksek otlar ve çalılardan dolayı güçlükle görülebilen, battaniyeye sarılı hâlde, 45-50 yaşlarında, 55-60 kg ağırlığında, 165 cm boylarında bir erkek cesedinin görüldüğü, cesedin ayaklarında ayakkabı ve çorap olmadığı, cesedin etrafındaki alanda çöplerin atılı olduğu, boş şişeler, atılan çöplere ait poşetler ve hayvan kemik parçaları olduğu, muhtemelen hayvan ölüsü ve çöplerden kaynaklı rahatsız edici koku geldiği, cesedin üzerinde bulunan elbiselerin kanlı ve ıslak durumda olduğu, yapılan ilk incelemede cesedin boyun kısmında 3 adet kesi, sol kolunda bir adet kesi ve karın kısmında içinden doku parçası çıkan kesi görüldüğü, hayvan ahırı ile buraya bitişik hâldeki bağ evinde yapılan incelemelerde, bahçede çitlere asılı bulunan örtü ve halılar görüldüğü, bahçe içinde giriş kapısına yaklaşık 5-6 metre uzaklıkta mangal ocağı olduğu, ocak içerisinde iki adet yanmış ayakkabı parçası, bir adet yanmış kumaş parçası, iki adet kadife pantolona ait yanmış paça kısımları ve bir adet yanmış şeffaf naylon parçası görüldüğü, ocağın zemin kısmında kuru toprak görülmesi ve çevresindeki yeşil otların yeni yanmış olması nedeniyle ocağın daha önce hiç kullanılmadığının değerlendirildiği, bağ evinin giriş kapısında herhangi bir zorlama ve alet izi olmadığı, evin genel görünüm itibarıyla düzgün hâlde olduğu, holde giriş kapısının sol tarafında yerden 185 cm yükseklikte, giriş kapısına 20 ve 30 cm mesafede iki ayrı kan damlası olduğu değerlendirilen leke, kapıdan itibaren koridor boyunca duvar üzerinde zeminden 54 cm yükseklikte, 440 cm uzunluğunda kireç boyanın kazınması sonucu oluşan iz, holde zeminde bulunan karo taşları üzerinde leke görüldüğü, yine duvarda ayakkabılık arkasında kan lekesi olduğu, duvar üzerindeki izlerin kazınarak temizlenmeye çalışıldığının değerlendirildiği, salonda bulunan elbise dolabında maktulün sarılı hâlde bulunduğu kareli, karışık renkli battaniyenin bir benzerinin görüldüğü, televizyon dolabının altındaki bölümde buruşturulmuş hâlde, üzerinde “Bu dünyada en çok sevdiğim 4 insan var. Biri kızım, amcam M., yengem gerisi yalan bir de Ç.de tanıştığım çok değer verdiğim dostlarım hayat yaşamaya değer yaşamayı bilene” notu yazılı olan ajanda yaprağı görüldüğü, yine sehpanın altında siyah kaplı, 2013 ibareli, içindeki ilk sayfada “Ölmek ne garip şey ölümü benim kadar isteyen var mıdır bilmiyorum” yazısı, ikinci sayfasında “A.Ç.” yazısı ile telefon numaraları bulunan ve en arka sayfada “Ölümün olduğu bu” yazıları bulunan ajanda ile sehpa üzerinde beyaz renkli, çiçek desenli üzerinde kan lekesi olduğu değerlendirilen sehpa örtüsü olduğu, mutfakta bulunan buzdolabı üzerinde bir adet ağzı kapalı hâlde turuncu renkli maket bıçağı, buzdolabı içerisinde üzerinde T. Markete ait 09.05.2013 tarihli etiket bulunan ekmek poşeti ve içinde bir adet ekmek bulunduğu, buzdolabı içerisinde yarıya kadar içilmiş şarap şişesi görüldüğü, buzdolabı arkasında duvar üzerinde yerden 83 cm yükseklikte, kan izi olduğu değerlendirilen leke bulunduğu, buzdolabının yanında bulunan camlı dolap içerisinde maktul F.A. adına düzenlenmiş Sosyal Sigortalar Kurumu sigorta kâğıdı, İ. Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenmiş epikriz raporu ile reçete görüldüğünün belirtildiği, İ. Adli Tıp Grup Başkanlığınca düzenlenen 15.05.2013 tarihli otopsi raporunda; maktulün alın bölgesi sağ kaş üst ve iç kısımda 2 cm, sol sternoklaviküler bölgede ven ve arter kesisi niteliğinde 3,5 cm, göğüs ön duvarda sternumun hemen sağında 5. kaburga seviyesinde 1 cm, göğüs sağ tarafta midklaviküler hatta 8. kot seviyesinde göğüs boşluğuna nafiz 2,5 cm, bu yaranın 2 cm alt kısmında aynı özellikte 2,5 cm, ksifoidin 4,5 cm sağ ve alt kısmında içerisinden omentumun dışarıya çıktığı 3 cm, ksifoidin 3 cm sol kısmında 1,5 cm, göğüs sol tarafta arka aksiler hatta 8. kot seviyesinde göğüs boşluğuna nafiz 3,5 cm, bu yaranın 2 cm alt kısmında aynı özellikte göğüs boşluğuna nafiz 3,5 cm, göğüs sol tarafta ön aksiler hatta 10. kot seviyesinde 1,5 cm, sol kol 1/2 orta arka kısımda 4 adet 1,5-3,7 cm, sağ koltuk altı ve kolda 3 adet 2-5 cm, sağ uyluk 1/2 orta arka kısımda 2,5 cm, sol gluteal bölgede 1 cm, sol uyluk 1/3 üst dış
kısımda 3 adet 1,5-2 cm uzunluklarında yara dudakları düzgün bir açısı dar, bir açısı geniş toplam 23 adet kesici delici alet yarası ile boyun orta hatta 5,2 cm, boyunda orta hattın solunda 5 cm, sol ön kol ve sol el parmakları arasında 5 adet 2-10 cm, sol omuz eklemi üzerinde 2,5 cm, sağ el 3. parmak pulpasında ve 3-4. parmak arasında 2 cm uzunluklarında toplam 9 adet kesik vasıflı yaralar görüldüğü, sol akciğerde 2, sağ akciğerde 1 adet 1,5 cm uzunluğunda kesiler bulunduğu, boyun bölgesindeki kesilerin altına uyan yüzeyel yumuşak dokular arasında ekimoz olduğu, bağırsak mezenterlerinde ve ince bağırsaklarda kesi bulunduğu, sol sternoklaviküler bölgedeki kesici delici alet darbesinin cilt altından ve kaburgalar üzerinden dışa doğru bir seyirle sol aksiler arter ve vende tam kesi ile büyük damar kesisi yaptığı, göğüs boşluğuna nafiz 3 adet, batına nafiz 1 adet yaranın akciğer, bağırsak ve mezenter harabiyeti oluşturduğu, sol sternoklaviküler bölgede büyük damar kesisine neden olan yara ile göğüs boşluğu ve batına nafiz olan toplam 5 adet yaradan her birinin müstakilen öldürücü nitelikte olduğu, yumuşak doku lezyonu dışındaki diğer yaralanmaların öldürücü nitelikte olmadıkları, kesici delici alet yaralanmalarına göre kullanılan aletin bir kenarı keskin, bir kenarı küt nitelikte olduğu, kesik vasıftaki yaraların da aynı aletin keskin kenarı ile husulünün mümkün olduğu, maktulün ölümünün kesici delici alet yaralanmasına bağlı iç organ ve büyük damar kesisi ile gelişen kanama sonucu meydana geldiği, maktulün kanında 1,26 promil etil alkol bulunduğu tespitlerine yer verildiği, 16.05.2013 tarihli tutanakta; sanık A.C.’nin saat 19.05 sıralarında T. Polis Merkez Amirliğine gelerek teslim olduğu, aynı tarihli olay yeri inceleme raporunda; sanığın suçta kullandığı düşünülen suç aleti ile bazı eşyayı attığı tespit edilen M. ili, T. ilçesi, O. köyü, U. H. mevkisinde yapılan incelemelerde sanığa ait banka ve