Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Katılana ait evde kalabalık bir ailenin yaşadığını ve sabahın erken saatlerinde aile fertlerinin de evde olacaklarını bilen sanığın, ateşlediği silahtan çıkan

Ceza HukukuE. 2018/1195K. 2018/40709.10.2018Ret

Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları 2015-2020 (1. Cilt)

Eklendi: 4 Ağustos 2026Son kontrol: 4 Ağustos 2026
01

Kararın özeti

Katılana ait evde kalabalık bir ailenin yaşadığını ve sabahın erken saatlerinde aile fertlerinin de evde olacaklarını bilen sanığın, ateşlediği silahtan çıkan mermilerin evin içerisinde bulunan birisine isabet edebileceğini öngörebilecek durumda olmasına rağmen meydana gelebilecek muhtemel neticeyi göze alarak ateş edip “olursa olsun” düşüncesiyle hareket etmesi, başka bir deyişle öngördüğü muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalıp kabullenmesi nedeniyle öldürme suçunu olası kastla işlediğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.

02

Derlemedeki karar metni

Aşağıdaki metin, derlemede yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.

Görüntüleme ayarlarıStandart okuma alanı

KARAR METNİ

Derlemedeki karar metni

ÖZET: Katılana ait evde kalabalık bir ailenin yaşadığını ve sabahın erken saatlerinde aile fertlerinin de evde olacaklarını bilen sanığın, ateşlediği silahtan çıkan mermilerin evin içerisinde bulunan birisine isabet edebileceğini öngörebilecek durumda olmasına rağmen meydana gelebilecek muhtemel neticeyi göze alarak ateş edip “olursa olsun” düşüncesiyle hareket etmesi, başka bir deyişle öngördüğü muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalıp kabullenmesi nedeniyle öldürme suçunu olası kastla işlediğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.

Sanık Y.Ö. hakkında kasten yaralama suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, mercisince itirazın reddine karar verilmek suretiyle; sanık V.B. hakkında kasten yaralama suçundan verilen kesin nitelikteki mahkûmiyet hükmü, Özel Dairece temyiz isteminin reddine karar verilmesi suretiyle; sanık M.N. hakkında konut dokunulmazlığının ihlali ve 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçlarından verilen mahkûmiyet hükümleri ile hakaret suçundan verilen beraat kararı, sanık R.N. hakkında kasten yaralama ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri ile hakaret suçundan verilen beraat kararı, sanık M.N. hakkında tehdit ve hakaret suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri, sanık H.N. hakkında kasten yaralama, silahla tehdit ve 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçlarından verilen mahkûmiyet kararları, sanık M.B. hakkında kasten yaralama suçundan verilen mahkûmiyet hükmü ve sanık N.K. hakkında kasten öldürme suçuna azmettirmeden verilen beraat kararı Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş; sanıklar R.N. ve M.N. hakkında kasten öldürme suçuna yardım etmeden verilen beraat kararları ise Özel Dairece bozulmuş olup itirazın kapsamına göre inceleme sanık M.N. hakkında kasten öldürme suçundan verilen mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın kasten öldürme suçunu doğrudan kastla mı yoksa olası kastla mı işlediğinin belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; Suç yeri inceleme raporunda; 26.06.2010 tarihinde saat 07.00 sıralarında N. ili, D. kasabasında bulunan katılan V.B.’nin evinin önünde meydana gelen olaya ilişkin yapılan incelemelerde, tek katlı müstakil evin batısında avlu içerisinde bir adet 9 mm çapında kovan ele geçirildiği, evin güneydoğu köşesindeki odaya ait pencere camında toprak zeminden 164 cm yüksekte, 25x35 mm ebadında bir adet ateşli silah deliği görüldüğü, odanın iç zemininden 89 cm yüksekte evin güneydoğu köşesindeki odanın giriş kapısı üzerinde bulunan buzlu camın alt kenarında evin zemininden 135 cm yüksekte bu deliklerin içerisinden ip gerildiğinde merminin evin güneybatısındaki odasının giriş kapısının sağ üst köşesine isabet ettiği, söz konusu bölgedeki duvar ve ahşap kısımda herhangi bir delinme veya sekme izinin bulunmadığı, evin girişinde bulunan holdeki minder ve halı üzerinde 120x31 cm ebadında yayılmış ve kurumuş hâlde kan lekesinin bulunduğu; 27.06.2010 günü Jandarma Karakoluna gelen bir şahsın, olayın meydana geldiği

