Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Sanık hakkında kesin nitelikteki adli para cezasının yanında ayrıca güvenlik tedbiri niteliğinde bulunan mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar

Ceza HukukuE. 2015/250K. 2015/40917.11.2015Ret

Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları 2015-2020 (1. Cilt)

Eklendi: 4 Ağustos 2026Son kontrol: 4 Ağustos 2026
01

Kararın özeti

Sanık hakkında kesin nitelikteki adli para cezasının yanında ayrıca güvenlik tedbiri niteliğinde bulunan mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi karşısında, hükmün temyizinin mümkün olduğu kabul edilmelidir.

02

Derlemedeki karar metni

Aşağıdaki metin, derlemede yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.

Görüntüleme ayarlarıStandart okuma alanı

KARAR METNİ

Derlemedeki karar metni

ÖZET: Sanık hakkında kesin nitelikteki adli para cezasının yanında ayrıca güvenlik tedbiri niteliğinde bulunan mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi karşısında, hükmün temyizinin mümkün olduğu kabul edilmelidir.

Hırsızlık suçundan sanığın sonuç olarak üç ay on gün hapis cezasından çevrilen adli para cezasıyla cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulmasına karar verilen ve suçun sübutu ile fiilinin vasıflandırılmasında bir anlaşmazlık ve bu kabulde dosya muhtevası itibarıyla herhangi bir hukuka aykırılık bulunmayan somut olayda, Özel Daireyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; hükmün temyiz kabiliyetinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. İncelenen dosya kapsamından; Sanık T.Ö. hakkında hırsızlık suçundan kamu davası açıldığı, Yerel Mahkemece yapılan yargılama neticesinde hükmolunan üç ay on gün hapis cezasının iki bin lira adli para cezasına çevrildiği ve sabıkalı olan sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. 1412 sayılı CMUK’un 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 305. maddesi uyarınca, ceza mahkemelerince verilen hükümler temyiz kanun yoluna tâbidir. Ancak Yerel Mahkeme hüküm tarihi itibarıyla; 1 - İki milyar liraya kadar (ikibin-ikimilyar dahil) para cezalarına dair hükümler, 2 - Yukarı sınırı onmilyar lirayı (onbin lira) geçmeyen para cezasını gerektiren suçlardan dolayı verilen beraat hükümleri, 3 - Bu kanun ile sair kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümler, Kesin olup, bu hükümler hakkında temyiz kanun yoluna başvurulamayacaktır. 647 sayılı Kanun’un yürürlükte bulunduğu dönemde işlenen suçlar yönünden bu Kanun’un dördüncü maddesi uygulanmak suretiyle hükmolunan kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezadan çevrilen para cezalarının, anılan maddenin dördüncü fıkrasındaki; “bu hükmün uygulanması, kanun yollarına başvurmada engel teşkil etmez” hükmü uyarınca, miktarına bakılmaksızın temyizi mümkün ise de; 647 sayılı Kanun’un 4. maddesinde yer alan ve kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların paraya veya maddede yazılı diğer tedbirlere çevrilmesine ilişkin olan bu ilkelere benzer düzenlemelere yer veren 5237 sayılı TCK’nın 50. maddesinde, “uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adli para cezası veya tedbirdir” düzenlemesi yer almasına karşın, “bu hükmün uygulanması, kanun yollarına başvurmada engel teşkil etmez” hükmüne yer verilmemesi nedeniyle, gerek 5237 sayılı TCK’nın 50. maddesi uyarınca kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaya seçenek olarak hükmedilen, gerekse 52. madde uyarınca doğrudan hükmedilen ikimilyar liraya kadar (ikibin-iki milyar dahil) olan adli para cezalarına ilişkin hükümlerin temyiz yeteneği bulunmamaktadır. “İkimilyar liraya kadar (ikibin lira-ikimilyar dahil) para cezalarına dair olan hükümlerin” temyiz edilemeyeceğine ilişkin 1412 sayılı CMUK’un 305. maddesinin 2. fıkrasının 1. bendinin, Anayasa Mahkemesinin 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe giren 23.07.2009 gün ve 65–114 sayılı kararı ile iptal edilmesinden sonra verilen, ister hapis cezasından çevrilen, ister doğrudan hükmolunan adli para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükümlerinin 14.04.2011 tarihine kadar hiçbir miktar gözetilmeksizin, 14.04.2011 gün ve 27905 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun’un 23. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 272. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde “hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen 3.000 Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine karşı istinaf yasa yoluna başvurulamayacağı” şeklinde yapılan değişiklik ve Aynı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna eklenen, “bölge adliye mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar hapis cezasından çevrilenler hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine karşı temyiz yoluna başvurulamaz” şeklindeki geçici 2. madde gözönünde bulundurulduğunda, 14.04.2011 tarihinden sonra ancak doğrudan hükmolunan 3.000 Liradan fazla adli para cezalarına ilişkin mahkûmiyet hükümlerinin temyizinin mümkün hale geldiği konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Görüldüğü gibi kanunumuzun temyiz edilebilirlik için aradığı ilk şart, verilen kararın hüküm niteliğinde olmasıdır.

