Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

1-

Ceza HukukuE. 2018/1254K. 2018/35418.09.2018Bozma

Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları 2015-2020 (1. Cilt)

Eklendi: 4 Ağustos 2026Son kontrol: 4 Ağustos 2026
01

Kararın özeti

1- Fırın olarak faaliyet gösteren iş yerinde birlikte çalışan sanık ile ölen arasında çıkan tartışmada, sanık ile ölenin karşılıklı olarak birbirlerine hakaret ettikleri, sanığın da yüz bölgesine yumrukla vurmak suretiyle öleni basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde yaraladığı, yaklaşık 10 dakika sonra fenalaşarak hastaneye kaldırılan ölenin hastanede yapılan tıbbi müdahaleye cevap vermeyerek kendisinde mevcut kronik kalp-damar hastalığının olayın meydana getirdiği efor ve stresin etkisiyle aktif hâle geçmesine bağlı olarak solunum-dolaşım durmasından hayatını kaybettiği olayda; yumrukla vurma eylemine bağlı olarak ölende meydana gelen yaralanmanın TCK’nın 86. maddesinin birinci fıkrası veya birinci ve üçüncü fıkraları kapsamında değil, ikinci fıkrası kapsamında kalan bir yaralanma olması nedeniyle sanığın eyleminin TCK’nın 87/4. maddesi kapsamındaki kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu oluşturmadığı kabul edilmelidir.

02

Derlemedeki karar metni

Aşağıdaki metin, derlemede yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.

Görüntüleme ayarlarıStandart okuma alanı

KARAR METNİ

Derlemedeki karar metni

ÖZET: 1- Fırın olarak faaliyet gösteren iş yerinde birlikte çalışan sanık ile ölen arasında çıkan tartışmada, sanık ile ölenin karşılıklı olarak birbirlerine hakaret ettikleri, sanığın da yüz bölgesine yumrukla vurmak suretiyle öleni basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde yaraladığı, yaklaşık 10 dakika sonra fenalaşarak hastaneye kaldırılan ölenin hastanede yapılan tıbbi müdahaleye cevap vermeyerek kendisinde mevcut kronik kalp-damar hastalığının olayın meydana getirdiği efor ve stresin etkisiyle aktif hâle geçmesine bağlı olarak solunum-dolaşım durmasından hayatını kaybettiği olayda; yumrukla vurma eylemine bağlı olarak ölende meydana gelen yaralanmanın TCK’nın 86. maddesinin birinci fıkrası veya birinci ve üçüncü fıkraları kapsamında değil, ikinci fıkrası kapsamında kalan bir yaralanma olması nedeniyle sanığın eyleminin TCK’nın 87/4. maddesi kapsamındaki kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu oluşturmadığı kabul edilmelidir.

