Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Sanığın, katılanın konutuna girmek için kapıyı kırması eyleminin, kişilere değil eşyaya karşı gerçekleştirilmesi nedeniyle cebir niteliğinde bulunmadığı, sanığın

Ceza HukukuE. 2018/1137K. 2018/38527.09.2018Ret

Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları 2015-2020 (1. Cilt)

Eklendi: 4 Ağustos 2026Son kontrol: 4 Ağustos 2026
01

Kararın özeti

Sanığın, katılanın konutuna girmek için kapıyı kırması eyleminin, kişilere değil eşyaya karşı gerçekleştirilmesi nedeniyle cebir niteliğinde bulunmadığı, sanığın belirtilen şekilde katılanın konutuna girdikten sonra katılana ve mağdura karşı uyguladığı cebrin ise, katılan ve tanığın beyanları gözetildiğinde, evde kalmaya değil, mağduru evden çıkarmaya yönelik olması ve konut dokunulmazlığının ihlali amacının gerçekleştirilmesi için bir araç olarak kullanılmaması karşısında, sanığın eyleminin TCK’nın 116/4. maddesinde öngörülen nitelikli hâlin cebir unsurunu oluşturmadığı kabul edilmelidir.

02

Derlemedeki karar metni

Aşağıdaki metin, derlemede yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.

Görüntüleme ayarlarıStandart okuma alanı

KARAR METNİ

Derlemedeki karar metni

ÖZET: Sanığın, katılanın konutuna girmek için kapıyı kırması eyleminin, kişilere değil eşyaya karşı gerçekleştirilmesi nedeniyle cebir niteliğinde bulunmadığı, sanığın belirtilen şekilde katılanın konutuna girdikten sonra katılana ve mağdura karşı uyguladığı cebrin ise, katılan ve tanığın beyanları gözetildiğinde, evde kalmaya değil, mağduru evden çıkarmaya yönelik olması ve konut dokunulmazlığının ihlali amacının gerçekleştirilmesi için bir araç olarak kullanılmaması karşısında, sanığın eyleminin TCK’nın 116/4. maddesinde öngörülen nitelikli hâlin cebir unsurunu oluşturmadığı kabul edilmelidir.

