Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Ailesi tarafından yıllardır aranmayan, taşındığı yeni ortamda hiçbir komşusu ve arkadaşı bulunmayan ve kilitlenmek suretiyle evden çıkmasına izin verilmeyen sanığın,

Ceza HukukuE. 2018/244K. 2018/58029.11.2018Bozma

Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları 2015-2020 (1. Cilt)

Eklendi: 4 Ağustos 2026Son kontrol: 4 Ağustos 2026
01

Kararın özeti

Ailesi tarafından yıllardır aranmayan, taşındığı yeni ortamda hiçbir komşusu ve arkadaşı bulunmayan ve kilitlenmek suretiyle evden çıkmasına izin verilmeyen sanığın, ırzına yönelik ısrarlı saldırılardan maktulün vazgeçmeyeceğini anlayarak maktulden kaynaklanan, olay gecesi gerçekleşen ve ısrarla sürdürülen, bilimsel raporla da varlığı doğrulanan cinsel bütünlüğüne yönelen haksız saldırıyı o anda hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile maktulü boynundan bıçakla yaralayarak öldürdüğü, sanığın kendisini başka türlü savunmasının imkânsız olduğu, saldırının bir sonucu olan ve saldırgana karşı gerçekleştirilen fiilinin meşru savunma şartları altında gerçekleştirildiği kabul edilmelidir.

02

Derlemedeki karar metni

Aşağıdaki metin, derlemede yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.

Görüntüleme ayarlarıStandart okuma alanı

KARAR METNİ

Derlemedeki karar metni

ÖZET: Ailesi tarafından yıllardır aranmayan, taşındığı yeni ortamda hiçbir komşusu ve arkadaşı bulunmayan ve kilitlenmek suretiyle evden çıkmasına izin verilmeyen sanığın, ırzına yönelik ısrarlı saldırılardan maktulün vazgeçmeyeceğini anlayarak maktulden kaynaklanan, olay gecesi gerçekleşen ve ısrarla sürdürülen, bilimsel raporla da varlığı doğrulanan cinsel bütünlüğüne yönelen haksız saldırıyı o anda hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile maktulü boynundan bıçakla yaralayarak öldürdüğü, sanığın kendisini başka türlü savunmasının imkânsız olduğu, saldırının bir sonucu olan ve saldırgana karşı gerçekleştirilen fiilinin meşru savunma şartları altında gerçekleştirildiği kabul edilmelidir.

Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eylemini meşru savunma şartları altında gerçekleştirip gerçekleştirmediğinin belirlenmesine ilişkindir.

Yukarıdaki 09.04.2019 tarihli ve 1402-297 sayılı CGK kararında meşru savunmaya ilişkin hukuki açıklamalar bulunduğundan, tekrardan kaçınmak adına bu kararın yalnızca özetine yer verilmiştir.