2- Yüz bölgesine yumruk atılması şeklindeki bir fiilin ölüm neticesini doğurmaya elverişli bir hareket olmasından ve sanığın eylemi ile ölüm neticesi arasında nedensellik bağı bulunmasından dolayı sanığın eyleminin TCK’nın 86/2. maddesinde düzenlenen kasten yaralama suçu kapsamında değerlendirilemeyeceği, ancak öldürme fiilinin taksirle de işlenebilmesi, sanığın olay tarihinde tartıştığı ölene yumrukla vurması şeklindeki hareketinin iradi olması, sanığın ölüm neticesini istediğine dair bir tespitin yapılamaması ve hareket ile ölüm sonucu arasında nedensellik bağının bulunması hususları ile birlikte lise mezunu ve olay tarihi itibarıyla 28 yaşında olan sanığın yaşam tecrübesi ve eğitim düzeyi gözetilip ortak tecrübeler de dikkate alındığında, 50 yaşındaki bir kişinin yüzüne yumrukla vurulması neticesinde ölüm sonucunun meydana gelebileceğini öngörülebilecek durumda olduğu, sanığın öngörülebilir neticeyi öngörememesi nedeniyle eyleminin TCK’nın 85/1. maddesi kapsamındaki taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Özel Daire çoğunluğu arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın suçunun nitelendirilmesine ilişkin ise de, yapılan müzakere esnasında, bir kısım Ceza Genel Kurulu Üyelerinin de talebinin olması nedeniyle Ceza Genel Kurulu Başkanı tarafından uyuşmazlık, sanığın suçunun TCK’nın 87. maddesinin dördüncü fıkrası kapsamındaki kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu oluşturup oluşturmadığı, suçun TCK’nın 87. maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında kalmadığı sonucuna ulaşılması hâlinde, TCK’nın 86. maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki kasten yaralama suçunun mu yoksa TCK’nın 85. maddesi kapsamındaki taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçunun mu oluşacağı şeklinde yeniden belirlenmiş olup uyuşmazlık konuları bu doğrultuda değerlendirilmiştir. İncelenen dosya kapsamından; 26.11.2006 tarihli olay yeri inceleme raporunda; aynı gün saat 08.30 sıralarında E., N. Caddesinde faaliyet gösteren P. Cafe isimli iş yerinde bir şahsın iş yeri çalışanı olan diğer bir şahısla tartışıp kavga ettikten sonra fenalaşarak hastaneye kaldırıldığının, akabinde öldüğünün bildirilmesi üzerine bahse konu iş yerine gelindiği, iş yerinin müstakil, bahçeli, iki katlı bir binada faaliyet gösteren, arka kısmında unlu mamuller üretilen bir fırın olduğu, zemin katta kafe olarak kullanılan bir bölümün, yine unlu mamullerin satışının yapıldığı ayrı bir bölüm ile üst katta idari kısmın bulunduğu, iş yerinin şoför olarak çalışanları A. E. ile E. Y.’nin iş konusunda tartışıp kavga ettiklerini, diğer çalışanların kavgayı ayırmasından sonra herkesin işinin başına döndüğünü, yaklaşık 5-6 dakika sonra kavga eden şahıslardan birinin ekmeklerle uğraşırken fenalaşarak yere yığıldığını, sonrasında çalışanlar tarafından L. Cerrahi ve Tanı Merkezine götürüldüğünü