evin mutfak penceresinin altında bir delik fark ettiğini beyan etmesi üzerine olay yerinde tekrar yapılan incelemede, evin dış cephesinde mutfak penceresinin altında bir adet 9 mm çapında deforme olmuş mermi çekirdeği bulunduğu, deliğin evin zemininden 136 cm yukarıda olduğunun belirtildiği, 02.07.2010 tarihli tutanakta; N. Devlet Hastanesinde bulunan kamera kayıtlarının incelenmesinde, olay günü saat 05.40’ta sanık M.N. ile kardeşi olan inceleme dışı sanık R.N.’nin bir araç ile hastaneye geldikleri, saat 05.40.16’da 2 numaralı müşahede odasına girdikleri, saat 05.45’te geldikleri araç ile hastaneden ayrıldıklarının tespit edildiği, 05.07.2010 tarihli tutanakta; katılan V.B.’nin evinin avlu ve giriş kapılarında yapılan incelemelerde, kapıların ikisinin de demir olduğu ve herhangi bir zorlama izine rastlanılmadığının bildirildiği, 25.06.2010 tarihinde saat 22.30’da Y. Devlet Hastanesince düzenlenen raporda; sanık M.’nin kardeşi inceleme dışı sanık H.N.’nin başında 5 ve 3 cm, sağ omzunda 2 cm uzunluğunda kesiler olduğu, yaralanmasının basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilir ölçüde hafif nitelikte olmadığı, N. Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 26.08.2010 tarihli raporda ise, H.N.’nin yaralanmasının basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilir ölçüde hafif nitelikte olduğu bilgilerine yer verildiği, N. Devlet Hastanesince düzenlenen 26.06.2010 tarihli raporda; maktul H.’nin annesi olan katılan M.B.’nin, başının sağ tarafı ile sağ el bileğinde hafif ağrı ve şişlik, karın sol tarafı ile sağ bacak uyluk ön yüzde hafif ekimoz ve ağrı olduğu, aynı hastane tarafından düzenlenen 12.07.2010 tarihli raporda, yaralanmasının basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilir ölçüde hafif nitelikte olduğunun belirtildiği, Maktul H.B. hakkında N. Devlet Hastanesince 26.06.2010 tarihinde saat 07.45’te düzenlenen raporda; genel durumunun kötü, sol oksipital bölgede 1x1 cm ebadında kurşun giriş deliği olduğu, beyin tomografisi alınan maktulün hayati tehlikesinin bulunduğu bilgilerine yer verildiği, 01.07.2010 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağında; hastanede beş gün tıbbi tedavi gören maktulün ensesinde sol oksipital bölge alt kısmından giren ateşli silah mermi çekirdeğinin arkadan öne, hafif aşağıdan yukarıya seyirle sol arka, alt kafa çukurunu katederek kafatasına girdiği, beyincik sol lobu parçalayarak traje boyunca beyin doku harabiyeti ve beyin kanaması yaparak sol orta kafa çukurundan mastoid sellerin içerisinden ilerleyerek iç kulak yakınındaki kemik içerisinde sonlandığı, maktulün vücuduna isabet eden bir adet ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasının müstakilen öldürücü nitelikte bulunduğu, ateşli silah mermi çekirdeği giriş deliği ile cilt altı tıbbi müdahale görmüş ve giriş deliği bölgesindeki kemiğin operasyonda çıkartılmış olduğundan atış mesafesi tayini yapılamadığı, maktulden bir adet tamamen deforme olmuş mermi çekirdeği elde edildiği, mermi çekirdeği deforme olduğu için özelliklerinin ayırt edilemediği, maktulün ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı, kafatası kemik kırıkları ile müterafik beyin doku harabiyeti, beyin kanaması ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğunun belirtildiği, K. Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğünce düzenlenen 19.07.2010 tarihli raporda; maktulün otopsi esnasında vücudundan çıkarılan nüvenin teşhis niteliğinin bulunmadığı, bu itibarla bir adet mermi çekirdeği gömlek parçası ile bir adet nüve arasında karşılaştırma yapılamadığı, inceleme konusu bir adet mermi çekirdeği gömlek parçasının, inceleme konusu 9x19 mm çap ve tipinde bir adet kovana ait olup olmadığı ve aynı ya da farklı silahtan atılıp atılmadığı yönünde tespit yapılabilmesinin mümkün olmadığının bildirildiği, Mahallinde yapılan keşif sonucunda düzenlenen 25.11.2010 tarihli bilirkişi raporunda; oturma odasının 18 cm dışında demir korkuluğu bulunan pencereye bir metre yaklaşılıp perde aralığından evin içerisine doğru bakıldığında, havanın aydınlık olması ve güneş ışığının yansımasından dolayı camın parladığı, bu nedenle oda içerisinin ve oda içerisindeki birisinin görülebilmesinin mümkün olmadığı, pencere camındaki mermi deliğinden içerisinin görülebilmesi için gözün veya yüzün delik olan kısma tamamen veya 5 ila 10 cm kadar yaklaştırılması gerektiği, ancak pencere camı önünde bulunan demir korkuluğun, cama yanaşarak oda içerisini görmeyi engellediği, bahse konu odanın içini dışarıdan yalnızca mermi giriş deliğinden görülebildiğinden başka türlü görülebilmesinin mümkün olmadığı, olay günü çekilen fotoğraflara bakıldığında camında mermi çekirdeği deliği bulunan penceredeki güneşliğin yaklaşık 30 cm kadar açık olduğu, açılan pencere camı kanadı kadar dışa bakan kısımda, güneşliğin arkasında tül perdenin olduğu, beyaz renkli güneşlik kumaşının kalın olduğu, pencere önünde bulunan bir şahsın içeriden ve dışarıdan görülmesini engellemekte olduğu tespitlerine yer verildiği, Dosya içerisinde örneği bulunan K. Asliye Ceza Mahkemesinin .../... esas sayılı dava dosyanın incelenmesinde; inceleme dışı sanık H. N. ile ev arkadaşları olan diğer sanıklar hakkında, 2005 yılının Aralık ayında maktul H.B.’ye karşı basit cinsel saldırı suçunu işledikleri iddiasıyla kamu davası açıldığı, yapılan