İncelenen dosya kapsamından; A. İl Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğünce düzenlenen 14.10.2014 tarihli olay yeri inceleme raporunda; olayın A. ili, K. ilçesinde bulunan 5 katlı apartmanın 2. katında yer alan 4 numaralı dairede meydana geldiği, karşı dairenin kapı zilinde kan lekesi olduğu, daire giriş kapısı ve antrede yoğun kan birikintisi bulunduğu, kan damlalarının yatak odası ve salon salamanje içerisinde devam ettiği, televizyonun sehpa üzerine devrilmiş olduğu, CD’lerin dağıtılmış şekilde bulundukları, yatak odasındaki çift kişilikli yatağın dağınık, kan lekeli olduğu, yatak üzerinde kabza ve namlu kısımları kanlı toplam uzunluğu 29,5 cm uzunluğunda bıçak bulunduğu, elbise dolabının açık, yerde çeşitli giysilerin yer aldığı tespitlerine yer verildiği, A.Ü. Hastanesince 14.10.2014 tarihinde saat 03.45’te maktul hakkında düzenlenen raporda; maktulün boyun ön bölgesinde platismayı geçen yaklaşık 4 cm uzunluğunda transvers kesi bulunduğunun ifade edildiği, 15.10.2014 tarihli ölü muayene tutanağında; hastane evrakının tetkikinden, 03.30 sıralarında hastaneye getirilen maktulün durumunun kötü, şuurunun kapalı olduğu, entübe ve sedatize şekilde tedaviye alındığı, boyunda karotis arter yaralanması teşhisiyle ameliyat yapıldığı, yoğun bakım ünitesinde tedavisi devam ederken 14.40 sıralarında kardiyak arrest geliştiği, CPR çalışmalarına cevap alınamadığı, 15.25 itibarıyla eks olduğunun kaydedildiği, 176 cm boyunda, 95-100 kg ağırlığındaki, 30-35 yaşlarındaki cesedin, boyun ön kısımda, sütüre kesik vasıflı yara, sağ kol üstte “Canım anam”, sırt kısmında “Game over” ibarelerini taşıyan dövmeler bulunduğu, yine sağ ön kol ve sol ön kolda değişik şekillerde dövmeler olduğunun belirtildiği, 17.11.2014 tarihli otopsi raporunda; kanında ve idrarında, alkol, uyutucu, uyuşturucu madde tespit edilemeyen maktulün boyun bölgesindeki tek kesici delici alet yaralanmasına bağlı büyük damar kesilmesi ve dış kanama sonucu hayatını kaybettiğinin ifade edildiği, A. Adli Tıp Şube Müdürlüğünce sanık A.Ş. hakkında düzenlenen 14.10.2014 tarihli raporda; yapılan harici muayene sonunda sanığın sol zigoma ve üstü bölgede ekimoz ve şişlik, sol kaş dış yan kenar hizasında yüzeysel açılma, sol omuz üst kısımda 0,5 cm çapında soyulma ve kenarında çok sayıda sıyrık tarzı yara, sağ omuz arka kısmında küçük sıyrık tarzı yaralar olduğu, sanığın yapılan anüs muayenesinde saat kadranına göre 6 hizasında yer yer yarım santimetre kadar genişliği olan, içerisinde doku parçaları görünen, zemini hafif kanamalı epidermal hat üzerinden başlayıp mukozal yapıyla anal kanala doğru devam eden, görülen kısmı 1,5 cm uzunluğunda taze yırtık, saat kadranına göre 11 hizasında 0,6 cm uzunluğunda aynı şekilde anal kanala devam eden çizgi şeklinde zemini kanamalı yüzeysel fissür tarzında yırtık tespit edilmiş olduğu, anal sfinkter boyunca hafif ödem bulunduğu, sanığın vücudunda tespit edilen bu yaralanmaların basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte hafif olduğu, anal muayenede tespit edilen bulguların kişide akut fiiili livatanın maddi, tıbbi delillerinden olabileceği, akut fiili livatanın gerçekleşmiş olduğu bilgilerine yer verildiği, Suçta kullanılan bıçakla ilgili olarak A. Kriminal Polis Laboratuvarınca düzenlenen uzmanlık raporunda; 17,5 cm uzunluğunda, oluksuz, kesici ve delici vasıfta, tek ağızlı, sivri uçlu, sırtı küt namluya sahip bıçağın 6136 sayılı Kanun’un 4. maddesinde belirtilen yasak niteliği haiz bıçaklardan olmadığının belirtildiği, 14.10.2014 tarihili muhafaza altına alma tutanağında; sanık tarafından teslim edilen içerisinde pornografik film bulunduğu belirtilen bir adet DVD ve 2 adet taşınabilir belleğin muhafaza altına alındığının ifade edildiği, Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sistemi üzerinde yapılan sorgulamada; sanığın 17 yaşında iken 2007 tarihinde O.Ç. ile evlendiği, 2013 tarihinde bu evliliğin anlaşmalı boşanma ile sona erdiği, Anlaşılmaktadır. Katılan Ö.E. Cumhuriyet Başsavcılığında; maktulün ağabeyi olduğunu, 5-6 yıldır sanıkla maktulün birlikte yaşadıklarını, sanığın, eşinin cezaevinde olduğu dönemde maktulle tanıştığını, bu ilişkilerinden bir çocuklarının olduğunu, çocuğun hem zihinsel hem de fiziksel engelli olduğunun sonradan anlaşıldığını, ağabeyi olan maktul ile sanığın uyuşturucu bağımlısı olduklarını, A.’da kaldıkları dönemde sanık ve maktulle görüştüklerini, sanık A.’nın bu görüşmeler sırasında maktulün kendisini dövdüğünü anlattığını, ancak kendisinin sanıkta darp izi görmediğini, yaklaşık 3 ay kadar önce maktulün sanık ve çocuğu ile birlikte A.’dan ayrılarak çalışmak için A.’ya gittiğini, kendisinin de taşınmalarına yardımcı olduğunu, eşyasını A.’daki evlerine yerleştirdiğini, olayı görmediğini, A. ilindeyken polislerin telefon etmesi ile olaydan haberdar olduğunu, sanığın maktulü öldürmeye gücünün yetemeyeceğini, ya arkadan, ya da maktul uyurken bu işi yapmış olduğunu düşündüğünü,