beyan ettikleri, iş yerinde olayla ilgili olabilecek herhangi bir emare ve delile rastlanmadığı yönünde açıklamalara yer verildiği, L. Cerrahi ve Tanı Merkezi tarafından düzenlenen 26.11.2006 tarihli raporda; sanık E. Y. tarafından getirilen hastanın saat 07.15’te görüldüğünde pupiller fix dilate olduğu, kalp atımı ve solunum olmadığı, TA alınamadığı, CPR’ye başlandığı, yanıt alınamayınca CPR’nin saat 08.25’te sonlandırıldığı, CPR’de hastanın entübe edilip damar yolunun açıldığı, adrenalin, atropin Na bikarbonat, İV enjeksiyon yapılıp defibrilasyon uygulandığı yönünde açıklamaların olduğu, 26.11.2006 tarihli ölü muayene tutanağına göre; göğüs ön sternum kemiğinin üst kısmında 7x1,5 cm’lik, ksifoid üzerinde 2x1, 2x0,5 ve 0,5 cm’lik muhtemel elektrikli şok cihazı temasına bağlı yanıklı yara alanları ile ağızda, alt dudak sağ iç kısmında 0,5x0,5 cm’lik doku defektli kanamalı yara, sağ üst ve sağ alt köpek dişlerinde kanama, sağ el 2 ve 3. parmaklar arasında 1x0,5 cm’lik, sol el başparmak sırtında 1x0,5 cm’lik yaraların mevcut olduğu, Adli Tıp Kurumu Kimya İhtisas Dairesince düzenlenen 20.12.2006 tarihli rapora göre; ölenin iç organlarında yapılan sistematik toksikolojik analiz sonucunda aranan maddelerin bulunmadığı, kanında alkol tespit edilmediği, kanında ve mesane yıkama suyunda uyutucu-uyuşturucu maddelere rastlanmadığı, 15.02.2007 tarihli histopatolojik tetkik raporuna göre; kişinin ölümünün kalp-damar hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğu, Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesince 26.11.2006 tarihinde yapılan otopsiye istinaden aynı yer tarafından düzenlenen 26.02.2007 tarihli otopsi raporunda; ölenin 163 cm boyunda, 61 kg ağırlığında olduğu, sağ el 1. parmak proksimal falanks dorsal bölgede 0,5x0,2 cm’lik, sağ el 2 ve 3. parmaklar arasında 1x0,2 cm’lik sıyrıklı ekimoz, göğüste defibrilatör kaşık izleri, sağ dirsek iç büklümde etrafı ekimozlu iğne izleri, saçlı deri altında sol frontal bölgede 2 cm çapında ekimoz, sol koroner arterde inen ve dönen dalda orta ve ileri derecede daraltıcı vasıfta, sağ koroner arterde orta derecede daraltıcı vasıfta aterom plakları, miyokart kesitlerinde sol ventrikül ön duvarda 6x3 cm’lik ve interventriküler septumda 2x1 cm’lik sedefi renk değişimi (nedbe alanı) ve çevrelerinde taze kanama alanları (taze miyokart enfarktüsü zemini), sol 2-6 kotlarda midklavikuler hatta, sol 2-7 kotlarda parasternal hatta, sağ 2-6 kotlarda midklavikuler hatta etrafı ekimozlu kırık görüldüğü bilgilerine yer verilerek otopsi sonucuna göre kişinin vücudunda ölüme müessir travmatik değişim bulunmadığı, otopside tespit edilen kot kırıklarının lokalizasyonları ve özellikleri dikkate alındığında, ölüm sonrası yeniden canlandırma işlemleri esnasında husullerinin mümkün olduğu, otopsisinde kalp ağırlığında ve kalp duvar kalınlıklarında artma, sol koroner arterlerde orta-ileri derecede daraltıcı vasıfta aterom plakları ve miyokart kesitlerinde nedbe alanı saptanan, histopatolojik tetkikinde miyokartta nedbe ve fibrozis tespit edilen kişinin ölümünün kalp damar hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğu yönünde kanaat bildirildiği, Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulunca düzenlenen 16.07.2007 tarihli rapora göre; otopsideki makroskopik ve mikroskopik bulgulara göre kişide kronik kalp-damar hastalığı bulunduğu ve ölümün mevcut kalp-damar hastalığının olayın efor ve stresiyle aktif hâle geçmesine bağlı solunum-dolaşım durmasından kaynaklandığı, olay ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu ancak ölü muayene tutanağı ile otopside tarif edilen yüzeyel travmatik değişimlerin kişinin yaşamını tehlikeye sokacak nitelikte olmadıkları, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif oldukları, İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 21.05.2013 tarihli raporuna göre; 26.11.2006 tarihli ölü muayene tutanağında belirtilen göğüs ön sternum kemiğinin üst kısmındaki 7x1,5 cm’lik, ksifoid üzerindeki 2x1, 2x0,5 ve 0,5 cm’lik şok cihazının temasına bağlı yanıklı yara izleri ile ağızda, alt dudak sağ iç kısmında bulunan 0,5x0,5 cm’lik doku defektli kanamalı yaranın, sağ üst ve sağ alt köpek dişlerindeki kanamanın, sağ el 2 ve 3. parmaklar arasındaki 1x0,5 cmlik, sol el başparmak sırtındaki 1x0,5 cm’lik yaraların kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte oldukları, Sanık E.Y. hakkında Ş. Eftal Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından 26.11.2006 tarihinde saat 09.40’ta düzenlenen rapora göre; sanıkta darp ve cebir izine rastlanmadığı, Ölen A.E.’nin 17.01.1956 doğumlu, sanık E.Y.’nin ise 17.10.1978 doğumlu olduğu, Anlaşılmaktadır. Katılanlar N.E., H.E. ve E.E. mahkemede; ölenin bildikleri herhangi bir hastalığı olmadığını, ara sıra evde alkol aldığını ancak dışarıda içmediğini, olayı görmediklerini, Tanık Ş. A. kollukta; L. Mahallesi, N. Caddesinde faaliyet gösteren P.Cafe isimli iş yerinde fırıncı olarak çalıştığını, 26.11.2006 tarihinde, saat 06.40 sıralarında tanık H.G. ile birlikte çalıştıkları esnada

