KARAR METNİ
Derlemedeki karar metni
ÖZET: TCK’nın 167/1. maddesinde, aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin zararına olarak suçun işlenmesi hâlinde cezaya hükmolunmayacağı, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise ayrı konutta yaşayan kardeşin zararına olarak suçun işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında indirileceği düzenlenmiş olup dosyadaki mevcut aile nüfus kayıtlarına göre sanık ile katılanın kardeş olması, katılanın anne-babadan kalan evde, sanığın ise aynı sokak üzerindeki kendisine ait başka bir evde ikamet ettiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında mala zarar verme suçundan belirlenen temel cezadan TCK’nın 167/2. maddesi gereğince yarı oranda indirim yapılması gerekmektedir. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar; sanık hakkında hakaret suçunda 5237 sayılı TCK’nın 129/3, mala zarar vermek suçunda ise aynı Kanun’un 167/2 ve 29. maddelerinin uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; Sanık M. S.’nin katılan H. K.’nın abisi olduğu, katılan H.’nin anne-babasından kalan evde, sanığın ise aynı sokak üzerindeki kendisine ait evde oturdukları, sanık ile katılan arasında hem katılanın olay tarihinde kaldığı ev hem de diğer arazilerle ilgili aralarında miras anlaşmazlığının bulunduğu, 13.09.2008 günü sanığın katılanın oturduğu evin bahçesindeki ağaçlardan meyve toplamak için geldiğinde aralarında tartışma çıktığı, saat 16.55’de polise kavga ihbarının yapılması üzerine kolluk görevlilerinin olay yerine gelerek düzenledikleri tutanağa ekli krokiye göre, iki katlı evin zemin katının giriş kapısı yanında bulunan demir parmaklıklı camsız mutfak penceresine takılı sineklik üzerinde eşit aralıklarla 5X5 cm ebadında 4 adet deliğin mevcut olduğunun belirtildiği, Olaydan bir gün sonra katılanın tekrar karakola müracaat ederek kavga sırasında sanığın sadece sinekliğe değil giriş kapısı üzerindeki ampule ve bahçedeki çiçeklere de zarar verdiğini ifade etmesi üzerine düzenlenen 14.09.2008 tarihli olay yeri inceleme ve tespit tutanağında ise, sineklik telinin 9 ayrı yerden sert bir cisimle delindiğinin, giriş kapısının üstünde bulunan ampulün kırık olduğunun, giriş kısmındaki
iki beton direğe bağlı hamağın parçalandığının, hamağın yanındaki peynir ve yağ tenekelerine dikilmiş biber ve çiçeklerin zarar gördüğünün yazılı olduğu, Anlaşılmaktadır. Katılan H. K. aşamalarda özetle; annesinin vefatından sonra ailesi ile birlikte babasından kalan eve yerleştiğini, miras malı olan bu ev yüzünden sanık ile mahkemelik olduklarını, olay günü sanığın evin bahçesine geldiğini ve ağaçlardaki meyvelere ne olduğunu sorduğunu, sanığa “siz topladınız ya” deyince sanığın “o…u, üzüm yerine b…u ye” şeklinde hakaret ettiğini ve yüzüne tükürdüğünü, sanıktan korktuğu için eve girdiğini, sanığın evin dışında “şerefsiz, o…u” şeklinde bağırmayı sürdürdüğünü, bahçede bulunan sandalyeyi alarak mutfak penceresine vurması neticesinde sineklik telinin yırtıldığını, ayrıca evin bahçesinde bulunan çiçeklere ve evin giriş kapısının yanındaki ampule de zarar verdiğini, sanığa karşılık vermediğini, şikayetçi olduğunu ve uzlaşmak istemediğini beyan etmiş, Tanık A. Ç. aşamalarda özetle; dayısının eşi olan katılanın evinde iftar yemeği için bulunduğu sırada evin dışında sanıkla katılan arasında üzümle ilgili konuşmaların geçtiğini duyunca yanlarına gittiğini, sanığın üzümleri sorduğunu, asmada bulunan üzümlerin tüketilmesinden dolayı sanığın katılana “o…u, şerefsiz, anneme ait üzümü nasıl yersin, b…u ye üzüm yiyeceğine” şeklinde küfürler ettiğini, eliyle katılana vurmaya çalıştığı sırada katılanın eve kaçtığını, sanığın eline geçirdiği demir sandalye ile evin mutfak camını kırdığını, evin önündeki bahçede bulunan çiçeklere zarar verdiğini ardından olay yerinden ayrıldığını ifade etmiş, Tanık T. E. K.; katılanın kızı olduğunu, dayısı olan sanığın evin bahçesine gelip annesine bahçedeki meyvelerin nerede olduğunu sorduğunu, annesinin meyveleri yediklerini ve komşulara dağıttıklarını söylemesi üzerine sanığın öfkelenerek “o…u, şerefsiz, üzümü nasıl yersin b…u ye” şeklinde hakaret ettiğini, eline aldığı üstü tahta, ayakları demirden imal edilmiş sandalye ile pencereye doğru vurmasıyla pencere demirinin yamulduğunu, sinekliğin yırtıldığını, annesinin sanığa