Mahkemede; ağabeyinin işsiz biri olmadığını, benzin istasyonunda çalıştığını, kirada oturmamak için ev almayı planladığını, ağabeyini defnettikleri gün sanığın telefon ederek, “Gömdünüz mü o pezevengi?” dediğini, telefonla maktulün ablasını ve teyzesini arayarak tahrik ettiğini, hatta birkaç gün önce A.’ya gelerek otogarda çocuğunu bırakıp oradan uzaklaştığını, bu durumun basına da yansıdığını, Tanık T.G.; sanık ve maktulün birlikte oturdukları apartman dairesinin karşısında ikamet ettiğini, sanığı ve maktulü tanımadığını, üç veya dört kez kapı önünde rastlaştıklarını, olay günü saat 03.00 sıralarında kapı zilinin uzun uzun çalınması üzerine uyandığını, kapıyı açtığında maktulü kendi dairesinin önünde yere uzanmış şekilde ve kan içerisinde gördüğünü, maktulün yanına çökmüş olan sanığın ise kendisine “Ambulansı arar mısınız?” dediğini, maktulün ambulansa bindirilmesine yardımcı olduğunu, sanıkla maktul arasında kavga olduğuna şahit olmadığını, 14.10.2014 tarihli bilgi alma tutanağında maktulü hastaneye ulaştıran ambulansta bulunan görevli doktor; maktulün bilinç durumunu anlamak için maktule sorular sorduğunu, sorduğu sorulara maktulün gözlerini kapatarak gayet kısık sesle cevap verdiğini, boynundaki yaranın nasıl oluştuğunu maktule sorduğunda, maktulün “Eşim yaptı galiba, zaten akşam kavga etmiştik.” diye cevap verdiğini, mümkünse açık kimliğine ve adresine ilişkin verdiği bilgilerin gizli tutulmasını istediğini, Tanık H.G. olay günü kollukta; maktul ve sanığın ikamet ettikleri sitede yaşadığını, olay tarihinden 2 veya 2,5 ay kadar önce, gece saat 01.00 sıralarında işten aracıyla eve döndüğü sırada önceden tanımadığı sanığın, aracının önüne atlayıp dur işareti yaptığını, aracını durdurduğunda sanığın kendisine; “Abi Z. Bankası Şubesi nerede?” diye sorduğunu, yakınlarda olmadığını söyleyince, sanığın “Beni götürür müsün?” dediğini, ancak sanığı götürmeyi kabul etmediğini, sanığın bunun üzerine, “Abi, çocuğum rahatsız, birlikte yaşadığım sevgilim beni dışarıya göndermiyor!”, 15 numaralı apartmanı göstererek “Beni buraya kapattı!” dediğini, bunun üzerine sanığa kendisini Z. Bankası Şubesinin bulunduğu D. mevkisine götüremeyeceğini tekrar söylediğini, sanığın yürüyerek siteden çıkıp gittiğini, sanığın maktulü bıçakladığını öğrenince, hatırladığı bu olayı güvenlik güçlerine yardımcı olmak maksadıyla anlattığını, İfade etmişlerdir. Sanık A.Ş. kollukta; O.