kasiyer bölümünde ölen A.E. ile sanık E. Y.’nin birbirlerine bağırdıklarını duyduğunu, kasiyerlik yapan tanık Y.G.Ç.’nin bağırması üzerine H. ile birlikte kasanın yanına gittiklerini, ölen A.’nın yerden kalkmaya çalıştığını, H.’nin sanık E.’yi tutarak fırından dışarı çıkardığını, kendisinin de A.’yı tuttuğunu, ortalığın yatıştığını, herkesin işine döndüğünü, yaklaşık 10 dakika sonra 06.50 sıralarında Y.’nin tekrar bağırdığını, H. ile birlikte kasanın yanına vardıklarında A.’yı yerde yatmış vaziyette gördüğünü, A.’nın bu esnada nefes aldığını, sanık E.’nin de kasanın yanında olduğunu, H. ile birlikte ölen A.’yı kucaklayıp hastaneye götürmek üzere servis aracına bindirdiklerini, aracı sanık E.’nin kullandığını, sonrasında işlerine döndüklerini, Savcılıkta ek olarak; ölen A. ile sanık E. arasında hemen her gün iş yüzünden tartışma olduğunu, A.’nın E.’nin işini zamanında yapmamasından dolayı servise geç kaldığından yakındığını, tartışmalarından sonra da el ele kol kola gezdiklerini, aralarında ciddi bir kavga olmadığını, olay günü E.’nin gece çalıştığını, saat 06.30 sıralarında gelen A.’nın servis arabasına ekmek taşıdığını, E.’nin de ekmekleri kestiğini, her zamanki gibi E. ile A. arasında tartışma başladığını, birbirlerine bağırdıklarını ancak ne söylediklerini anlamadığını, Y.’nin bağırması üzerine koştuklarında A. ile E.’nin kavga ettiklerini gördüğünü, her ikisini ayırdıklarında A.’da herhangi bir yara bere görmediğini, kavganın başlangıcını ve sanık ile ölenin birbirlerine vurduklarını görmediğini, kavganın sebebinin E.’nin işini geciktirmesi olduğunu, Mahkemede ek olarak; ölen ile sanık arasındaki kavganın tanıklar Y. A. ve M. B. tarafından aralandığını, Tanık H. G. kollukta; olay günü saat 06.40 sıralarında kasiyer Y.’in bağırması üzerine kasanın yanına vardığında aynı iş yerinde şoför olarak çalışan A.E. ile E.Y.’nin birbirleri ile tartıştıklarını ve kavga ettiklerini, E.’nin A.’nın üzerinde olduğunu ve birbirleriyle kenetlenmiş vaziyette boğuştuklarını ancak yumruk vurup vurmadıklarını görmediğini, E.’yi kolundan tutup fırından dışarı çıkardığını, kavganın yatıştığını ve herkesin işine döndüğünü, saat 06.50 sıralarında Y.’nin tekrar bağırması üzerine gittiğinde A.’nın pasta bölümü ile ekmek bölümü arasında yerde yattığını, bu esnada E.’nin orada olmayıp dışarıda bulunan servis aracına ekmek poşetlerini taşıdığını, hemen A.’yı kucaklarına alarak servis arabasına bindirdiklerini, bu esnada A.’nın yaşadığını, sanık E.’nin kullandığı servis aracı ile A.’nın hastaneye kaldırıldığını, Savcılıkta ek olarak; kasiyer Y.’nin bağırması üzerine gittiğinde garson M. B.’nin yere düşen A.’yı kaldırdığını, A.’da yara bere görmediğini, aradan 8 dakika geçtikten sonra Y.’nin tekrar çığlık atması üzerine vardığında yere yığılmış vaziyette yan yatan A.’nın çenesinin kilitlendiğini, vücudunun kasıldığını, çenesini zorla açtığını, zorlukla nefes alan A.’ya sanık E.’nin suni teneffüs yaptırmaya çalıştığını, durumu ağırlaşınca hastaneye götürdüklerini, A. ile E. arasında öncesinde basit tartışmalardan başka kavgalarına şahit olmadığını, Mahkemede ek olarak; ölen ile sanık arasındaki kavga aralandığında her ikisinde de darp izi olmadığını, Tanık Y.G.