hakaret etmediğini, olayın geçtiği bahçenin önünden yol geçtiğini, yolun hemen yanında komşu evlerin olduğunu, yapılan konuşmaların bu evdeki insanlar tarafından duyabileceğini, olay yerinde ayrıca A. Ç.’nin de olduğunu, başka kimsenin bulunmadığını anlatmış, Tanık K.A.; sanıkla arkadaş olduğunu, olay günü beraber katılanın kaldığı evin bahçesine üzüm toplamaya gittiklerini, katılan H.’nin, bahçenin babasından kaldığını, meyve toplatmaya izin vermeyeceğini söyleyerek hakaret ettiğini, ancak ne şekilde hakaret ettiğini hatırlamadığını, sanığın katılana karşılık vermeden ve herhangi bir zararda bulunmadan kendisiyle beraber bahçeden ayrıldığını belirtmiş, Tanık B.A., olayın geçtiği eve komşu olduğunu, olay günü sanığın yanında kimse bulunmaksızın katılanın oturduğu evin bahçesine girdiğini, bahçede duvar olduğu için kimin nerede durduğunu göremediğini ancak sanık ile katılanın münakaşa yaptıklarına dair sesler duyduğunu, yüksek sesle bağırmadıkları için konuşmaların içeriğini net olarak anlayamadığını, hakaret sözü işitmediğini ifade etmiş, Tanık A.S.; sanığın kızı olduğunu, olay günü babası ve babasının arkadaşı tanık K.A. ile birlikte bahçeye üzüm toplamaya gittiklerini, katılan H.’nin “şerefsizsiniz, meyve toplayamazsınız” şeklinde hakaret ettiğini, babasının karşılık vermediğini, pencere veya başka bir yere zararda bulunmadığını, sadece katılanı uyardığını beyan etmiş, Sanık aşamalarda; annesinin vefatından sonra katılanın anne-babasından kalan eve yerleştiğini, bu yüzden kendisinin ve çocuklarının miras malı eve ve bahçeye giremediklerini, evin bahçesindeki meyvelerden yiyemediklerini, olay günü üzüm ve incir toplamak için bahçeye girdiğini, üzümün toplanmış olduğunu gördüğünü, katılana “üzümler nerede” diye sorduğunu, katılanın ters cevaplar verdiğini ve şu an hatırlayamadığı şekilde hakarette bulunduğunu, katılanın hakaretlerine karşılık vermeden ve herhangi bir zararda bulunmadan bahçeden ayrıldığını savunmuş, tanık K. A.’nın beyanı alındıktan sonra ise, olayın bu kadar büyüyeceğini tahmin etmediği için ifade ve savunmalarında olay anında yanında tanık K. A.’nın bulunduğunu söylemediğini beyan etmiştir. ...272 2) Mala zarar verme suçunda 5237 sayılı TCK’nın 167/2. maddesinin uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine gelince; TCK’nın 167. maddesinde, “(1) Yağma ve nitelikli yağma hariç, bu bölümde yer alan suçların; a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,
Özetine yer verilmeyen diğer uyuşmazlık konuları ile ilgili kısımlar karardan çıkarılmıştır.
b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlâtlığın, c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin, Zararına olarak işlenmesi hâlinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz. (2) Bu suçların, haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi hâlinde; ilgili akraba hakkında şikâyet üzerine verilecek ceza, yarısı oranında indirilir” hükmü yer almaktadır. İzlenen suç politikası gereği yağma ve nitelikli yağma suçları hariç 5237 sayılı TCK’nın onuncu bölümünde düzenlenen malvarlığına karşı suçlarla ilgili bir kısım şahsi cezasızlık ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere yer verilmiştir. Maddenin 1. fıkrasında, aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin zararına olarak suçun işlenmesi hâlinde cezaya hükmolunmayacağı, 2. fıkrasında ise ayrı konutta yaşayan kardeşin zararına olarak suçun işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında indirileceği düzenlenmiş olup dosyadaki mevcut aile nüfus kayıtlarına göre sanık ile katılanın kardeş olması, katılan H.’nin anne-babadan kalan evde, sanığın ise aynı sokak üzerindeki kendisine ait başka bir evde ikamet ettiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında mala zarar verme suçunda belirlenen temel cezadan TCK’nın 167/2. maddesi gereğince yarı oranında indirim yapılması gerekmektedir. Bu itibarla, bu uyuşmazlığa yönelik itirazın kabulüne, Özel Daire onama kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün, mala zarar verme suçunda belirlenen temel cezadan TCK’nın 167/2. maddesi gereğince yarı oranında indirim yapılması ve aynı Kanun’un 53. maddesindeki hatalı uygulamanın giderilmesi suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmelidir. (CGK, 12.05.2015 tarihli ve 594-149 sayılı)