kredi kartları, Nokia marka cep telefonu ile telefondan ayrı hâlde batarya ve Vodafone marka sim kart bulunduğu, yine aynı yerde siyah plastik saplı, açılır kapanır şekilde bir adet bıçak bulunduğu, bıçağın sap kısmının 14 cm, metal namlu kısmının ise 12 cm olduğunun belirtildiği, T. Devlet Hastanesince sanık A.C. hakkında düzenlenen 16.05.2013 tarihli raporda; sanığın vücudunda darp ve cebir izi olmadığı, sanığın 1,41 promil alkollü olduğu bilgilerine yer verildiği, M. Ruh Sağlığı Ve Hastalıkları Hastanesinin 23.10.2013 tarihli raporunda, sanığın işlediği iddia olunan kasten öldürme fiilinin hukuki anlam ve sonuçlarını anlayabilir durumda olduğu ve davranışlarını yönlendirme yeteneğini azaltacak veya kaldıracak düzeyde bir akıl hastalığı bulunmadığı, cezai ehliyetinin tam olduğunun mütalaa edildiği, Anlaşılmaktadır. Katılanlar Sadri A. ve M.A. aşamalarda; kardeşleri olan maktul F.’nin, belediyeye ait köpek çiftliğinde çalıştığını, maktulün arkadaşı M.P.’den öğrendiklerine göre maktulün ölümünden bir gün önce 09.05.2013 tarihinde saat 17.00 sıralarında Ç. ilçe merkezine gittiğini, maaşını çektikten sonra 90-100 TL’lik bir cep telefonu alıp rakı, şarap, bira ve sigara da alarak sanık A.C.’nin yanına gittiğini, maktulün o gün işi bırakmış olduğunu ve geceyi sanığın evinde geçirdiğini, ertesi sabah saat 06.30’dan itibaren maktulü cep telefonundan aradıklarını ancak ulaşamadıklarını, köpekler için yemek toplayıp çiftliğe geri dönerken saat 10.30 sıralarında yolda sanığı gördüklerini, sanığın kendilerine çalışmak için kahvehaneye gittiğini, maktulün ise İ.’ye gitmiş olduğunu söylediğini, maktulden yine haber alamayınca sanığın kaldığı bağ evine gittiklerini, kapıyı kırıp içeri girdiklerini ancak maktulü göremediklerini, akşam maktulü tekrar aradıklarını ancak yine ulaşamadıklarını, ertesi gün 11.05.2013 tarihinde saat 08.30 sıralarında maktulü aramak için tekrar bağ evine gittiklerini, etrafa dikkatlice baktıklarında kan lekesi gördüklerini, dışarı çıkıp etrafı kontrol etmeye başladıklarını, bağ evinin bitişindeki hayvan ağılının 5-6 metre yanındaki çöp poşetlerinin bulunduğu yerde battaniye gördüklerini, battaniye üzerinde kuru otlar, çalı çırpı ve eski çöp poşetleri olduğunu, battaniyeye sarılı hâlde bir ceset olduğunu fark edip baktıklarında kardeşleri F.’nin cesedini gördüklerini, hemen jandarmayı arayarak haber verdiklerini, maktulün nasıl ve kim tarafından öldürüldüğünü bilmediklerini, Tanık F.A. aşamalarda; sanık A.’nın, dayısının oğlu olduğunu, 10.05.2013 tarihinde sanığın kendisini saat 04.00 sıralarında birkaç kez aradığını ancak sarhoş olabileceğini düşünerek cevap vermediğini, uyandığında cep telefonunda sanık tarafından gönderilmiş iki adet mesaj gördüğünü, saat 04.28 ve 04.35’te gönderdiği iki mesajda da “F. acilen beni ara” diye yazdığını, mesajları gördükten sonra da sanığı aramadığını, aynı gün saat 15.29’da sanığın tekrar kendisini aradığını ve T. ilçesine geldiğini, çarşıda olduğunu söyleyerek kendisini almasını istediğini, bunun üzerine sanığı alıp sanayide bulunan