Katılan sanık E.Y. hakkında mağdur sanık C.G.’ye yönelik kasten yaralama, hakaret ve mala zarar verme suçlarından verilen kamu davasının düşmesi, katılan sanık M.M.’ye yönelik kasten yaralama, hakaret ve mala zarar verme suçlarından verilen mahkûmiyet, mağdur sanık C.G. hakkında katılan sanık E.Y.’ye yönelik kasten yaralama suçundan verilen beraat ve katılan sanık M.M. hakkında katılan sanık E.Y.’ye yönelik kasten yaralama suçundan verilen mahkûmiyet hükümleri temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme, sanık E.Y. hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daireyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı konut dokunulmazlığının ihlali suçunun cebir kullanılmak suretiyle işlenip işlenmediğinin belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; 24.12.2013 tarihli araştırma ve görgü tespit tutanağına göre; I. Merkez P.S.A. Mahallesi M. Caddesi üzerinde bulunan A. Apartmanı’nın üçüncü katındaki katılan M.M.’ye ait konutta yapılan incelemede; kapının kilit göbeği kısmındaki çerçevede yaklaşık 1.5x75 cm ebadında açıklık bulunduğu, içeriden bakıldığında ahşap ve metal kısımların ayrı ve eğik vaziyette olduğu, dağınık olduğu anlaşılan yatak odasına girildiğinde ise yerdeki su birikintisi nedeniyle halıların ıslak olduğu, sehpadan aşağı düştüğü ifade edilen televizyonun cam kısmının ıslak zeminde bulunduğu, ahşap ve üstü fayans kaplama olan sehpanın ayak kısmının ayrı ve kırık olduğu, zemine düşen şifonyerin üst kısmındaki aynanın kırık, makyaj malzemesinin ise yerde olduğu, odanın kalorifer tesisatına ait duvar tarafındaki borunun kırılması nedeniyle su sızdırdığı, 24.12.2013 ve 04.06.2014 tarihli adli muayene raporlarına göre; katılan M.M. ve mağdur C.G.’nin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandıkları, Anlaşılmıştır. Katılan M.M. soruşturma evresinde; olay günü gece saat 02.00 sıralarında komşusu olan mağdur C.’nin, beraber yaşadığı sanık ile birlikte evine geldiklerini, birlikte otururken sanığın mağdur C.’ye sürekli eve gitmeyi teklif ettiğini, bir süre sonra tartışmaya başladıklarını, tartışma sırasında sanığın mağdur C.’ye önce hakaret edip sonra yumrukla birçok kez vurduğunu, engellemek istediği sanığın kendisini itmesi nedeniyle mağdur C. ile birlikte yere düştüklerini, sanığın da üzerlerine düştüğünü, bir süre sonra sanığın çıkarak mağdur C.’nin evine gittiğini, sabah saat 06.40 sıralarında tekrar gelerek evinin kapısına dayandığını, kapıyı tekmeleyip, kırarak içeri girdikten sonra yüzüne yumrukla vurup kendisine hakaret ettiğini, mağdur C.’yi de saçından çekmek ve yumrukla vurmak suretiyle yaraladığını, Kovuşturma evresinde ise; olay günü misafiri olan tanık Marita ile oturduğu sırada kapı komşusu mağdur C. ve onun eski erkek arkadaşı olan sanığın, evine geldiklerini, bir süre alkol aldıktan sonra sanığın mağdur C.’ye, mağdur C.’nin evine geçmeyi teklif ettiğini, bunu kabul etmeyen mağdur C.’nin, kendisine yardımcı olmasını istemesi nedeniyle sanığa gitmesini söylediğini, ancak sinirlenen sanığın, mağdur C.’nin saçından tutarak ona vurduğunu, bunun üzerine sanığı iterek evden çıkardığını, dışarıda bekleyen sanığın sabaha kadar kapıyı açmalarını istemesine rağmen açmadıklarını, pencereden sanığın uzaklaştığını görünce mağdur C.’nin evine bakmaya gittiklerini, evde bulunan eşyanın yerlere atıldığını ve su borusunun patladığını gördüklerini, mağdur C. ile birlikte kendi evine döndükten bir süre sonra sanığın geri gelerek kapıyı açmasını istediğini, kabul etmeyince sanığın tekme ile vurmak suretiyle evinin kapısını kırıp, içeri girerek mağdur C.’yi saçından tuttuğunu ve zorla götürmek istediğini, kendisinin de bu duruma engel olmak amacıyla eline geçirdiği sehpa ile sanığın koluna vurduğunu, olay esnasında sanığın kendisine ve mağdur C.’ye yönelik hakaret içerikli sözler söylediğini,

