KARAR METNİ
Derlemedeki karar metni
ÖZET: Sanığın tek suç oluşturan 01.12.2013, 03.12.2013 ve 05.12.2013 tarihlerinde alıcı konumundaki görevlilere uyuşturucu madde verme eylemleri ile 27.05.2014 tarihli uyuşturucu madde satma eylemi arasında, kastı da içine alıp ondan önce gelen bir suç işleme kararından, diğer bir deyişle suçları ortak bir zemine taşıyan subjektif bir bağdan söz edilemeyeceği, sanığın 27.05.2014 tarihli olayda yenilenmiş bir suç işleme kararı ile hareket ettiği, alıcı konumundaki görevlilere uyuşturucu madde verme eylemleri ile 27.05.2014 tarihli eylemler arasında zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartlarının bulunmadığı ve sanığın söz konusu eylemleri nedeniyle ayrı ayrı cezalandırılması gerektiği kabul edilmelidir.
Sanıklar B.D. ve U.Ş. hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan beraat hükümleri temyiz edilmeksizin, sanıklar S.B. ve K.Ö. hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş, sanık Burak Akman hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün ise Özel Dairece bozulmasına karar verilmiş olup, itirazın kapsamına göre inceleme sanık H.G. hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılğı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; tek suç olduğu kabul edilen ve bu hususta Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında uyuşmazlık bulunmayan 01.12.2013, 03.12.2013 ve 05.12.2013 tarihlerinde sanığın alıcı konumundaki kolluk görevlilerine uyuşturucu madde verme eylemleri ile 27.05.2014 tarihindeki uyuşturucu madde satma eyleminin, iki ayrı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu mu yoksa zincirleme şeklinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; Kolluk görevlilerince S. ilinde uyuşturucu madde sattığı değerlendirilen kişilerle ilgili olarak yapılan istihbarat çalışmalarında, bu kişilerin uyuşturucu madde satışı yaparken yakalanmayı zorlaştırma amacıyla uyguladıkları yöntemler nedeniyle, normal polisiye önlemler ve teknik tedbirlerle suçun açığa çıkarılmasının mümkün olmadığının tespit edilmesi üzerine, S. Sulh Ceza Mahkemesince 22.11.2013 gün ve 1300 sayı ile 5271 sayılı CMK’nın 139. maddesi uyarınca kolluk görevlilerinin gizli soruşturmacı olarak görevlendirilmesine karar verildiği, Alıcı konumundaki görevlilerin, 01.12.2013 tarihinde saat 17.41 sıralarında A. ilçesi D. Mahallesi A. Bulvarı üzerinde bulunan S.P. adlı iş yerinin önünde beklemekte olan sanık H. G. ile tanıştıkları, kısa bir sohbetten sonra sanığın görevlilere “Ben sizin işinizi çözeyim, dalga var, ancak yüz liradan aşağı olmaz.” dediği, görevlilerin yüz Liranın fazla olduğunu söylemeleri üzerine sanığın “En az ellilik olur.” şeklinde cevap verdiği, fiyat konusunda anlaşma sağlandıktan sonra sanığın “Hadi aşağıya gidiyoruz.” diyerek görevlileri A.M. Bulvarındaki anfi tiyatro denilen yere götürdüğü, burada görevlilerden 50 Lira alan sanığın aynı yerde beklemekte olan inceleme dışı sanık K.Ö.’yü yanına çağırıp parayı adı geçene, inceleme dışı sanığın da bir paket hâlindeki esrarı sanığa verdiği, ardından sanığın aldığı uyuşturucu maddeyi görevlilere teslim ettiği, 03.12.2013 tarihinde sanığın alıcı görevlileri telefon ile araması üzerine, saat 16.59 sıralarında aynı iş yerinin önünde sanık ile görevlilerin buluştukları, sanığın görevlilere “Size şu an bir şey lazım mı, dalga ister misiniz?” diyerek uyuşturucu madde satma teklifinde bulunduğu, görevlilerin kabul etmesi üzerine sanığın cep telefonu