dükkânına götürdüğünü, sanığın Ç.’de bir kişiyle kavga ettiğini söyledikten sonra konuyu kapatarak Irak’ta kaynakçı olarak iş bulduğunu ve çalışmak için gideceğini söylediğini, bir süre sonra sanığı otogara bırakmak için çıktıklarını, arabayla giderken sanığın yolda bira aldığını, sanığın kendisinden arabayı bir kenara çekmesini istemesi üzerine tepelik bir alana arabayı park ettiğini, araçtan dışarı çıktıklarını, sanığın bira içerek konuşmaya başladığını, sanığın Ç. ilçesinde bir kişiyle içki içtiklerini, içkinin bitmesi üzerine bu
kişinin kendisinden tekrar içki almaya gitmesini söylediğini, kabul etmemesi üzerine ağza alınmayacak küfürler ettiğini, bu nedenle bu kişiyi bıçakladığını, muhtemelen de ölmüş olduğunu anlattığını, ancak sanığa inanmadığını zira üzerinde herhangi bir darp cebir izi olmadığını, bir süre sonra sanığın cebinden çıkardığı siyah renkli bir bıçağı tepeden aşağıya attığını, daha sonra cebinden bir cep telefonu çıkartarak eliyle kırıp aynı yere doğru fırlattığını, tekrar yola çıktılarını, sanığın kendisine B. iline gideceğini söylediğini, sanığa inanmadığı için durumu kimseye anlatmadığını, olayı öğrendikten sonra bildiklerini anlatmak için Ç.ilçesine geldiğini, Tanık K.A. aşamalarda; maktul F. ve kardeşleri ile arkadaş olduğunu, sanık A.C.’nin de dayısının oğlu olduğunu, olayın yaşandığı hayvan ahırı ve bitişiğindeki bağ evinin kendisine ait olduğunu, sanığın ara sıra bu evde kaldığını, iki ay önce maktulün kendisini arayarak evleneceğini belirtip bu evde kalmak istediğini söylediğini, maktulün bu teklifini kabul ederek evin anahtarlarını kendisine verdiğini, ancak maktulün evlenmediğini, evi ise ara sıra kullandığını, yaklaşık bir ay önce sanığın kendisini arayarak aynı evde kalmak istediğini söylediğini, bunun üzerine sanığa anahtarların maktulde olduğunu, ondan alıp evde kalabileceğini söylediğini, yaklaşık bir aydır sanığın bu evde sürekli kaldığını, olay günü saat 17.53 sıralarında maktulün kendisini arayarak olayın yaşandığı bağ evine çağırdığını, yolda giderken sanık ile karşılaştığını, sanığın, maktulün çok fazla içip küfretmesinden şikâyet ettiğini, kendisini de Ç.’ye içki almaya gönderdiğini söylediğini, bunun üzerine sanığı yanına alarak arabayla tekrar bağ evine gittiklerini, maktulün evin içerisinde sızmış hâlde uyuduğunu, rahatsız etmeyerek dışarı çıktığını, sanığa sorduğunda maktulün kardeşleriyle kavga ettiği için içki alarak eve geldiğini ve sanıkla birlikte içki içtiklerini öğrendiğini, sanığa Ç.’ye gidip içki almamasını söylediğini ve oradan ayrıldığını, saat 19.29 sıralarında sanığın cep telefonuyla kendisini aradığını, maktulün ağabeylerinin eve geldiklerini, maktule içki içtiği için kızdıklarını, ağabeyleri gittikten sonra bu sefer de maktulün ağabeylerini eve aldığı için kendisine kızdığını ve ana avrat sinkaflı sözlerle küfrettiğini, telefonda “Ağabey, bugüne kadar benim anama, avradıma, çocuğuma kimse küfretmedi. Ben bu adamı döveceğim, öldüreceğim. Ağabey ben buradan çıkıyorum, Ç.’ye gidiyorum” dediğini, kendisinin de sanığa kızarak