Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Mağdurenin yaya geçidinden karşıya geçtiği sırada sanığın hızlı bir şekilde kullandığı araç ile kendisine çarptığını beyan etmesi, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen

Ceza HukukuE. 2018/511K. 2018/1923.01.2018Bozma

Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları 2015-2020 (1. Cilt)

Eklendi: 4 Ağustos 2026Son kontrol: 4 Ağustos 2026
01

Kararın özeti

Mağdurenin yaya geçidinden karşıya geçtiği sırada sanığın hızlı bir şekilde kullandığı araç ile kendisine çarptığını beyan etmesi, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporda sanığın asli; keşif sonrası trafik polisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ise tali kusurlu olduğunun belirtilmesi, kaza tespit tutanağında da sanığın kural ihlalinde bulunduğu belirtilip ekinde bulunan krokide fren izine rastlanmadığının tespit edilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak ile hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak kurallarını ihlal etmesi nedeniyle kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir.

02

Derlemedeki karar metni

Aşağıdaki metin, derlemede yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.

Görüntüleme ayarlarıStandart okuma alanı

KARAR METNİ

Derlemedeki karar metni

ÖZET: Mağdurenin yaya geçidinden karşıya geçtiği sırada sanığın hızlı bir şekilde kullandığı araç ile kendisine çarptığını beyan etmesi, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporda sanığın asli; keşif sonrası trafik polisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ise tali kusurlu olduğunun belirtilmesi, kaza tespit tutanağında da sanığın kural ihlalinde bulunduğu belirtilip ekinde bulunan krokide fren izine rastlanmadığının tespit edilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak ile hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak kurallarını ihlal etmesi nedeniyle kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir.

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar; 1- Bir kişinin yaralanması ile neticelenen olayda sanığın kusurunun bulunup bulunmadığının, 2- Karar tarihinden sonra 6545 sayılı Kanunla 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106/3. maddesinde yapılan değişiklik gözetildiğinde, hüküm fıkrasında yer alan “ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği hususunun sanığa ihtarına” ilişkin kısmın uygulanma imkanının kalıp kalmadığının, Belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; Sanığın, olay günü saat 14.30 sıralarında yönetimindeki kamyonet ile yaklaşık 7 metre genişliğindeki tek yönlü yolda ve meskun mahalde seyrederken, sağında duraklayan otobüsün önünde bulunan yaya

19.12.2006 tarihli ve 26381 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 06.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 5. maddesi ile değiştirilen fıkra metni; “(5) Bilinçli taksir hâli hariç olmak üzere, bu maddenin kapsamına giren suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır.” şeklindedir.