yargılama sonucunda 14.06.2011 tarihli ve ...-... sayılı kararla inceleme dışı sanık H.N. ile ev arkadaşları hakkında beraat kararı verildiği, hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmaktadır. Katılan V.B. aşamalarda; oğlu olan maktul H.’nin yaklaşık dört yıl önce İ. iline giderek akrabası olan H.N.’nin çalıştığı iş yerinde çalışmaya başladığını, aynı zamanda H.N. ve arkadaşlarının bekâr evinde kaldığını, maktulün H.N. ve arkadaşları tarafından cinsel istismara uğradığını, konunun adliyeye intikal etmesi üzerine kasabada kendisine şikâyetten vazgeçmesi için baskı yapıldığını, 25.06.2010 tarihinde kasabadaki bir düğüne ailesiyle birlikte gittiğini, düğün bittikten sonra evlerine giderken H.N. ve yanında bulunan arkadaşlarıyla aralarında cinsel istismar olayından açılan dava nedeniyle tartışma yaşandığını, H.N.’nin belindeki silahın kabzasıyla yüzüne vurduğunu, bunun üzerine kendisinden geçtiğini ve H.N.’ye kafa atarak elindeki silahı almaya çalıştığını, boğazından tutup yere yıktığını ve yerde boğuştuklarını, bu sırada H.N.’nin yanında bulunan Y.G.’nin elindeki copla boynuna vurduğunu, etraftaki kişilerin araya girdiklerini, olaydan sonra eve gittiklerini, ailesi ve komşularıyla birlikte evde otururken H.N.’nin babası olan inceleme dışı sanık M.N.’nin evlerinin önüne traktörle gelerek “Çocuklarımı çağırdım. Beşikteki bebeklerini de öldürteceğim. İntikam nasıl alınır göreceksin. Çık dışarı, senin ocağını söndüreceğim!” diye bağırarak tehdit ettiğini, yaşanan kavga olayı nedeniyle rapor aldırmak ve tedavisini yaptırmak amacıyla karakol komutanıyla birlikte hastaneye gittiğini, bir süre müşahede altında kaldığını, gece vakti olduğu için kasabaya dönmediğini ve geceyi N. il merkezinde bulunan akrabasının evinde geçirdiğini, hastanede bulunduğu sırada H.N.’nin de aynı hastaneye getirilmiş olduğunu, H.N.’nin yaralanması nedeniyle İ.’de bulunan ağabeyleri sanık M.N. ile inceleme dışı sanık R.N.’nin N.’ye geldiklerini, sabah evinin önünde yaşanan olayları görmediğini, kendilerini babaları olan M.N.’nin azmettirdiğini, sanıkların öldürme niyetiyle evlerinin önüne geldiklerini, Katılan M.B. aşamalarda; bir gece önceki kavga nedeniyle eşi olan katılan V.’nin hastaneye gittiğini, olaydan sonra kendisinin de çocuklarıyla birlikte evlerine döndüğünü, sabah saat 07.00 sıralarında evlerinin avlusunda dünürü olan tanık N.E. ile tandırda bazlama pişirdiklerini, yanlarında N.’nin eşi olan tanık M.E.’nin da bulunduğunu, evde ise oğlu olan maktul H.B. ile diğer oğlu M. B. ve gelini N.E.’nin bulunduklarını, bir süre sonra avludan bağrışma sesleri geldiğini, dünürleri M.E. ve N.E. ile birlikte avlu kapısının önüne gittiklerini, sanık M.N.’nin elinde tabanca, inceleme dışı sanık R.N.’nin de