ile bir görüşme yaptığı ve kısa bir süre sonra sanığın yanına B. adlı bir şahsın geldiği, ardından sanığın “Amfiye gidelim, uyuşturucuyu orada verelim, burada sıkıntı olmasın.” dediği, tarafların hep birlikte söz konusu yere gittiklerinde B. adlı şahsın bir paket hâlindeki esrarı 50 Lira karşılığında görevlilere verdiği, 05.12.2013 tarihinde saat 15.30 sıralarında alıcı görevlilerin aynı iş yerinin önünde bekleyen sanığın yanına gittikleri, sanığın “Bir şey alacak mısınız, lazım mı?” diye sorması üzerine, alıcı görevlilerin “Evet.” dedikleri, ardından sanığın cep telefonuyla mesaj gönderdiği, kısa bir süre sonra Burak adlı şahsın sanığın yanına geldiği, bunun üzerine sanığın “Abi siz canlıyı verin, ben alıp geleceğim.” diyerek görevlilerden aldığı 50 Lirayı Burak adlı şahsa, Burak adlı şahsın da bir paket hâlindeki esrarı sanığa verdiği, ardından sanığın da uyuşturucu maddeyi görevlilere teslim ettiği, 27.05.2014 tarihinde saat 15.00 sıralarında S. Narkotik Büro Amirliği görevlilerince, A. ilçesi D. Mahallesinde gerçekleştirilen devriye görevi esnasında, … Sokakta bulunan bir bina önünde sanık ile tanıklar E. E.A., C.K. ve D.A.’nın bir arada bulundukları, sanığın tanık E.E.’ye bir şey verdiği ve tanığın da aldığını incelediğini gördükleri, görevlilerce sanık ile tanıkların yanına gidildiği, görevlilerin geldiğini gören tanık E. E.’nin elindekini yere attığı, atılan şeyi alıp kontrol eden görevlilerin söz konusu maddenin uyuşturucu olduğunu anlamaları üzerine, S… Sulh Ceza Mahkemesinin 23.05.2014 tarih ve … sayılı önleme araması kararına istinaden yaptıkları üst yoklamalarında; tanık E.E.’nin pantolonun sağ cebinde bir paket esrarı ele geçirdikleri, diğer tanıkların üzerinde herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı, sanığın üst yoklamasında ise; iç çamaşırının içinde dört paket esrar, pantolonun sağ cebinde iki paket sentetik uyuşturucu madde, sol cebinde bir paket esrar ile dört adet uyuşturucu tabletin ele geçirildiği, tanıkların görevlilere, aralarında topladıkları 20 Lira karşılığında sanıktan kullanmak için uyuşturucu madde satın aldıklarını söyledikleri, ardından konu hakkında Cumhuriyet savcısına bilgi verildiği, S. Cumhuriyet Başsavcılığının 27.05.2014 tarihli yazılı arama emrine istinaden sanığın ikametinde yapılan aramada, herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı, S. Kriminal Polis Laboratuvarınca düzenlenen 03.02.2014 ve 14.02.2014 tarihli uzmanlık raporlarına göre; 01.12.2013 tarihinde ele geçirilen net 0,9 gram, 03.12.2013 tarihinde ele geçirilen net 1,17 gram ve 05.12.2013 tarihinde ele geçirilen net 1,8 gram ağırlığındaki maddelerin esrar olduğu, S. Kriminal Polis Laboratuvarınca düzenlenen 27.06.2014 tarihli uzmanlık raporuna göre; 27.05.2014 tarihinde tanık E. E.’de ele geçirilen bir paket hâlindeki net 0,25 gram ve sanıktan ele geçirilen iki paket
hâlindeki net 1,6 gram ağırlığındaki maddelerin “5-F.-PB-22” adlı sentetik uyuşturucu madde, sanıkta ele geçirilen beş paket hâlindeki toplam net 8,55 gram ve tanıktan ele geçirilen bir paket hâlindeki net 1,57 gram ağırlığındaki maddelerin esrar olduğu, sanıktan ele geçirilen dört adet tabletin ise; uyuşturucu maddelerden “M.” etken maddesini içerdiği, S.G. Devlet Hastanesince düzenlenen 27.05.2014 tarihli raporda; sanığa ait idrar örneğinde esrar etken maddesinin tespit edildiğinin belirtildiği, Sanık hakkında soruşturma evresinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayırma kararı