Kararın özeti
Sanığın, borcunu ödememesi nedeniyle iş yerinde kullandığı elektriğin 18.10.2011 tarihinde katılan şirket görevlilerince kesilerek elektrik sayacının mühürlendiği, 22.10.2011 tarihinde sanığın iş yerinde yapılan kontrolde ise, borcundan dolayı kesilen elektriğin kullanıldığının tespit edildiği olayda; sanığın aşamalarda, yetiştirmesi gereken işleri olması sebebiyle mührü bozup elektriği kullandığını savunarak gerçekleştirdiği eylemi kabul etmesi, kesilen elektriğin de daha sonra kullanılmaya devam edildiğinin tespit edilmesi karşısında, sanığın kullandığı elektriğin katılan şirket görevlileri tarafından kesildiğinden ve dolayısıyla elektrik sayacının mühürlendiğinden haberdar olduğu, mühürleme işleminden haberdar olmasına rağmen mührün konuluş amacına aykırı hareket ederek kesilen elektriği açıp kullandığı, mühürleme tutanağının tebliğ zorunluluğunun da bulunmadığı gözetildiğinde, atılı suçun bütün unsurları ile oluştuğu kabul edilmelidir. Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı mühür bozma suçunda mühürleme tutanağının sanığa tebliğ edilmemesinin suç işleme kastını ortadan kaldırıp kaldırmadığının, buna bağlı olarak atılı suçun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; Sanığın borcunu ödememesi nedeniyle iş yerinde kullandığı elektriğin, katılan şirket görevlilerince 18.10.2011 tarihinde kesilerek elektrik sayacının mühürlendiği ve buna ilişkin olarak sayaç mühürleme tutanağının düzenlendiği, Sanığın iş yerinde 22.10.2011 tarihinde katılan şirket görevlilerince yapılan kontrolde, borcundan dolayı kesilen elektriğin kullanıldığı tespit edilerek kaçak/usulsüz elektrik tespit tutanağı tanzim edildiği, Katılan şirket görevlilerince düzenlenen her iki tutanakta da “panoya bırakıldı” şeklindeki ibarenin yer aldığı, Katılan A. Elektrik Dağıtım A.Ş’nin suç tarihinden sonra 28.05.2013 tarihinde özelleştirildiği, Anlaşılmaktadır. Sanık aşamalarda; tutanağa konu iş yerini kendisinin işlettiğini, tutanak düzenlenmeden birkaç gün önce cenazesi olması nedeniyle iş yerinde olmadığını, döndüğünde ise iş yerinin elektriğinin kesilmiş olduğunu gördüğünü, yetiştirmesi gereken işleri olması sebebiyle mührü bozup elektriği açarak kullandığını, kendisine herhangi bir şekilde mühürleme belgesinin tebliğ edilmediğini, elektriği açıp kullanmanın suç olduğunu bilmediğini savunmuştur. Mühür bozma suçu 765 sayılı TCK’nın “Devlet İdaresi Aleyhinde İşlenen Cürümler” başlıklı üçüncü babının “Mühür Fekki ve Hükümetin Muhafazasında Bulunan Eşyayı Çalmak” başlıklı onuncu faslındaki 274. maddesinde düzenlenmişken, 5237 sayılı TCK’nın “Topluma Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü kısmının, “Kamu Güvenine Karşı Suçlar” başlıklı dördüncü bölümünde “Mühür bozma” başlıklı 203. maddesinde; “Kanun veya yetkili makamların emri uyarınca bir şeyin saklanmasını veya varlığının aynen korunmasını sağlamak için konulan mührü kaldıran veya konuluş amacına aykırı hareket eden kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır” şeklinde düzenlenmiştir. Millete ve Devlete Karşı Suçlar 5237 sayılı Kanun’un dördüncü kısmında, 247 ila 343. maddeleri arasında sekiz bölüm hâlinde düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere kanun koyucu 5237 sayılı TCK’nın sistematiğinde “Mühür Bozma” suçunu Devlet otoritesine karşı işlenen suçlar bölümünde değil kamu güvenine karşı işlenen suçlar bölümünde düzenlemiştir. Nitekim mevzuat gereği konulan mührün kaldırılmasının kamu güvenini sarsacağı hususunda da şüphe bulunmamaktadır. Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere, madde, esasta bir şeyin saklanmasını veya varlığının olduğu gibi muhafazasını sağlamak üzere, Kanun’un veya yetkili makamların emrine uyularak konulmuş mührün kaldırılmasını veya konuluş amacına aykırı hareket edilmesini cezalandırmaktadır. Mührün konulmasının esas nedeni, durumun aynen muhafazasını sağlamaktır.