elinde sopayla avluya girdiklerini, kendilerini ölümle tehdit ettiklerini, kendisini R.’nin darbettiğini, R.’nin elindeki sopa ile evlerinin kapısını zorladığını, ancak oğlu M.’nin içeriden kapıyı kilitlemiş olduğunu, sanık M.’nin elindeki tabanca ile önce mutfak penceresinden evin içine doğru bir el ateş ettiğini, ardından bir iki metre sol tarafa geçerek maktul H.’nin yattığı odanın penceresinden iki el daha ateş ettiğini, sanıkların kendilerini öldürmeye geldiklerini, odanın penceresinde beyaz tül ve beyaz kalın perde olduğunu, her ikisinin de kapalı olduğunu, içerisinin görünmediğini, ancak olay sonrasında sanık M.’in evin içerisinde karartı görerek silahla ateş ettiğini söylediğini duyduğunu, Katılan M.B. aşamalarda; saat 07.00 sıralarında evde uyumaktayken eşi olan N.’nin kendisini uyandırarak avlu kapısına bir araçla iki kişinin geldiğini söylediğini, kardeşi olan maktul H.’nin o sırada oturma odasında yattığını, sanıkların evin dışından tehdit ve hakaret dolu sözlerle bağırıp çağırdıklarını, hemen arkasından bir el silah sesi geldiğini, bunun üzerine evin giriş kapısını kilitleyerek kendilerini korumak için kapının arkasına yattıklarını, tam bu esnada bir el daha silah sesinin geldiğini, ikinci silah sesinin daha yakından geldiğini, bu sırada eşi N.’nin, maktul H.’nin vurulduğunu söylediğini, kafasını kaldırıp baktığında H.’nin holde kanlar içinde yattığını gördüğünü, “Kardeşimi vurdular, öldürdüler!” diye bağırınca sanıkların olay yerinden ayrıldıklarını, Tanık N.B.(E.) aşamalarda; saat 07.00 sıralarında evde kahvaltı hazırladığını, eşi M.’nin yatak odasında, kayınbiraderi olan maktul H.’nin de oturma odasında uyuduklarını, kısa bir süre sonra sanık M. ile inceleme dışı sanık R.’nin bir araçla avlu kapısının önüne gelerek “V. çık ulan dışarı!” diye bağırdıklarını, hemen eşi M.’yi kaldırdığını, sanık R.’nin elinde sopa ile evin kapısına vurunca eşi M.’nin kapıyı kilitlediğini, bu sırada mutfak tarafından iki el silah sesi geldiğini, sesler üzerine maktul H.’nin odadan çıktığı anda bir el silah sesi daha işittiğini, maktul H.’nin ayaktayken sarsıldığını, hemen eşine haber verdiğini, dönüp baktıklarında maktulü holde kanlar içinde yatarken gördüklerini, Tanıklar M.E. ve N.E. aşamalarda; sanık M. ile inceleme dışı sanık R.’nin saat 07.00 sıralarında dünürleri olan V. B.’nin evinin önüne gelerek “Çık ulan V.!” diye bağırıp küfrettiklerini, sanıkların avlu duvarından atlayarak içeri girdiklerini, sanık R.’nin elindeki sopa ile katılan M.’ye vurduğunu ve “Daha dur kökünüzü kazıyacağım!” dediğini ve küfrettiğini, bu sırada tabanca sesi duyduklarını, sanık M.’nin elindeki tabanca ile önce mutfak penceresine iki el, sonra da yan taraftaki odanın penceresine ateş ettiğini, tanık M. E.