verildiği, Anlaşılmaktadır. Tanık E.E.A.; askere gidecek olan sanığı ziyaret etmek için olay tarihinde yanına gittiğini, sanık ile birlikte iken arkadaşları olan tanıklar D. ve C.’nin de yanlarına gelip kendisinden sigara istediklerini, adı geçenlere sigara verdiği esnada polislerin geldiğini ve yaptıkları aramada üzerindeki uyuşturucu maddeleri ele geçirdiklerini, bu maddeleri sanıktan değil tanımadığı bir kişiden satın aldığını, Tanık C.K.; olay tarihinde arkadaşı olan tanık D. ile birlikte sahile gezmeye gittikleri sırada sanık ile tanık E.E.’yi gördüklerini, tanık D.’nin “Gel, bunlardan sigara alalım.” demesi üzerine sanık ile tanığın yanına gittiklerini, tanık E.E.’den sigara alacakları esnada polislerin geldiğini, sanığın uyuşturucu madde satıp satmadığını bilmediğini, Tanık D.A.; tanık C. ile yurttan çıkıp sahile gezmeye gittikleri esnada tanık E.E. ile sanığı gördüklerini, tanık E.E.’den sigara istemek için yanlarına gittiklerini, elinde kağıt ve tütünü boşaltılmış sigara filtresi bulunan tanık E.E.’den sigara istediği sırada polislerin geldiğini, uyuşturucu maddeler ile ilgisinin bulunmadığını, İnceleme dışı sanık U.Ş.; sanık ile inceleme dışı sanık B.D.’yi mahalleden tanıdığını, sanığın uyuşturucu madde kullandığını bildiğini ancak uyuşturucu madde sattığını görmediğini, alıcı görevliler tarafından düzenlenen raporlarda ismi geçen B. adlı kişiyi tanımadığını, kimseye uyuşturucu madde satmadığını, suçlamayı kabul etmediğini, İnceleme dışı sanık B.D.; sanık ile inceleme dışı sanıklar U. ve K.’nin mahalleden arkadaşları olduklarını, sanığın uyuşturucu madde kullanıp kullanmadığını bilmediğini, ancak uyuşturucu madde sattığını duyduğunu, inceleme dışı sanıklar U. ile K.’nin uyuşturucu madde kullanıp kullanmadıklarını veya satıp satmadıklarını bilmediğini, alıcı görevlilerin düzenlemiş oldukları 03.12.2013 ve 05.12.2013 tarihlerinde Samsun’da değil askerde olduğunu, söz konusu tutanakları kabul etmediğini, kimseye uyuşturucu madde satmadığını, ancak üvey kardeşi B.C.D.’nin evinde arama yapıldığını duyduğunu, sanığın beyanlarını ve atılı suçlamayı kabul etmediğini, İnceleme dışı sanık K.Ö.; esrar kullandığını, sanığı tanıdığını, kullanıcı olan sanığın uyuşturucu madde satıp satmadığını bilmediğini, 01.12.2013 tarihli kayıtlardaki görüntünün kendisine ait olduğunu, ancak kimseye uyuşturucu madde vermediğini, söz konusu tarihte amfi tiyatro denilen yerde alkol aldığı esnada sanığın yanına gelip esrar istediğini, bunun üzerine sanığı azarlayıp kovduğunu, atılı suçlamayı kabul etmediğini, İnceleme dışı sanık B.A. kollukta; esrar ve bonzai kullandığını, mahalleden arkadaşı olan sanığı tanıdığını, sanık ile bir araya geldiklerinde uyuşturucu madde takası yaptıklarını, içmek için sanığın kendisine bonzai, kendisinin de sanığa esrar verdiğini, bu şekilde toplam beş ya da altı kez takas gerçekleştirdiklerini, sanığın uyuşturucu maddeleri nerede sakladığını bilmediğini, uyuşturucu madde istediğinde sanığın hep küçük miktarda uyuşturucu madde getirdiğini, sanıktan bonzai istediği zaman kendisine “Ben sana para ile satmam, sen bana esrar bul, ben bulamıyorum, esrar getirirsen ben de bonzai getiririm.” dediğini, sanığın yakalanıp cezaevine girmesinden yaklaşık iki gün önce sanığa esrar, sanığın da kendisine bonzai verdiğini, bu nedenle sanıktan ele geçirilen uyuşturucu maddelerin sarılı olduğu kâğıtların üzerinden parmak izinin çıkmış olabileceğini, uyuşturucu madde ticareti yapmadığını, Savcılıkta