Ç. kollukta; olay günü saat 06.40 sıralarında iş yerine geldiğini, iş yerinde servis şoförü olarak çalışan ölen A.’nın o esnada iş yerine gelen sanık E.’ye kesmesi gereken ekmeklerin olduğunu ve servisin gecikeceğini söyleyerek acele etmesini istediğini, E.’nin “yapma ya, ne yapayım” gibi sözler söylediğini, sanık E.’nin ölen A.’yı ittirerek üst kata çıkan merdivenlere doğru sıkıştırdığını ve yüzüne yumruk atmaya başladığını, her ikisinin merdivenlerin üzerine yığıldıklarını, bağırması üzerine fırın bölümünde çalışan H.G.’nin gelerek E. ile A.’yı ayırdığını, H.’nin E.’yi iş yerinin dışına çıkardığını, E.’nin tekrar içeri girerek küfürlü sözler söylediğini, olayın biraz yatıştığını, E. ile A.’nın ayrı yerlerde ekmek kesmeye devam ettiklerini, beş dakika kadar sonra A.’yı ekmek kasalarının yanında yerde yatarken gördüğünü, bağırarak çalışanlara haber verdiğini, H.’nin A.’nın başını su ile yıkadığını, bu sırada A.’nın nefes aldığını, sanık E.’nin iş yerinin arabasıyla A.’yı hastaneye götürdüğünü, yaklaşık 20-25 dakika sonra ölüm haberini aldıklarını, Savcılıkta ek olarak; A.’nın E.’den acele etmesini istediğinde E.’nin laubali bir şekilde “yapıyorum yahu” şeklinde cevap verip elini sağa sola hareket ettirdiğini, A.’nın E.’ye kendisini idare etmekten usandığını, sürekli açıklarını kapattığını söylemesi üzerine E.’nin “A.koyacağım böyle işin, asıl çalışmayan kaytaran sensin” dediğini, tartışmanın büyüdüğünü ve birbirlerine sövdüklerini ancak ilk kimin sövdüğünü hatırlamadığını, tartışma sırasında E.’nin A.’nın yüzüne bir yumruk vurduğunu ardından basamağa yığılan A.’ya çalışanlar gelene kadar birkaç yumruk daha vurduğunu, sakinleşmeyen E.’yi kollarından tutup uzaklaştırdıklarını, A.’yı da yerden kaldırdıklarını ancak E.’nin hâlâ A.’ya saldırıp vurmaya çalıştığını fakat diğerlerinin tutması nedeniyle vuramadığını, görünüşte A.’nın herhangi bir şeyi olmadığını ancak alın damarlarının kabardığını gördüğünü, herkes işinin başına döndükten sonra paketleri servis aracına taşımaya devam eden A.’yı yerde görünce yardım istediğini, işçileri M.’nin su getirdiğini, A.’nın çenesinin kilitlendiğini, çalışanların göğsüne masaj yapıp yüzünü yıkadıklarını ancak bu sırada A.’nın kendinde olmadığını, E.’nin de gelerek suni teneffüs yaptırmaya çalıştığını, A. ile E. arasında iş haricinde bir problem olduğuna şahit olmadığını, iş yerindeki tartışmaların da kısa süreli olduğunu, Mahkemede farklı olarak; ölen ile sanık arasındaki olayın yatışmasından 20 dakika sonra ölenin yere düşerek bayıldığı haberi geldiğini, önceki ifadesi okunup kısmi çelişki görülerek sorulması üzerine;