mahkemedeki ifadesinde ayrıca; sanık M.’nin pencereye çok yakın mesafeden ateş ettiğini, mutfak penceresinin tamamen açık olduğunu, odanın perdelerinin ise kapalı olduğunu, ancak 5-10 cm kadar açıklık bulunduğunu, dikkatli bakıldığında o açıklıktan oda içerisinin görülebileceğini, havanın da aydınlık olduğunu, Tanıklar H.B., R.B., H.İ. ve K.Y. aşamalarda; katılan V. ve ailesiyle H.N. ve arkadaşları arasında düğünde yaşanan kavga olayından sonra saat 22.30 sıralarında katılan V.’in evine ziyaret için gittiklerini, M. N.’nin traktörle evin önüne gelerek katılan V.’ye hitaben “V. çık dışarı seninle görüşeceğiz!” diye bağırarak küfrettiğini, katılan V.’nin ise “Boş verin bağırsın, kimse dışarı çıkmasın!” dediğini, Tanıklar E.B. ve G.Ö. aşamalarda benzer şekilde; saat 06.30 sıralarında otobüs durağındayken daha önce görmedikleri bir aracın kasabadan Y. ilçesine doğru giderken gördüklerini, aracın içerisinde sanık M.’yi fark ettiklerini, daha sonra otobüs durağının önünden sanık M.’nin babası M.N.’nin traktörle geçtiğini, önceki akşam düğünde yaşanan kavga nedeniyle sanıkların olay çıkaracağını düşündükleri için M.N.’ye bu işi tatlıya bağlamasını söylediklerini, ancak M.N.’nin katılan V. ve ailesini kastederek “Dışarı çıksınlar vuracağım onları, beşikteki bebeklerini bile vuracağım!” dediğini ve yanlarından ayrıldığını, kısa bir süre sonra sanıklar M. ve R.’ın aynı araçla geri dönüp kasabaya gittiklerini, bela çıkmasın diye peşlerine düştüklerini ancak yolda giderken silah sesi duyduklarını, olay yerine gittiklerinde de maktul H.’nin vurulduğunu öğrendiklerini, İnceleme dışı sanık N.K. aşamalarda; kardeşi H.’nin düğünde yaşanan kavgadan sonra hastaneye kaldırıldığını, ailesiyle birlikte N. Devlet Hastanesine gittiklerini, İ.’da bulunan kardeşleri sanık M. ve inceleme dışı sanık R.’nin ara sıra eşi H.E.K. ile görüştüklerini, kardeşi H.’nin arkadaşı olan Y.’nin, diğer kardeşleri M. ve R.’yi arayarak “Kardeşiniz öldü, gelin!” diyerek N.’ye çağırdığını, R. ve M.’nin sabah erken saatlerde N. Devlet Hastanesine geldiklerini, V.B. ve ailesinin akrabaları olduğunu, neden böyle bir şey yaptıkları hakkında konuştuklarını, M. ve R.’nin bu konuyu konuşmak için V.’nin evine gittiklerini, daha sonra olayların bu şekilde geliştiğini, böyle olacağını bilseydi kardeşlerini kesinlikle göndermeyeceğini, karşı tarafın öldürülmesi ile ilgili aralarında herhangi bir konuşma geçmediğini, kardeşlerini azmettirmiş veya teşvik etmiş olmadığını, İnceleme dışı sanık H.N. aşamalarda; katılan V.B.’nin uzaktan akrabası olduğunu, katılan V.’nin oğlu maktul H.B.’nin dört yıl önce yaklaşık dört ay İ.’de kendisinin yanında kaldığını, H., S.G., Y.G. ve H.V.’yle aynı evde birlikte kaldıklarını, ancak kendisinin herhangi bir şekilde maktul H.’ye karşı cinsel saldırıda bulunmadığını, maktul H.’nin herhangi birisinin kendisine cinsel saldırıda bulunduğuna ilişkin bir şey de söylemediğini, daha sonra böyle bir iddia nedeniyle haklarında dava açıldığını, maktul H. ile arasında herhangi bir husumetin bulunmadığını, 25.06.2010 tarihinde kasabadaki bir düğüne gittiğini, akşam düğün yerinden ayrıldığı sırada V.B., H.B., M.B. ve N.E.’nin de düğünden ayrıldıklarını, o gün kendisine mahkemeden tebligat geldiğini, V. B.’ye hitaben “V. ağabey bir kâğıt geldi. Neyin ne olduğunu bilmiyorum.” diyerek mahkemeden gelen kâğıdın ne olduğunu sorduğunu, kendisinin böyle der demez V.’nin yerden bir taş alarak “Daha sen neyin ne olduğunu bilmiyor musun?” diyerek sağ omzuna vurduğunu, omzundan kan akmaya başladığını, o sırada V.’nin oğlu M.’nin da elindeki nacak ile gelip kafasına vurduğunu, iki kez kafasına vurulunca yere düştüğünü, ondan sonrasını ise hatırlamadığını, hastanede gözlerini açtığını, kendisinin kimseye vurmadığını, kimseye vurma şansının da olmadığını, düğünde üzerinde kurusıkı bir tabanca bulunduğunu, düğünde bu tabanca ile havaya ateş ettiğini, ancak tabancanın kabzası ile kimseye vurmadığını, ayrıca kendisinin ruhsatlı tabancasının da bulunduğunu, o tabancayı herhangi bir şekilde üzerinde taşımadığını, babasının evine de götürmediğini, o tabancanın evinde bulunduğunu, İnceleme dışı sanık Y.G. aşamalarda; katılan V.’yi darbetmediğini, olay yerine gittiğinde H.N.’nin yerde yaralı bir şekilde yattığını, kavgaya dahil olmadığını, M.K. isimli şahsın kendisine bir tabanca vererek bu tabancanın H.N.’ye ait olduğunu söylediğini, tabancayı alarak H.’nin arabasına koyduğunu, suçta kullanılan tabancanın o tabanca olup olmadığını bilmediğini, İnceleme dışı sanık M.N. aşamalarda; çocukları M. ve R.’yi maktulü öldürmeleri konusunda azmettirmediğini ya da onlara yardım etmediğini, hatta onlara N.’ye gelmemelerini, ortada bir şey olmadığını söylediğini, kendisinin de olayı görmediğini, suçta kullanılan tabancayı daha önce hiç görmediğini, katılan V.B.’nin evinin önüne gidip tehdit ya da hakaret içeren sözler söylemediğini, İnceleme dışı sanık R.N. aşamalarda; olay günü ağabeyi olan sanık M.’ye köyden telefon geldiğini, düğünde çıkan kavgada kardeşi H.N.’nin kafasına tahra ile vurulduğunu, hastaneye kaldırıldığını ve durumunun iyi olmadığını öğrendiklerini, bunun üzerine sanık M. ile birlikte arabayla yola çıktıklarını, sabah N.’ye gelir gelmez ilk önce Devlet Hastanesine gidip kardeşini ziyaret ettiklerini, H.N.’nin uyuduğunu,