Mağdur C.G. soruşturma evresinde; birlikte yaşadığı sanığın olay günü gece saat 01.30 sıralarında, evine geldiğini, yaklaşık yarım saat oturduktan sonra sanıkla birlikte kapı komşusu olan katılanın evine gittiklerini, bir süre eğlendiklerini, ancak sarhoş olan sanığın sebepsiz yere kendisiyle tartışmaya başladığını, hakaret içerikli sözler söyleyerek başına yumrukla birçok kez vurduğunu, aralarına girmek isteyen katılana da tokat attığını, daha sonra sanığın, kendisine ait eve giderek burada bulunan tüm eşyayı kırıp döktüğünü, yatak odasında bulunan su borusuna zarar verdiğini, daha sonra katılana ait evin kapısını tekmeleyip kırarak içeri zorla girdiğini, buradayken, kafasına yumrukla iki kez vurduğunu, Kovuşturma evresinde ise; olay günü eski erkek arkadaşı olan sanıkla birlikte katılan M.’nin evine giderek alkol almaya başladıklarını, bir süre sonra hatırlamadığı bir nedenle aralarında tartışma çıktığını, tartışma sırasında sanığın, saçından çekerek kendisine tokat attığını, araya giren katılanın itmesi nedeniyle sehpanın üzerine düşen sanığın, kendisine hakaret ettiğini, katılana ait evin kapısını kırdığını, ancak sanığın aynı gün saat 06.40 sıralarında katılanın evine gelip gelmediğini hatırlamadığını, Tanık ... soruşturma evresinde; olay günü arkadaşı olan katılanın evinde otururken mağdur C.’nin de bulundukları yere geldiğini, kısa bir süre sonra mağdur C.’nin erkek arkadaşı olan sanığın kapıyı çalarak içeri girmek istediğini söylediğini, katılanın kapıyı açmasıyla içeri giren sanığın mağdur C.’ye hakaret içerikli sözler söylediğini, kendisini uyarmaları üzerine sanığın evden çıktığını, ancak bir süre sonra geri gelen sanığın kapıyı tekrar çaldığını, kavga çıkacağını düşünerek kapıyı açmadıklarını, sanığın ayağıyla vurup kırmak suretiyle kapıyı açtığını, içeri girerek mağdur C.’ye “Gel gidelim” dediğini, olumsuz yanıt alması üzerine mağdur C.’yi saçından tutarak çıkarmaya çalıştığını, katılanın araya girdiğini, ancak sanığın katılana da vurup, içeride bulunan sehpayı tekmeleyerek kırdığını, Beyan etmişlerdir. Sanık E. Y. soruşturma evresinde; olay günü gece saat 01.30 sıralarında birlikte yaşadığı mağdur C.’nin evine gittiğini, bir süre oturduktan sonra birlikte mağdur C.’nin komşusu olan katılanın evine gittiklerini, burada hep birlikte alkol alıp eğlendikten sonra sebepsiz yere tartışmaya başladıklarını, tartışma sırasında katılan ve mağdur C.’nin kendisine vurduklarını, mağdur C.’nin, tırnaklarıyla yüzünü çizdiğini, katılanın ise evde bulunan sehpa ile sol dirseğine vurduğunu, alkollü olduğu için mağdur C.’ye veya katılana vurup vurmadığını, hakaret ve tehdit içerikli sözler söyleyip söylemediğini hatırlamadığını, olayın ardından mağdur C.’nin evine gittiğini hatırladığını, burada bulunduğu sırada su borusunun patladığını, ancak ne su borusuna ne de evdeki diğer eşyaya zarar vermediğini, bu eylemleri kendisine suç atmak isteyen mağdur C., katılan ve tanık M.’nin gerçekleştirmiş olabileceğini, sabaha karşı saat 06.30 sıralarında yeniden C.’nin bulunduğu katılanın evinin kapısını çaldığını, ancak kapıyı açmadıklarını, kapıya zarar vermediğini, bir süre sonra katılanın rızasıyla eve girdiğini, buraya sadece mağdur C. ile konuşmak için geldiğini, Kovuşturma evresinde ise; olay günü eski kız arkadaşı olan mağdur C.’nin evine gittiğini, bir süre sonra mağdur C. ile birlikte katılanın evine geçtiklerini, burada hep birlikte alkol aldıklarını, ilerleyen saatlerde mağdur C. ile aralarında tartışma çıktığını, tartışma sırasında mağdur C.’yi saçından tutarak sürüklediğini, bunun üzerine katılanın evdeki sehpa ile sol koluna vurduğunu, aşırı derecede alkollü olduğu için sonrasında neler olduğunu hatırlamadığını, aynı gün saat 06.00 sıralarında mağdur C.’nin veya katılanın evine giderek, buradaki eşyaya zarar verdiği hususunun doğru olmadığını savunmuştur. Konut dokunulmazlığının ihlâli suçu 5237 sayılı TCK’nın “Kişilere Karşı Suçlar” kısmının “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümündeki 116. maddesinde; “1) Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 2) Birinci fıkra kapsamına giren fiillerin, açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri hakkında işlenmesi hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. 3) Evlilik birliğinde aile bireylerinden ya da konutun veya işyerinin birden fazla kişi tarafından ortak kullanılması durumunda, bu kişilerden birinin rızası varsa, yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Ancak bunun için rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması gerekir. 4) Fiilin, cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle ya da gece vakti işlenmesi hâlinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur” şeklinde düzenlenmiş, Madde gerekçesinde; “Madde, Anayasanın 21 inci maddesinde güvence altına alınan konut dokunulmazlığını ihlâl fiillerini suç olarak tanımlamaktadır. Konut dokunulmazlığının ihlâli, kişinin kendisine özgü barış ve sükûnunu ve

