KARAR METNİ
Derlemedeki karar metni
ÖZET: 1- Sanığın hakaret fiilini gerçekleştirdiği karakol binasının ön tarafının herkese açık bir yer olması ve söylenen sözlerin belirsiz sayıda kişi tarafından algılanabilir mahiyette bulunması karşısında, aleniyet unsurunun gerçekleştiğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. 2- Kabahatler Kanunu uyarınca hakkında işlem yapılmak üzere karakola getirilen sanığın, şikâyetçiye yönelik birden fazla ve sürekli hakarette bulunduğu göz önüne alındığında; sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı ve suçun işleniş biçimi dikkate alınarak temel cezanın eylem ile orantılı olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerekmektedir.
Yukarıdaki kararlarda hakaret suçuna ilişkin hukuki açıklamalar bulunduğundan, tekrardan kaçınmak adına bu kararın yalnızca özetine yer verilmiştir.
Yukarıdaki kararlarda hakaret suçuna ilişkin hukuki açıklamalar bulunduğundan, tekrardan kaçınmak adına bu kararın yalnızca özetine yer verilmiştir.
Yukarıdaki kararlarda hakaret suçuna ilişkin hukuki açıklamalar bulunduğundan, tekrardan kaçınmak adına bu kararın yalnızca özetine yer verilmiştir.
Sanıklar F.B., G.B. ve S.B. hakkında görevi yaptırmamak için direnme, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçları ile sanık İ.B. hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan verilen beraat kararları temyiz edilmeksizin; sanık İ.B. hakkında mala zarar verme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ise Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme sanık İ.B. hakkında kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkin olup karakol binası önünde işlenen hakaret suçunda aleniyet unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediği ve sanık hakkında hüküm kurulurken temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi gerekip gerekmediği hususlarının da ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. İncelenen dosya kapsamından; CD okuma tutanağında; olay günü saat 04.42 sıralarında inceleme dışı sanıklar F.B., G.B., S.B. ve sanık İ.B.’nin alkollü şekilde araç kullanılması nedeniyle haklarında yasal işlem yapılmak üzere karakola getirildikleri, bu sırada sanık İ.’nin nöbetçi memur Y.B.’ye “Ajan mıyız, emniyet müdürü olacakmış, beni aldı ya, biz bir tane polis memuru vurulunca üzülüyoruz, beni aldı ya” dediği, saat 04.45’te şikâyetçi K.Y. ve ekip arkadaşının içeriye girdiği, şikâyetçi K.’nin sanıkları kastederek tutanak düzenleyen polis memurlarına “Kabahatliler mi” diye sorduğu, bu sırada sanık İ.’nin, “Beni neden getirdiniz, suçu mu söyleyin, tamam” dediği, yine tutanak düzenleyen polis memurlarına hitaben “Elini cebine sokmuş geziyor emniyet müdürü ya”, karakolun müracaat bölümüne giderek “Karakol amirini bana çağırın”, asayişte görevli polis memurunu kastederek de “Bu insan kim, kim bu memur arkadaş kim” dediği, sanık İ.’ın görevli polis memurları ve diğer sanıklar tarafından sakinleştirilmeye çalışıldığı, asayiş ekipleri tarafından düzenlenen tutanağın Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü Başpolisi olan şikâyetçi K.’ye teslim edildiği, şikâyetçi K.’nin inceleme dışı sanık FA.’ya alkollü araç kullanmaktan; diğer sanıklara ise Kabahatler Kanun’undan işlem yapılacağını, ayrıca inceleme dışı sanık F.’nin sürücü belgesinin geri alınacağına dair açıklamalarda bulunduğu, işlemlerin devam ettiği sırada D. E. Üniversitesi Hastanesinde çalıştığını söyleyen inceleme dışı sanık F.’nin “İnşallah hastaneye bir polis abi düşmez, ben yapacağımı bilirim” dediği, bu esnada sanık İ.’nin da şikâyetçi K.’nin önündeki bankoya yumruk atarak “Ajanım ben ajan” demesi üzerine, inceleme dışı sanıklar tarafından sanık İ.’nin dışarıya çıkarıldığı, şikâyetçi K.’nin karakolun