Ç. isimli şahısla evlendiğini, A.’da ikamet etmeye başladıklarını, eşinin çalışmaması ve evin ihtiyaçlarını karşılamaması nedeniyle eşini terk ederek A.’da ayrı bir evde kalmaya başladığını, geçimini sağlayabilmek için anketörlük, bilgisayar teknisyenliği gibi işlerde çalıştığını, eşinden ayrıldıktan bir veya iki yıl sonra maktul ile tanıştığını ve birlikte yaşamaya başladığını, eşinin boşanmaya razı olmaması üzerine resmen boşanamadıklarını, maktul ile yaşamaya başlamalarının 2. yılında Ö.E. ismini verdikleri bir oğullarının olduğunu, çocuğun, gerçek babası olan maktul yerine o tarihte hâlâ evli göründüğü eşi O. üzerine kaydedildiğini, bebeğinin % 99 oranında fiziksel ve zihinsel özürlü olduğunu, bebeği nedeniyle kendisine özürlü maaşı bağlandığını, bu maaşın kesilmesine neden olacağını düşündüğü için eski eşinden boşandıktan sonra maktul ile resmî nikâh kıymadıklarını, birlikte yaşamaya başladığı maktulün hiçbir vakit düzenli bir işi olmadığını, hep sefalet içinde yaşadıklarını, maddi yönden çektikleri sıkıntılar nedeniyle asabileşen maktulün kendisini dövdüğünü, yine rızası dışında kendisi ile ters ilişkiye girdiğini, karşı koyunca bu nedenle de kendisini dövdüğünü, maktulden korktuğunu, birkaç kez karakola gidip durumunu polislere anlatarak yardım istediğini, polislerin kendisine, maktulden şikâyetçi olursa I.’daki K.S.’ye gönderileceğini söylediklerini, bu durumda tek geçim kaynağı olan oğluna bağlanan özürlü maaşının kesilebileceğinden korktuğunu ve maktulü şikâyet edemediğini, özürlü oğlunu yalnız bırakamadığı için dışarıda iş bulup çalışamadığını, maktulün kendisini şikâyet etmesi durumunda öldürmekle ve çocuğunu elinden almakla tehdit ettiğini, A.’ya yerleşen Suriye uyruklu kişiler nedeniyle A.’daki ev kiralarının arttığını, ev kirasını ödeyemez duruma gelince, kiraların daha az olduğunu duydukları A.’ya olaydan 3 ay kadar önce taşındıklarını, A.’ya gelince de maktulün kendisine yönelik tavırlarında bir değişiklik olmadığını, dayak ve rızası dışındaki ters ilişkiye maruz kalmaya devam ettiğini, maktulün bir ay kadar bir benzin istasyonunda çalıştığını ancak bu işten ayrıldığını, maktulün kendisi ile birlikte olmasının tek nedeninin bebeğine bağlanan özürlü maaşı olduğunu, bunu maktulün de kendisine açıkça söylediğini, çocuğa bağlanan ve tek geçim kaynakları olan bu parayı maktulün aldığını, parayı kendisine vermediğini, hiçbir vakit dışarı çıkıp kendi başına alışveriş yapamadığını, maktulün kendisini eve kilitlediğini, evin perdelerini duvara çivileyerek kapalı tuttuğunu, kendisini gezmeye dışarı çıkarmadığını, taşındıkları binada komşusu olmadığı için buna ilişkin şahitlerinin olmadığını, ama A.’da kaldıkları ev sahibinin bu duruma tanık olduğunu, 13.10.2014 tarihinde maktulle birlikte kaymakamlığa kira yardımı ve TOKİ ev başvurusu için gittiklerini, eve saat 16.00 sıralarında döndüklerini, eve gelince maktulün çalışmamasından, evle ilgilenmemesinden, kendisini sürekli dövmesinden, özürlü çocuğuna bağlanan maaşa el koymasından ve kendisi ile rızası dışında zorla ters ilişkiye girmesinden duyduğu

