Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Suç tarihinde 18 yaşından küçük olan ve hükmolunan 2 yıl 1 ay hapis cezasının ertelenmesine engel sabıkası olmayan sanığın yargılama sürecindeki davranışları göz

Ceza HukukuE. 2018/200K. 2018/49301.11.2018Bozma

Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları 2015-2020 (1. Cilt)

Eklendi: 4 Ağustos 2026Son kontrol: 4 Ağustos 2026
01

Kararın özeti

Suç tarihinde 18 yaşından küçük olan ve hükmolunan 2 yıl 1 ay hapis cezasının ertelenmesine engel sabıkası olmayan sanığın yargılama sürecindeki davranışları göz önünde bulundurulup, pişmanlık duyup duymadığı değerlendirilerek sonucuna göre hapis cezasının ertelenip ertelenmeyeceğine karar verilmesi gerekirken, TCK’nın 51/1. maddesi uyarınca fiili işlediği sırada 18 yaşından küçük olan kişiler açısından ertelenebilecek hapis cezasının üst sınırının 3 yıl olduğuna dair açık hüküm gözetilmeksizin hapis cezasının ertelenmemesine ilişkin “Hapis cezasının üst sınırı gereği ertelemeye dair hükmün uygulanmasına yer olmadığı” şeklindeki gerekçenin yasal olmadığı kabul edilmelidir.

02

Derlemedeki karar metni

Aşağıdaki metin, derlemede yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.

Görüntüleme ayarlarıStandart okuma alanı

KARAR METNİ

Derlemedeki karar metni

ÖZET: Suç tarihinde 18 yaşından küçük olan ve hükmolunan 2 yıl 1 ay hapis cezasının ertelenmesine engel sabıkası olmayan sanığın yargılama sürecindeki davranışları göz önünde bulundurulup, pişmanlık duyup duymadığı değerlendirilerek sonucuna göre hapis cezasının ertelenip ertelenmeyeceğine karar verilmesi gerekirken, TCK’nın 51/1. maddesi uyarınca fiili işlediği sırada 18 yaşından küçük olan kişiler açısından ertelenebilecek hapis cezasının üst sınırının 3 yıl olduğuna dair açık hüküm gözetilmeksizin hapis cezasının ertelenmemesine ilişkin “Hapis cezasının üst sınırı gereği ertelemeye dair hükmün uygulanmasına yer olmadığı” şeklindeki gerekçenin yasal olmadığı kabul edilmelidir.

