Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

TCK’nın 7. maddesinde Kanun’un kaldırılması veya değiştirilmesi esasına göre düzenlenen “failin lehine olan Kanun’un geçmişe etkili olması” ilkesinin uygulanmasında

Ceza HukukuE. 2015/83K. 2015/39110.11.2015Onama

Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları 2015-2020 (1. Cilt)

Eklendi: 4 Ağustos 2026Son kontrol: 4 Ağustos 2026
01

Kararın özeti

TCK’nın 7. maddesinde Kanun’un kaldırılması veya değiştirilmesi esasına göre düzenlenen “failin lehine olan Kanun’un geçmişe etkili olması” ilkesinin uygulanmasında bahsi geçen kanun, suç ve ceza normlarını içeren ya da bu normlarla bütünleyici ilişki içinde olan kanunlardır. 6360 sayılı Kanun, köy merasına tecavüz suçunun düzenlendiği TCK’nın 154/2. maddesi ile bütünleyici bir ilişki içinde bulunmadığı gibi maddede herhangi bir değişikliğe ya da maddenin yürürlükten kaldırılmasına dair bir hüküm de içermemekte, idari yapılanmayı yeniden düzenlemek amacıyla köy statüsüne sahip yerleşim yerlerini mahalle olarak bağlı bulundukları ilçe belediyesine bağlamaktadır. Başka bir anlatımla 6360 sayılı Kanun, TCK’nın 154/2. maddesinde yer alan köy merasına tecavüz suçundaki fiilin değersizliğini etkilememekte, fiil cezaya layık haksızlık niteliğini korumaktadır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; hakkı olmayan yere (köy merasına) tecavüz suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması aşamasında yürürlüğe giren 6360 sayılı Büyükşehir Belediyesi ve Yirmiyedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un, TCK’nın 7. maddesinde yer alan Kanun’un zaman bakımından uygulanması kuralları gereğince eylemi suç olmaktan çıkarıp çıkarmayacağı, dolayısıyla sanığın hukuki durumunu değiştirip değiştirmeyeceği ve Yerel Mahkeme hükmünün bu kanun gereği sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdiri gerektiğinden bahisle bozulup bozulmayacağının tespitine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; Köy muhtarı olan katılan T.’nin, sanığın köy tüzel kişiliğine ait mezarlık vasfındaki taşınmazda meyve yetiştirdiğini ihbar etmesi üzerine G. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldığı, Katılanın soruşturma ve kovuşturma evrelerindeki benzer anlatımlarında, sanığın köye ait olan mezarlığa meyve ağaçları dikerek bahçe haline getirdiğini ve şikayetçi olduğunu beyan ettiği, Sanığın soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan benzer beyanlarında, şikayete konu taşınmazın kendisine dedesinden kaldığı ve kullanılmayan kısımlarına ağaç ektiği yönünde savunma yaptığı, Soruşturma evresinde alınan bilirkişi raporuna göre sanığın işgal ettiği alanın K. Köyü tüzel kişiliğine ait olan mezarlık vasıflı 150 ada 3 no’lu parsel sınırları içerisinde 1.075, 81 metrekarelik ve kadastro çalışmaları sırasında yol olarak bırakılıp halen kadastroda yol olarak görünen yer içerisindeki 320,90 metrekarelik alan olduğunun tespit edildiği, Kovuşturma evresinde mahkemece yapılan keşif sonrası alınan fen bilirkişi raporunda da benzer tespitlerde bulunulduğu, zirai bilirkişi raporunda ise, şikayete konu mezarlık vasfındaki alanda toprağın işlendiğinin, üzerindeki çalılık ve otlar sökülerek uygun teraslamalarda bulunulup fidan çukurları açmak suretiyle 30-40 adet 1-2 yaşlarında meyve fidanının dikili olduğunun, yol vasfındaki alanda ise 3-4 metre genişliğinde ve 1-2 metre derinliğinde sulama havuzu bulunduğunun belirtildiği, Suça konu taşınmazın bulunduğu M. İli, G. İlçesi’ne bağlı K. Köyü’nün suç tarihinden sonra 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Büyükşehir Belediyesi ve Yirmiyedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile tüzel kişiliğinin kaldırılıp mahalle olarak G. Belediyesine bağlandığı, sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün ise Özel Ceza Dairesince 30.06.2014 tarihinde onanmasına karar verildiği, Anlaşılmaktadır. Köy merasına tecavüz suçu, hakkı olmayan yere tecavüz suçunun bir türü olarak 765 sayılı Kanun’un 513. maddesi ile buna benzer biçimde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 154. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 2. fıkrası; “Köy tüzel kişiliğine ait olduğunu veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş bulunduğunu bilerek mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmaz malları kısmen veya tamamen zapt eden, bunlar üzerinde tasarrufta bulunan veya sürüp eken kimse hakkında birinci fıkrada yazılı cezalar uygulanır” hükmünü taşımaktadır. Hükümden de anlaşılacağı üzere suçun maddi konusu, köy tüzel kişiliğine ait olan veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilen taşınmazlar olduğu için belediye sınırları içerisindeki taşınmazlar bu suçun konusunu oluşturmamaktadır. Ceza Kanunlarının zaman bakımından uygulanmasına ilişkin kurallar, yürürlükten kalkmış bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinde benzer biçimde düzenlenmiştir. Her iki maddede de ceza hukukunun en