hastanede bulunan annesine katılan V. ve ailesinin neden böyle bir şey yaptıklarını sorduğunu, annesinin de aralarında herhangi bir mesele olmadığını söylediğini, sanık M. ile birlikte bu konuyu konuşmak için katılan V.’nin evine gittiklerini, ancak daha önce babalarını görmek için kendi evlerine gittiklerini, sanık M.’nin eve girdiğini, babasının evde olmadığını söyleyince katılan V.’nin evine doğru gittiklerini, evin önüne geldiklerinde arabadan inip ‘V. ağabey’ diye bağırdıklarını, avluda V.’nin dünürü M.E.’nin olduğunu, samimi bir şekilde konuşmaya başladıklarını, evin önünden ayrılmayı düşündükleri sırada M.B. ile N.E.’nin garajdan çıktılarını ve kendilerine hakaret ve tehdit içerikli sözler söylediklerini, M.’nin elindeki değnek ile iki üç kez kendisine vurduğunu, kendisinin de elindeki değneği tuttuğunu, M.’yi geri iteklediğini, kızgınlıkla N. ile M.’ye bağırıp küfrettiğini, bu sırada hanımına sövüldüğünü anlayan M.E.’nin üzerine gelip kendisine yumrukla vurduğunu, kendisinin tökezleyip yere düştüğünü, düştüğünde silah sesi duyduğunu, dönüp baktığında ağabeyi olan sanık M.’nin elinde silah gördüğünü “Ağabey ne yapıyorsun?” dediğini, sanığın ateş ettiği pencerenin perdesinin kapalı olduğunu ve içerisinin gözükmediğini, ağabeyini tutup olay yerinden uzaklaştıklarını, maktulün vurulduğunun farkında dahi olmadıklarını, İfade etmişlerdir. Sanık M.N. soruşturma aşamasında; olaydan önceki akşam kardeşi R.’ye telefon geldiğini, N.’de bulunan kardeşi H.’nin kafasına nacakla vurulduğunu ve durumunun kötü olduğunu öğrendiklerini, kardeşinin durumunu öğrenmek için arkadaşı Y.’yi aradığını, Y.’nin de H.’nin durumun ağır olduğunu ve hemen gelmelerini söylediğini, bunun üzerine kardeşi R. ile aynı akşam yola çıktıklarını, R. ile beraber ertesi sabah erken saatlerde N.’ye geldiklerini, ilk önce hastaneye gidip kardeşine baktıklarını, kardeşi H.’nin yoğun bakımda ve bilincinin kapalı olduğunu görünce şok geçirdiğini, hastanede bulunan annesi ve ablasıyla konuştuğunu, katılan V. ve ailesinin neden böyle bir şey yaptıklarını sorduğunu, onların da ortada herhangi bir şey olmadığını söylediklerini, bunun üzerine katılan V. ile bu olayı konuşmaya karar verdiklerini ve hastaneden ayrıldıklarını, ancak önce babalarını görmek amacıyla kasabadaki evlerine uğradıklarını, burada kardeşi H.’ye ait ruhsatlı silahı ne olur ne olmaz düşüncesiyle yanına aldığını, silahı yanına aldığından kardeşi R.’nin haberi olmadığını, babalarının evde olmadığını, bunun üzerine katılan V.’nin evinin önüne gittiklerini, “V. ağabey!” diye bağırdığını, avlunun içinden M.B.’nin kendilerine hakaret ve tehdit içerikli sözler söylediğini, bu duruma sinirlenen kardeşi R.’nin da M.’ye küfrettiğini, avlu kapısından içeri girdiklerini, M.’nin elindeki oklavayla kardeşi R.’nin kafasına vurduğunu, R.’nin da oklavayı alıp M.’yi iteklediğini, kendisinin yaşananlara çok sinirlendiğini ve korkutmak amacıyla pencereye doğru iki el ateş ettiğini, kardeşi R.’nin “Ne yapıyorsun?” diyerek kendisini iteklediğini, bunun üzerine olay yerinden ayrılıp evlerine geri döndüklerini, dışarıdan bir kadının “Çocuğu vurmuşlar!” diye bağırdığını, maktulü kendisinin vurmuş olabileceğinden şüphelendiğini, kimseye haber vermeden araçla yola çıktığını, giderken bilincinin yerinde olmaması nedeniyle tabancayı uçuruma doğru fırlattığını, önce İ. iline ailesinin yanına gittiğini, arkasından kendi rızasıyla teslim olduğunu, olay nedeniyle çok pişman olduğunu, Mahkemede bu beyanlarından farklı olarak; olay gününden beş gün önce İ.’den N.’ye geldiğini, kasabada bir gün pikniğe giderken kardeşi H.N.’ye ait ruhsatlı silahı yanına aldığını, İ.’ye döndüğünde silahı da yanında getirmiş olduğunu fark ettiğini, kardeşi H.’nin dövüldüğünü öğrenmeleri üzerine N.’ye gelirken silahı da geri vermek üzere yanına aldığını, olay günü katılan V.’nin evinin önüne gittiklerinde avludan önce katılan V.’nin dünürü olan M.E.’nin çıktığını, kardeşi H.’yi niçin dövdüklerini sorduğunu, M.E.’nin da kendisine önemli bir şey olmadığını söylediğini, M. E. ile samimi bir şekilde sohbet ederken evin garajından M.B. ile N.E.’nin çıkıp kendilerine hakaret ve tehdit içeren sözler sarf ettiklerini, M.’nin elindeki değnek ile kardeşi R.’nin kafasına vurduğunu, bu sırada N.E.’nin de kardeşi R.’ye taş atmaya başladığını, kardeşi R.’nin de N.’ye çıkıştığını, bu kez N.’nin kocası olan M.E.’nin da gidip kardeşine yumruk ile vurduğunu, M.E.’nin cebinden bir bıçak çıkarttığını, bıçağı açmaya çalıştığı sırada korkutmak amacıyla rastgele iki el ateş ettiğini, M.E.’yi veya herhangi birisini hedef almadığını, ancak silahı tuttuğunda namlusunun eve doğru olduğunu, evin içerisinde birisinin olup olmadığını bilmediğini, zaten M.E.’yi de evde kimsenin olmadığını söylediğini, kendisinin bilerek maktul H.’yi vurmadığını, Savunmuştur. Uyuşmazlık konusunda isabetli bir hukuki çözüme ulaşılabilmesi için; kast ve olası kast kavramları üzerinde durulması gerekmektedir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kast” başlıklı 21. maddesi; “1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. 2) Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır.” şeklinde düzenlenerek, birinci fıkranın ikinci cümlesinde doğrudan kast