giriş kapısına kadar giderek dışarıda bulunan inceleme dışı sanık F.’yi çağırdığı, sanık ve inceleme dışı sanıkların tekrar müracaat bölümündeki bankoya geldikleri sırada inceleme dışı sanık G.’nin şikâyetçi K.’nin üzerine yürüyerek “Kim benim anama küfür ediyor, ben onun A. koyarım” dediği, bunun üzerine polis memurlarının inceleme dışı G.’yi dışarıya çıkardıkları, karakol içine girmeye çalışan inceleme dışı sanıklar ve sanık İ.’nin şikâyetçi K.’nin üzerine doğru yürüyerek “Seni dava edeceğiz, sen göreceksin” diyerek şikâyetçiye küfür ettikleri, saat 05.09’da karakolun dış kapısı önünde bulunan sanık İ.’nin “A., y. sokayım, senin var ya, senin ecdadının A., y. sokayım” şeklinde sözler söylediği, sonrasında karakolun bahçe kapısı duvarı üzerinde bulunan demir muhafazalı aydınlatma lambasını eliyle vurup kırdığı bilgilerine yer verildiği anlaşılmaktadır. Şikayetçi K.Y.; Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünde görev yaptığını, olay günü saat 04.30 sıralarında haber merkezinden anons gelmesi üzerine ekip olarak karakola geçtiklerini, inceleme dışı sanık F. hakkında alkollü araç kullanmaktan işlem yaptıkları sırada sanık İ.’nin kendisini engellemeye çalıştığını, bunun üzerine görevlilerin sanık İ.’yi dışarıya çıkardıklarını, inceleme dışı sanık F.’nin da sanık ile birlikte dışarıya çıktığını, bir süre dışarıda kalan inceleme dışı sanık F.’nin, yasal işlemlerinin yapılması amacıyla içeri girdiği, bu sırada sanık ve diğer inceleme dışı sanıkların da inceleme dışı sanık F.’nin arkasından geldiğini, üstüne yürüyen inceleme dışı sanık F. ile sanık İ.’nin “Sen bize nasıl küfredersin, bunun hesabını vereceksin, bize küfür edecek polisin anasını avradını çocuğunu sinkaf ederiz, y., g..üne sokarız” şeklinde hakaret ettiklerini, inceleme dışı sanık S.’nin ise “B.Y. benim hemşerim, sen gününü görürsün” diyerek kendisini tehdit ettiğini, dışarı çıkarılan sanık İ.’nin karakolun önünde bulunan aydınlatma lambasını kırdığını, Tanıklar Y. B. ve Ö. K. kollukta; olay gecesi sanıkların alkollü araç kullanmaları nedeniyle Kabahatler Kanunu uyarınca işlem yapılmak üzere karakola getirildiklerini, sanık ve inceleme dışı sanıklar hakkında tutanak düzenlenirken inceleme dışı sanık G.’nin “Sen nasıl anama küfredersin?” diyerek şikâyetçinin üzerine yürüdüğünü, sanık ve diğer inceleme dışı sanıkların da aynı eylemi gerçekleştirmeleri üzerine olaya karışanları karakolun dışına çıkarttıklarını, kendilerine küfredilmediğini açıklamaya çalıştıklarını, buna rağmen sanık ve inceleme dışı sanıkların şikâyetçiye ana avrat küfür edip tehdit ettiklerini, sanık İ.’nin karakol önündeki aydınlatma lambasını kırdığını, Tanık Y. B. mahkemede farklı olarak; sanık ve inceleme dışı sanıklar hakkında tutanak düzenledikleri sırada bir takım küfürleşmeler olduğunu, ancak kimin kime hakaret ettiğini net olarak duymadığını,
Tanık Ö. K. mahkemede farklı olarak; sanık İ.’nin şikâyetçiye birden fazla kez “Ananı avradını sinkaf ederim” dediğini, bunun haricinde küfür edildiğini duymadığını, Tanık M.A. kollukta; Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünde görev yaptığını, olay günü saat 04.30 sıralarında haber merkezinden anons gelmesi üzerine şikâyetçi ile birlikte karakola geçtiklerini, alkollü araç kullanmaktan inceleme dışı sanık F. hakkında işlem yaptıkları sırada sanık İ.’nin yanlarına gelerek şikâyetçiyi iterek “Sen bu işlemi nasıl yaparsın?” dediğini, polis memuru arkadaşlarının sanık İ.’yi dışarıya çıkardıklarını, inceleme dışı sanık F.’nin de sanığın arkasından gittiğini, şikâyetçinin işlemlere devam etmek için inceleme dışı sanık F.’yi çağırdığını, içeriye giren sanık ve inceleme dışı sanıkların “Sen bize nasıl küfredersin” diyerek şikâyetçinin üzerine yürüdüklerini, polis