5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinde; beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirleri, davanın reddi, davanın düşmesi kararlarının hüküm olduğu belirtilmiş, maddenin son fıkrasında; “adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı”nın kanun yolu bakımından da hüküm sayılacağı açıkça vurgulanmıştır. Sayılan hükümlerin verilme şartları da maddede ayrıntılı olarak hüküm altına alınmış, altıncı fıkrada; “yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunacağı” belirtilmiştir. 5237 sayılı TCK’nın 2. maddesinde güvenlik tedbirleri yönünden de kanunilik ilkesinin geçerli olduğu vurgulandıktan sonra, 53 ila 60. maddeler arasında “güvenlik tedbirleri” düzenlenmiştir. TCK’nın 53. maddesinde “belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma”, 54. maddesinde “eşya müsaderesi”, 55. maddesinde “kazanç müsaderesi”, 56. maddesinde “çocuklara özgü güvenlik tedbirleri”, 57. maddesinde “akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri”, 59. maddesinde “sınır dışı edilme”, 60. maddesinde ise “tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleri” ile ilgili düzenlemelere yer verilmiştir. Güvenlik tedbirleri anılan maddelerde sayılanlarla sınırlı olmayıp, özel kanunlarda da kanunilik ilkesine uyulmak şartıyla farklı güvenlik tedbirlerine yer verilmesi mümkündür. 5237 sayılı TCK’da yaptırım olarak ceza ve güvenlik tedbirlerine yer verilmiş olup, 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinde de güvenlik tedbirlerine hükmedilmesine ilişkin kararların hüküm sayılacağı açıkça belirtilmek suretiyle, tedbir kararlarının da temyiz yeteneğininbulunduğu ortaya konulmuştur. Bu nedenle, gerek mahkûmiyete ek, gerekse bağımsız olarak hükmedilen güvenlik tedbirleri, kesin nitelikte bulunan hükümlere her yönüyle temyiz edilebilirlik niteliği kazandıracaktır. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Sanık hakkında adli para cezasının yanında ayrıca hükmolunan tekerrür konusu, TCK’nın birinci kitabının üçüncü kısmında “güvenlik tedbirleri” başlığını taşıyan ikinci bölümünde düzenlenmiş olup, kanun’un 58. maddesinde mükerrirler hakkında, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirileceği öngörülmüştür. Tekerrürün maddi ceza hukuku yönü bulunsa da, güvenlik tedbiri olarak düzenlendiğinde de şüphe bulunmamaktadır. Bu nedenle, sanık hakkında kesin nitelikteki adli para cezasının yanında ayrıca güvenlik tedbiri niteliğinde bulunan mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi karşısında, hükmün temyizinin mümkün olduğu kabul edilmelidir. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 11.03.2014 gün ve 113-120, 05.10.2010 gün ve 183- 186 ile 08.12.2009 gün ve 241-286 sayılı kararları da aynı doğrultudadır. Bu itibarla, itirazın kabulüne, Özel Dairenin temyiz isteminin reddine ilişkin kararının kaldırılmasına, dosyanın hükmün esasının incelenmesi amacıyla Yargıtay 6. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir. (CGK, 17.11.2015 tarihli ve 250-409 sayılı)

KISA DEĞERLENDİRME

Bu karar neden önemli?

Kararın merkezinde maddi gerçeğin araştırılması ile savunma hakkı arasındaki denge bulunuyor. Delilin nasıl elde edildiği, sonuca en az delilin içeriği kadar etki eder.

KARAR METNİ HAKKINDA

Metin hakkında

Aktarım
Metin, derlemede yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.
Sayfa düzeni
Metin yalnızca okunabilir olması için paragraflara ayrıldı; içerikten çıkarma veya yeniden yazma yapılmadı.
Derleme
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları 2015-2020 (1. Cilt)
Son kontrol
4 Ağustos 2026