tanımlanmış, ikinci fıkrasında; öğreti ve uygulamada “dolaylı kast, belirli olmayan kast, gayrimuayyen kast, olursa olsun kastı” olarak da adlandırılan “olası kast” tanımına yer verilmiştir. Buna göre, doğrudan kast; öngörülen ve suç teşkil eden fiili gerçekleştirmeye yönelik irade olup, kanunda suç olarak tanımlanmış eylemin bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi ile oluşur. Fail, hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini bilmesi ve istemesi hâlinde doğrudan kastla hareket etmiş olacak, buna karşın işlediği fiilin muhtemel bazı neticeleri meydana getirebileceğini öngörmesine ve bu neticelerin gerçekleşmesini mümkün ve muhtemel olarak tasavvur etmesine rağmen muhtemel neticeyi kabullenerek fiili işlemesi hâlinde olası kast söz konusu olacaktır. Olası kast ile doğrudan kast arasındaki farkı ortaya koyan en belirgin unsur, doğrudan kasttaki bilme unsurudur. Fail, hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini biliyorsa doğrudan kastla hareket ettiğinin kabulü gerekmektedir. Yine failin hareketiyle hedeflediği doğrudan neticelerle birlikte, hareketin zorunlu veya kaçınılmaz olarak ortaya çıkan sonuçları da, açıkça istenmese dahi doğrudan kastın kapsamı içinde değerlendirilmelidir. Belli bir sonucun gerçekleşmesine yönelik hareketin, günlük hayat tecrübelerine göre diğer bir kısım neticeleri de doğurması muhakkak ise, failin bu sonuçlar açısından da doğrudan kastla hareket ettiği kabul edilmelidir. Olası kastı doğrudan kasttan ayıran diğer ölçüt; suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşmesinin muhakkak olmayıp, muhtemel olmasıdır. Fail, böyle bir durumda muhakkak değil ama, büyük bir ihtimalle gerçekleşecek olan neticenin meydana gelmesini kabullenmekte ve “olursa olsun” düşüncesi ile göze almakta; neticenin gerçekleşmemesi için herhangi bir çaba göstermemektedir. Olası kastta fiilin kanunda tanımlanan bir sonucun gerçekleşmesine neden olacağı muhtemel görülmesine karşın, bu neticenin meydana gelmesi fail tarafından kabul edilmektedir. Kast ve olası kast arasındaki ilişkiyi kısaca özetlemek gerekirse; gerçekleşmesi muhakkak görünen neticenin failce bilinmesi ve istenmesi hâlinde doğrudan kast, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kast söz konusu olacaktır. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Maktul H.B.’nin yaklaşık dört yıl önce İ.’ye çalışmak için gittiği ve akrabası olan inceleme dışı sanık H.N.’nin arkadaşlarıyla birlikte yaşadığı bekâr evinde dört ay kadar kaldığı, bu süre zarfında maktul H.’in evde cinsel istismara maruz kaldığını iddia etmesi üzerine H.N. ve ev arkadaşları hakkında basit cinsel istismar suçundan kamu davası açıldığı ve yargılamanın devam ettiği 25.06.2010 tarihinde kasabadaki bir düğünde maktul H.’nin babası olan katılan V.’nin H.N. ile karşılaştığı, aynı gün H.N.’ye mahkemeden gelen çağrı kâğıdı nedeniyle çıkan tartışmanın kavgaya dönüştüğü, katılan V. ve oğlu olan M. ile H.N. ve arkadaşı Y.G. arasında yaşanan kavgada H.’nin başına aldığı darbeler nedeniyle hastaneye kaldırıldığı, katılan V. ve ailesinin ise evlerine gittikleri, oğlu H.N.’nin hastaneye kaldırıldığını öğrenen inceleme dışı sanık M.N.’nin traktörle katılan V.’nin evinin önüne gelip “V. çık dışarı seninle görüşeceğiz!” diye bağırarak küfrettiği, katılan V. ve ailesinin karşılık vermemesi üzerine sanık M.N.’nin oradan ayrıldığı, N. Devlet Hastanesine kaldırılan H.N.’nin müşahede altına alınmasına rağmen İ.’de yaşayan ağabeyleri sanık M. ile inceleme dışı sanık R.’ye, H.’nin yoğun bakıma alındığı ve durumunun çok kötü olduğu, hemen gelmeleri gerektiği yönünde bilgi verildiği, bunun üzerine sanık M. ile inceleme dışı sanık R.’nin İ.’den N.’ye gelmek üzere akşam birlikte yola çıktıkları, bu sırada katılan V.’in de düğünde yaşanan kavga ve tehdit olayları nedeniyle rapor aldırıp ifade vermek üzere karakol komutanıyla birlikte N. Devlet Hastanesine gittiği ve geç saate kadar N.’de kalması nedeniyle evine dönmeyip geceyi bir akrabasının evinde geçirdiği, sanık M. ile inceleme dışı sanık R.’nin sabah saat 05.40 sıralarında N. Devlet Hastanesine gelip kardeşleri H.’nin durumuna baktıkları, arkasından katılan V.’nin evine gitmek üzere hastaneden ayrıldıkları, ancak daha önce D. kasabasında bulunan babaları M.N.’nin evine gittikleri, M.N.’nin evde olmadığı, sanık M.’nin evde bulunan kardeşi H.’ye ait bulundurma ruhsatlı silahı yanına aldığı ve kardeşi R. ile birlikte katılan V.’nin evine gitmek üzere yola çıktıkları, bu arada sabah erken saatlerde evinden çıkan inceleme dışı sanık M.N.’nin traktörle katılan V.’nin evinin yakınlarına geldiği, orada bulunan otobüs durağında tanıklar E.B. ve G.Ö. ile karşılaştığı, bir gece önceki kavga olayını duyan tanıklar E. ve G.’nin M.’yi sakinleştirmeye çalıştıkları, ancak M. N.’nin tanıklara hitaben katılan V. ve ailesini kastederek “Dışarı çıksınlar vuracağım onları, beşikteki bebeklerini bile vuracağım!” dediği ve oradan ayrıldığı, kısa bir süre sonra sanık M. ile inceleme dışı sanık R.’ın araçla tanıklar E. ve G.’nin önünden geçerek saat 07.00 sıralarında katılan V.’nin evinin önüne gittikleri, bu sırada V.’nin eşi katılan M. ile dünürü olan tanık N.’nin avlu içerisindeki tandırda bazlama pişirdikleri, N.’nin eşi tanık M.’nin de yanlarında beklediği, maktul H.’nin evin oturma odasında bulunduğu, ağabeyisi M.’nin yatak odasında uyumakta olduğu, M.’nin eşi olan tanık N.’nin ise evde kahvaltı hazırladığı, evin önüne gelen sanık M. ile inceleme dışı sanık R.’nin avlu dışından “V. çık ulan dışarı!” diye bağırarak sinkaflı sözlerle

