Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

TCK’nın 52/4. maddesinde, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin mahkeme kararında belirtileceği düzenlenmiş olup adli para cezasını süresinde ödemeyen

Ceza HukukuE. 2018/656K. 2018/40404.10.2018Bozma

Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları 2015-2020 (1. Cilt)

Eklendi: 4 Ağustos 2026Son kontrol: 4 Ağustos 2026
01

Kararın özeti

TCK’nın 52/4. maddesinde, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin mahkeme kararında belirtileceği düzenlenmiş olup adli para cezasını süresinde ödemeyen hükümlüler hakkında cezanın doğrudan doğruya hapis olarak infazı yerine öncelikle kamuya yararlı bir işte çalıştırma suretiyle infazını öngören 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesiyle değişik 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde, hükümlünün kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına ilişkin tedbirin ödenmeyen adli para cezasından çevrilerek belirlenen hapis cezası üzerinden kararlaştırılacağına yer verilmesi nedeniyle anılan düzenlemenin TCK’nın 52/4. maddesindeki hükmün uygulanma imkânını ortadan kaldırmadığı, dolayısıyla Yerel Mahkemece ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa ihtar edilmesinde bir isabetsizlik olmadığı ve buna bağlı olarak karardaki “5237 sayılı TCK’nın 52/4- son maddesi uyarınca adli para cezasının ödenmeyen kısmının hapis cezasına çevrilmesine (ihtarat yapıldı).” ibaresinin çıkarılmasına gerek bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

02

Derlemedeki karar metni

Aşağıdaki metin, derlemede yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.