ve sorguda benzer anlatımlarına ek olarak; sanık cezaevine girmeden birkaç gün önce birlikte uyuşturucu madde içtiklerini, bu esnada sanığın inceleme dışı sanık S.B.’nin kendisine esrar getireceğini söylediğini, büyük bir ihtimal ile sanıktan ele geçirilen diğer uyuşturucu maddelerin de inceleme dışı sanık S.’ye ait olduğunu, Mahkemede ise farklı olarak; S.P. adlı iş yerini giderken yolda karşılaştığı inceleme dışı sanık S.’nin kendisine, sanığın yanına gittiğini ve sanığa uyuşturucu madde vereceğini söylediğini, bunun üzerine kendisinin de inceleme dışı sanık S.’den esrar istediğini, adı geçenin elinde bulunan iki paket hâlindeki esrarları kendisine gösterdiğini, ancak kalitesini beğenmediği için almadığını, ardından inceleme dışı
sanık S.’nin sanığın yanına gittiğini, daha sonra sanığın yakalandığını duyduğunu, kollukta alınan beyanını kabul etmediğini, arkadaşı olan inceleme dışı sanık S.’yi korumak için o şekilde bir ifade verdiğini, İnceleme dışı sanık S.B.; bonzai kullandığını, arkadaşı olan sanığı tanıdığını, kullanıcı olan sanığın uyuşturucu madde satmadığını, 27.05.2014 tarihinden yaklaşık bir hafta önce İ.E. Otogarında tanımadığı birinden 100 Lira karşılığında kullanmak için 1,5 gram bonzai satın aldığını, ancak kullanmadığını, 26.05.2014 tarihinde sanık H.’nin yanına gelip “Ağabeyimin düğünü var, sende esrar var mı?” diye sorması üzerine, İ.’den aldığı uyuşturucu maddeyi sanığa verdiğini, ancak para almadığını, daha sonra sanığın uyuşturucu maddeler ile yakalandığını öğrendiğini, sanıktan ele geçirilen bonzai adlı uyuşturucu maddenin bir gramını kullanması için kendisinin verdiğini, diğer uyuşturucu maddeler ile bir ilgisinin bulunmadığını, uyuşturucu madde satmadığını, İfade etmişlerdir. Sanık H.G. kollukta; esrar, ectasy ve bonzai kullandığını, ancak uyuşturucu madde satmadığını, inceleme dışı sanıklar B.D., U. ve K.’yi tanıdığını, 01.12.2013, 03.12.2013 ve 05.12.2013 tarihlerinde alıcı konumundaki görevliler tarafından düzenlenen raporların doğru olduğunu, 01.12.2013 tarihinde inceleme dışı sanık K.’dan aldığı esrarı 50 Lira karşılığında görevlilere verdiğini, 03.12.2013 tarihinde görevlilere esrar bulabileceğini söyleyip inceleme dışı sanık B.D.’yi aradığını, adı geçen sanık ile birlikte amfi tiyatro denilen yerde 50 Lira karşılığında görevlilere esrar verdiklerini, 05.12.2013 tarihinde inceleme dışı sanık K.’dan aldığı esrarı 50 Lira karşılığında görevlilere verdiğini, 27.05.2014 tarihinde “S.P.” adlı iş yerinin bulunduğu bulvardan geçip sahile gittiği sırada tanıklar E.E., C. ve D.’nin yanına geldiğini, tanık E.E.’nin kendisinden jamaika adlı uyuşturucu madde istediğini, olmadığını, isterse esrar verebileceğini söyleyip kullanmak için yanında bulundurduğu esrarı verdiğini, bunun üzerine tanık E.E.’nin kendisine 20 Lira verdiğini, üzerinde ele geçirilen uyuşturucu maddeleri tanımadığı kişilerden aldığını, Savcılıkta benzer anlatımlarına ek olarak; üzerinde ele geçirilen esrarı kullanmak için yaklaşık üç dört gün önce inceleme dışı sanık S.’den 200 Lira karşılığında satın aldığını, Sorguda farklı olarak; yakalanmadan yaklaşık üç dört gün önce inceleme dışı sanık Samet’ten kullanmak için 200 Lira karşılığında 2 gram bonzai satın aldığını, üzerinde ele geçirilen farklı kâğıtlara sarılı hâldeki uyuşturucu maddeleri sakladığı yerden alıp, başka bir yere götürürken polislere yakalandığını, Mahkemede ise; üzerinde ele geçirilen uyuşturucu maddeleri kullanmak amacıyla bulundurduğunu, inceleme dışı sanık B.A.’dan uyuşturucu madde almadığını, inceleme dışı sanık S.’nin beyanlarını ve atılı suçlamayı kabul etmediğini, Savunmuştur. Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözümlenmesi için öncelikle “zincirleme suç” hükümlerinin incelenmesi gerekmektedir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na hâkim olan ilke gerçek içtima olduğundan, bunun sonucu olarak, “kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza” söz konusu olacaktır. Nitekim bu husus Adalet Komisyonu raporunda da; “Ceza hukukunun temel kurallarından birisi, ‘kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır.” şeklinde ifade edilmektedir. Bunun istisnaları, suçların içtimaı bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Böylece verilen her bir ceza, bağımsızlığını koruyacaktır.” şeklinde ifade edilmiştir. Bu kuralın istisnalarına ise, TCK’nın “suçların içtimaı” bölümünde, 42 (bileşik suç), 43 (zincirleme suç) ve 44 (fikri içtima) maddelerinde yer verilmiştir. TCK’nın 43. maddesinin birinci fıkrasında; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.” biçiminde zincirleme suç, ikinci fıkrasında; “Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.” denilmek suretiyle aynı neviden fikri içtima düzenlemesine yer verilmiş, üçüncü fıkrasında da zincirleme suç ve aynı neviden fikri içtima hükümlerinin uygulanmayacağı suçlar belirtilmiştir. TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için; a- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi, b- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması, c- Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir.
TCK’nın 43/1. maddesinde bulunan, “değişik zamanlarda” ifadesi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, suçların mutlaka değişik zamanlarda işlenmesi gereklidir ki, bunun sonucu olarak, aynı mağdura, aynı zamanda, aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda tek suçun oluşacağı kabul edilmiştir. Bu hâlde zincirleme suç hükümleri uygulanarak artırım yapılamayacak, ancak bu husus TCK’nın 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde göz önüne alınabilecektir. TCK’nın 43/1. maddesinin açıklığı karşısında öğretide de, zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için suçların farklı zamanlarda işlenmesi gerektiği konusunda görüş birliği bulunmaktadır. Öte yandan, kanunumuz zaman konusunda olduğu gibi, suçların işlendikleri yer bakımından da bir sınır koymamıştır. Ancak, suçların aynı yerde işlenmeleri, suç işleme kararındaki birliğin bir işareti olarak kabul edilebilir. Aynı suç işleme kararının varlığının, olaysal olarak suçun işlenmesindeki özellikler, suçun işleniş biçimi, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, mağdurların farklı olup olmadıkları, ihlal edilen değer ve yarar ile korunan değer ve yarar, olayların oluşum ve gelişimi ile tüm özellikleri değerlendirilerek belirlenmesi gerekmektedir. Suç kastından daha geniş bir anlamı içeren suç işleme kararı, suç kastından daha önce gelen genel bir karar ve niyeti ifade etmektedir. Önce suç işleme kararı verilmekte ve bundan sonra bu genel kararın icrası farklı zamanlardaki suçlarla gerçekleştirilmektedir. Kararın gerçekleştirilmesi için gerekli suçların her birinde ayrı suç kastları, bir başka deyişle bir suç için gerekli olan maddi ve manevi unsurlar ayrı ayrı yer almaktadır. Suç işleme kararının yenilenip yenilenmediği, birden çok suçun aynı karara dayanıp dayanmadığı, aynı