küfrettikleri, avlu kapısı kilitli olduğu için duvardan atlayarak avluya girdikleri, katılan M. ile tanıklar M. ve N.’nin kendilerine engel olmaya çalıştıkları, inceleme dışı sanık R.’nin katılan M.’yi darbederek “Daha dur kökünüzü kazıyacağım!” dediği, sanık M.’nin benzer cümlelerle tehdit edip sövdükten sonra yanında getirdiği tabancayı çıkartarak önce mutfak penceresine doğru bir el ateş ettiği, arkasından bir iki metre yan tarafa geçerek evin dışından oturma odasının penceresine bir el ateş ettiği, o sırada oturma odasında yatmakta olan maktul H.’nin ilk silah sesinden sonra odadan çıktığı ve kapıyı arkadan kapattığı esnada sanık M.’nin silahından çıkan ikinci merminin oturma odasının pencere camını ve oda içerisindeki buzlu camı deldikten sonra maktul H.’nin ensesinin sol üst tarafına isabet ettiği, hastaneye kaldırılarak beş gün tedavi gören maktul H.’nin ateşli silah yaralanmasına bağlı olarak hayatını kaybettiği olayda; sanık M. ile inceleme dışı sanık R.’nin aşamalardaki istikrarlı savunmaları, katılan M. ile tanık M.’nin anlatımları ve olay yeri fotoğrafları ile bilirkişi raporuna göre, oturma odasındaki güneşlik ile perdenin çekili olması ve pencerenin dışında demir korkuluk bulunması nedeniyle sanık M.’nin odanın içerisini görmeden ateş ettiğinin anlaşılması, oda kapısının buzlu camına isabet eden merminin yönü ve maktulün holde yere düşmüş olmasına göre maktulün odadan çıkıp kapıyı kapattığı sırada isabet alması nedeniyle, sanığın ilk atışını mutfak penceresinden yaptığı da göz önüne alındığında silahla hedef gözeterek ateş etmediğinin anlaşılması, sanığın imkânı olmasına rağmen V.’nin eşi olan katılan M. ile dünürleri olan tanıklar M. ve N.’ye silah doğrultmaması karşısında, sanık M.’nin ölüm neticesini bilerek ve isteyerek gerçekleştirmediği anlaşıldığından doğrudan kastla hareket etmediği kabul edilmelidir. Öte yandan, olayın sabah saat 07.00 sıralarında meydana geldiği de göz önüne alındığında, katılan V.’e ait evde kalabalık bir ailenin yaşadığını ve sabahın erken saatinde aile fertlerinin de evde olacaklarını bilen sanığın, ateşlediği silahtan çıkan mermilerin evin içerisinde bulunan birisine isabet edebileceğini öngörebilecek durumda olmasına rağmen, meydana gelebilecek muhtemel neticeyi göze alarak ateş edip “olursa olsun” düşüncesiyle hareket etmesi, başka bir deyişle öngördüğü muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalıp kabullenmesi nedeniyle, sanığın öldürme suçunu olası kastla işlediğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Bu itibarla, haklı nedene dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir. … (CGK, 09.10.2018 tarihli ve 1195-407 sayılı)

KISA DEĞERLENDİRME

Bu karar neden önemli?

Kararın merkezinde maddi gerçeğin araştırılması ile savunma hakkı arasındaki denge bulunuyor. Delilin nasıl elde edildiği, sonuca en az delilin içeriği kadar etki eder.

KARAR METNİ HAKKINDA

Metin hakkında

Aktarım
Metin, derlemede yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.
Sayfa düzeni
Metin yalnızca okunabilir olması için paragraflara ayrıldı; içerikten çıkarma veya yeniden yazma yapılmadı.
Derleme
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları 2015-2020 (1. Cilt)
Son kontrol
4 Ağustos 2026