bezginliği ifade ederek maktulden ayrılmak istediğini söylediğini, maktulün kendisine cevap vermediğini ancak kendisini dövdüğünü, “Beni bırakmaya kalkarsan seni öldürürüm, bu çocuk da ortada kalır, zaten resmî kayıtlara göre ben babası değilim, gerisini sen düşün!” dediğini, korkup sesini çıkaramadığını, kimseden yardım isteyemediğini, zaten tartışma sırasında maktulün kendisine ait telefonu yere atarak parçaladığını, yatak odasına gidip biraz uyuduğunu, daha sonra kalkıp maktule akşam yemeği hazırladığını, oğlu ile ilgilendiğini, uykusu gelince tekrar yatak odasına gidip uyuduğunu, maktulün yanına gelerek kendisini darbedip rızası dışında cinsel ilişkiye girdiğini, canının çok yandığını, dişlerini sıktığını, bağırmadığını, maktulün uzun süre ters ilişkiye girdikten sonra salona gittiğini, tahminine göre maktulün salonda pornografik film izlediğini, zira maktulün sürekli bu tarz filmler izleyip kendisine uygulamaya çalıştığını, yarım saat sonra maktulün tekrar yatak odasına geldiğini, kendisini soyunmaya zorladığını, maktule “Ö., ne olur yapma, çok canım yanıyor, normal olarak benimle ilişkiye gir, ne olur beni de dövme artık!” diyerek ağlamaya başladığını, zira arkasının çok acıyıp, sızladığını, maktulün buna rağmen zorla kendisi ile ters ilişkiye girdiğini, 15-20 dakika kadar süren bu ilişkiden sonra maktulün içine boşaldığını, çektiği bedensel acıyı beyninde hissetmeye başladığını, birden maktulün hırsızlara karşı korunmak için yatağın altına koyduğu bıçağı hatırladığını, maktulün elinden kurtulup bıçağı aldığını, bıçakla maktule doğru döndüğü esnada bıçağın maktulün boynuna geldiğini, korkup bıçağı hemen geri çektiğini, maktulle birlikte yataktan kalktıklarını, maktulün evin içerisinde dolaşmaya başladığını, boğazından çok kan aktığını, hemen giysi dolabından aldığı birkaç parça giysi ile maktulün boynuna kanı durdurmak için tampon yaptığını ama kanın durmadığını, ağlamaya başladığını, ne yapacağını bilemediğini, maktulün karşı komşunun zilini çalıp yardım istediğini, hâlsiz yere yığılan maktulün daha fazla kan kaybetmemesi için ambulans ve polis gelene kadar tampon yapmaya devam ettiğini, çocuğunu düşünüp korktuğu ve utandığı için polislere başta gerçeği söyleyemediğini, hayattaki tek dayanağının özürlü çocuğu olduğunu, anne ve babasının kendisi ile 3-4 yıldır görüşmediklerini, kendisini arayıp sormadıklarını, maddi yardımda bulunmadıklarını, olayın bu şekilde gerçekleşmesinden dolayı çok pişman ve üzgün olduğunu, maksadının maktule zarar vermek değil maktulü korkutup yatak odasından çıkmasını sağlamak olduğunu, Cumhuriyet