02

Derlemedeki karar metni

Aşağıdaki metin, derlemede yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.

Görüntüleme ayarlarıStandart okuma alanı

KARAR METNİ

Derlemedeki karar metni

ÖZET: TCK’nın 7. maddesinde Kanun’un kaldırılması veya değiştirilmesi esasına göre düzenlenen “failin lehine olan Kanun’un geçmişe etkili olması” ilkesinin uygulanmasında bahsi geçen kanun, suç ve ceza normlarını içeren ya da bu normlarla bütünleyici ilişki içinde olan kanunlardır. 6360 sayılı Kanun, köy merasına tecavüz suçunun düzenlendiği TCK’nın 154/2. maddesi ile bütünleyici bir ilişki içinde bulunmadığı gibi maddede herhangi bir değişikliğe ya da maddenin yürürlükten kaldırılmasına dair bir hüküm de içermemekte, idari yapılanmayı yeniden düzenlemek amacıyla köy statüsüne sahip yerleşim yerlerini mahalle olarak bağlı bulundukları ilçe belediyesine bağlamaktadır. Başka bir anlatımla 6360 sayılı Kanun, TCK’nın 154/2. maddesinde yer alan köy merasına tecavüz suçundaki fiilin değersizliğini etkilememekte, fiil cezaya layık haksızlık niteliğini korumaktadır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; hakkı olmayan yere (köy merasına) tecavüz suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması aşamasında yürürlüğe giren 6360 sayılı Büyükşehir Belediyesi ve Yirmiyedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un, TCK’nın 7. maddesinde yer alan Kanun’un zaman bakımından uygulanması kuralları gereğince eylemi suç olmaktan çıkarıp çıkarmayacağı, dolayısıyla sanığın hukuki durumunu değiştirip değiştirmeyeceği ve Yerel Mahkeme hükmünün bu kanun gereği sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdiri gerektiğinden bahisle bozulup bozulmayacağının tespitine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; Köy muhtarı olan katılan T.’nin, sanığın köy tüzel kişiliğine ait mezarlık vasfındaki taşınmazda meyve yetiştirdiğini ihbar etmesi üzerine G. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldığı, Katılanın soruşturma ve kovuşturma evrelerindeki benzer anlatımlarında, sanığın köye ait olan mezarlığa meyve ağaçları dikerek bahçe haline getirdiğini ve şikayetçi olduğunu beyan ettiği, Sanığın soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan benzer beyanlarında, şikayete konu taşınmazın kendisine dedesinden kaldığı ve kullanılmayan kısımlarına ağaç ektiği yönünde savunma yaptığı, Soruşturma evresinde alınan bilirkişi raporuna göre sanığın işgal ettiği alanın K. Köyü tüzel kişiliğine ait olan mezarlık vasıflı 150 ada 3 no’lu parsel sınırları içerisinde 1.075, 81 metrekarelik ve kadastro çalışmaları sırasında yol olarak bırakılıp halen kadastroda yol olarak görünen yer içerisindeki 320,90 metrekarelik alan olduğunun tespit edildiği, Kovuşturma evresinde mahkemece yapılan keşif sonrası alınan fen bilirkişi raporunda da benzer tespitlerde bulunulduğu, zirai bilirkişi raporunda ise, şikayete konu mezarlık vasfındaki alanda toprağın işlendiğinin, üzerindeki çalılık ve otlar sökülerek uygun teraslamalarda bulunulup fidan çukurları açmak suretiyle 30-40 adet 1-2 yaşlarında meyve fidanının dikili olduğunun, yol vasfındaki alanda ise 3-4 metre genişliğinde ve 1-2 metre derinliğinde sulama havuzu bulunduğunun belirtildiği, Suça konu taşınmazın bulunduğu M. İli, G. İlçesi’ne bağlı K. Köyü’nün suç tarihinden sonra 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Büyükşehir Belediyesi ve Yirmiyedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile tüzel kişiliğinin kaldırılıp mahalle olarak G. Belediyesine bağlandığı, sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün ise Özel Ceza Dairesince 30.06.2014 tarihinde onanmasına karar verildiği, Anlaşılmaktadır. Köy merasına tecavüz suçu, hakkı olmayan yere tecavüz suçunun bir türü olarak 765 sayılı Kanun’un 513. maddesi ile buna benzer biçimde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 154. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 2. fıkrası; “Köy tüzel kişiliğine ait olduğunu veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş bulunduğunu bilerek mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmaz malları kısmen veya tamamen zapt eden, bunlar üzerinde tasarrufta bulunan veya sürüp eken kimse hakkında birinci fıkrada yazılı cezalar uygulanır” hükmünü taşımaktadır. Hükümden de anlaşılacağı üzere suçun maddi konusu, köy tüzel kişiliğine ait olan veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilen taşınmazlar olduğu için belediye sınırları içerisindeki taşınmazlar bu suçun konusunu oluşturmamaktadır. Ceza Kanunlarının zaman bakımından uygulanmasına ilişkin kurallar, yürürlükten kalkmış bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinde benzer biçimde düzenlenmiştir. Her iki maddede de ceza hukukunun en