geçidinden karşıya geçmek üzere yola giren 13 yaşındaki mağdureye aracının sağ yan ön tarafı ile çarptığı ve meydana gelen kaza neticesinde mağdurenin ayak bileğinde hayati fonksiyonlarını 2. derecede etkileyecek şekilde kemik kırığı oluştuğu anlaşılmıştır. Kaza tespit tutanağına göre; sanığın Karayolları Trafik Kanunu’nun 52/b maddesindeki sürücülerin hızlarını görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurma; yaya mağdurenin ise yol içinde koşmama ve yürümeme kurallarını ihlal ettiği, Kaza tespit tutanağının ekinde bulunan krokiye göre; otobüsün sağ köşesi ile yayanın düştüğü yer arasında 8,5 metre, yayanın düştüğü yer ile sanığın aracı arasında ise 4,5 metre mesafe olduğu, fren izi bulunmadığı, Trafik polisi olan bilirkişi tarafından düzenlenen rapora göre; sanığın sağında otobüs durağı ile orta refüj içerisinde yaya geçidi levhası olması ve kaplama alanı içinde yaya geçidini gösterir yer işaretlemeleri bulunması karşısında, aracının hızını trafik ortamının şartlarına uydurması gerekirken normal seyrine devam eden sanığın, hızını kavşaklara ve yaya geçitlerine yaklaşırken azaltma ile hızını görüş, yol ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurma kurallarını ihlal ettiği anlaşıldığından tali, mağdurenin ise duran otobüsün önünden trafiği kontrol etmeden yola girerek güvenli geçiş yapma kuralını ihlal ettiğinden asli kusurlu oldukları, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen rapora göre; sanığın olay mahalline gelmeden evvel, yolun sağında bulunan işaret levhasından ve kaplama üzerindeki çizgileri dikkate alarak her an bir yayanın yaya geçidini takiben karşıya geçmek üzere kaplamaya girebileceğini öngörerek, yaya geçidini yaya trafiği itibarıyla gerektiği şekilde kontrol etmesi amacıyla yaya geçidi önünde durması, yaya geçidinin yaya trafiği bakımından müsait olduğunu gözlemleyip emin olduktan sonra seyrini sürdürmesi gerekmekte iken bu hususlara riayet etmeyerek mevcut hızı ile olay yerine yaklaştığından asli, mağdurenin ise sol taraftan gelebilecek araç trafiğini gerektiği şekilde kontrol etmesi ve güvenli geçiş ortamı oluştuktan sonra yaya geçidini ivedilikle kat ederek geçişini tamamlaması gerekirken bu hususlara riayet etmeyip sol taraftan gelen vasıtaya rağmen yola girmesi nedeniyle tali kusurlu oldukları, Tespit edilmiştir. Mağdure M. A.; yaya geçidinden karşıya geçtiği sırada sanığın hızlı bir şekilde kullandığı araç ile kendisine çarptığını, yaya geçidinden geçerken halk otobüsünün yavaş bir şekilde durağa yanaştığını beyan etmiştir. Sanık M. F. U.; seyir halinde iken olay yerine geldiğinde otobüs durağındaki halk otobüsünü geçmeye çalıştığını, bu sırada otobüsün önünden 13-14 yaşlarında bir kız çocuğunun aniden yola çıktığını, frene basıp durduğunu, çocuğun ise aracının sağ yan ön tarafına çarptığını ve yere düştüğünü savunmuştur. Uyuşmazlık konusunda isabetli bir hukuki çözüme ulaşılması bakımından, öncelikle taksir üzerinde durulması gerekmektedir. 5237 sayılı TCK’nın hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde “kanunda tanımlanmış haksızlık” olarak ifade edilen suç; kural olarak ancak kastla, kanunda açıkça gösterilen hallerde ise taksirle de işlenebilir. İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksirde, failin cezalandırılabilmesi için mutlaka kanunda açık bir düzenleme bulunması gerekmektedir. 5237 sayılı TCK’nın 22/2. maddesinde taksir; “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın, suçun yasal tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir” şeklinde tanımlanmıştır. Toplumsal yaşamda belli faaliyetlerde bulunan kimselerin başkalarına zarar vermemek için birtakım önlemler alma ve bazı davranış kurallarına uyma zorunlulukları bulunmaktadır. Bu kurallar toplum olarak yaşama mecburiyetinden doğabileceği gibi, Devletin müdahalesiyle de ortaya çıkabilmektedir. Taksirli suç, bu kuralların ihlal edilmesi sonucu belirmekte, fail; dikkatli, tedbirli ve öngörülü davranmamış olduğu için cezalandırılmaktadır. Bu bakımdan sorumluluğun nedeni, öngörebilme imkân ve ödevinin varlığına rağmen, sonuca iradi bir hareketle neden olmaktan kaynaklanmaktadır. Ceza Genel Kurulunun birçok kararında vurgulandığı ve öğretide de benimsendiği üzere taksirli suçlarda aranması gereken hususlar; 1- Fiilin taksirle işlenebilen bir suç olması, 2- Hareketin iradi olması, 3- Sonucun istenmemesi,