şimdiki ifadesinde ısrar ettiğini, daha önceki ifadesinde geçen “A.koyacağım böyle işin çalışıyorum işte” şeklindeki sözleri ise işittiğini, Tanık Y.A. mahkemede; aynı iş yerinde çalıştığını, sanıkla ölen arasındaki tartışmanın ciddi bir tartışma olmadığını, bir ara baktığında sanığın ölene iki kez yumrukla vurduğunu gördüğünü, ölen ile sanığın birbirlerine karşı küfrettiklerini duymadığını, kavga aralandıktan sonra herkesin işinin başına geçtiğini, 20 dakika kadar sonra ölenin yere düştüğü haberinin geldiğini, sanık dâhil herkesin ölenin yardımına koştuğunu ve öleni hastaneye kaldırdıklarını, Tanık M.B. mahkemede; aynı iş yerinde garson olarak çalıştığını, üst katta bulunduğu sırada sesler gelmesi üzerine aşağıya indiğinde sanığın ölene yumruk attığını gördüğünü, kavgayı ayırdıklarını, herkesin işinin başına geçtiğini, aradan 15-20 dakika geçtikten sonra ikinci bir çığlık sesi geldiğini, aşağıya indiğinde öleni yerde gördüğünü, diğerlerinin de ölene yardım etmeye çalıştıklarını, Beyan etmişlerdir. Sanık kollukta; lise mezunu olduğunu, ekmek üretimi yapılan iş yerinde şoför olarak çalıştığını, olay günü kendisinden önce iş yerine gelen A.E.’nin saat 06.35 sıralarında servise geç kalacağından bahisle ekmekleri kesmemesinden dolayı kendisine “Ananı avradını s., babanın a.k.” şeklinde küfrettiğini, elindeki ekmeklerle yüzüne doğru vurmaya başladığını, bunun üzerine A.’yı iteklediğini, aralarında itiş kakış olduğunu ancak A.’ya vurmadığını, gürültüye H. G. ile Ş. A.’nın gelerek kendilerini ayırdıklarını, H.’nin kendisinin kolundan tutarak iş yerinin salon kısmına götürdüğünü, olay yatıştıktan 10 dakika sonra Yasemin’in bağırması üzerine içeriye girdiğinde A.’yı kurabiye vitrininin yanında yerde yatarken gördüğünü, H. ile Ş.’nin A.’yı kucaklayıp kendisinin servis aracına bindirdiklerini, bu esnada A.’nın yaşadığını, A.’ı Özel L. Semt Polikliniğine götürdüğünü, yaklaşık 15-20 dakika sonra A.’nın öldüğünü duyduğunu, herhangi bir kusurunun olmadığını, Savcılıkta; 25.11.2006 tarihinde saat 23.30 sıralarında rahatsızlığına rağmen iş yerine gelerek çalışmaya devam ettiğini ve servise çıktığını, 26.11.2006 günü saat 06.45 sıralarında çalıştığı iş yerine geldiğini, kendisinden 5-10 dakika önce iş yerine gelen A.’nın servis edeceği ekmeklerin kesilmemiş olduğunu, A.’nın kendisinden ekmekleri hazırlamasını istemesi üzerine ekmekleri kesmeye başladığını, ekmekleri kestiği sırada A.’nın gelip yüzüne bir yumruk vurduğunu, bu esnada A.’nın elinde ekmek olduğunu ve ekmekle birlikte yüzüne vurduğunu, A.’nın ısrarla üzerine gelmeye devam etmesi nedeniyle hafifçe omzuna vurarak A.’yı geriye ittiğini, arkasındaki merdivenlere takılan A.’nın yere düştüğünü, kavga etmeden gelip kendilerini ayırdıklarını, işinin başına dönüp ekmekleri kestiği sırada A.’nın da ekmek paketlerini servis aracına taşıdığını, aradan 5-10 dakika geçtikten sonra Y.’nin bağırması üzerine baktığında A.’yı yerde yatarken gördüğünü, nefes almakta zorlanan A.’nın yumruklarının sıkılı olduğunu ve çenesinin de kilitlendiğini, suni teneffüs yaptırmak istediğini ancak ağzı içki koktuğu için bunu yapamadığını, A.’yı alıp hastaneye götürdüklerini, ölene yumruk vurmadığını, öleni aşırı öfkelendirecek, üzecek veya ölmesine neden olabilecek bir davranışının olmadığını, Mahkemede; ekmekleri kesmesi için ölenden yardım istediğini, ölenin işinin yoğun olduğundan bahisle yardım etmeyeceğini söyleyip kendisine küfrettiğini, daha sonra kendisine vurması nedeniyle öleni iteklediğini, ölenin kendisine tekrar vurması üzerine kendisinin de ölene gayriihtiyarî vurduğunu, itişip kakışma sırasında ölenin yere düşmediğini, daha sonra orada bulunan kişilerin kendilerini ayırdığını, işlerine devam ettiklerini, 20 dakika sonra Yasemin’in bağırdığını duyduğunu, gittiğinde ölenin yerde yattığını, H.’nin ölenin kalp krizi geçirdiğini söylemesi üzerine önce masaj yaptığını daha sonra öleni hastaneye kaldırdıklarını, Savunmuştur. ...123 Bu açıklamalar ışığında, uyuşmazlık konularının sırasıyla değerlendirilmesinde fayda bulunmaktadır. 1- Sanığın suçunun TCK’nın 87. maddesinin dördüncü fıkrası kapsamındaki kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu oluşturup oluşturmadığı; Sanık E.Y. ile ölen A.E.’nin fırın olarak faaliyet gösteren aynı iş yerinde çalıştıkları, servis şoförü olan ölenin olay tarihinde saat 06.40 sıralarında müşterilere dağıtılacak ekmeklerin servisine geç kalacağını söyleyerek sanıktan ekmekleri kesmesi hususunda acele etmesini istediği, sanığın laubali bir şekilde cevap verip elini sağa sola sallaması nedeniyle büyüyen tartışmada sanık ile ölenin karşılıklı olarak birbirlerine hakaret ettikleri, sanığın da yüz bölgesine yumrukla vurmak suretiyle öleni basit bir tıbbi müdahale ile