bu gece başka yerde kalmasını söylediğini, sanıkla maktulün birbirlerini tanıdıklarını ancak çok samimi olmadıklarını, o gece 00.03, 00.15, 04.02, 04.21, 04.32, 04.33, 04.36 ve 04.47 saatlerinde toplam sekiz defa sanığın kendisini cep telefonundan aradığını ancak telefonları açmadığını, öğle saatlerinde başkalarından sanığın birisiyle kavga ettiğini öğrenmesi üzerine sanığı saat 13.00 sıralarında aradığını ve kavga edip etmediğini sorduğunu, sanığın da gece M. üç kişiyle kavga ettiğini ve T.’ye gittiğini söylediğini, bunun üzerine şüphelenerek maktulü aradığını ancak maktulün telefonunu açmadığını, sanığın maktulü kastederek İ.’ye gideceğini söylediğini, bunun üzerine daha da şüphelenerek maktulün ağabeylerini arayıp bağ evine gidip kontrol etmelerini istediğini, kardeşi olan tanık F.’den olayı öğrendiğini, bunun üzerine kardeşi F. ile birlikte Ç. Jandarma Karakoluna gittiklerini, Tanık F.A. aşamalarda; maktul F.’nin nişanlısı olduğunu, 09.05.2013 tarihinde saat 21.00 sıralarında maktul ile görüştüğünü, maktulün kendisine yengesiyle tartıştığını, rakı aldığını ancak fazla içmeyeceğini söylediğini, saat 23.00 sıralarında tekrar görüştüklerini, evlenecekleri tarih ve yüzükler hakkında konuştuklarını, telefonda maktulün yanında bulunan başka bir kişinin daha sesini duyduğunu, kim olduğunu sorduğunda maktulün “Tanımazsın, boş ver” dediğini, arka taraftan sesi gelen bu kişinin sarhoş olduğunun anlaşıldığını ve küfürlü konuştuğunu, bunun üzerine maktulün küfürlü konuşan yanındaki bu kişiyi uzaklaştırmak istediğini, fakat bu kişinin maktulün yanından gitmediğini ve küfretmeye devam ettiğini, hatta bu kişinin kendisine yönelik de hakaret ettiğini, bunun üzerine maktulün kısa bir süreliğine telefondan ayrıldığını ancak telefonun hâlen açık olduğunu, maktulün tekrar konuşmaya başladığında yanında bulunan kişiye yumruk attığını ve bu kişinin de yere düştüğünü söylediğini, gece yarısı saat 01.15’e kadar sohbet ettiklerini ve telefonu kapattıklarını, hemen ardından maktulün tekrar aradığını ve “Benim hayvanlarım senin olsun. Benim bütün her şeyimi sen yap. Sabaha çıkmazsam helvamı yap. Helvam da cevizli olsun” dediğini, görüşme bittikten sonra uyuduğunu, sabah telefonuna baktığında maktulün kendisini saat 02.42’de tekrar aramış olduğunu gördüğünü, maktulün nasıl ve kim tarafından öldürüldüğünü bilmediğini, Tanık B.S. aşamalarda; sanık A.C.’yi tanıdığını, 09.05.2013 tarihinde sanık ile saat 22.00 sıralarında Ş. B’nin yakınında karşılaştığını, konuşmaları esnasında sanığın “Köpek çiftliğinde kaynakçılık işine gireceğim, artık orada kalacağım fakat orada biri var sürekli anama küfrediyor. Ben annemi hayal meyal hatırlıyorum. Sürekli anneme küfretmeye devam ederse onu kesip atacağım kimsenin de haberi olmayacak” dediğini, kendisine küfredenin kim olduğunu sorduğunda maktul F.’nin ismini verdiğini, sanığa içkiyi bırakmasını kimseye de içki almamasını söylediğini ve yanından ayrıldığını, sanığı bir daha da görmediğini, İfade etmişlerdir. Sanık aşamalarda; maktul F.’yi yaklaşık 10 yıldan beri tanıdığını, halasının oğlu olan tanık K.A.’ın A. mevkisindeki bağ evinde yaklaşık 2 haftadan beri kalmakta olduğunu, maktul F.’nin köpek çiftliğinde