Görüntüleme ayarlarıStandart okuma alanı

KARAR METNİ

Derlemedeki karar metni

ÖZET: TCK’nın 52/4. maddesinde, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin mahkeme kararında belirtileceği düzenlenmiş olup adli para cezasını süresinde ödemeyen hükümlüler hakkında cezanın doğrudan doğruya hapis olarak infazı yerine öncelikle kamuya yararlı bir işte çalıştırma suretiyle infazını öngören 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesiyle değişik 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde, hükümlünün kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına ilişkin tedbirin ödenmeyen adli para cezasından çevrilerek belirlenen hapis cezası üzerinden kararlaştırılacağına yer verilmesi nedeniyle anılan düzenlemenin TCK’nın 52/4. maddesindeki hükmün uygulanma imkânını ortadan kaldırmadığı, dolayısıyla Yerel Mahkemece ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa ihtar edilmesinde bir isabetsizlik olmadığı ve buna bağlı olarak karardaki “5237 sayılı TCK’nın 52/4- son maddesi uyarınca adli para cezasının ödenmeyen kısmının hapis cezasına çevrilmesine (ihtarat yapıldı).” ibaresinin çıkarılmasına gerek bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Özel Daire arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar; Yerel Mahkemece, CMK’nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve kısa süreli hapis cezasının TCK’nın 51. maddesi uyarınca ertelenmesine yer olmadığına karar verilirken yasal ve yeterli gerekçe gösterilip gösterilmediğinin belirlenmesine ilişkin olup ayrıca karar tarihinden sonra 6545 sayılı Kanun ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106. maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik gözetildiğinde, hüküm fıkrasında yer alan “5237 sayılı TCK’nın 52/4-son maddesi uyarınca adli para cezasının ödenmeyen kısmının hapis cezasına çevrilmesine (ihtarat yapıldı)” şeklindeki kısmın uygulanma imkânının kalıp kalmadığının da değerlendirilmesi gerekmektedir. İncelenen dosya kapsamından; L. Sulh Ceza Mahkemesinin 30.09.2013 tarihli ve ... değişik iş sayılı önleme araması kararı ile, 30.09.2013 tarihinde saat 15.00’ten 07.10.2013 tarihinde saat 15.00’e kadar ilçe giriş ve çıkışlarında, kamuya açık ve kapalı yerlerde şüpheli kişilerin üzeri, eşyası ve araçlarında önleme araması yapılmasına, ele geçirilecek suç eşyasına el konulmasına izin verildiği, 03.10.2013 tarihli olay, arama, yakalama ve muhafaza altına alma tutanağında; aynı tarihte saat 12.00 civarında, L. Sulh Ceza Mahkemesinin 30.09.2013 tarihli ve .../... değişik iş sayılı önleme araması kararına istinaden K. Mahallesi, TEİAŞ tesisleri yanında yapılan yol uygulaması esnasında, kontrol noktasına gelen sanık Ş. B.’ye sevk ve idaresindeki aracın durdurulduğu, araç içerisinde yapılan aramada, ön koltuklar arasında bulunan kül tablasında plaka hâlinde esrar olduğu değerlendirilen madde, torpido gözünde O. G. ismine düzenlenmiş nüfus cüzdanı, ön cam üst kısımdaki bölmede kesici kısmı 36 cm olan toplam 48 cm boyunda kesici alet, ön sağ yolcu koltuğu altında bulunan çekmecede ise havluya sarılı şekilde 1 adet kahverengi kabzalı, kapak takımı üzerinde ASTRA logosu ve “ASTRA MOD.4000, ASTRA Uncetay Cia S.A. Guernica-Spain” ibaresi bulunan, kabzasının alt kısmında 840824 numarası yazılı tabanca ile tabancaya takılı şarjöre yerleştirilmiş vaziyette 7 adet MKE yapımı 7,65 mm çapında dolu fişeğin ele geçirildiği bilgilerine yer verildiği, D. Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 22.10.2013 tarihli raporuna göre; sanıktan ele geçirilen tabanca ve fişeklerin, 6136 sayılı Kanun’a göre yasak niteliği haiz ateşli silah ve fişeklerden olduğu, ele geçirilen bıçağın ise namlu özellikleri bakımından 2521 sayılı Avda ve Sporda Kullanılan Tüfekler, Nişan Tabancaları ve Av Bıçaklarının Yapımı, Alımı, Satımı ve Bulundurulmasına Dair Kanun’un Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’in 4. maddesinin (c) bendinde belirtilen av bıçağı tanımına uygunluk gösterdiği, 6136 sayılı Kanun’un 4. maddesinde belirtilen yasak niteliği haiz bıçaklardan olmadığı, Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan yürütülen soruşturma ile sanığın sevk ve idaresindeki araçta ele geçirilen O. G. adına düzenlenmiş nüfus cüzdanından dolayı sanığın kardeşi S. B. hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan yapılan soruşturmaların tefrik edilerek ayrı dosyalar üzerinden yürütüldüğü, Sanığın, yapılan tek duruşmaya katıldığı, Sanığın; yakalanan suça konu silahın kendisine ait olduğunu, taşıma ya da bulundurma ruhsatının olmadığını, tabancayı can güvenliğini sağlamak için kullandığını savunup 25.12.2013 tarihli oturumda, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine muvafakatinin olduğunu söylediği, Sanığın adli sicil kaydında gösterilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın incelenmesinde, L. Sulh Ceza Mahkemesince 06.11.2011 tarih ve ...-... sayı ile, sanığın kasten yaralama suçundan TCK’nın 86/2, 86/3-e, 31/3, 62/1-2 ve 52/2-4. maddeleri uyarınca 2.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye, CMK’nın 231 ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23/3. maddeleri uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın itiraz edilmeksizin 25.12.2012 tarihinde kesinleştiği, Yerel Mahkemece, CMK’nın 231 ve TCK’nın 51. maddelerinin uygulanmamasına ilişkin gerekçelerin, kısa kararda “nedenleri bulunmadığından”, gerekçeli kararın gerekçe kısmında ise “…daha önce kasıtlı bir suç dolayısıyla hakkında hüküm kurulduğundan ve ileride tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığından...” şeklinde gösterildiği, Hüküm fıkrasında “5237 sayılı TCK’nın 52/4-son maddesi uyarınca adli para cezasının ödenmeyen kısmının hapis cezasına çevrilmesine (ihtarat yapıldı)” ibaresine yer verildiği, Anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık konularının sırayla değerlendirilmesinde yarar bulunmaktadır.