Başsavcılığında benzer şekilde; maktulün çocuğuna bağlanan özürlü maaşını alıp kendisine ve çocuğa hiçbir şey almadığını, günlerce evden çıkmadan bütün gün evde yatıp evde pornografik içerikli filmler seyrettiğini, burada gördüklerini kendisi üzerinde tatbik etmeye çalıştığını, filmlerdeki gibi davranamadığı için maktulün kendisini dövdüğünü, “Sen ne biçim kadınsın?” diye aşağıladığını, olay gecesi maktulün kendisi ile zorla ters ilişkiye girdiğini, canının çok yandığını, acısının verdiği öfke ile maktulün hırsızlara karşı kullanmak için yatağın altında sakladığı bıçağı eline aldığını, maktule doğru döndüğü esnada bıçağın ucunun maktulün boynuna saplandığını, korktuğunu, Sorguda; olay günü maktulün kendisiyle zorla ters ilişkiye girdiğini daha sonra 3-4 saat uyuyup ardından televizyon seyrettiğini, maktulün yeniden kendisi ile ters ilişkiye girmek istediğini, canının yandığını, daha biraz önce yaptığını, bir daha yapmamasını söylemesine rağmen maktulün ısrar edip kendisine saldırdığını, kendisini korumak amacıyla bıçağı eline aldığını, olayın bu boyutlara gelebileceğini kesinlikle düşünmediğini, küçük ve mağdur çocuğu bulunduğunu, çocuğunun % 99 engelli olduğunu, tutuklanması hâlinde çocuğa cezaevinde bakmasının mümkün olmadığını, Ağır Ceza Mahkemesinde; kendisi ile zorla ters ilişkiye girmek isteyen maktulle aralarında boğuşma çıktığını, boğuşma sırasında, maktulün yastığın altında muhafaza ettiği bıçağı eline aldığını, boğuşurken maktulün üzerine düşünce, elindeki bıçağın maktulün boğazına isabet ettiğini, olay sırasında odanın ışıklarının kapalı olduğunu, maktulün bıçağı çıkarıp yatağın kenarına koyduğunu, Savunmuştur. ...26 Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Sanığın 17 yaşında iken 2011 yılında O.Ç. isimli şahısla evlendiği, O.Ç.’nin aile yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle sanığın birlikte yaşadıkları konutu terk ederek ayrı bir evde yaşamaya başladığı, geçimini sağlayabilmek için çeşitli işlerde çalıştığı, bu dönemde maktul ile tanışıp birlikte A.’da yaşamaya başladığı, sanığın, beyanlara göre birlikte yaşadığı maktulden Ö.E. adını verdiği bir erkek bebek dünyaya getirdiği, fiziksel ve zihinsel özürlü olan bu bebeğin, sanığın ayrı yaşadığı ancak boşanmayı kabul etmemesi nedeniyle resmen evli göründüğü O.Ç. adına nüfusa kaydedildiği, maktulün düzenli bir işinin olmaması ve çalışmak istememesi üzerine sanık ve maktulün ekonomik sıkıntı çekmeye başladıkları, maktulün yaşadığı bu sıkıntılar sonucu asabi bir yapıya büründüğü ve sanığa kötü davranarak sık sık sanığı darbettiği, sanık ve