çalıştığını ve ara sıra yanına uğradığını, maktulün de daha önce bu bağ evinde kaldığını, olay tarihinde gündüz vakti Ç. ilçe merkezinde maktulle buluştuklarını, T. Markete gidip alışveriş yaptıklarını, bağ evine giderken 2 tane bira aldığını, öncesinde de 4 adet bira içmiş olduğunu, maktulün de rakı aldığını, saat 14.00-15.00 sıralarında bağ evinde birlikte rakı içtiklerini, rakı bitince maktulün kendisine “Git rakı al gel” dediğini ve küfürlü konuştuğunu, maktule “Ağabey ayıp oluyor. Bana küfretme. Yağmur yağıyor, şimdi çarşıya gidilmez” dediğini, maktulün ısrarları üzerine içki almak için Ç. ilçe merkezine gittiğini, yolda halasının oğlu tanık K.A.’ya rastladığını, tanık K.’nin yanından ayrıldıktan sonra ilçe merkezine geldiğini, kendisine 4 tane bira aldığını, rakı almaya parasının yetmediğini, biraları bağ evine giden yol üzerinde oturup içtiğini, tekrar ilçe merkezine geri dönüp bir bara gittiğini ve bira içtiğini, bardan çıktıktan sonra kalan parasıyla maktule bir adet şarap aldığını, aşırı derecede alkollü olduğunu, gece yarısından sonra bağ evine döndüğünü, uyumakta olan maktulü uyandırıp kendisine şarap aldığını söylediğini, kendisine rakı değil de şarap aldığını öğrenen maktulün ana avrat sinkaflı sözlerle küfrettiğini, maktule “Ağabey ayıp oluyor. Bugün ikinci defa bana küfrediyorsun” dediğini, saatin 02.00’yi geçtiğini, maktulün küfürlerine devam etmesi üzerine maktule iki tokat attığını, maktulün masanın üzerinde bulunan siyah saplı çakı bıçağını alıp üzerine yürüdüğünü, kendisinin de bıçağı maktulün elinden alıp saldırdığını, bıçağı maktulün bacaklarına salladığını, ancak nerelerine vurduğunu hatırlamadığını, o an ne yaptığını bilmediğini, bağ evinden ne zaman çıktığını ve garaja ne zaman gittiğini hatırlamadığını, Ç. Otogarına gittiğinde günün ağarmış olduğunu, otobüse binerek İ. Otogarına oradan da T. ilçesine gittiğini, halasının oğlu tanık F. ile buluştuğunu, birlikte Ş. Tepesi denilen yere gittiklerini, orada da bira içtiğini, maktulle olan kavgasından bahsettiğini, olayda kullandığı siyah saplı çakı bıçağını kayalıktan aşağıya attığını, ayrıca cep telefonunu da kırıp kayadan aşağıya fırlattığını, sim kartı da çıkartıp büküp attığını, daha sonra B.’ye, oradan da E.’ye gittiğini, sonra tekrar İ.’ye geldiğini, en sonunda yine T.’ye gidip bir tarlada içki içtikten sonra teslim olduğunu, olay sırasında yanlarında kimsenin olmadığını, maktulün parasını almadığını, içkileri kendi parasıyla aldığını, maktulü battaniyeye sarıp yol kenarına bıraktığını hatırlamadığını, maktule olay öncesinde küfredip küfretmediğini de hatırlamadığını, olay nedeniyle pişman olduğunu, olayın kendisi ve maktulün aşırı alkollü olmaları ve maktulün kendisine küfretmesi nedeniyle yaşandığını, suçunu bu şekilde kabul ettiğini, Savunmuştur. ...114 Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Sanık A. ile arkadaşı olan maktul F.’nin olay günü Ç. ilçe