memurlarının araya girdiğini, inceleme dışı sanıklar ve sanığın “Sen bize nasıl küfredersin, bunun hesabını vereceksin, bize küfür edecek polisin anasını avradını çocuğunu sinkaf ederiz, Y., g..tüne sokarız” dediklerini, inceleme dışı sanık S.’nin ayrıca “B. Y. benim hemşerim, sen gününü görürsün” diyerek şikâyetçiyi tehdit ettiğini, sanık ve inceleme dışı sanıklara kendilerine kimsenin küfretmediğini anlatmaya çalıştıklarını, ancak inceleme dışı sanıklar ve sanığın eylemlerine karakolun dışında da devam ettiklerini, Mahkemede farklı olarak; karakolda işlemler yapıldığı sırada sürekli olarak “Ananı avradını çocuğunu sinkaf ederim” şeklinde şikâyetçiye hakaret edildiğini, ancak kimin küfür ettiğini tam olarak görmediğini, İnceleme dışı sanık F.B.; sanık ve inceleme dışı sanıklarla birlikte alkol alıp eğlendikten sonra evlerine döndükleri sırada, polis memurlarının kendilerini durdurarak biber gazı sıktıklarını, tutanak düzenlemek için karakola götürüldüklerini, bu sırada ağabeyi sanık İ.’nin “Bizim suçumuz ne, neden böyle davranıyorsunuz” dediğini, ağabeyini sakinleştirmek amacıyla dışarıya çıkaracağı esnada şikâyetçinin “Senin A. koyarım, A. koyduğumun çocuğu, çık dışarıya” dediğini, bunun üzerine yeğeni inceleme dışı sanık G.’in tepki gösterdiğini, karakolda bulunan diğer polis memurlarının da kendilerine hakaret ettiklerini, İnceleme dışı sanık G.B.; alkollü araç kullanmak nedeniyle işlem yapılmak üzere karakola getirildiklerini, polis memurlarının, amcası inceleme dışı sanık F. ve babası sanık İ. ile sert şekilde konuştuklarını, bu sırada gerginlik yaşandığını, babası sanık İ.’nin dışarı çıkarken şikâyetçinin “A. koyduğumun çocukları, dışarı çık” dediğini, bunun üzerine kendisinin de tepki gösterdiğini, ancak herhangi bir hakaret ve tehdit eyleminin olmadığını, İnceleme dışı sanık S.B.; karakolda işlemler yapıldığı sırada bir polis memurunun “Çıkarın bu anasını sinkaf ettiğimin çocuklarını” şeklinde bağırdığını, yeğeni sanık İ.’nin da bu duruma sinirlenerek aydınlatma lambasını kırdığını, şikâyetçinin üzerine yürümediklerini, herhangi bir hakaret ve tehdit eyleminin olmadığını, Beyan etmişlerdir. Sanık İ.B.; akrabası olan inceleme dışı sanıklarla evlerine döndükleri sırada arkalarında tepe lambası yanan bir araç gördüklerini, dar bir sokakta olmaları nedeniyle ambulans olduğunu düşündükleri araca yol vermek için ana caddeye çıkıp durduklarını, arkalarındaki aracın polis aracı olduğunu anlayınca araçtan indiklerini, ne olduğunu anlayamadan polis memurlarının kendilerine biber gazı sıkıp yaka paça karakola getirildiklerini, bu sırada bir polis memurunun “Alın bu şerefsizi, başımı belaya sokmasın, beni piskopata bağlamasın” dediğini, polis memurlarından sonradan duyduğu kadarıyla trafik polislerinden birinin arkasından “Alın bu A. koyduğumun yavşağını, başımı belaya sokmasın” şeklinde sözler söylemiş olduğunu, bunun üzerine inceleme dışı sanık G.’nin tepki gösterdiğini öğrendiğini, herhangi bir hakaret eyleminin olmadığını savunmuştur. Uyuşmazlık konularının ayrı ayrı değerlendirilmesinde yarar bulunmaktadır. I- Sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığına ilişkin uyuşmazlık konusunun incelenmesinde; ... Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Sanık İ. ve inceleme dışı sanıkların alkollü şekilde araç kullanması nedeniyle haklarında yasal işlem yapılmak üzere görevlilerce karakola getirildikleri, sanık ve inceleme dışı sanıklar hakkında tutanak düzenlenirken sanığın şikâyetçi K.’yi iterek “Sen bu işlemi nasıl yaparsın, ben ajanım ajan” dediği, bunun üzerine sanığın polis memurları tarafından karakol binası dışına çıkarıldığı, şikâyetçinin karakolun giriş kapısına giderek dışarıda bulunan inceleme dışı sanık F.’yi çağırdığı, bu esnada sanığın da karakola girip, şikâyetçinin üzerine doğru yürüyerek “Seni dava edeceğiz, sen göreceksin” şeklinde sözler söylediği, yeniden dışarıya çıkarılan sanığın bu kez karakolun dış kapısı önünde “A., Y. sokayım, senin var ya, senin ecdadının A., Y. Sokayım” diyerek şikâyetçiye hakaret ettiği, sonrasında karakolun bahçe kapısı duvarı