Yukarıdaki kararlarda bulunan TCK’nın 25. maddesine ilişkin hukuki açıklamalar tekrardan kaçınmak adına bu karardan çıkarılmıştır.

maktulün A.’da geçinemeyeceklerini anlamaları üzerine A.’da daha ucuza ev kiralayabilecekleri ve maktulün iş bulabileceği umuduyla olay tarihinden yaklaşık 3 ay önce A.’ya gelerek oraya yerleştikleri, maktulün kısa süre bir benzin istasyonunda çalıştığı ancak buradaki işinden ayrıldığı, günlerce evden çıkmadan televizyon izleyip aile sorumluluklarını yerine getirmeyen maktulün bu dönemde de sanığı sık sık darbettiği, evde pornografik filmler izleyerek burada gördüğü ilişki çeşitlerini sanığa tatbik etmeye çalıştığı, sanıkla rızası dışında zorla ters ilişkiye girdiği, kendisine itiraz eden sanığa, “Sen ne biçim kadınsın?” diyerek sanığın kadınlığını küçümseyici sözler sarf ettiği ve sanığı bu yüzden de darbettiği, özürlü çocuklarına bağlanan maaştan başka geliri olmayan sanık ve çocuğuna maktulün maddi destekte bulunmadığı, bağlanan maaşı alıp kendisinin harcadığı, maktulün bu tavırlarından bezginlik duyan sanığın karakola giderek görevli polis memurlarına durumunu anlatıp bir çıkış yolu aramaya çalıştığı, ancak kadın sığınmaevine yerleştirilmesi durumunda tek geliri olan özürlü çocuğuna bağlanan maaşın kesilebileceğini düşünerek maktulü şikâyet etmekten vazgeçtiği, ayrılmak istediğini maktule söylediğinde maktulün darbına ve tehditlerine maruz kaldığı, yaşadığı sıkıntılar dolayısıyla olay günü yine maktulden ayrılmak istediğini söyleyen sanığı maktulün darbettiği ve sanıkla rızası dışında anal yoldan zorla cinsel ilişkiye girdiği, maktulün yatıp uyuyan sanığın yanına yaklaşık yarım saat sonra tekrar gelerek sanığı uyandırdığı ve soyunmasını isteyip yeniden anal yoldan ilişkiye girmek istediğini belirttiği, sanığın canının çok acıdığını, istiyorsa vajinal yoldan ilişkiye girmesini maktule söylemesine rağmen maktulün zorla 15-20 dakika boyunca sanıkla anal yoldan ilişkiye girdiği, bu sırada sanığın eline geçirdiği bıçağı maktulün boğazına bir kez vurarak maktulü yaraladığı, maktulün kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği, A. Adli Tıp Şube Müdürlüğünce sanık hakkında düzenlenen 14.10.2014 tarihli raporda; sanığın sol zigoma ve üstü bölgede ekimoz ve şişlik, sol kaş dış yan kenar hizasında yüzeysel açılma, sol omuz üst kısımda 0,5 cm çapında soyulma ve kenarında çok sayıda sıyrık tarzı yara, sağ omuz arka kısmında küçük sıyrık tarzı yaralar olduğu, sanığın yapılan anüs muayenesinde saat kadranına göre 6 hizasında yer yer yarım santimetre kadar genişliği olan, içerisinde doku parçaları görünen, zemini hafif kanamalı epidermal hat üzerinden başlayıp, mukozal yapıyla anal kanala doğru devam eden, görülen kısmı 1,5 cm uzunluğunda taze yırtık, saat kadranına göre 11 hizasında 0,6 cm uzunluğunda aynı şekilde anal kanala devam eden çizgi şeklinde zemini kanamalı yüzeysel fissür tarzında yırtık tespit edilmiş olduğu, anal sfinkter boyunca hafif ödem bulunduğu, anal muayenede tespit edilen bulguların akut fiili livatanın gerçekleşmiş olduğunun bildirildiği anlaşılan olayda; yıllardır ailesi tarafından aranıp sorulmayan, taşındığı yeni ortamda hiçbir komşusu ve arkadaşı bulunmayan, evin kapısı kilitlenmek suretiyle evden çıkmasına izin verilmeyen sanığın, açıklanan olaylar zinciri içinde ırzına yönelik ısrarlı saldırılardan maktulün vazgeçmeyeceğini anlayarak maktulden kaynaklanan, olay gecesi gerçekleşen ve ısrarla sürdürülen, bilimsel raporla da varlığı doğrulanan cinsel bütünlüğüne yönelen haksız saldırıyı o anda hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile maktulü boynundan bıçakla yaralayarak öldürdüğü, sanığın kendisini başka türlü savunmasının imkânsız olduğu, saldırının bir sonucu olan ve saldırgana karşı gerçekleştirilen fiilinin meşru savunma şartları altında gerçekleştirildiği kabul edilmelidir. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün, sanığın fiilini meşru savunma şartları altında işlediğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına, bozma kararı gereğince bu suçtan tutuklu bulunan sanığın tahliyesine, başka bir suçtan hükümlü veya tutuklu bulunmadığı takdirde derhâl salıverilmesinin temini için yazı yazılmasına karar verilmelidir. ... (CGK, 29.11.2018 tarihli ve 244-580 sayılı)

KISA DEĞERLENDİRME

Bu karar neden önemli?

Kararın merkezinde maddi gerçeğin araştırılması ile savunma hakkı arasındaki denge bulunuyor. Delilin nasıl elde edildiği, sonuca en az delilin içeriği kadar etki eder.

KARAR METNİ HAKKINDA

Metin hakkında

Aktarım
Metin, derlemede yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.
Sayfa düzeni
Metin yalnızca okunabilir olması için paragraflara ayrıldı; içerikten çıkarma veya yeniden yazma yapılmadı.
Derleme
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları 2015-2020 (1. Cilt)
Son kontrol
4 Ağustos 2026