zamanda suçlar arasındaki süre ile de ilgilidir. İşlenen suçların arasında kısa zaman aralıklarının olması suç işleme kararında birlik olduğuna; uzun zaman aralıklarının olması ise suç işleme kararında birlik olmadığına karine teşkil edebilecektir. Yine de suçlar arasında az veya çok uzun zaman aralığının var olması, bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlendiğini ya da işlenmediğini her zaman göstermeyecektir. Diğer bir anlatımla, sürenin uzunluğu kararın yenilendiğini düşündürebileceği gibi, kısalığı da her zaman kararın yürürlükte olduğunu göstermeyebilecektir. Diğer taraftan, hukuki veya fiili kesintiler olduğunda farklı değerlendirmeler yapılması mümkündür. Ancak bu değerlendirme her olayda ayrı ayrı ve diğer şartlar da dikkate alınarak yapılmalıdır. Bu nedenle, başlangıçta belirli bir süre geçince suç işleme kararı yenilenmiş ya da değişmiş olur demek, soyut ve delillerden kopuk bir değerlendirme olacaktır. Failin iç dünyasını ilgilendiren bu kararın varlığının her olayın özelliğine göre suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluşum ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenmesi gerekecektir. Görüldüğü üzere, zincirleme suçun oluşumu için işlenen suçlar arasında ne kadar zaman geçmesi gerektiği konusunda genel ve mutlak bir kural koymak mümkün olmadığından, hangi zaman aralığıyla işlenirse işlensin, işlenen suç başlangıçtaki genel niyete veya suç işleme konusundaki tek karara dayanıyor ise zincirleme suç hükümleri uygulanacak, ancak işlenen suç failin yeni bir suç işleme kararına dayanıyorsa artık zincirleme suç söz konusu olmayacaktır. Bu aşamada konumuzla ilgisi bakımından TCK’nın 188/3. maddesinde düzenlenen uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna değinilmesinde fayda bulunmaktadır. 5237 sayılı TCK’nın 188. maddesinin üçüncü fıkrasında, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticaretine ilişkin çeşitli fiiller, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Buna göre, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satışı, satışa arzı, başkalarına verilmesi, sevki, nakli, depolanması ya da kazanç amacıyla satın alınması, kabul edilmesi veya bulundurulması, bir ve ikinci fıkralara göre ayrı bir suç oluşturmaktadır. Fıkradaki suçun oluşması için bu seçimlik hareketlerden herhangi birisinin yapılmış olması gerekir. Seçimlik hareketli suçlarda, hareketlerden bir kaçının birden yapılması birden çok suç işlenmesi anlamına gelmez. Bu gibi hâllerde de ortada tek bir suç vardır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, suçun konusunu oluşturan maddenin aynı olmasıdır. Hareketlerin seçimlik olma özelliği aynı uyuşturucu veya uyarıcı madde için geçerlidir. Failin, değişik zamanlarda aynı veya farklı kişilere maddede öngörülen seçimlik hareketlerden herhangi birisini gerçekleştirmesi hâllerinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması söz konusu olacaktır. Ancak bunun için de öncelikle bu suçların her birinin cezalandırılabilir nitelikte olması ve suçlar arasında hukuki kesinti bulunmaması gerekir. Suçlar arasındaki sürenin ne kadar olması gerektiği konusunda kesin bir ölçüt bulunmamaktadır. Suçlar arasında çok kısa bir zaman