Sanık hakkında 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı itiraz edilmeksizin kesinleşmiş olup inceleme sanık hakkında kasten yaralama suçundan verilen mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suç tarihinde 18 yaşından küçük olan sanık hakkında kasten yaralama suçundan hükmolunan 2 yıl 1 ay hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verilirken gösterilen gerekçenin yasal olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir İncelenen dosya kapsamından; K.T. Üniversitesi Tıp Fakültesince katılan Ö.K. hakkında düzenlenen 09.09.2011 ve 21.09.2011 tarihli raporlarda; katılanın göğüs sol 4-5 interkostal aralıkta 3X1 cm boyutlarında penetran giriş deliği bulunduğu, solda yoğun hemotoraks olduğu, katılanda meydana gelen yaralanmanın yaşamsal tehlikeye yol açtığı ve basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığının ifade edildiği, K. Devlet Hastanesince sanık hakkında düzenlenen 29.08.2011 tarihli raporda; sanığın sırtında ve omzunda basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte sıyrıklar bulunduğunun belirtildiği, E. Kriminal Polis Laboratuvarınca düzenlenen 22.09.2011 tarihli uzman raporunda; tetkik için gönderilen 8,7 cm uzunluğunda, sırtı küt ve meyilli, tek ağızlı, oluklu, toplam uzunluğu 20,5 cm olan bıçağın açılmasını sağlayan ve namluyu sapa sabit hâle getiren susta tertibatının sağlam ve işler durumda olduğu, bıçağın 6136 sayılı Kanun’a göre yasak niteliği haiz sustalı bıçaklardan olduğu bilgilerine yer verildiği, Katılan Ö. K.’nin; İ.’de ikamet ettiğini, sanıkla aynı kızı sevmeleri nedeniyle, sanığın telefonla arayarak kendisine hakaret ettiğini, “Köye gelme, seni öldüreceğim” şeklindeki sözlerle kendisini tehdit ettiğini, 28.08.2011 tarihinde İ.’den G. ili, K. ilçesinde bulunan S. köyüne ailesi ile birlikte geldiklerini, 4-5 saat sonra sanığın kendisini telefonla arayarak köy içerisinde buluşmaya çağırdığını, olay yerine gittiğinde sanığın kendisine saldırıp yumrukla yüzüne vurduğunu, arkadaşı tanık İ.K.’nin kendilerini ayırdığını, dönüp gideceği sırada sanığın bıçakla göğsüne vurduğunu, Muhammet Keleş’in sanığa engel olduğunu, İ.K.’nin de sanığın elinden bıçağı alarak fırlattığını, sanığın bu sırada “Bırakın onu öldüreceğim” diye bağırdığını, Tanık İ.K.’nin; katılanla uzaktan akraba olduklarını, olay günü saat 21.00 sıralarında iftardan sonra katılanla birlikte köy kahvehanesine giderken sanığın küfrederek katılanı yanına çağırdığını, katılanın sanığın yanına gittikten sonra “Elinde bıçak var, yandım anam” diye bağırarak yere yığıldığını, hemen yanlarına gittiğini, sanığın elinden aldığı bıçağı yol kenarına savurduğunu, sanığın yürüyerek olay yerinden uzaklaştığını, İfade ettikleri, Sanık S.N.’nin Cumhuriyet Başsavcılığında; S. köyünde ikamet ettiğini, katılanla akraba olduklarını, olay günü katılan ve tanık İ. ile köy içerisinde karşılaştığını, kendisinin sevdiği kızı katılan Ö.’nün de sevdiğini, bu yüzden tartıştıklarını, katılanın kendisine hakaret edip yumruk attığını, tanık İ.’nin da

15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 14.04.2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanun’un 9. maddesi ile bu fıkraya “çektirilmesine” ibaresinden sonra gelmek üzere “infaz hâkimliğince” ibaresi eklenmiştir.

kendisine yumrukla vurduğunu, aldığı darbelerle gözünün karardığını, korkutmak maksadıyla cebinde taşıdığı bıçağı çıkardığını, amacının yaralamak olmadığını, katılan ve İ.’nin birlikte üzerine doğru geldiklerini, bir anlık heyecan sonucu elindeki bıçağın katılanın karnına saplandığını, bıçağın katılanın bacağına geleceğini düşündüğünü, tanık İ.’nin bıçağı elinden aldığını ve harman yerine savurduğunu, katılanın arkadaşı olduğunu, çobanlık yaptığı için bıçak taşıdığını, pişman olduğunu, Sorguda; katılan ve yanındaki tanık İ.’nin üzerine yürümeleri nedeniyle onları korkutmak için elindeki bıçağı salladığını, katılanın yaralandığını, yaralama kastının bulunmadığını, Mahkemede; sevdiği kızla görüşmemesi için olay günü katılanın kendisine hakaret ettiğini, katılanın attığı yumrukla yere yığıldığını, bu sırada taşıdığı bıçağın yere düştüğünü, katılanı korkutup üzerine gelmemesi için bıçağı salladığını, kendisini savunmak maksadıyla hareket ettiğini, suçsuz olduğunu, Savunduğu, Yerel Mahkemece, olay tarihinde 18 yaşından küçük olan ve adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında hükmolunan 2 yıl 1 ay hapis cezasının TCK’nın 51. maddesi uyarınca ertelenmesine yer olmadığına karar verilirken, “Hapis cezasının üst sınırı gereği ertelemeye dair hükmün uygulanmasına yasal olarak yer olmadığına” şeklinde gerekçe gösterildiği, Anlaşılmaktadır. Hapis cezasının ertelenmesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 51. maddesinde; “İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır. Ancak, erteleme kararının verilebilmesi için kişinin; a) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması, b) Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması, Gerekir.” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre, iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilenlerin cezasının ertelenebileceği, fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş olanlar bakımından ise bu sürenin üst sınırının üç yıl olduğu belirtilmiş, ancak erteleme kararının verilebilmesi; 1- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması, 2- Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması, Şartlarına bağlanmıştır. Bu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmekle birlikte, daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûmiyet, hapis cezasının ertelenmesine kanuni engel oluşturmaktadır. Bu durumda ayrıca kişinin suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması şartının değerlendirilmesine gerek olmayacaktır. Birinci şartın gerçekleştiği hâllerde ise, cezanın ertelenmesine karar verilebilmesi için, kişinin suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması gerekmektedir. Anılan Kanun maddesi uyarınca, yalnızca hapis cezalarının ertelenmesi mümkün olup hapis cezasından çevrilen veya doğrudan verilen adli para cezalarının ertelenmesi imkânı bulunmamaktadır. 07.06.1976 tarihli ve 4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile bu karara uyum gösteren Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş kararlarında belirtildiği üzere, “erteleme” cezanın doğrudan doğruya sanığın kişiliğine uydurulmasını öngören bir şahsileştirme kurumudur. Hapis cezasının ertelenmesine veya ertelenmesine yer olmadığına karar verilirken mahkemece gerekçe gösterilmeli ve bu gerekçe dosyada bulunan bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde kanuni ve yeterli olmalıdır. Gerekçenin bu niteliği keyfîliği önlemek ve tarafları tatmin etmek özelliklerini de taşır. Zira kanuni, yeterli ve dosya kapsamıyla uyumlu bulunmayan bir gerekçeye dayanılarak erteleme hükmünün uygulanmaması, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, cezanın kişiselleştirilmesi ilkesine de aykırı olup, uygulamada keyfîliğe yol açabilecektir. Mahkemece, hapis cezasının ertelenip ertelenmeyeceğine ilişkin takdir kullanılırken, sanığın yargılama sürecindeki davranışları göz önünde bulundurularak pişmanlık duyup duymadığı değerlendirilmeli