4- Hareket ile sonuç arasında nedensellik bağının bulunması, 5- Sonucun öngörülebilir olmasına rağmen öngörülmemiş olması, Şeklinde kabul edilmektedir. Taksirli suçlarda da, gerek icrai hareketin gerekse ihmali hareketin iradi olması ve meydana gelen neticenin öngörülebilir olması gerekmektedir. İradi bir davranış bulunmadığı takdirde taksirden bahsedilemeyeceği gibi, öngörülemeyecek bir sonucun gerçekleşmesi halinde de failin taksirli suçtan sorumluluğuna gidilemeyecektir. Sonucun gerçekleşmesinde, mağdurun taksirli davranışının da etkisinin bulunması halinde, diğer taksirli davranış nedensellik bağını kesmediği sürece bu durum failin taksirli sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi, taksirin niteliğini de değiştirmeyecektir. 5237 sayılı TCK’nda kusurun derecelendirilmesi suretiyle herhangi bir ceza indirimi söz konusu olmadığından, bu hal ancak temel cezanın tayininde dikkate alınabilecektir. Uyuşmazlığın çözümünde esas alınması gereken 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak” başlıklı 52. maddesi; “Sürücüler: a) Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak, b) Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak, ... Zorundadırlar. ...” şeklinde düzenlenmiştir. Diğer taraftan, yargılamayı gerçekleştiren hâkim, bilirkişilerin belirledikleri kusurun varlığı ya da yokluğu ve kusur oranları ile bağlı olmayıp, bilirkişilerin yapacakları teknik belirlemeler çerçevesinde failin kusurunun bulunup bulunmadığı, varsa kusurunun ne olduğu ve bu kusurun cezanın belirlenmesinde ne derece etkin olacağını, her olayın özelliklerine göre ve kanuni gerekçelerle belirlemelidir. Olayın gerçekleşme şeklini belirleme görevi de hâkime ait olup, bilirkişi ancak bu hususta ortaya koyacağı teknik veriler ile hâkime yardımcı olacak ve tarafların taksirli davranışlarının ve kusur durumlarının nelerden ibaret olduğunu gösterecektir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Sanığın, olay günü saat 14.30 sıralarında yönetimindeki kamyonet ile yaklaşık 7 metre genişliğindeki tek yönlü yolda ve meskun mahalde seyrederken, sağında duraklayan otobüsün önünde bulunan yaya geçidinden karşıya geçmek üzere yola giren 13 yaşındaki mağdureye aracının sağ yan ön tarafı ile çarptığı ve meydana gelen kaza neticesinde mağdurenin ayak bileğinde hayati fonksiyonlarını 2. derecede etkileyecek kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı olayda; mağdurenin yaya geçidinden karşıya geçtiği sırada sanığın hızlı bir şekilde kullandığı araç ile kendisine çarptığını beyan etmesi, sanığın, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen raporda asli, keşif sonrası düzenlenen trafik polisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda tali kusurlu olduğu, kaza tespit tutanağında da kural ihlalinde bulunduğunun belirtilip ekinde bulunan krokide fren izi bulunmadığının tespit edilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak ile hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak kurallarını ihlal etmesi nedeniyle kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün esasının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir. … (CGK, 23.01.2018 tarihli ve 511-19 sayılı)

KISA DEĞERLENDİRME

Bu karar neden önemli?

Kararın merkezinde maddi gerçeğin araştırılması ile savunma hakkı arasındaki denge bulunuyor. Delilin nasıl elde edildiği, sonuca en az delilin içeriği kadar etki eder.

KARAR METNİ HAKKINDA

Metin hakkında

Aktarım
Metin, derlemede yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.
Sayfa düzeni
Metin yalnızca okunabilir olması için paragraflara ayrıldı; içerikten çıkarma veya yeniden yazma yapılmadı.
Derleme
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları 2015-2020 (1. Cilt)
Son kontrol
4 Ağustos 2026