aralığı olsa dahi suç işleme kararının yenilenmiş olması hâlinde zincirleme suçtan söz edilemeyecektir. Diğer bir anlatımla failin işlemeyi kast ettiği uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun konusunu oluşturan maddenin, öngörülen seçimlik hareketlerden herhangi birisinin gerçekleştirilmesi sonrasında tüketilmesinin ardından, yeniden uyuşturucu madde temin etmesi hâlinde zincirleme suçun değil, gerçek içtima kuralı gereğince ayrı ayrı suçların oluştuğunun kabulü gerekmektedir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Sanığın, 01.12.2013 tarihinde alıcı konumundaki görevlileri inceleme dışı sanık K.’nin yanına götürüp adı geçen sanıktan aldığı bir paket esrarı görevlilere teslim ettiği, 03.12.2013 tarihinde alıcı konumundaki görevlilerin gelmesinden sonra B. isimli şahsı yanına çağırıp birlikte görevlilere bir paket esrar verdikleri, 05.12.2013 tarihinde yine aynı şekilde alıcı konumundaki görevlilerin gelmesinden sonra B. isimli şahsı yanına çağırıp adı geçenden aldığı bir paket esrarı görevlilere teslim ettiği, söz konusu tarihlerdeki olaylarda alıcı konumundaki görevliler ile sanık arasında gerçek anlamda alım satım söz konusu olmaması nedeniyle bu eylemlerinin tek suç oluşturduğu, 27.05.2014 tarihinde de 20 Lira karşılığında tanık E.E.’ye “5-.-PB-22” adlı sentetik uyuşturucu madde ile esrar sattığı, aynı tarihte üzerinde ele geçirilen beş paket esrarı, iki paket “5-.-PB-22” adlı sentetik uyuşturucu maddeyi ve dört adet M. etken maddesi içeren tabletleri satmak amacıyla bulundurduğu konusunda Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında bir uyuşmazlık ve bu kabulde dosya içeriği itibarıyla da herhangi bir isabetsizlik bulunmayıp, sanığın alıcı konumundaki görevlilere esrar verme eylemleri ile 27.05.2014 tarihindeki uyuşturucu madde ticareti yapma eylemi arasında fiili kesinti oluşturabilecek ve makul sayılamayacak şekilde 5 ay 22 günlük uzunca bir zaman aralığının bulunması, alıcı konumundaki görevlilere uyuşturucu madde verme şeklinde gerçekleştirilen ilk suç ile 27.05.2014 tarihli ikinci suçun farklı yerlerde işlenmesi, sanığın alıcı konumundaki görevlilere verdiği uyuşturucu maddeler ile 27.05.2014 tarihinde ele geçirilen uyuşturucu maddelerden bir kısmının farklı nitelikte olması, gerek sanık gerekse inceleme dışı sanıklar S. ve B.A.’nın beyanlarından, sanığın 27.05.2014 tarihinde ele geçirilen uyuşturucu maddeleri alıcı konumundaki görevlilere esrar verdikten sonra temin ettiğinin ve dolayısıyla ele geçirilen suç konusu uyuşturucu maddelerin aynı bütünün parçaları olmadıklarının anlaşılması, 01.12.2013, 03.12.2013 ve 05.12.2013 tarihlerinde alıcı konumundaki görevlilere esrar verilmesi eylemlerine aracılık edip üzerinde uyuşturucu madde bulundurmayan sanığın, 27.05.2014 tarihli olayda eylem tarzını değiştirip, suç konusu uyuşturucu maddeleri üzerinde taşıyarak sokakta satması birlikte değerlendirildiğinde; sanığın tek suç oluşturan 01.12.2013, 03.12.2013 ve 05.12.2013 tarihinde alıcı konumundaki görevlilere uyuşturucu madde verme eylemleri ile 27.05.2014 tarihli uyuşturucu madde satma eylemi arasında kastı da içine alıp ondan önce gelen bir suç işleme kararından, diğer bir deyişle suçları ortak bir zemine taşıyan subjektif bir bağdan söz edilemeyeceği, sanığın 27.05.2014 tarihli olayda yenilenmiş bir suç işleme kararı ile hareket ettiği, alıcı konumundaki görevlilere uyuşturucu madde verme eylemleri ile 27.05.2014 tarihli eylemler arasında zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartlarının bulunmadığı ve sanığın söz konusu eylemleri nedeniyle ayrı ayrı cezalandırılması gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar verilmelidir. (CGK, 29.05.2018 tarihli ve 184-251 sayılı)