üzerinde bulunan demir muhafazalı aydınlatma lambasını eliyle vurup kırdığı olayda; sanığın, şikâyetçiye yönelik birden fazla kez hakaret içeren sözlerinin aynı yerde ve çok kısa zaman aralığı içerisinde söylemesi karşısında; hukuki anlamda bütünlük arz eden eylemlerinin tek bir suç oluşturduğu ve hakkında TCK’nın 43. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartlarının bulunmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla, Özel Dairenin sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartlarının bulunmadığına yönelik bozma kararı isabetli olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bu konudaki itirazı yerinde görülmemiştir. II- Karakol binası önünde işlenen hakaret suçunda aleniyet unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesinde; 5237 sayılı TCK’nın 125. maddesinin dördüncü fıkrasında hakaret suçunun alenen işlenmesi, bu suçun nitelikli bir şekli olarak kabul edilmiştir. Bu fıkraya ilişkin madde gerekçesinde, aleniyet için aranan temel ölçüt, fiilin, gerçekleştiği koşullar itibarıyla belirli olmayan ve birden fazla kişiler tarafından algılanabilir olması şeklinde belirtilmiştir. Hakaret suçunun, belirsiz sayıdaki kişiler tarafından işitilebilecek, görülebilecek ve algılanabilecek bir ortamda veya çok sayıda kişinin öğrenmesini sağlayacak herhangi bir araçla işlenmesi halinde, aleniyet vardır. Aleniyetin varlığı için, çok sayıda insanın hakareti öğrenmesinin olanaklı olması yeterlidir; söylenenlerin fiilen duyulması şart değildir. Aleniyet halinde, mağdur, hakaretin az sayıda kişi önünde gerçekleşmesine oranla, daha fazla rencide olacağı için, bu nitelikli hâl kabul edilmiştir. (Nur Centel, Hamide Z., Özlem Çakmut, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Beta Yayınevi, 3. Baskı, 2016, s. 235). Suçun basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde de alenen işlendiği kabul edilmelidir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Sanığın hakaret fiilini gerçekleştirdiği karakol binasının ön tarafının herkese açık bir yer olması ve söylenen sözlerin belirsiz sayıda kişi tarafından algılanabilir mahiyette bulunması karşısında, aleniyet unsurunun gerçekleştiğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının bu yönden değişik gerekçe ile kabulüne karar verilmelidir. III- Sanık hakkında hüküm kurulurken temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesine gelince; ... Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Kabahatler Kanunu uyarınca hakkında işlem yapılmak üzere karakola getirilen sanığın, şikâyetçiye yönelik birden fazla, çok kez ve sürekli hakarette bulunduğu göz önüne alındığında, sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı ve suçun işleniş biçimi dikkate alınarak temel cezanın eylem ile orantılı olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerekmektedir. Bu itibarla, bu uyuşmazlık konusu yönünden de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçe ile kabulüne karar verilmelidir. Ayrıca, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 gün ve ... sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 08.10.2015 gün ve 140-85 sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin iptal edilen hükümleri nazara alınarak sanık hakkında belirtilen maddenin uygulanması bakımından da yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunmaktadır. (CGK, 26.06.2018 tarihli ve 389-318 sayılı)