merkezinde buluşup marketten alkol aldıktan sonra, sanık A.’nın yaklaşık bir aydan beri kalmakta olduğu bağ evine gittikleri ve alkol almaya başladıkları, içkilerinin bitmesi üzerine maktulün, sanıktan ilçe merkezine giderek rakı almasını istediği ve konuşma esnasında sanığa küfrettiği, sanığın içki almaya gitmeyi kabul etmemesi üzerine maktulün ısrar ederek küfürlü konuşmaya devam ettiği, maktulün yoğun ısrarı üzerine sanığın, maktulü küfretmemesi hususunda uyardıktan sonra ilçe merkezine gittiği, ilçe merkezinde önce marketten aldığı biraları içen sanığın, bir bara giderek orada da alkol aldıktan sonra rakı almaya parası yetmediği için şarap alarak gece yarısından sonra bağ evine döndüğü ve uyumakta olan maktulü uyandırıp şarap aldığını söylediği, sanığın rakı yerine şarap getirdiğini gören maktulün, aksi kanıtlanmayan savunmaya göre sanığa kızdığı ve sinkaflı sözlerle küfrettiği, bunun üzerine sanığın maktule iki tokat attığı, maktulün de bıçak ile sanığın üzerine yürüdüğü, maktulün elinden bıçağı alan sanığın, maktulü 23 bıçak darbesiyle yaraladığı, maktulün kesici delici alet yaralanmasına bağlı iç organ ve büyük damar kesisi ile gelişen kanama sonucu öldüğü olayda; maktulün vücudunda çok sayıda delici kesici alet yarası bulunmakta ise de, sanık ve maktulün gece yarısı yapmış oldukları telefon görüşmelerinin saati ve tanık beyanlarına göre sabah erken vakitte sanığın bağ evinden ayrılarak otogara gittiği göz önüne alındığında, sanığın eylemini sırf eziyete neden olacak şekilde uzun bir zaman dilimine yaymadığının anlaşılması, olayın aşırı derecede alkollü olan sanık ile maktul arasında geçen küfürlü konuşmalar ve maktulün sanıktan içki alması için ısrarı nedeniyle çıkan tartışmada, maktulün elindeki bıçakla sanığa doğru hamle yapması sonucu gerçekleşmiş olması, dolayısıyla sanığın önceden kendisinde mevcut olan bir his, düşünce nedeniyle değil de, sanığın maktule olan kızgınlığı nedeniyle o esnada ortaya çıkan ani bir kastla eylemini gerçekleştirmesi, sanığın çok sayıdaki bıçak darbesinden ibaret eyleminin tek başına canavarca hisle veya eziyet çektirerek kasten öldürme suçunun kanıtı sayılamayacak oluşu ve sanığın canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme amacıyla hareket ettiğini gösterir nitelikte delil bulunmaması bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın eylemini, maktulden kaynaklanan ve haksız tahrik oluşturan söz ve davranışlara tepki olarak gerçekleştirdiği ve eyleminin TCK’nın 81/1. maddesinde düzenlenen kasten öldürme suçunu oluşturduğunun kabulü gerekmektedir.
Kitabın diğer bölümlerindeki kararlarda bulunan kasten öldürme suçuna ilişkin hukuki açıklamalar tekrardan kaçınmak adına bu karardan çıkarılmıştır.
Bu itibarla, Özel Dairenin eylemin kasten öldürme suçunu oluşturduğuna yönelik bozma kararı isabetli olup, suçun canavarca hisle veya eziyet çektirerek kasten öldürme olarak nitelendirilmesine ilişkin Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün bozulmasına karar verilmelidir. (CGK, 20.12.2018 tarihli ve 659-668 sayılı)