...69 Karar tarihinden sonra 6545 sayılı Kanun ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106/3. maddesinde yapılan değişiklik gözetildiğinde, hüküm fıkrasında yer alan “5237 sayılı TCK’nın 52/4-son maddesi uyarınca adli para cezasının ödenmeyen kısmının hapis cezasına çevrilmesine (ihtarat yapıldı)” şeklindeki kısmın uygulanma imkânının kalıp kalmadığı; 5237 sayılı TCK’nın “Adlî para cezası” başlıklı 52. maddesinin uyuşmazlık konusuna ilişkin 4. fıkrası; “Hâkim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye adlî para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği belirtilir” şeklinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre; mahkeme, ekonomik ve şahsi hâllerini göz önünde bulundurarak sanığa adli para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi bu cezanın belirli taksitler hâlinde ödenmesine de karar verebilecektir. Sanığa adli para cezasını ödemesi için mehil verildiği hâllerde mehilin sonundan başlamak üzere ayrıca cezanın taksitler hâlinde ödenmesine karar verilmesi mümkün değildir. Zira, kanun koyucu anılan maddede seçimlik iki yöntem düzenlemiş olup, her iki hâl de hâkimin takdirine bağlı olmakla birlikte, sanığın şahsi ve ekonomik hâllerine göre bu seçeneklerden yalnızca birine hükmedilmesi gerekmektedir. Taksitlendirmeye karar verilmesi durumunda ise taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi hâlinde geri kalan kısmının tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği kararda belirtilecek, sanığa bu husus ihtar edilecektir. Uyuşmazlığın isabetli bir şekilde çözüme kavuşturulabilmesi için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un “Adlî para cezasının infazı” başlıklı 106. maddesinin 3 ve 5. fıkraları üzerinde de durulmalıdır. Anılan maddenin 3. fıkrası karar tarihinde; “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adlî para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarınca hapsedilir” şeklinde iken hükümden sonra 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün, hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir” şeklinde değiştirilmiştir. Bu değişiklikle ödenmeyen adli para cezasının, doğrudan doğruya hapis olarak infaz edilmesi yerine öncelikle hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırma suretiyle denetimli serbestlik tedbiri altında infazı mümkün hâle getirilmiş, hükümlünün bu yükümlülüğe uymaması durumunda ödemediği adli para cezasının hapis cezası olarak infaz edilmesi öngörülmüştür. 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere kanun koyucu bu değişiklikle süresinde ödenmeyen adli para cezalarının doğrudan hapis olarak infaz edilmesinin önüne geçilmesini amaçlamaktadır. Anılan maddenin 5. fıkrasında ise “Adlî para cezasının hapse çevrileceği mahkeme ilâmında yazılı olmasa bile üçüncü fıkra hükmü Cumhuriyet Başsavcılığınca uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre TCK’nın 52. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca hükümlü tarafından ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği mahkeme ilamında belirtilmese dahi 5275 sayılı Kanun’un 106. maddesinin üçüncü fıkrası hükümlü hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen uygulanacaktır. Bu ahvalde TCK’nın 52. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin mahkeme kararında belirtilmesi ya da belirtilmemesi, 5275 sayılı Kanun’un 106. maddesinin beşinci fıkrasında infaz aşamasında nasıl hareket edileceği düzenlendiğinden sonuca etkili olmayacak ve tek başına bozma nedeni yapılamayacaktır. Bu bilgiler ışığında sorun değerlendirildiğinde; TCK’nın 52. maddesinin dördüncü fıkrasında, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin mahkeme kararında belirtileceği düzenlenmiş olup adli para cezasını süresinde ödemeyen hükümlüler hakkında cezanın doğrudan doğruya hapis olarak infazı yerine öncelikle kamuya yararlı bir işte

Özetine yer verilmeyen diğer uyuşmazlık konuları ile ilgili kısımlar karardan çıkarılmıştır.

çalıştırma suretiyle infazını öngören 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesiyle değişik 5275 sayılı Kanun’un 106. maddesinin üçüncü fıkrasında, hükümlünün kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına ilişkin tedbirin ödenmeyen adli para cezasından çevrilerek belirlenen hapis cezası üzerinden kararlaştırılacağına yer verilmesi nedeniyle anılan düzenlemenin TCK’nın 52. maddesinin dördüncü fıkrasındaki hükmün uygulanma imkânını ortadan kaldırmadığı, dolayısıyla Yerel Mahkemece ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa ihtar edilmesinde bir isabetsizlik olmadığı ve buna bağlı olarak karardaki “5237 sayılı TCK’nın 52/4-son maddesi uyarınca adli para cezasının ödenmeyen kısmının hapis cezasına çevrilmesine (ihtarat yapıldı)” ibaresinin çıkarılmasına gerek bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. (CGK, 04.10.2018 tarihli ve 656-404 sayılı)

KISA DEĞERLENDİRME

Bu karar neden önemli?

Kararın merkezinde maddi gerçeğin araştırılması ile savunma hakkı arasındaki denge bulunuyor. Delilin nasıl elde edildiği, sonuca en az delilin içeriği kadar etki eder.

KARAR METNİ HAKKINDA

Metin hakkında

Aktarım
Metin, derlemede yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.
Sayfa düzeni
Metin yalnızca okunabilir olması için paragraflara ayrıldı; içerikten çıkarma veya yeniden yazma yapılmadı.
Derleme
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları 2015-2020 (1. Cilt)
Son kontrol
4 Ağustos 2026