önemli ilkelerinden biri olan, ceza hukuku kurallarının yürürlüğe girdikleri andan itibaren işlenen suçlara uygulanacağına ilişkin ileriye etkili olma prensibinin istisnasını oluşturan, “failin lehine olan Kanun’un geçmişe etkili olması, geçmişe etkili uygulama veya geçmişe yürürlük” ilkesine yer verilmiştir. Bu ilkeye göre işlendiği zamanın Kanun’una göre suç teşkil eden bir fiil, daha sonra yürürlüğe giren bir kanunla suç olmaktan çıkartılırsa, failin lehine olan sonraki kanun geçmişe etkili uygulanacak ve bu fiilden dolayı fail hakkında ceza ve güvenlik tedbirlerine hükmedilemeyecek; benzer şekilde yürürlüğe giren kanun, suçun unsurlarında, cezasında veya kanuni neticelerinde lehe bir değişiklik yapmışsa yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenmiş fiillere de uygulanacaktır. Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözümlenmesi için 6360 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri ile genel gerekçesinin gözden geçirilmesinde yarar bulunmaktadır. 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un: 1/2. maddesi; “A., A., A., B., D., E., E., G., İ., K., K., M., S. ve S. büyükşehir belediyelerinin sınırları il mülki sınırlarıdır.” 1/3. maddesi; “Birinci ve ikinci fıkrada sayılan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belediyeler ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır.” 6. maddesi; “5216 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Madde 5 – Büyükşehir belediyelerinin sınırları, il mülki sınırlarıdır. İlçe belediyelerinin sınırları, bu ilçelerin mülki sınırlarıdır.” 16 . maddesi; “5393 sayılı Kanun’un 12 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. Mevzuatla orman köyleri ve orman köylüsüne tanınan hak, sorumluluk ve imtiyazlar orman köyü iken mahalleye dönüşen yerler için devam eder. Bir belediyeye katılarak mahalleye dönüşen köy, köy bağlısı ve belediyelerce kullanılan mera, yaylak, kışlak gibi yerlerden bu mahalle sakinleri ve varsa diğer hak sahipleri 25/2/1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanunu hükümleri çerçevesinde yararlanmaya devam eder.”, Geçici 1/13. maddesi; “1 inci maddeye göre tüzel kişiliği kaldırılan belediye ve köylerin mahkemelerde süren davalarında katıldıkları ilçe belediyesi taraf olur.” hükümlerini içermektedir. Kanun’un genel gerekçesinde idari yapılanmadaki değişiklikleri zorunlu kılan hususlara değinilerek, belediye sınırlarının mülkî sınırlar olarak belirlenmesi “bu çerçevede yönetim, planlama ve koordinasyon açısından belediye sınırı mülkî sınır olacak biçimde optimal ölçekte hizmet üretebilecek güçlü yerel yönetim yapısının varlığına ihtiyaç duyulmaktadır” gerekçesiyle hizmetin etkin şekilde yürütülmesi amacına bağlanmıştır. Uyuşmazlık konusu bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; TCK’nın 7. maddesinde Kanun’un kaldırılması veya değiştirilmesi esasına göre düzenlenen “failin lehine olan Kanun’un geçmişe etkili olması” ilkesinin uygulanmasında bahsi geçen kanun, suç ve ceza normlarını içeren ya da bu normlarla bütünleyici ilişki içinde olan kanunlardır. 6360 sayılı Kanun, köy merasına tecavüz suçunun düzenlendiği TCK’nın 154/2. maddesi ile bütünleyici bir ilişki içinde bulunmadığı gibi maddede herhangi bir değişikliğe ya da maddenin yürürlükten kaldırılmasına dair bir hüküm de içermemekte, idari yapılanmayı yeniden düzenlemek amacıyla köy statüsüne sahip yerleşim yerlerini mahalle olarak bağlı bulundukları ilçe belediyesine bağlamaktadır. Başka bir anlatımla 6360 sayılı Kanun, TCK’nın 154/2. maddesinde yer alan köy merasına tecavüz suçundaki fiilin değersizliğini etkilememekte, fiil cezaya layık haksızlık niteliğini korumaktadır. Nitekim Ceza Genel Kurulu’nun 23.03.1987 gün ve 612-145, 05.12.1994 gün ve 304-329 sayılı kararlarında da bu prensipler benimsenerek sonuca ulaşılmıştır. Bu itibarla, yerinde olmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. ... (CGK, 10.11.2015 tarihli ve 83-391 sayılı)

KISA DEĞERLENDİRME

Bu karar neden önemli?

Kararın merkezinde maddi gerçeğin araştırılması ile savunma hakkı arasındaki denge bulunuyor. Delilin nasıl elde edildiği, sonuca en az delilin içeriği kadar etki eder.

KARAR METNİ HAKKINDA

Metin hakkında

Aktarım
Metin, derlemede yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.
Sayfa düzeni
Metin yalnızca okunabilir olması için paragraflara ayrıldı; içerikten çıkarma veya yeniden yazma yapılmadı.
Derleme
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları 2015-2020 (1. Cilt)
Son kontrol
4 Ağustos 2026