Kitabın diğer bölümlerindeki kararlarda bulunan taksirle ölüme sebebiyet verme, kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarına ilişkin hukuki açıklamalar tekrardan kaçınmak adına bu karardan çıkarılmıştır.

giderilebilecek ölçüde hafif olarak yaraladığı, yaklaşık 10 dakika sonra fenalaşarak hastaneye kaldırılan ölenin hastanede yapılan tıbbi müdahaleye cevap vermeyerek kendisinde mevcut kronik kalp-damar hastalığının olayın meydana getirdiği efor ve stresin etkisiyle aktif hâle geçmesine bağlı olarak solunumdolaşım durmasından vefat ettiği olayda; sanığın yumrukla vurma eylemine bağlı olarak ölende meydana gelen yaralanmanın TCK’nın 86. maddesinin birinci fıkrası veya birinci ve üçüncü fıkraları kapsamında olmayıp TCK’nın 86. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında kalan bir yaralanma olması nedeniyle sanığın eyleminin TCK’nın 87/4. maddesi kapsamındaki kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu oluşturmadığı kabul edilmelidir. 2- Suçun TCK’nın 87. maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında kalmadığı sonucuna ulaşılmakla, TCK’nın 86. maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki kasten yaralama suçunun mu yoksa TCK’nın 85. maddesi kapsamındaki taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçunun mu oluşacağı; (1) numaralı uyuşmazlık konusunda açıklandığı şekilde gerçekleşen olayda; her ne kadar sanığın fiilinin kişi üzerindeki etkisi basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif ise de, yüz bölgesine yumruk atılması şeklindeki bir fiilin ölüm neticesini doğurmaya elverişli bir hareket olmasından ve sanığın eylemi ile ölüm neticesi arasında nedensellik bağı bulunmasından dolayı sanığın eyleminin TCK’nın 86. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen kasten yaralama suçu kapsamında değerlendirilemeyeceği ancak öldürme fiilinin taksirle de işlenebilen bir suç olması, sanığın olay tarihinde tartıştığı ölene yumrukla vurması şeklindeki hareketinin iradi bir hareket olması, ölüm neticesini istediğine dair bir tespitin yapılamaması ve hareketi ile ölüm sonucu arasında nedensellik bağının bulunması hususları ile birlikte lise mezunu ve olay tarihi itibarıyla 28 yaşında olan sanığın yaşam tecrübesi ve eğitim düzeyi gözetilip ortak tecrübeler de dikkate alındığında, 50 yaşındaki bir kişinin yüzüne yumrukla vurulması neticesinde ölüm sonucunun meydana gelebileceğinin öngörülebilir olduğu, sanığın ise öngörülebilir neticeyi öngörememesi nedeniyle eyleminin TCK’nın 85. maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının her iki uyuşmazlık yönünden kabulüne, Özel Daire onama kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün, sanığın eyleminin taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. Somut olayda ilk haksız davranışın sanıktan geldiği, sanığın başlangıçtaki haksız davranışlarına gösterilen tepkide de aşırılık ve açık bir oransızlık bulunmadığı, bu nedenle sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının mevcut olmadığı sonucuna ulaşıldığından haksız tahrik hükmünün uygulanma imkânının olmadığı açık olduğundan taksirli suçlarda haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının ayrıca tartışılmasına gerek görülmemiştir. (CGK, 18.09.2018 tarihli ve 1254-354 sayılı)

KISA DEĞERLENDİRME

Bu karar neden önemli?

Kararın merkezinde maddi gerçeğin araştırılması ile savunma hakkı arasındaki denge bulunuyor. Delilin nasıl elde edildiği, sonuca en az delilin içeriği kadar etki eder.

KARAR METNİ HAKKINDA

Metin hakkında

Aktarım
Metin, derlemede yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.
Sayfa düzeni
Metin yalnızca okunabilir olması için paragraflara ayrıldı; içerikten çıkarma veya yeniden yazma yapılmadı.
Derleme
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları 2015-2020 (1. Cilt)
Son kontrol
4 Ağustos 2026