ve tekrar suç işleyip işlemeyeceği hususundaki kanaat buna göre belirlenmelidir. Diğer taraftan Yerel Mahkemece gösterilen gerekçenin hak, adalet ve nasafet kuralları ile dosya kapsamıyla uyumlu olup olmadığının Yargıtay denetimine tabi olacağında da şüphe bulunmamaktadır. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Suç tarihinde 18 yaşından küçük olan ve hükmolunan 2 yıl 1 ay hapis cezasının ertelenmesine engel sabıkası olmayan sanığın, yargılama sürecindeki davranışları göz önünde bulundurularak, pişmanlık duyup duymadığı değerlendirilerek sonucuna göre TCK’nın 51. maddesindeki erteleme hükmünün uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerekirken, TCK’nın 51/1. maddesi uyarınca fiili işlediği sırada 18 yaşından küçük olan kişiler açısından ertelenebilecek hapis cezasının üst sınırının 3 yıl olduğuna dair açık hüküm gözetilmeksizin sanık hakkında hükmolunan 2 yıl 1 ay hapis cezasının ertelenmemesine ilişkin olarak “Hapis cezasının üst sınırı gereği ertelemeye dair hükmün uygulanmasına yer olmadığı” şeklinde gösterilen gerekçenin yasal olmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün, suç tarihinde 18 yaşından küçük olan sanık hakkında kasten yaralama suçundan hükmolunan 2 yıl 1 ay hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verilirken yasal gerekçe gösterilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. (CGK, 01.11.2018 tarihli ve 200-493 sayılı)

KISA DEĞERLENDİRME

Bu karar neden önemli?

Kararın merkezinde maddi gerçeğin araştırılması ile savunma hakkı arasındaki denge bulunuyor. Delilin nasıl elde edildiği, sonuca en az delilin içeriği kadar etki eder.

KARAR METNİ HAKKINDA

Metin hakkında

Aktarım
Metin, derlemede yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.
Sayfa düzeni
Metin yalnızca okunabilir olması için paragraflara ayrıldı; içerikten çıkarma veya yeniden yazma yapılmadı.
Derleme
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları 2015-2020 (1. Cilt)
Son kontrol
4 Ağustos 2026