yuvasındaki yaşamının sulh ve selametle cereyanı için var olması gerekli güvenlik duygusunun sarsılmasını ifade etmektedir. Bireylere karşı işlenen ve aynı zamanda onların muhtaç oldukları güvenlik ve sükûnu ihlâl eyleyen bu fiillerin, hürriyete karşı işlenen suçlar arasında bir suç olarak tanımlanması uygun görülmüştür” biçiminde açıklamalara yer verilmiştir. Madde gerekçesinde de özenle vurgulandığı üzere konut dokunulmazlığının ihlâli ile mülkiyet ve zilyetlik hakkı değil, kişi hürriyeti korunmaktadır. Kanunda mülkiyet ve zilyetliği koruyan başka hükümler bulunmakta olup, bu suçla kişilerin konutlarındaki güvenlik duygusu, sükûn ve huzurlarının korunması amaçlanmaktadır. Konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle işlenmesi ise, TCK’nın 116. maddesinin dördüncü fıkrasında suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâli olarak düzenlenmiştir. Gerekçede bu husus “Burada söz konusu olan cebir, kasten yaralama suçunun daha az cezayı gerektiren hali olarak düşünülmelidir. Bu nedenle, kullanılan cebir kişide basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçünün ötesinde bir etki meydana getirmiş ise, hem konut dokunulmazlığını ihlal suçundan hem de kasten yaralama suçundan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur” şeklinde ifade edilmiştir. Bu düzenleme TCK’nın 119. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Bu suçların işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır” şeklindeki düzenleme ile de uyum içindedir. Uyuşmazlık konusunun açıklığa kavuşturulabilmesi için Türk Ceza Kanunu’nda esasen bağımsız bir suç tipi olarak düzenlenen, ancak sanığa atılı konut dokunulmazlığının ihlali suçu bakımından daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâl olarak öngörülen cebir kavramı üzerinde de durulmalıdır. Türk Dil Kurumu’nun Büyük Türkçe Sözlüğü’ne göre, “Zor, zorlayış” anlamlarına gelen cebir; suç olarak düzenlendiği TCK’nın 108. maddesinde “Bir şeyi yapması veya yapmaması ya da kendisinin yapmasına müsaade etmesi için bir kişiye karşı cebir kullanılması halinde, kasten yaralama suçundan verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılarak hükmolunur.” şeklinde düzenlenmiş olup, madde gerekçesinde “Kişiye karşı fiziki güç kullanmak suretiyle, onun veya bir üçüncü kişinin iradesi ve davranışları üzerinde zecrî bir etki meydana getirilmesidir” biçiminde tanımlanmıştır. Görüldüğü gibi, hem TCK’nın 116. maddesinin gerekçesinde hem de cebir suçunun düzenlendiği aynı Kanun’un 108. maddesinde ve bu maddenin gerekçesinde cebrin “kişiye” karşı kullanılması gerektiği açıkça ifade edilmiştir. Cebre maruz kalan kişi, bu fiziki gücün meydana getirdiği acının etkisiyle belli bir davranışta bulunmaya zorlanmaktadır. Cebrin oluşması için mağdurun irade oluşturma ve iradi hareket serbestisini ihlale elverişli bir fiziki kuvvet kullanımı yeterlidir. (Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 2. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2015, s. 387) TCK’nın 116. maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen nitelikli hâlin gerçekleşmesi için cebir veya tehdidin konut içinde bulunan herhangi bir kişiye karşı kullanılmış olması yeterli olup mutlaka rıza beyan etmeye yetkili kişiye karşı kullanılmış olması gerekmez. (Durmuş Tezcan-Mustafa Ruhan Erdem-R. M. Önok, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, Seçkin, Ekim 2017, s. 544) Yine, kişilere karşı yöneltilen cebir eylemi ile konut dokunulmazlığının ihlâli arasında bir nedensellik bağının bulunması; yani cebrin, konut dokunulmazlığının ihlâli amacına yönelmiş olması ve bu amacın gerçekleştirilmesi için bir araç olarak kullanılması gerekmektedir. Başka bir deyişle, cebir veya tehdit konuta, işyerine ya da bunların eklentilerine girmek veya buralardan çıkmamak için kullanılmış olmalıdır. (Tezcan-Erdem-Önok, s. 544; M. Emin Artuk-Ahmet Gökcen, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet, 16. Bası, s. 318) Bu anlamda, failin kapıyı kırarak eve girmesi örneğinde olduğu gibi, cebrin eşya aleyhine kullanılması durumunda bu nitelikli hâl uygulanmayacak, koşullarının bulunması hâlinde mala zarar verme suçundan dolayı ceza verilecektir. (Tezcan-Erdem-Önok, s. 544; Veli Özer Özbek-Koray Doğan-Pınar Bacaksız-İlker Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Seçkin, 12. Bası, s. 440-441). Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanık E. Y. ile mağdur C. G.’nin olay günü katılan M. M.’nin evine gittikleri, burada bir süre alkol aldıktan sonra sanık ile mağdurun tartışmaya başladıkları, tartışma sırasında mağdura yumrukla vuran sanığın, katılanın da yardımıyla dışarı çıkartıldığı, aynı gün sabah saatlerinde geri gelerek katılanın kapısını çalan sanığın, kapının açılmaması üzerine kapıyı tekmeleyerek kırıp içeri girdiği ve yumrukla vurmak suretiyle hem katılanı hem de mağduru basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı olayda; sanığın, katılanın konutuna girmek için kapıyı kırması eyleminin, kişilere karşı değil eşya aleyhine gerçekleştirilmesi dolayısıyla cebir niteliğinde bulunmadığı, sanığın belirtilen şekilde katılanın konutuna girdikten sonra katılana ve mağdura karşı uyguladığı cebrin ise, katılan ve tanık Marita’nın beyanları gözetildiğinde, evde kalmaya değil, mağduru evden çıkarmaya yönelik olması ve konut dokunulmazlığının ihlâli

amacının gerçekleştirilmesi için bir araç olarak kullanılmaması karşısında, sanığın eyleminin TCK’nın 116. maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen nitelikli hâlin cebir unsurunu oluşturmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. ... (CGK, 27.09.2018 tarihli ve 1137-385 sayılı)

KISA DEĞERLENDİRME

Bu karar neden önemli?

Kararın merkezinde maddi gerçeğin araştırılması ile savunma hakkı arasındaki denge bulunuyor. Delilin nasıl elde edildiği, sonuca en az delilin içeriği kadar etki eder.

KARAR METNİ HAKKINDA

Metin hakkında

Aktarım
Metin, derlemede yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.
Sayfa düzeni
Metin yalnızca okunabilir olması için paragraflara ayrıldı; içerikten çıkarma veya yeniden yazma yapılmadı.
Derleme
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları 2015-2020 (1. Cilt)
Son kontrol
4 Ağustos 2026